Cumartesi Anneleri: Evlere düşen ateşi en iyi biz biliriz

Cumartesi Anneleri, 779'ncu hafta adalet talepleri için bir araya geldi. Yağmur altında adalet talep eden Cumartesi Anneleri, "Kayıplarımız için hesap soracak siyasi irade nerede?" diye sordu. Anneler, İdlip'te ölen 36 askerin ailelerinin acılarını da paylaşırken "Evlere düşen ateşi en iyi biz biliriz" dedi.

Abone ol

DUVAR - İçişleri Bakanlığı ve Beyoğlu Kaymakamlığı tarafından Galatasaray Meydanı'ndaki oturma eylemleri 700'ncü haftadan beri yasaklanan Cumartesi Anneleri adalet talepleri için bir araya geldi. Cumartesi Anneleri, 779'ncu hafta eylemlerinde adalet taleplerini yenilerken 1994 yılında gözaltında kaybedilen İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi öğrencisi Cüneyt Aydınlar'ın akıbetini sordu. Cumartesi Anneleri, İdlip'te hayatını kaybeden 36 askerin ailelerine sabır dilerken, "Evlere düşen ateşi en iyi biz biliyoruz" dedi.

'HESAP SORACAK SİYASİ İRADE NEREDE?'

Bu haftaki açıklamayı kayıp yakını Hasan Ocak'ın kardeşi Maside Ocak yaptı. Ocak şunları söyledi: "Uluslararası hukuka göre gözaltında kaybetme, insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur ve çok sayıda insan hakkı ihlalini içerir. Gözaltında kaybedilen sevdiklerimizin akıbetleri netleşene kadar, adalet sağlanana kadar bizim tüm taleplerimiz güncelliğini korumaya devam eder. Çünkü zorla kaybedilme hali devam ettiği sürece, suç güncelliğini korur ve bizim hak arama özgürlüğümüz engellenemez."

Ocak sözlerini şöyle sürdürdü: "779 haftadır Anayasa'nın da güvencesinde olan hak arama özgürlüğümüzü tüm engellemelere rağmen kullanarak soruyoruz: Güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındıktan sonra kendilerinden bir daha haber alınamayan sevdiklerimiz nerede? Kaybedilen sevdiklerimizin akıbetini açığa çıkartacak, adli ve sorumlulardan hesap soracak adli ve siyasi irade nerede?"

Ocak, gözaltında kayıpların sorumlularının hukuk karşısına çıkması gerektiğini belirterek yetkililere çağrıda bulundu: "779 haftadır devleti yönetenlere sesleniyoruz: Gözaltında kaybetme suçuna katılanlar, emir verenler, suçun işlenmesine göz yumanlar dahil olmak üzerc suçun tüm odaklarının soruşturulması ve cezalandırılmasını sağlama sorumluluğunuzu yerine getirin. Toplumsal barışın ve adil bir yaşamın sağlanabilmesi için toplumun, adaletin doğru şekilde tecelli edeceğine güvenmesi gerekir. Bu nedenle bizim adalet içinde yaşama talebimiz aynı zamanda toplunısal bir taleptir. Bu talep derhal karşılanmalı."

Ocak, Cüneyt Aydınlar için ise şunları söyledi: "Aydınlar'ın gözaltına alındığı 7 gün boyunca inkar edildi. Emniyet, başvurular sonrası gözaltına alındığını kabul etti. Cüneyt ile birlikte 14 kişi savcılığa çıkarıldı Ancak bu 14 kişinin arasında Cüneyt yoktu. Cüneyt'in işkence gördüğüne dair çok sayıda tanık vardı. Ailenin tüm başvuruları sonuçsuz kaldı. Etkin ve idari bir süreç işletilmedi. Cüneyt Aydınlar dosyası zamanaşımı gerekçe gösterilerek kapatıldı. Yaşam hakkı en kıymetli değer olarak kabul edilmiştir. Devlet bu taahütüne bağlı kalmak zorunda. Devlet onu kaybedenleri yargılamalı. Bu görevi yerine getirmek üzere hemen şimdi adım atmaya çağırıyoruz. Biz Cüneyt Aydınlar ve tüm kayıplarımız için hakikat ve adalet talebimizden vazgeçmeyeceğiz."

'GENÇ İNSANLARIMIZI KORUYAMIYORUZ'

Cüneyt Aydınlar'ın amcası Recep Aydınlar da şöyle konuştu: "Cüneyt 1994 yılında 23 yaşındayken kaybedildi. 23 yaşında bir evladın kaybedilmesinin ne olduğunu, nasıl bir acı olduğunu çok iyi biliyoruz. Ne yazık ki bu ülkede genç insanlarımızı koruyamıyoruz. Gayrettepe Siyasi Şube Müdürlüğü Cüneyt'i kaybetti. Biz şu anda adaletin peşindeyiz. Bugün biz burada adalet arıyoruz. Bu adalet yarın size de lazım olacak. Bu ülke anlamsız bir şekilde gençlerini yitiriyor. Biz her yerde kayıp yakınları olarak bir araya geliriz. Protestolar demokrasinin öz güvenlidir. Başka ailelere acı düşmesini istemiyoruz."