Diyarbakır Tabip Odası Başkanı'ndan rehavet uyarısı: Bulaş odakları oluştu

Diyarbakır’da kısıtlamaya rağmen bayramlaşma ziyaretine giden bir kişi, 13 kişiye korona virüsü bulaştırdı. Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Mehmet Şerif Demir, kalabalık yerlerin virüsün odağı olduğunu belirterek, tedbirlerin elden bırakılmaması gerektiği uyarısında bulundu. Demir ayrıca, “Sağlık çalışanları Covid-19’u evlerinde, oturdukları yerden kapmadılar” diyerek SGK’nın, Covid-19’u 'iş kazası/meslek hastalığı' olarak kabul etmesi gerektiğini söyledi.

Abone ol

DİYARBAKIR - Diyarbakır’ın Kayapınar ilçesinde bir kişi, sokağa çıkma yasağına rağmen yakınlarına bayram ziyaretine gitti. Öksürük ve yüksek ateş şikayeti ile hastaneye kaldırılan kişinin yapılan testlerinde korona virüsü olduğu anlaşıldı. Şahsın temas ettiği 13 kişiye virüsü bulaştırdığı tespit edildi. Hastanın temas ettiği 13 kişide korona virüs tespit edilince Talaytepe Mahallesi'nin tamamı karantinaya alındı, mezraya giriş çıkışlar yasaklandı. Ayrıca mezrada yaşayanların ihtiyaçları Vefa Sosyal Destek ekipleri tarafından karşılanacağı öğrenildi.

Normalleşme süreci ile ilgili adımların atıldığı bir dönemde meydana gelen olay, korona virüsü tehlikesinin sürdüğünü gösterdi. Ancak belki yapılan açıklamaların verdiği güven belki de evde kalmanın dayanılmaz bir hal almasından dolayı insanlar sokaklara çıkmaya, ev ziyaretlerine gitmeye başladılar.

Mehmet Şerif Demir

Tedbir elden bırakılıyor izleniminden yola çıkarak, Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Mehmet Şerif Demir ile gelinen aşamayı konuştuk.

'AÇIKLAMALAR REHAVET YARATTI'

Korona virüsü tehlikesinin geçmediğine dikkat çeken Demir, durumun ciddiyetini ortaya koymayan açıklamaları eleştirdi.

“Diyarbakır’da Covid-19 şüphesiyle başvuru ve hastanede takip edilen hasta sayısında azalma oldu” diyen Demir, şöyle devam etti:

“Ancak özellikle normalleşme adımlarıyla birlikte, durumun ciddiyetini ortaya koymayan açıklamalardan sonra ne yazık ki toplum üzerinde bir rehavet yarattı ve herkes dışarı çıkmaya başladı. Açıklamalar sonrası dışarıdaki kalabalıkları ve sosyal mesafeye uyulmadığını ve maske takılmadığını gördük. Hem Diyarbakır’da hem de birçok ilde mevlitler, taziyeler ve bayram ziyaretlerden, sokaklardaki kalabalıklardan kaynaklı bulaş odaklarının oluştuğunu gördük maalesef. Örneğin Diyarbakır’da bir mevlide katılanlardan 50’ye yakın kişide Covid-19 testi pozitif çıktığı basına da yansıdı. Taziye ve ziyaretlerden kaynaklı birçok kişinin enfekte olduğu haberleri basına yansıdı. Yine bayram ziyaretlerinde kaynaklı da bulaş haberlerini gördük. Bu bulaş odaklarından kaynaklı son bir haftadır hastanelerdeki hasta sayısında azalma olmadığı ve az da olsa arttığını görüyoruz. Yine kalabalığın en fazla olacağı ve bulaş riskin en yüksek olacağı yer AVM gibi yerlerin ekonomik kaygılardan kaynaklı açılması da etkilediğini düşünüyoruz. Bayramdan kaynaklı dört günlük sokağa çıkma kısıtlamasından sonra da dışarıda büyük kalabalıklar oluştuğunu, sosyal mesafeye uyulmadığını ve maske takılmadığını gördük ne yazık ki."

‘COVID 19 İŞ KAZASI/MESLEK HASTALIĞIDIR’

Korona virüsü tedavisi gören bir doktorun babası, geçtiğimiz günlerde Covid-19 dolayı vefat etti. Doktorun virüsü babasına bulaştırdığı ileri sürüldü. Diyarbakır’da korona virüsü tanısı konulan sağlık çalışanı sayısı 90’a yakın ve bunların arasında 20’ye yakın doktor bulunuyor.

Korona virüsüne karşı mücadelenin aylardır verildiği, birçok eksikliğin giderildiği düşünülüyor. En azından koruyucu ekipman konusunda ilk günlere oranla ciddi sıkıntılar yaşanmıyor. Ancak bu, hekimlerin ve diğer sağlık çalışanlarının sorunları bitti anlamına gelmiyor.

“Sağlık çalışanları Covid-19’u evlerinde, oturdukları yerden kapmadılar” diyen Demir, SGK’nın, Covid-19’u “iş kazası/meslek hastalığı” olarak kabul etmesi gerektiğini söyledi.

“Covid-19 salgınında en riskli gruplardan birisi de sağlık emekçileridir” şeklinde konuşan Demir, şunları söyledi: “Gerek artan iş yükleri gerekse de salgın ile en ön safta mücadele etmeleri nedeniyle hekimlerin ve sağlık çalışanları en büyük risk grubudur. Bu riskin bir sonucu olarak salgının başlangıcından bu yana binlerce sağlık çalışanı Covid-19 nedeniyle enfekte olup tedavi görmek durumunda kalmış ve maalesef onlarcası hayatını kaybetmiştir. Buna rağmen SGK, Covid-19 için ‘iş kazası/meslek hastalığı’ olarak kabul etmiyor. Doktorlar mesleği nedeniyle hastalanmasına rağmen meslek hastalığı tanısı alamıyor. Hekimler ve sağlık çalışanları virüse karşı en ön cephede canlarını dişine takarak ve hayatlarını riske atarak mücadele ederken, SGK’nın,  Covid-19 için 'iş kazası/meslek hastalığı' olarak kabul etmemesini kabul etmiyoruz. Covid-19 tanısı veya tedavisi alan sağlık çalışanlarının hastalıklarının iş kazası/meslek hastalığı olarak kabul edilmesi bir haktır. Sağlık çalışanlarına alkış tutacaksın ama en temel haklarını vermeyeceksin. Sağlık Bakanlığı ve SGK, bir an önce bununla ilgili düzenleme yapılmalıdır.”

'EPİDEMİYOLOJİNİN GEREKLERİNE GÖRE ADIM ATILMALI'

Bayram süresince Türkiye genelinde uygulanan sokağa çıkma yasağının ardından insanlar sokağa çıktı, marketlerden yoğun alışveriş yaptı ve yasak sırasında gerçekleştiremedikleri bayram ziyaretine gittiler. Bu izlenimi paylaştığımız Diyarbakır Tabip Odası Başkanı Mehmet Şerif Demir, “Bulaş riskinin fazla olabileceği mevlitlere, taziyelere, ziyaretlere gitmemek gerekir. Bunları bir müddet daha ertelememiz gerekiyor” dedi.

İkinci dalganın oluşmaması için tedbirlerin elden bırakılmaması gerektiğine dikkat çeken Demir, şu uyarılarda bulundu: “Genel olarak salgını değerlendirdiğimizde başvuru rakamlarındaki azalma sevindirici olsa da elimizdeki veriler salgın bitmediğini ve hala devam ettiğini gösteriyor. Rehavete kapılıp önlem ve tedbirlere uyulmadığında tekrardan vaka sayılarının arttığını görüyoruz.  Dolayısıyla bugünden hemen salgının tamamen kontrol altına alınması ve normal yaşamımıza dönmeyi beklemek gerçekçi değildir. Dünyada birçok ülkede tanık olduğumuz gibi toplumu yeniden açarken ikinci dalganın oluşmaması için; karar süreçlerini ekonomik ya da siyasal gerekçeler değil, halk sağlığı ve epidemiyolojik veriler yönlendirmelidir. Adımlar epidemiyoji biliminin gereklerine göre atılmalı, toplumun sağlığı öncelikli olmalıdır. Dolayısıyla rehavete kapılıp tedbiri elden bırakmamak gerekir. Toplu kalabalık mekanlarda büyük bulaş riski taşıdığını unutmamak gerekir. İnsanların kalabalık ortamlardan uzak durması gerekir. Bulaş riskinin fazla olabileceği mevlitlere, taziyelere, ziyaretlere gitmemek gerekir. Bunları bir müddet daha ertelememiz gerekiyor.

Dışarı çıkarken mutlaka fiziksel mesafe ve kişisel hijyene dikkat etmesi gerekir. Ellerin yüzle temasından kaçınmak, elleri yıkamak, kamuya açık alanlarda maske takmak gerekir.”