DİSK Basın İş'ten Artı TV yönetimine 'gazeteci kıyımı' suçlaması

DİSK Basın İş, Artı TV ve Artı Gerçek yönetiminin çalışan en az 50 kişinin işsiz bırakılmak istendiğini açıklayarak, "kitlesel emek kıyımına karşı dayanışma" çağrısı yaptı. Artı yönetimi ise "Yaşanan süreçten rahatsızlık duyan arkadaşlarımızı bir kez daha dinlemek, temel noktalarda uzlaşıp işyeri barışını yeniden sağlayarak ortak mücadelemize devam etmek amacındayız" açıklaması yaptı.

Abone ol

DUVAR - DİSK Basın-İş, 4 Mart’ta toplu iş sözleşmesi (TİS) yetkisi olmamasına rağmen protokol imzaladığı Artı TV ve Artı Gerçek yönetiminin, süreçte öne çıkan gazeteci ve çalışanları işten çıkardığını duyurarak tepki gösterdi. 7 kişinin istifaya zorlandığını, 50’den fazla kişinin de sözleşmelerinin feshedilerek işten çıkartılmak istendiklerini aktaran sendikanın 23 Mart'ta yaptığı açıklama şöyle:

“Doğrudan Artı TV yönetimine; Celal Başlangıç, Ragıp Duran, Ayşe Yıldırım, Kenan Azizoğlu, Emin Arslan, Dilhun Gençdal ve Fatih Yapıcı’ya... Değersizleştirme, mobbing ve zamsız geçen 4 yıl... Bütün bunlar bıçağın kemikte olduğu bir vakitte iş bırakma eylemiyle ‘dolaylı’ dile getirildi. DİSK Basın-İş’in de devrede olduğu hak arayışı sürecinde, Artı TV’nin ‘sessizlerin, ezilenlerin, kadınların, halkların, işçilerin, LGBTİ+’ların’ sesi olduğu gerçeğinin yarattığı değere saygı duyarak müzakerelerle protokol imzalatmayı başardık.

İmza atılmasını yönetimin ‘iyi niyeti’ olarak okuduk. Meğer büyük bir yanılgıymış! ‘Hak’ arayışında öne çıkanlar teker teker işten çıkarılmaya başlandı çeşitli bahanelerle... Daha protokolün ruhu ARTI’da dolaşmaya başlamamıştı bile... Son olarak da DİSK Basın-İş işyeri temsilcisi arkadaşımız Cenk Kolçak ‘hiyerarşiyi gözetmeme’ bahanesiyle ücretsiz izne çıkarıldı. Bu yönetim anlayışı için bu ‘kefaretin’ yetmeyeceği açıktı. İşten çıkarmalara karşı tutum belirlemeye çalışırken, Artı yönetimi akıl almaz bir kararla hukuki ve fiili mücadeleye hazırlanan sendikamıza söz konusu şirketlerle sözleşmesini feshettiğini deklare etti.

Bu karar, şirketlerde çalışan herkesin işsiz kalması demek! Bu karar, hak arayan, haksızlığa sessiz kalmayan basın emekçilerini açlıkla, işsizlikle cezalandırmak demek! Bu karar, 4 yıldır zamsız çalıştırılan, mobbing ve baskı ortamında işini yapmaya zorlanan, itiraz hakkı istifa baskısı ile elinden alınan ve tüm bunlara karşı sendikalaşma hakkını kullanan basın emekçilerine Demirörenvari bir yanıttır. İspiyon, jurnalleme, dedikodu mekanizmalarıyla karar veren yönetimin kararını tanımıyoruz. Yönetimin ‘iyi niyeti’ olarak da kamuoyuna duyurduğumuz protokole aykırı davranışını çalışanların, sendikanın ve kamuoyunun aklıyla alay etme olarak görüyoruz. Artı yönetimi, imzaladığı sözleşmeyi yok saydı! Israrla ‘Burası patronsuz işyeri’ beyanlarının yalan olduğunu kendileri açık etti! Son 1 ayda neler oldu? 4 Mart’ta protokol imzalandı. Protokol öncesi ve sonrası ‘hiyerarşiye uymamak’ veya ‘üslubunuz sorunlu” gibi muğlak gerekçelerle 7 kişi ya istifaya zorlandı ya da işten çıkarmanın pandemi dilinde ‘ücretsiz/ücretli izne’ çıkarıldı. Şimdi ise ‘sözleşme feshi’ ile 50’den fazla çalışan işsiz kalacak. Dile kolay, 50’den fazla hayat, Artı yönetiminin ‘kararı’ ile alt üst olacak! Gerekçe ‘küçülme’, ‘parasızlık’, ‘pandemi’ vs olacak. Buna inanmamız için tek bir neden gösterebilirler mi? Artı yönetimini işçi düşmanı, sendika düşmanı bu tutumdan vazgeçmeye çağırıyoruz. Artı TV’de program yapan, Artı Gerçek’te yazı yazan tüm gazeteci, yazar ve aydınları, okurları, izleyicileri ve tüm kamuoyunu bu kitlesel emek kıyımına karşı dayanışmaya çağırıyoruz."

'ELBETTE HATALARIMIZ OLMUŞTUR'

Artı yönetimi ise bugün sosyal medya hesabı üzerinden açıklamaya yanıt verdi. Twitter'daki açıklamada şöyle denilDİ:

"Türkiye basın tarihinin en zor dönemlerinden birini yaşıyoruz. Medyanın neredeyse tamamı iktidar kontrolünde. Bu ortamda ARTI TV/ARTI GERÇEK, kamu yararına çalışan, kâr amacı gütmeyen bir vakfın sahipliğinde kuruldu. Barışı, demokrasiyi, emeği, ezilenleri, ötekileştirilenleri, halkın haber alma ve gerçekleri öğrenme hakkını savunmak için yola koyulduk.

ARTI çatısı altında bir araya gelmiş bir avuç fedakâr emekçi ile birlikte, yokluklarla ve baskılarla mücadele ederek, önemli yol kat ettiğimize inanıyoruz. Neredeyse tüm medya sendikasızlaştırılmışken DİSK Basın-İş’le protokol imzalayan tek medya organıyız.

Sendika ile el ele, baskılara karşı mücadele vereceğimize, karşı saflarda birbirimizle uğraşıyor olmanın hüznünü yaşıyoruz. Hatasız olduğumuzu savunmuyoruz; elbette hatalarımız olmuştur. Ancak hiçbir arkadaşımızla haksız ve hukuksuz şekilde yollarımızı ayırmadığımızın bilinmesini istiyoruz. Mazimizi bilenler, bize yönelik ağır suçlamaları asla hak etmediğimizi de bilir.

Yine de şu anda bu haksız suçlamalara cevap yetiştirmek yerine, halen geçerli saydığımız protokol çerçevesinde sendikamızla mutabakat sağlamak, yönetimi eleştiren ve yaşanan süreçten rahatsızlık duyan arkadaşlarımızı bir kez daha dinlemek, temel noktalarda uzlaşıp işyeri barışını yeniden sağlayarak ortak mücadelemize devam etmek amacındayız.

Sınırlı imkânlarla, çok güç koşullarda bağımsız yayıncılık yapmaya çalışan, pandemi nedeniyle daralan kaynaklarına rağmen çalışanların ücretlerini aksatmadan ödeyen ARTI TV/ARTI GERÇEK, meslek ilkelerine uyan, çalışma barışına özen gösteren çalışanlarıyla yoluna devam etme kararlılığındadır. Yapıcı bir diyaloğun, çözümün anahtarı olduğu inancıyla tüm çalışanlarımızı, okurlarımızı ve izleyicilerimizi, bu zor dönemde dayanışma içinde birlikte mücadeleye çağırıyoruz." (HABER MERKEZİ)