Ege Üniversiteli gençler seçimden ne bekliyor?

"Bugünün üniversite öğrencisi neredeyse gözünü açtığından beri AK Parti iktidarda ve AKP'nin bize bir gelecek borcu var"... "Açılacak olan ‘Millet Kıraathanesi’ projesi bazı kesimler tarafından alay edilse de geç kalmış fakat güzel bir proje"… "Bir üniversite öğrencisi olarak ilerde beni bekleyen şeyin bir hiç olduğunu görüyorum"... Ege Üniversitesi'nden gençlerle seçimlerden beklentilerini konuştuk...

Abone ol

İZMİR - Ege Üniversitesi’nin farklı dallarında öğretim gören öğrencilerle seçim sürecine yönelik değerlendirmelerini, hangi sorunlarına ne tür çözümler istediklerini, nasıl bir siyasi iktidar ve nasıl bir Türkiye hayal ettiklerini konuştuk. Öğrencilerin gündeminde öncelikli olarak YÖK, OHAL, akademinin maruz kaldığı baskılar, ihraçlar, yoksulluk, işsizlik ve savaş vardı.

SANDIKLARI KORUMAK GELECEĞİMİZİ KORUMAKLA EŞDEĞER

“Seçimlerden bir öğrenci olarak asgari beklentim, herkes için eşit, güvenilir, baskıdan uzak bir koşulda gerçekleşmesi; temel kriteri ya da temenniyi buraya kadar düşürdük” diyen Ege Üniversitesi Gazetecilik öğrencisi Sultan Eylem Keleş, şöyle devam ediyor:

“Seçim sonuçları olarak ise elbette özgürlük, demokrasi, hukukun üstünlüğü ve güçler ayrılığı ilkesini programında ve söyleminde samimiyetle ele alan bir parti ve adayının kazanmasını dilerim. Seçim güvenliği bu seçimde önemli bir mihenk taşı, bu anlamda öğrenciler ve gençlere büyük rol düşüyor. Şu koşulda sandıkları korumak, geleceğimizi korumakla eş değer.”

Sultan Eylem Keleş

'AKP'NİN BİZE BİR GELECEK BORCU VAR'

Keleş, kampüste ve akademide yaşanan sorunları ise şu şekilde özetliyor: “AKP döneminde gençler nüfus artığı olarak görüldü. Niteliksiz eğitime, işsizliğe, geleceksizliğe mahkum edildi. Üniversiteler adeta bir yandan baskıyla hapishane haline getirilirken bir yandan da piyasaya peşkeş çekildi. Verdikleri kredi ve burslar yaşamımızı idame ettirmemize yetmezken iş olanağı yaratılmadan faizle geri ödemelerle borçlandırıldık. Özellikle ihraçlarla üniversitelerde akademik personellerin niteliği, akademinin geleceği, özerkliği yerle bir edildi. Bu anlamda, açıkça söyleyelim bizim için çözümün başlangıcı AKP'nin gitmesiyle olacak. Bugünün üniversite öğrencisi neredeyse gözünü açtığından beri AKP iktidarda ve AKP'nin bize bir gelecek borcu var.”

Keleş, seçimlerden beklentisini ise şöyle anlatıyor: “Gençliğin bu sorunlarını ortaya koyan, çözümü noktasında iradi adımlar atabilecek, gençliği oy deposu olarak görmeyip potansiyelini ve dinamizmini açığa çıkartma iddiası taşıyanların kazandığı bir seçim sonucuna ihtiyacımız var. OHAL'in, YÖK'ün kaldırılması; öğrencilere nitelikli eğitim ve iş istihdamı yaratılması gibi temel talepler en öncelikli olarak vaatlere eklenmeli. Parlamento her şey olmayabilir belki ama çok şeydir.”

'KIRAATHANE GEÇ KALMIŞ AMA GÜZEL BİR PROJE'

Öğrenci Mahsun Helvacı ise, seçimlerden beklentisini şu sözlerle ifade ediyor: ’Seçimden beklentim günlük veya şahsi değil. Türkiye cumhuriyeti çatısı altında herkesin ‘mesele devlet meselesi’ olunca bir olduğu, beraber olduğu ve ne olursa olsun devletimizi daha ileriye taşımak için çaba harcadığı bir Türkiye hayal ediyorum. KPSS sınavına hazırlanan bir öğrenci olarak kütüphane sıkıntısı yaşıyorum. Açılacak olan ‘Millet Kıraathanesi’ projesi bazı kesimler tarafından alay edilse de geç kalmış fakat güzel bir proje…’’

Helvacı gençlerin sorunlarına ilişkin şunları söylüyor: "En büyük sorun olarak gördüğüm şey ise genç işsizlerin durumu. Genç işsizlik git gide artıyor ve insanlar artık mavi yakalı olarak değil beyaz yakalı olarak çalışmak istiyor. Bu da her geçen gün işsizlik sayısında artışa neden oluyor. Ülkemiz teknoloji ağırlıklı büyümediği için beyaz yaka sayısını bir anda arttırmak mümkün olmuyor. Gençlerin iş hayatı için istedikleri şey beyin yorarak masa başında iş yapmak. Bunun için gerekli şartların oluşturulması gerektiğini düşünüyorum. Seçim sonuçlarının kısa sürede buna etkisi olacağını düşünmüyorum. Yapılan yerli araba, yerli helikopter vs. gibi çalışmaların yerli bilgisayar, yerli teknolojiler ile devam etmesi gençlere ilham kaynağı olacaktır’’

'HALK SİYASİ KUTUPLAŞMALARIN ESİRİ OLDU'

Gündelik hayata sirayet eden sorunların insanların birbirine karşı tahammülsüz davranmalarından kaynaklandığını düşünen Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğrencisi Enes Günay toplumdaki kutuplaşmanın doğru reçetelerle çözüleceğine inanıyor:

"Yıllar boyu ekranlardan, gazetelerden, miting meydanlarından sürekli olarak telkin edilen şeyler birbirimizi biraz daha ötelemeye matuf olunca ister istemez toplum bundan etkilendi. Balık baştan kokar misali artık halk da siyasi kutuplaşmaların esiri oldu. Bu toplumu oluşturan bütün kurumlara zarar vermeye başlayacak seviyeye kadar geldi. Bu problemin düzeltilmesinin, ortaya çıkması kadar uzun bir süre almayacağı kanaatindeyim ancak doğru reçetelerle. Seçimin sonucunda artık ülkeyi idare etmeye başlayan kişi toplumun yaralı bir halde olduğunu görerek işe başlamalı. Hiçbir kesimi ötekileştirmeden herkesi dinlemeli ve yumuşak bir üsluba sahip olmalı. Bu toplumdaki gerginliği azaltacaktır. Bu problemleri görüp samimi bir şekilde bunları çözmeyi isteyen kişilerin seçimi kazanması diğer bütün problemlerin çözümü adına da en büyük umut olacaktır.’’

'İLERDE BENİ BEKLEYEN ŞEYİN BİR HİÇ OLDUĞUNU GÖRÜYORUM'

Özkan Aladağ

Sosyoloji bölümü son sınıf öğrencisi Özkan Aladağ'a göre Türkiye'nin içinde bulunduğu mevcut durumda kampüslerin neredeyse tamamı bir askeri kışla gibi yönetiliyor ve baskı altında tutuluyor. Aladağ, şunları söylüyor:

“Bu, üniversite gençliğinin önünü tıkamakta ve daha renkli geçebilecek gençlik yılları, yaşam alanlarımızın baskı altına alınması ile heba olmaktadır. Bunun ortadan kalkması, kampüslerin özgür bırakılması beklentisi içerisindeyim öncelikle”.

Ardından gelen problemi de gelecek beklentisi. İkinci olarak Türkiye'de üniversite sayısı fazlalaştıkça nitelik azaldı ve kadro veya iş imkanı neredeyse tamamen ortadan kalktı. Bir üniversite öğrencisi olarak ilerde beni bekleyen şeyin bir hiç olduğunu görüyorum. Gelecekten beklentilerinin olmadığı bir ülkede insanlar mutlu ve huzurlu olamazlar. Daha güvenli bir gelecek beklentisi içindeyim.”

Oyunu HDP’ye ve Demirtaş’a vereceğini belirten Aladağ, “En iyi seçim sonucunun Türkiye'de yok sayılan görmezden gelinen ve eş başkanları, milletvekilleri, sayısız üyesi cezaevlerinde olan HDP’nin tüm barajları yıkıp hatta ve hatta iktidara gelmesi ile olabileceğini düşünüyorum. Çünkü sorunlarımıza en samimi çözüm arayışı bu parti ve Selahattin Demirtaş’ta birleşmektedir. Özgürlük cezaevlerinden başlayacak ve sokaklara taşacaktır. Umudumuz bu yönde” diyor.

'BU SEÇİMİN YENİ BİR BAŞLANGIÇ OLACAĞINA DAİR UMUTLUYUM'

Ziraat Mühendisliği Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü öğrencisi Sibel Çelik “Seçimlerden beklentim eşit, özgür ve barışın var olduğu bir ülke yaratmak. En büyük beklentim çocuklara baktığımız zaman yaşayacakları günlere acıdığımız değil de umutla baktığımız günlerin gelmesidir” diye konuşuyor.

Çelik, yoksulluk ve işsizlik gibi temel problemlere ise şu sözlerle dikkat çekiyor: “Yaşadığım gündelik sorunlara baktığım zaman en başta yoksulluk geliyor. Geniş bir çerçevede söyleyecek olursak gelir dağılımındaki farklılıkların bu kadar keskin olması diyebilirim. Diğer bir önemli sorun da eğitim ve iş bulamama sorunu. Seçim eğer adil ve eşit bir şekilde yapılırsa şayet barıştan, emekçiden, gençlerden, kadından yana olan bir partinin bu sorunları çözebileceğini düşünüyorum. Bu seçimin yeni bir başlangıç olacağına dair umutluyum.”

'SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ MEVCUT DÜZENİN DEĞİŞMESİYLE MÜMKÜN'

Sınıf Öğretmenliği Bölümü öğrencisi Cemre Göçer, “Daha demokratik, düşünce özgürlüğünün olduğu, herkesin fikirlerini açıkça belirtebildiği, mezun olduğumuzda iş imkanımızın olduğu bir ülkede yaşamak istiyorum. Mevcut olan düzenin değişmesiyle bu sorunların da düzeleceğine inanıyorum” diye konuşuyor.

HAKSIZ ŞEKİLDE İHRAÇ EDİLEN AKADEMİSYENLER GÖREVİNE DÖNMELİ

Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği bölümünde eğitim gören Emre Mıtlın ise beklentilerini şöyle anlatıyor: “En öncelikli beklentilerimiz hak ve özgürlüklerin genişletilmesi, siyasal hayatın demokratik bir temele oturtulması, OHAL’in kaldırılması, medya üzerindeki baskının son bulması, yargının bağımsız bir şekilde kararlarını verebilmesi… Yani kısacası tüm bunlar mevcut iktidarın değişmesi ile mümkün.”,

Mıtlın, gündelik hayatında ve kampüslerde ve akademide de yaşanan sorunların temeli olarak gösterdiği iktidarın ömrünü tamamladığını düşündüğünü söylerken şunları anlatıyor:

“Akademik alanda ise üniversitenin özerk yapısının genişletilmesi ve fiilen uygulanması, en büyük beklentimiz. Öğrencilerin okudukları okul ile ilgili konularda söz haklarının olması, özel güvenlik ve polis baskısının son bulması, darbe artığı YÖK’ün kaldırılması, rektör seçimlerinde son sözün üniversite içindeki akademisyenlerde olması diye devam edebilirim. Akademisyenlerin üzerindeki baskı azaltılmalı ve haksız şekilde ihraç edilen akademisyenler görevlerine tekrar dönmeli. Bilimsel ve anadilde eğitim imkanları sağlanmalı.”