Ekonomide kabus: Borçların milli gelire oranı yüzde 82'ye ulaştı

Hazine'nin iç borç ana para ödemesi 1,5 trilyon lira olurken, ödenecek faiz ise 2 trilyon 53 milyar liraya ulaştı. İç ve dış borcun GSYH'ye oranı yüzde 82'ye yükseldi. Peki bu duruma nasıl gelindi?

Abone ol

DUVAR - Merkez Bankası ile Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın yayınladığı resmi veriler, ülkenin borç batağında boğulmak üzere olduğunu ortaya koydu. Merkez Bankası'nın raporuna göre mart ayı itibariyle vadesine 1 yıl veya daha az kalan dış borç 181,4 milyar dolara yükselerek, rekor kırdı. Kısa vadeli dış borç stokunun yüzde 44,3’ü dolar, yüzde 25,9’u euro, yüzde 9,7’si TL ve yüzde 20,1’i diğer döviz cinslerinden oluştu.

Ekonominin önündeki bir diğer mayın tarlası ise yine rekor üstüne rekor kıran iç borç seviyesi oldu. Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın düzenli olarak yayınladığı verilere göre iç borçlara ödenecek faiz tutarı nisan ayı itibariyle cumhuriyet tarihinde ilk kez ana parayı geçti. İç borç ana para tutarı nisan ayında 1 trilyon 483 milyar liraya ulaşırken, borcun faizi 1 trilyon 743 milyar liraya yükseldi. Mayıs ayına gelindiğindeyse iç borcun ana parası 1 trilyon 504 milyar lira, faizi ise 2 trilyon 53 milyar lira (yaklaşık 128 milyar dolar) oldu. Geçen yıl mayıs ayında faiz yükü 653 milyar lirayken, aradan geçen bir yılda 2 trilyon 53 milyar liraya yükseldi, yani bir yıllık fark 1 trilyon 400 milyar lirayı buldu.
Bir dipnot olarak, borçlanmada ekonomiyi tehdit eden yükselişi anlamak açısından, 10 yıl öncesinde yani 2012 yılında bu denge 388 milyar liraya karşılık 177 milyar lira düzeyindeydi. 

BAKANLIK TEMMUZA KADAR 107 MİLYAR LİRA DAHA BORÇLANACAK

Üstelik Hazine ve Maliye Bakanlığı'nın internet sitesinde yer alan 29 Nisan tarihli bilgilendirme duyurusuna göre; mayıs-temmuz döneminde 107 milyar lira tutarında daha iç borçlanmaya gidilecek.

Bakanlığın Mayıs-Temmuz 2022 dönemi iç borçlanma stratejisinde, mayısta 53 milyar liralık iç borç servisine karşılık 59 milyar liralık, haziranda 19,2 milyar liralık iç borç servisine karşılık 28 milyar liralık, temmuzda ise 10,8 milyar liralık iç borç servisine karşılık 20 milyar lira iç borçlanma yapılması öngörülüyor.

Mayıs ayındaki iç borçlanmanın 36,8 milyar lirasının piyasadan, 18,5 milyar lirasının doğrudan satışlardan, 3,7 milyar lirasının kamuya satışlardan; haziran iç borçlanmasının yaklaşık 22,4 milyar lirasının piyasadan, 5,6 milyar lirasının kamuya satışlardan; temmuz iç borçlanmasının 17,9 milyar lirasının piyasadan, 1,1 milyar lirasının doğrudan satışlardan, 1 milyar lirasının ise kamuya satışlardan oluşması bekleniyor.

MAYISTA 60,5 MİLYAR LİRA İÇ BORÇ ÖDEMESİ YAPILACAK

Borçlanmaya karşılık mayıs ayında 60,5 milyar liralık, haziranda 25,5 milyar liralık, temmuzda ise 17,9 milyar liralık ödeme yapılacak. Bu ödemelerin 21 milyar lirası dış borç servisinden oluşacak. İç borçlanmaların ortalama vadesi ise 53 ay.

İÇ BORÇ FAİZİ 1 YILDA NASIL 1 TRİLYON 400 MİLYAR LİRA ARTTI?

Yapılan hesaplamalara göre son bir yılda iç borcun faizi, anapara kadar yükselseydi yaklaşık 200 milyar liralık bir artış olacaktı. Ancak faiz yükü bir yılda 1 trilyon 400 milyar lira arttı, yani beklentinin 7 katı...

Hazine'nin ödeyeceği faizdeki inanılmaz artışa ilk olarak eski Hazine Müsteşar Yardımcısı Hakan Özyıldız dikkat çekti. Özyıldız, internet sitesinde Hazine’nin borç ödeme projeksiyonuna yer verdi. Ardından da Dünya gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, konuyu köşesinde işleyerek, oluşan tehlikeye işaret etti.

ÖZYILDIZ: BORCUN GSYH'YE ORANI YÜZDE 82

Hazine'nin bundan sonra hiç borç almasa dahi iç ve dış borç olarak 3,1 trilyon lira anapara ile 2,8 trilyon lira faiz ödeyeceğini hesaplayan Özyıldız "Toplam borç servisi 5,9 trilyon TL ediyor. Bu büyüklük, gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYH)yüzde 82'sine karşılık geliyor. Reel borç yükü hesaplanırken anapara (stok) / GSYH oranı esas alınır. Faiz yükü yıllık olmadığı, yıllar itibariyle değişeceği için hesaba katılmaz. Ülke karşılaştırmaları reel borç yükü üzerinden yapılır" dedi.

Peki iç borç daha düşük düzeyde artarken, ana para faizi nasıl oldu da bu kadar tırmandı?

 Ekonomistlere göre bu durumun temel nedeni, Merkez Bankası eliyle uygulanan politikalar. Cumhurbaşkanı'nın talebi doğrultusunda Merkez Bankası'nın eylül ayından itibaren politika faizini kademeli olarak 5 puan indirmesiyle döviz kuru ve enflasyondaki artış hızı tetiklendi. Bu durumun iç borçların faiz yüküne etkisi ise şöyle oldu: Hazine, yurtiçi yatırımcılardan döviz ve altının yanısıra TL bazında değişken faizli ve dövize endeksli tahville borçlanınca iç borcun faiz yükü dağları aştı! Enflasyon yüzde 70'e ulaşınca Hazine'nin bankalara sattığı enflasyona (TÜFE) endeksli tahvillerin faiz yükü de ağırlaştıkça ağırlaştı. Bu tahvilleri ellerinde tutan bankalar da, bu sayede kârlarını neredeyse 3'e katladı. İç borcun, milli gelire oranıysa yüzde 45'lere ulaştı.

Üstelik bu rakamlara, kur korumalı mevduatın (KKM) yükü dahil değil. Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerine göre KKM'nin yılın ilk çeyreğindeki maliyeti 16 milyar lirayı buldu. Yıl son maliyetinin ise yaklaşık 100 milyar lirayı bulacağı hesaplanıyor. Sözün özü, bırakın iç ve dış borcun ana parasını, faizini dahi döndürmek gün geçtikçe daha da zorlaşıyor, ekonominin belini büküyor. (EKONOMİ SERVİSİ)