Dokuz Eylül'de tüm personel mesaiye çağrıldı

Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü, tüm birimlere, uzaktan-dönüşümlü çalışma uygulamasını sona erdirdiğini ileterek, 11 Mayıs Pazartesi gününden itibaren idari personeli 'normal' mesaiye çağırdı. Üniversite üst yönetiminin geçmişte olduğu gibi resmi yazışmalarla değil de sözlü talimatlarla işleri yürütmeye çalıştığını belirten Eğitim-Sen "Hastalığın yayılma hızı yeteri kadar düşmedi. Hatadan dönülmeli" çağrısı yaptı.

Abone ol

İZMİR - Cumhurbaşkanlığı genelgesi ve YÖK kararıyla, üniversitelerde 'normale' dönüşün ilk adımı 15 Haziran'dan sonra atılacak olmasına rağmen, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü bu süreci 1 ay öne çekti. Cumhurbaşkanlığı genelgesiyle 23 Mart'tan itibaren uzaktan-dönüşümlü çalışmaya geçen Dokuz Eylül'de rektörlük, tüm birimlere telefonla, dönüşümlü ve uzaktan çalışma uygulamasının sona erdiği, 11 Mayıs Pazartesi gününden itibaren kronik hastalar hariç çalışanların işe gelmesi gerektiği talimatını verdi. Ortada yazılı bir talimat olmamasına rağmen, birimler de bu talimatı çalışanlara iletti.

Eğitim Sen İzmir 3 No'lu Üniversiteler Şubesi Başkanı Kıyasettin Yasa, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü tarafından alınan “normalleşme” kararını Gazete Duvar’a değerlendirdi.

TÜM İDARİ PERSONEL ' NORMAL' MESAİYE ÇAĞIRILDI

Kıyasettin Yasa'nın aktardığına göre üniversite üst yönetiminin resmi yazışmalar olmaksızın sadece “sözlü talimatlarla” bir takım işleri yürütmesi yeni değil. Geçen aralık ayında kadrosu uzmanlıktan öğretim görevliliğine geçirilen akademisyenlerin mesai kontrolü için elektronik kartlı yoklama sistemine dahil edildiği hukuksuz uygulamanın da sözlü talimatla hayata geçirildiğini söyleyen Yasa “Üniversite şimdi de pandemi henüz bitmemişken, Cumhurbaşkanı ve YÖK tarafından '15 Haziran 2020 tarihinden sonra üniversitelerde de normale dönüşün ilk aşaması tedrici olarak başlayacak' denilmişken, üniversiteler 'dönüşümlü çalışma' gibi salgının yayılmasını önleyici bir takım çalışma biçimleri ile yola devam ederken, tüm idari personelini normal mesaiye çağırıyor” dedi.

ÖĞRENCİLER 20 TEMMUZ’A KADAR OKULA GELMEYECEK

Dönüşümlü ve uzaktan çalışma uygulamasına başlanıldığı günden beri azalan iş yükünün dönüşümlü çalışan idari, teknik personel ile yardımcı personel tarafından aksatılmadan yürütüldüğünü belirten Yasa, şu anda da iş yükünde bir artışın söz konusu olmadığını ifade etti ve ekledi:

“Dokuz Eylül Üniversitesi, 6 Mayıs tarihli senato toplantısında 'daha önce yaz dönemine bırakılan ve yüz yüze yapılması planlanan derslerin de uzaktan öğretim yöntemiyle 12 Haziran 2020 tarihine kadar yapılmasına' ve 'tüm yıl içi, yıl sonu ve bütünleme sınavlarının ödev, proje, sunum vb. yöntemlerle yapılmasına' karar vermiştir. Dolayısıyla öğrenciler yaz okulunun başlayacağı 20 Temmuz tarihine kadar üniversiteye gelmeyecek ve akademik personel de 20 Temmuz’a kadar uzaktan eğitime devam edecektir. Hal böyle iken alınan bu 'normal mesai' kararı, gereksiz olduğu kadar 'normal mesai'ye çağrılan personel başta olmak üzere tüm toplumun sağlığını tehdit eden bir uygulamadan başka bir şey değildir. “

HASTALIĞIN YAYILMA HIZI YETERİ KADAR DÜŞMEDİ

Geçen günlerde rektörlükte çalışan ve korona virüsü testi pozitif çıkan bir kamu emekçisine yakın zamanda yenilerinin eklendiğini anlatan Yasa, üniversitenin bu kararının salgın yönetme sürecini zaafa uğratacağı görüşünde.

Yasa, rektörlük kararına ilişkin ayrıca şu eleştirilerde bulundu: “Geçen hafta yine üniversitenin Güzel Sanatlar Enstitüsü’nde de bir kamu emekçisine korona virüsü teşhisi konuldu, 4 çalışan da ev karantinasına alındı. Benzer bir durum Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde de yaşanmıştır. Şehre giriş çıkış ile hafta sonu sokağa çıkma kısıtlamalarının İzmir'de hala devam etmesi, hastalığın yayılma hızının yeteri kadar düşmediğinin bir işaretidir. Öte yandan, kreşlerin ve okulların hala kapalı olması ve 20 yaş altının sokağa çıkma kısıtlaması nedeniyle evde olması, çocukların bakımı sorununu da gündeme getiriyor. Toplumsal normalleşme kurumların kendi başlarına karar alması ile değil bu süreçte kurumlar arası koordinasyonun daha da sıkı olması ile gerçekleşebilir. Üniversitenin aldığı bu karar aynı zamanda diğer kurumlarla koordinasyon içinde olmadığının da göstergesidir.”

'DOKUZ EYLÜL HANGİ FARKLI ÖNLEMLERİ ALMIŞ?'

İdarenin, anayasa ve kanunlara sadık kalması gerektiğini hatırlatarak, sendikanın, kamu emekçilerinin temel haklarını ve sağlıklarını riske atacak her türlü karar ve adımdan kaçınılması yönündeki çağrısını bir kez daha yineleyen Yasa, son olarak şunları söyledi:

“Rektörlüğün ne yapmaya çalıştığını anlamak mümkün değil. Dokuz Eylül Üniversitesi diğer üniversitelerden farklı olarak hangi önlemleri almış ya da fiziki ortamı sürdürülebilir hale getirmiştir ki dönüşümlü ve uzaktan çalışmadan vazgeçilmiştir? Dokuz Eylül Üniversitesi, bilime ve bilim insanlarına kulak vererek binlerce insanın ölümüne neden olan bu salgın sona ermeden dönüşümlü ve uzaktan çalışma uygulamasına devam etmeli ve telafisi mümkün olmayan bu hatasından en kısa sürede dönmelidir.”