Dünya Forum: Victor Frankenstein'ın hayalleri gerçek mi oluyor?

Genom düzenlemesi, insanların maruz kaldığı hastalıkların önlenmesi ve tedavisi hususunda büyük bir ilgi görüyor. Günümüzde, genom düzenlemeyle bağlantılı çoğu araştırma, hücreler ve hayvan denekler kullanılarak gerçekleştiriliyor. Bilim insanları bu yaklaşımın insanlarda kullanımının güvenli ve etkili olup olmadığını belirlemek için çalışmalar yürütüyorsa da Çinli bilim insanı He Jiankui’nin kısa süre önce yaptığı bir açıklamayla mesele çok daha zorlu bir tartışmaya konu olacak gibi görünüyor.

Abone ol

DUVAR - Geçtiğimiz haftalarda Çinli bilim insanı He Jiankui, gen düzenlemesi yapılan ilk çocuğun dünyaya geldiğini açıkladı. Bilim insanı sırada doğmayı bekleyen bir çocuk daha olduğunu açıkladıktan kısa bir süre sonra ortadan kayboldu.

Jiankui, ikiz kız çocuklarında CRISPR (gen düzenleme) teknolojisini başarıyla kullandığını ve çocukları HIV enfeksiyonuna karşı dirençli hale getirmek amacıyla bir genetik dizilim geliştirdiğini duyurdu. Çinli doktor, herhangi bir denetime tâbi olmayan ve hemen hemen tüm meslektaşları tarafından etik dışı olmakla itham edilen denemenin “başarılı” olduğunu ifade etti. Ne var ki, bu konuda bazı riskler söz konusu: CRISPR teknolojisine ilişkin son çalışmalar, gen düzenleme sırasında hastalıklı olmayan gen dizilimlerinin silinmesi veya yapılan düzenlemelerin sonrasında organizmada beklenmeyen değişimler yaratması da mümkün. Mary Shelley’in sorumsuz bir bilim insanı ve onun trajik yaratığını konu aldığı eşsiz romanı Frankenstein’da yazdığı bir cümle, sorunun temelinde yatan tartışmaya ışık tutması açısından oldukça manidar görünüyor: “Eğer kendimizi adadığımız çalışma, duygularınızı zayıflatma ya da başka hiçbir alaşımın karışamadığı hayatın şu basit zevklerini yok etme eğilimi taşıyorsa, o zaman bu çalışma kesinlikle kural dışı demektir; yani insan zihnine uygun değildir.”

Çinli bilim insanının genetik çalışmasını bu denli tartışmalı hale getiren temel sebeplerden birisi, Mary Shelley’in romanı boyunca sorguladığı “İnsan olmak ne demektir?” sorusuna yoğunlaşıyor. Henüz CRISPR teknolojisinin kullanımını düzenleyen uluslararası düzenleyici bir çerçeve yok ve birçok ülke kendi kendini denetlemekle görevli bilim insanlarına güvenmekle yetiniyor. Şimdiyse, bazı kesimler bunun yeterli olup olmadığını sorguluyor ve Jiankui’nin çalışmasını sorumsuz ve etik dışı bularak suçluyorlar. Kamuoyunun bir kısmı bu çalışmaları eleştirse de Çin’de 4 bin 771 kişiyle gerçekleştirilen yeni bir anket, katılanların yüzde 60’ının, hastalıkların tedavisi amacıyla gen düzenleme teknolojisinin uygulanmasını ve yeni araştırmalar yapılmasını desteklediğini ortaya koydu.

.

CRISPR / CAS9 GEN DÜZENLEME TEKNOLOJİSİ NEDİR?

CRISPR / Cas9 sistemi doğada, plazmidler* ve bakteriyel virüsler gibi yabancı genetik varlıklara karşı direnç kazandıran prokaryotik** bir bağışıklık sistemi formunda bulunur. CRISPR, DNA dizilerinin kısa tekrarı ve ardından bir bakteri virüsüne veya plazmidine maruz kalmanın sonucu olarak ortaya çıkan kısa aralıklı aralayıcı DNA içeren 'kümelenmiş düzenli aralıklı kısa palindromik*** tekrarlar' anlamına gelir. CRISPR-Cas9 yöntemi, bakterilerde doğal yollarla oluşan bir genom düzenleme sisteminden uyarlanmıştır. Bakteriler virüslerin istilası sırasında DNA parçacıklarını yakalar ve bunları CRISPR dizileri olarak bilinen DNA segmentleri oluşturmak için kullanırlar. CRISPR dizileri, bakterilerin virüsleri 'hatırlamalarını' sağlar. Virüsler tekrar saldırırsa, bakteriler virüslerin DNA’sını hedeflemek için CRISPR dizilerinden RNA dizileri üretir. Bakteriler daha sonra virüsü devre dışı bırakacak biçimde DNA’yı kesmek için Cas9 veya benzeri bir enzim kullanırlar.

CRISPR-Cas9 sistemi laboratuvarda da benzer şekilde çalışır. Araştırmacılar, genomda belirli bir hedef DNA dizisine bağlanan kısa bir 'kılavuz' gen dizisine sahip küçük bir RNA parçası oluştururlar. RNA ayrıca Cas9 enzimine bağlanır. Bakterilerde olduğu gibi, modifiye edilmiş RNA da DNA dizisini tanımak için kullanılır ve Cas9 enzimi, DNA’yı hedeflenen yerden keser. Cas9 en sık kullanılan enzim olmasına karşın, diğer enzimler de kullanılabilir. DNA kesildiğinde, araştırmacılar ek yapabilir, genetik materyal parçalarını silebilir veya özelleştirilmiş DNA dizisiyle mevcut bölümü değiştirerek, DNA üzerinde değişiklikler yapmak için hücrenin kendi DNA onarım araçlarını kullanır.

Genom düzenlemesi, insanların maruz kaldığı hastalıkların önlenmesi ve tedavisi hususunda büyük bir ilgi görüyor. Günümüzde, genom düzenlemeyle bağlantılı çoğu araştırma, hücreler ve hayvan denekler kullanılarak gerçekleştiriliyor. Bilim insanları bu yaklaşımın insanlarda kullanımının güvenli ve etkili olup olmadığını belirlemek için çalışmalar yürütüyor.

KÜRESEL ÇALIŞMALAR NE DURUMDA?

Her ne kadar kamuoyunda büyük tepkiyle karşılansa da Avusturyalı Johann Mendel’in melezlediği bezelyelerden bugüne, gen araştırmaları büyük aşamalar kaydetti. Günümüz dünyasının gen araştırma merkezleri neredeyse tüm teknik üniversitelerde ve tıp fakültelerinde, yanı sıra ticari alanda kritik bir niteliğe ve niceliğe ulaşmış durumda. Elbette bu araştırmaların en büyük finansörleri büyük şirketler ve ulusal ordular. Geleceğin hastalanmayan ve neredeyse ölümsüz askerlerini tasarlamak ve bunları gerçeğe dönüştürmek amacıyla her yıl milyarlarca Dolar harcanıyor. Şimdilik biyolojik bir Terminatör ya da Robocop ile karşılaşmamış olsak da bu endişe milyonlarca bilim insanı ve sıradan insanı rahat bırakmıyor.

Küresel boyuta gelince… Dünya çapında insan embriyoları üzerindeki genetik değişiklikleri içeren yeni deneyler gerçekleştiriliyor. Ölümcül mutasyonları önlemek amacıyla üç kişiden alınan DNA’yı birleştiren 'üç ebeveynli' teknik, Amerika Birleşik Devletleri’nde yasallaştırıldı ve ilk olarak 2016 yılında Meksika’daki ABD’li bilim insanları tarafından gerçekleştirildi. O tarihten bu yana, Ukrayna’da bir klinik gen kopyalamada başarıya ulaştı. Bu arada Koreli ve Singapurlu yetkililer CRISPR için patentler verdiler; Bayer gibi Alman ilaç şirketleri potansiyel CRISPR tedavileri için yüz milyonlarca Dolar yatırım yaptı ve Fransız hükümeti bu teknolojiyi araştırmak için bir proje başlattı. Bununla birlikte, bildiğimiz kadarıyla Çin dışında, teknoloji hiçbir canlı doğumla sonuçlanmadı.

Gen düzenlemesi yapan kurumların denetlenememesi dışında, insan embriyolarında gen düzenlenmesi yapılmasına karşı da küresel bir itiraz söz konusu. Çalışmalarla ilgili haberler basının gündemine geldiğinde, 100’den fazla bilim insanı daha büyük bir denetim gerçekleştirilmesi için çağrıda bulunan bir mektup yayınladı. Çin hükümeti tepkiler karşısında ülkelerinde üreme amaçlı insan embriyolarında gen düzenlenmesi yapılmasını yasakladığını yineledi. Diğer yandan, bazı bilim insanları, CRISPR araştırmalarını, hastalıkların hafifletilmesine yardımcı olmak amacıyla, yetişkinlerin genlerinin düzenlenmesi gibi ahlaki açıdan daha kabul edilebilir yollarla yürütüyorlar. Örneğin “Hunter sendromu” olan hastalar, gen düzenleyici tedaviden geçtikten sonra karaciğerin hastalık karşısında tedavi edici bir enzim üretmesini sağlaması nedeniyle, bu teknolojiyi umut vaat edici bir çözüm olarak görüyorlar. Diğer alanlardaysa, CRISPR’nin diyabet, musküler distrofi ve Huntington gibi kalıtsal sorunlara karşı mücadelede değerli bir araç olacağı umuluyor.

Çok sayıda araştırma, CRISPR’yi insanlarla bağlantılı olmayan şekillerde kullanmaya devam ediyor. Dünyanın dört bir yanındaki şirketler, tarımda CRISPR’nin kullanımını düzenlenmiş mısır DNA’ları ve daha sağlıklı canlı hayvan yetiştirmeyi vaat eden hayvan embriyolarıyla sürdürüyorlar. İspanya’daki Sürdürülebilir Tarım Enstitüsü’nde çalışan bilim insanları, Çölyak hastalığı olan kişilerin sorunlarını çözmek amacıyla buğday genomunu düzenlemek için CRISPR’yi kullandılar ve geçen yıl yine CRISPR teknolojisi aracılığıyla normal lipit miktarının iki katını üreten bir alg türü oluşturarak biyoyakıt alanında büyük bir atılım yaptılar. Bunların yanı sıra, Bill&Melinda Gates Vakfı, sivrisineklerin genomunu düzenleyerek sıtma hastalığını ortadan kaldırılmak amacıyla yedi yıllık bir araştırmayı destekliyor.

GEN DÜZENLEMEYE KARŞI BAZI İTİRAZLAR

Bilimsel araştırmalarda önemli bir etik yaklaşım, elde edilen faydaların risklerden daha büyük olması gerektiğine değiniyor. Bu türden çalışmalar canlı varlıklara veya doğal çevreye zarar verebileceğinden, risklere daha fazla dikkat edilmesi gerekiyor. CRISPR / Cas9 tekniğinin uygulanması, zararlı olabilecek mutasyonlar üretebildiği için bazı riskler barındırıyor. Bazı çalışmalarda, insan hücrelerinde yüksek oranda hedef dışı etki görülmüş ama farelerde ve zebra balıklarında bu oran düşük oranda gerçekleşmiştir. Başka bir sorun, CRISPR / Cas9’ın, istem dışı biçimde gen dizilerini parçalayarak hücre ölümlerine veya mutasyonlara yol açması ihtimalidir.

CRISPR / Cas9 tekniğine dayalı RNA güdümlü 'gen sürücüler' kullanılarak yapılan deneylerde, hedeflenen etkileri göz önünde bulundurarak ortaya çıkan durumu incelemek gerekiyor. Gen sürücüler canlı varlıklar içinde faaliyet gösterdiğinden, hedef mutasyonların ilerleme olasılığı sürer ve mutasyonun etkileri her bir nesilde artabilir. Şayet genleri başka türlere transfer etme olasılığı varsa, o zaman değiştirilmiş dizileri transfer etme riski de söz konusudur. Gen sürücüsü tarafından hedeflenen bir türün ortadan kaldırılması, ekosistemin dengesinde ciddi sonuçlar doğurabilir. Örneğin, vebanın bir türünü yok ettiğinizde başka veba türlerinin ortaya çıkması söz konusu olabilir.

.

Bazı bilim insanlarıysa, gen sürücüler kullanılarak modifiye edilen deneysel organizmalar nedeniyle kazara salgınlar yaşanabileceği konusunda uyarılarda bulunuyorlar. Bu olasılıklar, her potansiyel araştırma başvurusunun dikkatli bir şekilde değerlendirilmesini ve düzenleyici normların oluşturulmasını gerektiriyor. Kısacası, ekolojik hasarlara neden olabilecek ya da insan sağlığını etkileyebilecek organizmaların yayılmasını önlemek için, bir takım güvenlik önlemleri alınmasını gerekli kılıyor.

ETİK KAYGILAR VE GÜVENLİK MESELESİ

İnsan genomunu düzenleme konusunda, tartışmaların çoğu genom düzenleme merkezleriyle ilgilidir. Bunun nedeni, gen dizisinde yapılan değişikliklerin gelecek nesillere aktarılması olasılığıdır. Genom düzenlemesi hakkındaki tartışma yeni bir şey değil, fakat CRISPR’nin bu tür düzenlemeleri eski teknolojilere kıyasla daha doğru ve hatta “kolay” biçimde yapma potansiyeline sahip olduğunun keşfedilmesinden sonra bu meseleler tekrar gündeme geldi.

Biyoetik uzmanları ve araştırmacılar genellikle, insan genomu üzerinde üreme amaçlı düzenlemeler yapılmasının şu anda tehlikeli olduğuna, ancak gen terapisini güvenli ve etkili hale getirecek çalışmalara devam edilmesi gerektiğine inanıyorlar. Çoğu bilim insanı, meseleyi kamuoyunda tartışmaya devam etmenin önemli olduğunu kabul ediyor ve halkın, genom düzenlemeye izin verilip verilmemesine karar verebilmesi için daha fazla bilgilendirilmesi gerektiğine vurgu yapıyorlar. 2014 yılı itibariyle, etik sorunlar ve güvenlik endişeleri nedeniyle Batı Avrupa’da bulunan 15 ülke dahil olmak üzere, mikrobik genlerin düzenlenmesi konusunda araştırma yapılmasını cesaretlendiren ya da bunu yasaklayan yaklaşık 40 ülke söz konusuydu. Bu araştırma alanında özellikle de ABD, İngiltere ve Çin’in öncülüğünü yaptığı uluslararası bir çaba da mevcut.

Hedef dışı etkilerin (yanlış yerde yapılan düzenlemeler) ve mozaikleşme (bazı hücreler düzenlemeyi gerçekleştirirken diğerlerinin yapamaması) olasılıklarından ötürü, gen düzenleme alanında güvenlik sorunu birincil endişe kaynağı. Genom düzenleme hakkında yazan ve konuşan araştırmacılar ve etikçiler, genel olarak, genom düzenlemesinin araştırmalar yoluyla güvenli olduğunun kabul edilmesine dek, kliniklerde üreme sorunlarına karşı kullanılması gerektiğine vurgu yapıyorlar. Zira, söz konusu olan tehlike, potansiyel fayda ile kıyaslanamaz bir seviyede. Bazı araştırmacılar, embriyolardaki genom düzenlemelerinin, mevcut gen teknolojilerinden daha büyük bir fayda sağlayacağı bir günün asla gelmeyebileceğini de öne sürüyorlar.

Bazı araştırmacılar ve biyoetikçilerse, terapötik (tedavi amaçlı) kullanımlar için bile olsa, herhangi bir genom düzenlemesinin bizi kaygan bir zemine taşıyacağı, terapötik olmayan ve eşitsiz biçimde geliştirici amaçlar için kullanılmaya başlanacağından endişe duyuyor. Diğerleriyse, genetik hastalıkların tedavi edilmesi alanında gen düzenlemeye izin verilmesi gerektiğini savunuyorlar ve işin gerçeği, bu yaklaşım tıp ahlâkı açısından da bir gereklilik olarak görülüyor. Bu gruptaki bilim insanları, tedavi çalışmalarının, üretilecek politika ve düzenlemeler yoluyla yönetilmesi gerektiğine inanıyorlar.

BM’ye bağlı Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) başkanı Tedros Adhanom Ghebreyesus, Cenevre’de yaptığı açıklamada, “Sadece açık ilkeler olmaksızın bu çalışma gerçekleştirilemez,” diyerek, DSÖ’nün konuya bakışını da özetlemiş oldu. Tedros, Dünya Sağlık Örgütü’nün bu konuda bir panel organize etme sürecinde olduğunu da sözlerine ekledi. Ancak, bu girişimi, Çin’deki deneye doğrudan bir cevap olarak nitelendirmedi. Aktardığı kadarıyla DSÖ, “etik ve sosyal güvenlik sorunları” ile ilgili kuralları ve ilkeleri tartışmak için uzmanları bir araya getirmeye karar verdi. Tedros’un yapılacağını ilan ettiği toplantı, DSÖ ve hükümetlere bağlı tıp uzmanlarının yanı sıra akademisyenleri de içerecek. DSÖ başkanı Tedros, “Çok dikkatli olmalıyız. İstenmeyen sonuçları anlamadan, gen düzenlemesine girmemeliyiz” diyor.

VE EŞİTLİK SORUNU

Bazı insanlar, gen dizisi düzenlemesi konusunda bilgilendirilme yapılsa da rıza almanın imkânsız olduğundan endişe ediyor; çünkü düzenlemelerden etkilenecek olan hastalar henüz embriyo halinde olacak gelecek kuşaklar. İtirazın temelinde yatan mesele, ebeveynlerin bazı karmaşık kararlar da dahil olmak üzere, gelecekteki çocuklarını etkileyen birçok karar verecek olması.

Örneğin, kimi ebeveynler tıpkı bir restoran menüsünden yemek seçer gibi, gelecekteki çocuklarının saç renginden boyunun uzunluğuna dek birçok hususta seçim yapmak isteyebilirler. Daha endişe verici bir olasılık, toplumsal uyum ve barışı tehdit edecek türden yeni nesillerin “üretilmesiyle”, insan türünün büyük bir yıkımla karşı karşıya kalması olabilir. Araştırmacılar ve biyoetikçiler ayrıca, gen düzenlemesine ilişkin riskler bilinmediği sürece, muhtemel ebeveynlerden gerçekten bilgilendirilmiş onay alınmasının mümkün olmamasından endişe duyuyorlar.

Pek çok yeni teknolojide olduğu gibi, genom düzenlemesinin sadece zenginlerin erişebileceği ve sağlık hizmetlerine ve diğer müdahalelere erişimdeki mevcut eşitsizlikleri artıracağı endişesi de ayrı bir mesele. Aşırı düzenlemelere ilişkin bazı endişeler, üzerinde mühendislik gerçekleştirilen genomunun kalitesiyle özdeş görülen bireyleri ayrı bir sınıf haline getirebileceğine dikkat çekiyor. Yani, gelecekte bir gün, gen düzenlemesiyle doğmamış “vasat” insanlar, düzenleme aracılığıyla dünyaya gelen insan türü için bir “alt sınıf” haline gelebilir. Yüz yılı aşkın bir süredir çeşitli fantastik ve bilim kurgu hikayelere konu olan bu türden bilimsel gelişmeler, devletlerce daha uysal halkların yaratılmasından, öldürmek dışında hiçbir işlevi olmayan biyolojik robotlara dek geniş bir yelpazede tartışılıyor. Ve bu tehlikeler binlerce yıllık soruyu tekrar akla getiriyor: İnsan nedir ve nasıl yaşar?

*Plazmid, kendi kendini eşleyebilen, kromozomdan ayrı bir DNA parçasıdır. Tipik olarak dairesel ve çift sarmallıdır.

**Zarla çevrili bir çekirdeği ve zarlı organelleri olmayan ilkel yapılı hücrelere prokaryot hücre denir.

*** Palindrom, tersten okunuşu da aynı olan cümle, sözcük ve sayılara denilmektedir

Kaynaklar:

https://www.omicsonline.org/open-access/ethical-issues-in-genome-editing-using-crisprcas9-system-2155-9627-1000266.php?aid=70914

https://www.genome.gov/27569225/what-are-the-ethical-concerns-about-genome-editing/

https://theconversation.com/crispr-babies-raise-an-uncomfortable-reality-abiding-by-scientific-standards-doesnt-guarantee-ethical-research-108008

https://www.the-scientist.com/news-opinion/crispr-scientists-slam-methods-used-on-gene-edited-babies--65167

https://www.theguardian.com/world/2018/dec/04/should-we-even-consider-this-who-starts-work-on-gene-editing-ethics

https://www.theguardian.com/science/2015/dec/01/human-gene-editing-international-summit