Dağı mı denizi mi tercih edersin?

Maviye Bulanmış Sular, Cemil Kavukçu'nun 13 öyküsünden oluşuyor. Her öyküde farklı hayatların izlerini görmek mümkün. 

Abone ol

Esra Karataş  esrakaratas1@gmail.com

Kitabın sunumunda kendine sorulan “Dağı mı denizi mi tercih edersin?” sorusuna cevaben Cemil Kavukçu, dağı tercih ettiğini söyler. İçinde en rahat hissettiği, keşfetmekten haz aldığı alan dağlardır. Her ne kadar 15 yılını gemilerde çalışarak geçirmiş olsa da, denize karşı biraz tutuktur. Deniz öykülerindeki izlenimci hal belki biraz bu yüzdendir. Küçük bir kasaba meyhanesinde düşleriyle rakı bardağı arasında sıkışmış kalmış insanın burukluğunu en güzel o anlatır. Okuyucu, o kasabada o sofrada kolayca buluverir kendini. Ancak yazarın deniz temalı öykülerini derlediği Maviye Boyanmış Sular da denize karşı mesafesini hissedersiniz. Yaşayan biri gibi değil bir gözlemcinin izlenimlerini aktarır gibidir Kavukçu. Naif yanını saklı tutar.

Can Yayınları tarafından yayımlanan Maviye Bulanmış Sular yazarın farklı zaman dilimlerinde kaleme aldığı 13 öyküden oluşuyor. Her öyküde denizdeki dalgalar gibi gelgitlerle dolu hayatların izlerini görmek mümkün. “Başkalarının rüyalarına” uyanmayı seven Kavukçu’nun hikâyeleri düşle gerçek arasında salınıyor. Öyküler kimi zaman bir düşe uyanarak, beklenmedik bir şekilde bitiyor.

Kitap “Gemide” adlı öyküyle açılıyor. Bir kâbusa uyandığını düşünen ve gemiye nasıl geldiğini hatırlayamayan karakterimizle birlikte denizcilerin dünyasına yolculuğa çıkıyoruz. Öyküde düzeltildiği gibi “Gemici diyeceksin, denizci ne?” uyarısını dikkate alarak bundan böyle “gemici” diyelim biz de,  “yüzen hapishane”nin mahkûmlarına.

HAYAL GÜCÜMÜZÜ SINIRLAYAN ÇİZİMLER

Kitapta aynı karakterleri hikâyeler arasında dolaşırken görebiliyoruz. İdris, İbrahim, Hurşit en çok dolaşan karakterler. Öykülerin anlatıcısı, gemici olmaktan çok onların konuğu gibi, duyduklarını, kamaralardaki içki sofralarında konuşulan hikâyeleri aktarıyor bizlere. Kimi zaman bu hikâyelerin etkisiyle kâbuslar görmeye devam ediyor anlatıcımız. En korkuncu da “Kuzeydeki Kum Kosterleri” adlı öyküdeki çıldıran beybaba. Geride bıraktığınız öyküyle bağlantı kurabileceğiniz, ondan bağımsız ancak ilgili öyküler kitabın en çekici yanlarından biri. “Kamarot” isimli öykünün kahramanı Hurşit’i “Balık” adlı öyküde de görüyoruz. Ya da kitabın son öyküsü “Zaman Aynası”nın anlatıcısının Hurşit olduğunu düşünmek de okurun hayal gücüne bırakılıyor. Keza benim tercihim bu yönde. Çünkü son öyküdeki hayalet geminin, içinde yolculuk ettiğimiz gemi olmadığını kim söyleyebilir? İlk öyküde bindiğiniz gemiyle son öyküye geldiğinizde zaman aynası sizden bir silgi almanızı ister. Bindiğiniz gemiden inme vakti gelmiştir. İsterseniz elinize bir silgi alıp tüm bu okuduklarınızı unutabilirsiniz. Ya da Hurşit gibi faltaşı gibi açılmış gözlerle bakıyor bulabilirsiniz kendinizi.

Kitabın öyküleri Melih Kavukçu tarafından resmedilmiş. Doğrusu bu çizimleri kitap için pek gerekli bulmadığımı söylemeliyim. Soyut çalışmalar olsa belki rahatsız etmeyebilirdi, ancak bu şekilde hayal gücümüzü sınırlıyor gibi bir izlenim bıraktı bende.

Maviye Boyanmış Sular Cemil Kavukçu’yu özleyenler ve tanımak isteyenler için özel bir seçki.

Kitaptaki öyküler ve yayınlandığı kitaplar şöyle: “Gemide”, Temmuz Suçlu (1998); “Kuzeydeki Kum Kosterleri” ve “Eyyup”, Yalnız Uyuyanlar İçin (1996); “Yabancı Bir Kentin Tanıdık Yüzü”, “Telsizci”, “Kamarot”, “Mor çiçekli Toka ve Balık”, Gemiler de Ağlarmış (2001); “Müjark”, Dört Duvar Beş Pencere (1999); “Her Şey Boçka İçin”, Bilinen Bir Sokakta Kaybolmak (1997), “Eran Kaptan”, Tasmalı Güvercin (2009); “Yolcu”, “Zaman Aynası” Aynadaki Zaman (2012).