Çukuralan’da kapasite artırımına iptal kararı: ‘Davayı kazandık ancak takipteyiz’

Çukuralan madenine verilen 'ÇED olumlu' kararının iptali onandı. Davacı EGEÇEP Eş Sözcüsü Ekşici, “Bölgede doğaya ve yaşama karşı yapılacak bu tarz projelerin karşısında durmaya devam edeceğiz” dedi.

Abone ol

Cihan Başakçıoğlu

İZMİR – İzmir'in Dikili ilçesinde faaliyet gösteren Çukuralan Altın Madeni’nin üçüncü kapasite artırımı projesine 2018 yılında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararı verilmişti. Karar bölge halkının tepkisine neden olurken İzmir Büyükşehir Belediyesi, EGEÇEP, Bergama Belediye Başkanlığı, Dikili Çevre Platformu, Bergama Çevre Platformu kararın iptali için dava açtı.

2019 yılında İzmir 6'ıncı İdare Mahkemesi, projeye ilişkin Çevre ve Şehircilik Bakanlığı'nın verdiği ÇED olumlu kararını çevre ve ekolojik dengeyi olumsuz etkileyeceği gerekçesiyle iptal etti. Geçtiğimiz hafta bu karar Danıştay 6. Dairesi tarafından onanarak kesinleşti.

BAKANLIK TARAFINDAN YENİ BİR ÇED OLUMLU KARARI VERİLMİŞTİ YİNE DAVA AÇILDI

Bu yıl ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından projeye ilişkin yeni bir 'ÇED olumlu' kararı verilmesi üzerine kararın iptali için bu kez de İzmir 4. İdare Mahkemesi'ne yürütmenin durdurulması talebiyle dava açıldı. Dava sürerken, çevre örgütleri de davaya müdahil olma talebinde bulundu.

SOYER: BİR ÇED İPTAL OLUYOR ARKASINDAN YENİSİ GELİYOR

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, kararın Dikili ve diğer bölgeler için önemini belirterek, 2021 yılında açtıkları davaya da dikkat çekti. “Bir ÇED olumlu kararı iptal oluyor ama arkasından yenisi geliyor. Bu yüzden 2021 yılında yeni bir dava daha açtık” diyen Soyer, doğayı ve yaşamı korumak için mücadeleyi sürdüreceklerini ifade etti.

Soyer, “Şehrimizde insanların ve tüm diğer canlıların yaşam hakkını korumak, doğayla uyumlu bir kent tasarlamak en önemli önceliklerimiz arasında. Tarım alanlarımızı ve su kaynaklarımızı korumak için elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz. Gıdamıza da suyumuza da sahip çıkacağız” ifadelerini kullandı.

‘ŞİRKETLER BİRKAÇ GÜN İÇERİSİNDE 'ÇED OLUMLU' KARARI ALABİLİYOR’

Öte yandan iklim krizi tartışmalarında özellikle susuzluk tehlikesi önemli yer edinirken, söz konusu altın madeni içme ve sulama amaçlı bölgede kullanılan Madra Barajı'nın göl alanı yakınlarında bulunuyor. Yine Kabakum Deresi yolu ile Dikili Körfezi'ne dökülen Nebiler Şelalesi'ne olumsuz etkileri de söz konusu.

Davacı kurumlardan Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) Eş Sözcüsü Seval Ekşici, Türkiye’de şirketlerin hidroelektrik santrali (HES), jeotermal enerji santrali (JES), rüzgâr enerji santrali (RES) ya da altın madeni kapasite artırımı projeleri için “ÇED olumlu” ya da “ÇED gerekli değildir” kararlarını almalarının fazlasıyla basit olduğunu belirtti. Ekşici, “Birkaç gün içerisinde bu raporları kolayca çıkartabiliyorlar. Bunlar çoğu kez halk toplantılarının bile yapılmadığı raporlar oluyor. Bizler de bu raporlara karşı şirketlerin ya da projelerin çevreye olumsuz etkilerinin ne olacağını değerlendirip hızlıca dava açıyoruz” dedi.

‘OLUMSUZ ETKİLERİNİ KANITLAMIŞ OLDUK’

Uzun süredir devam eden davanın EGEÇEP adına olumlu bir şekilde sonuçlandığını söyleyen Ekşici, “6. Danıştay Dairesi tarafından onandığı için de artık şirketin kapasite artırımına gidemeyeceğini biliyoruz. Bizler açısından Çukuralan’da kapasite artırımını durdurmak sadece davayı kazanmak anlamına da gelmiyor. Kabakum Barajı’na, Kozak Yaylası’na ve Nebiler Şelalesi’ne olumsuz etkilerinin olduğunu da kanıtlamış olduk. Bu yüzden kapasite artırımları kabul edilemez” diye konuştu.

‘DAVAYI KAZANDIK ANCAK TAKİPTEYİZ, PROJELERİN KARŞISINDA OLMAYA DEVAM EDECEĞİZ’

Kapasite artırımının aynı zamanda Kozak Yaylası’ndaki çam fıstığını ve Ege Bölgesi’nin içme suyunu etkileyecek olduğunu da belirten Ekşici, bu anlamda Çukuralan davasının kazanılmış olmasının mutluluk verici olduğunu söyledi. Bölgede doğaya ve yaşama yönelik müdahalelerin karşısında durmaya devam edeceklerini vurgulayan Ekşici, son olarak şunları ifade etti;

“Bu davayı kazanmış olmak bizler açısından umut verici. Öte yandan şirketlerinde kapasite artırımına giderken ya da projeleri için yer tahsis edeceklerinde çevreye olumlu ya da olumsuz etkilerini bir kez daha değerlendirmeleri gerektiğini açıkça göstermiş oldu. Şunu da belirtmek gerekiyor; davayı kazandık ancak yine de takipteyiz. Bölgede doğaya ve yaşama karşı yapılacak bu tarz projelerin karşısında durmaya devam edeceğiz.”