Dünyayı hâlâ hanedanlar yönetiyor

Monarşilerde iktidar, doğası gereği (sonraki aile bireylerine) miras kalır. Ne var ki -vatandaşların özgür ve adil seçimlerde liderlerini seçebilecekleri- demokrasilerde dahi siyasi bir ailenin üyesi olmak kayda değer bir avantaj sağlar. Bu durum, adaylar açısından isminin tanınırlığının yanı sıra, seçildikleri görevlerde siyasal deneyimlere, müttefiklere ve kaynaklara daha iyi ulaşım için olanak sağlar.

Abone ol

Farida Jalalzai & Meg Rincker

Siyasete atılmak mı istiyorsunuz? Doğru aileden geliyorsanız, bunun size yardımı olur.

2018 yılının Aralık ayında ‘Historical Social Research’ adlı dergide yayınlanan yeni çalışmamız, ortalama 10 dünya liderinden birinin, siyasetle bağlantısı olan ailelerden geldiğini gösteriyor.

2000’den 2017’ye dek Sahra-altı Afrika, Asya, Avrupa, Kuzey Amerika ve Latin Amerika’da seçilen -cumhurbaşkanları ve başbakanlar olmak üzere- 1.029 siyasi yöneticinin geçmişini inceledik. Tüm dünya liderlerinin 119’unun, yani yüzde 12’sinin, siyasi bir aileden geldiğini tespit ettik.

Araştırmamız, ‘siyasi aile’yi, “yargıç, bir parti yetkilisi, bürokrat, milletvekili, başkan veya aktivist olarak siyaset sahnesinde uzun zamandır yer alan bir kişiyle kan veya evlilik bağına sahip kişiler” biçiminde tanımlıyor.

Dikkat çekici örnekler arasında ABD eski Başkanı George W. Bush, Kanada Başbakanı Justin Trudeau ve eski Arjantin Cumhurbaşkanı Cristina Fernández de Kirchner bulunuyor.

AİLE BAĞLARI DÜNYANIN HER YERİNDE ÖNEMLİ

Aileden gelen siyasal bağlantılar, üzerinde çalıştığımız bölgelerin tamamında, monarşik ve demokratik yönetimlerde, zengin ve yoksul ülkelerde önem taşıyordu.

Monarşilerde iktidar, doğası gereği (sonraki aile bireylerine) miras kalır. Ne var ki -vatandaşların özgür ve adil seçimlerde liderlerini seçebilecekleri- demokrasilerde dahi siyasi bir ailenin üyesi olmak kayda değer bir avantaj sağlar. Bu durum, adaylar açısından isminin tanınırlığının yanı sıra, seçildikleri görevlerde siyasal deneyimlere, müttefiklere ve kaynaklara daha iyi ulaşım için olanak sağlar.

Mesela Bush ve Trudeau, babalarının daha önce aynı mevkide hizmet ettikleri göz önüne alındığında, bu makamlarla doğrudan bağları olan ve demokratik olarak seçilmiş yöneticilerdi.

Teknik açıdan, aslında Kuzey Amerika en yüksek siyasi aile bağlarına sahip lider oranına sahipti. Araştırmamız süresince görev yapan sekiz başkan ve başbakandan ikisi, geçmişteki devlet başkanlarıyla ilişkiliydi. Bununla birlikte, tanımımız bağlamında bölge sadece iki ülkeden (ABD ve Kanada) oluştuğu için veri analizi sırasında bir kenara koyduk, zira genel sonuçları çarpıtacaktı.

DÜNYA GENELİNDEKİ SİYASİ HANEDANLAR

2000-2017 yılları arasında görev yapan 1.029 başkan ve başbakanın geçmişini inceleyen farklı bir çalışma, ortalama 10 dünya liderinden 1’inin siyasi ailelerle bağlantılı olduğunu ortaya koydu. Bu oran, Avrupa ve Latin Amerika’da en yüksek yüzdeye sahipti; fakat Sahra-altı Afrika’daki üst düzey yöneticilerinin siyasi ailelerle akrabalık ilişkilerine sahip olma ihtimali daha yüksekti.

Siyasi bir aileyle bağlantılı olan liderler:

Latin Amerika %13

Avrupa %13

Asya %11

Sahra-altı Afrika %9

Yukarıdaki gruptan, özellikle eski başkan ya da başbakanlarla bağlantılı liderler:

Sahra-altı Afrika %62

Latin Amerika %36

Asya %30

Avrupa %11

-Oranlara Kuzey Amerika verileri dahil değildir.

(Kaynak: Historical Social Research / 2018)

Kuzey Amerika hariç tutulduğunda, Avrupa da siyasi ailelerle bağlantılı liderler listesine giriyor. Köklü demokrasilerin bulunduğu bölgede, 2000 ve 2017 yılları arasında Avrupa’daki başkan, cumhurbaşkanı ve başbakanların yüzde 13’ü tıpkı Latin Amerika’da olduğu gibi siyasi ailelerden gelen kişilerden oluşuyordu.

Görece az sayıdaki Avrupalı liderin -54 kişiden yalnızca 6’sının- eski bir cumhurbaşkanı veya başbakanla aile bağı vardı.

2000’den 2017’ye dek görevde olan 88 Latin Amerika liderinin tam 11’i önceki başkanlarla bağlantılıydı. Uruguaylı Jorge Luís Batlle’ın başkanlığından önce, üç farklı akrabasının siyasi deneyimi mevcuttu.

Sahra-altı Afrika, çalıştığımız tüm diğer bölgelerdeki siyasi aile bağına sahip yöneticilere göre en düşük yüzdeye sahipti; yalnızca %9.

Sahra-altı Afrika’dan bir cumhurbaşkanı veya başbakanın siyasi aile bağları olduğu durumda, koşulları gerçekten de güçlü ve doğrudandı. 29 Afrikalı yöneticiden 18’inin siyasi ailelerle bağlantısı mevcuttu; Kongo Demokratik Cumhuriyeti Başkanı Joseph Kabila ve Kenya Cumhurbaşkanı Uhuru Kenyatta da dahil olmak üzere, eski başkanlar veya başbakanlarla akrabaydı.

Çalışmamızın ortaya koyduğuna göre, Asyalı cumhurbaşkanları ve başbakanlar yüzdelik dilimin ortasında bulunan siyasi ailelerle bağlantılıydı. Araştırma kapsamına giren 204 Asyalı liderin 23’ü aileleri dolayısıyla siyasete atılmıştı. Yüzde 75’inden fazlası Bhutan, Kazakistan ve Sri Lanka gibi demokratik olmayan ülkelerdendi.

SİYASİ HANEDANLARDA KADINLARIN YERİ

Araştırmamız, bunların dışında, dünya genelindeki kadınların, erkeklerin egemen olduğu siyaset hayatında nasıl bir yer edindiğiyle ilgili kimi dikkat çekici fikirler de sunuyor.

Öncelikle söyleyelim ki, bu niteliklere sahip çok az kadın mevcut. Bu çalışmaya dahil edilen 1.029 siyasi yöneticiden yalnızca 66’sı kadındı. Almanya Şansölyesi Angela Merkel, Pakistan Başbakanı Benazir Butto, Nobel Barış Ödülü sahibi Liberyalı Ellen Johnson Sirleaf ve Brezilya Devlet Başkanı Dilma Rousseff de bu kişiler arasındaydı.

En yüksek makama ulaşan kadınların siyasi ailelere mensup olma oranı, erkek meslektaşlarına göre daha yüksekti.

Örneğimizdeki 66 kadın yöneticiden 19’unun siyaset alanıyla ailelerinden dolayı bağları vardı ve %29’luk bir kesimi temsil ediyorlardı. Araştırdığımız 963 erkeğin yüzünün –yani %10’dan fazlasının- siyasi ailelerle bağları bulunuyordu.

Bu durum, aile ilişkilerinin özellikle de kadınların siyasete girişinde önem taşıdığını gösteriyor.

İncelememizde, güçlü bir erkek akrabanın -tercihen eski bir başkan veya başbakan olan bir kişinin- desteğinin, kadın siyasetçilerin seçmenler ve siyasetçiler nezdinde güvenilirlik sağlamalarına yardımcı olduğunu gördük.

Aile bağları erkekler açısından da faydalı. Yine de iktidara gelebilmeleri için sıkça kullanılan farklı yollar da mevcut.

SİYASİ AİLE BAĞLARI ERKEKLERLE BAŞLIYOR

Siyasi ailelerden gelen kadın başkan ve başbakanlar, istisnasız biçimde, ailelerinde siyasi bir makama gelen ilk kadınlardı. İktidarla olan ilişkileri daima bir erkek akrabadan, çoğunlukla bir baba ya da kocadan kaynaklanıyordu.

2007 yılında bir suikasta kurban giden Benazir Butto, babası Pakistan eski Cumhurbaşkanı Zulfikhar Ali Butto’nun öldürülmesinden 14 yıl sonra iktidara gelmişti.

Arjantinli Cristina Fernández’in kocası Nestor Kirchner, 2007 yılında Arjantin Cumhurbaşkanı olarak seçilmişti.

1986’dan 1992’ye dek Filipinler’i yöneten Corazon Aquino, Marcos’un en güçlü muhaliflerinden biri olan eşi Senatör Benigno Aquino’ya suikast düzenlenmesi suçuna iştirak eden Filipinler eski Devlet Başkanı Ferdinand Marcos’un görevden alınmasının ardından seçilmişti.

Corazon’un sahip olduğu güçse, daha sonraları, 2010’dan 2016’ya dek Filipinler Devlet Başkanı olan oğlu Benigno “Ninoy” Aquino Jr.’a fayda sağlayacaktı.

Bu araştırma, siyasetin tam olarak bir meritokrasi* işi olduğu düşüncesini sorgulatıyor.

Öte yandan şunu da bir düşünmek lazım: Araştırmamızdaki tüm kadın dünya liderlerinin %71’i, siyasetle herhangi bir ailevi bağlantıya sahip olmaksızın en yüksek makama ulaşmıştı. Bu gerçek, M.S. 879 yılından beri var olan Hırvatistan’ı yöneten ilk kadın başbakan ve Hırvatistanlı bir kasabın kızı olan Kolinda Grabar-Kitaroviç’i de kapsıyor.

*‘Beceri ve liyakat gerektiren’ bir alan.

** Yazının aslı The Conversation sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)