Çorlu’da geride kalanlar anlatıyor-1: Yaşadık mı yaşamadık mı bilmiyoruz!

25 kişinin yaşamını yitirdiği Çorlu tren kazasının yıl dönümünden beş gün önce, 3 Temmuz’da dört TCDD personeli hâkim karşısına çıkacak. Kazada anne ve babasını kaybeden İsmail Kartal ile iki kızını ve yeğenini kaybeden Funda Dikmen geride kalan bir yıl içinde neler yaşadıklarını ve başlattıkları adalet mücadelesini anlattılar.

Abone ol

ANKARA - Çorlu tren faciasının üzerinden yaklaşık bir yıl geçti. 25 kişinin yaşamını yitirdiği, yüzlerce kişinin yaralandığı 8 Temmuz 2018’deki kazanın yıl dönümünden beş gün önce, 3 Temmuz 2019’da dört TCDD personeli Çorlu 1’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıkacak.

Geride kalan yaklaşık bir yıla, yaşamını yitirenlerin yakınlarının “adalet talebi” damga vururken, ailelerin kazaya ilişkin TCDD’de sorumluluğu bulunanların yargılanması talebi karşılık bulmadı. Sosyal medya üzerinden seslerini duyurmaya çalışan ailelerin Çorlu Adliyesi önünde başlattıkları eylem Ankara’ya, Anayasa Mahkemesi önüne taşındı. Yüksek Mahkeme önündeki eyleme polisin sert müdahalesi de çok sayıda kişinin tepkisini çekti.

Kazanın ardından yaşamlarının nasıl değiştiğini, adalete olan inançlarının nasıl farklılaştığını ve mahkeme salonuna nasıl bir duygu haliyle gittiklerini Çorlu’da yaşamını yitirenlerin yakınlarıyla konuştuk. Kazada anne ve babasını kaybeden İsmail Kartal ile iki kızını ve yeğenini kaybeden Funda Dikmen, ihmallerin gün yüzüne çıktığı bir yılda değişen hayatlarına dair detayları paylaştılar.

‘ACI DOLU, YIPRANMIŞ VE SANCILI BİR YIL GEÇİRDİK’

Anayasa Mahkemesi önündeki eyleme polisin müdahalesi sırasında gözyaşlarını tutamayan İsmail Kartal 8 Temmuz’daki kazada annesi Ruzibe Kartal ve babası Gani Kartal’ı kaybetti. Yaşadıklarını “zorlu bir süreç” olarak adlandıran Kartal geride kalan bir yıla dair şöyle konuştu:

İsmail Kartal 8 Temmuz’daki kazada annesi Ruzibe Kartal ve babası Gani Kartal’ı kaybetti.

“Acı dolu, yıpranmış ve aynı zamanda sancılı bir yıl geçirdik. Onların eksikliğini bizler çok hissediyoruz. Hem annenin hem babanın bu şekilde elinden alınması, sorumluluklarını yerine getirmeyen insanlar nedeniyle bu şekilde aileni kaybetmek çok acı hissettiriyor. Bu yılı, 2018’i hiç unutmayacağız.”

‘SUÇLU SADECE YAĞMURMUŞ GİBİ...’

Adalet talebini bu süreçte hep dillendirdiğini ifade eden İsmail Kartal, geçen sürede en büyük hayal kırıklığının ne olduğu sorusuna ise şu yanıtı verdi:

“Katliamın olduğu geceden itibaren yapılan çalışmalar bizi hayal kırıklığına uğrattı. Başında Türkiye Cumhuriyeti yazan bir kurumun bu kadar sorumsuzca yönetilmesi ve suçlarını kabul etmeyen insanların istifa etmeden hâlâ bir açıklama yapmaması, bu kişilerin görevlerine devam edip sadece suçlu yağmurmuş gibi davranmaları, devletin kendi vatandaşına sahip çıkmamasını hiçbir zaman unutamayız. Bunlar bizim için tam bir hayal kırıklığıydı.”

‘ADALETİN İŞLEDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORDUM’

Kartal 8 Temmuz’daki facianın ardından adaletle ilgili değişen duygularını ise şöyle anlattı:

“Basından takip ettiğim kadarıyla adaletin işlediğini düşünüyordum. Artık adalet sisteminin araya insan sokarak ya da üst makamlarda yetkili birilerinin araya girmesiyle işlerin çözülebileceği bir mekanizma olduğuna inanasım gelmiyor. Beni bu süreçte tamamen yıpratan şey bu adalet sistemiydi. Hak nedir, hukuk nedir bunlardan yoksun bir şekilde atanan hâkim ve savcılardan oluşan uygulamalarla karşılaştık.”

‘MAHKEMEYE GİTMEMİZ HİÇ KOLAY OLMAYACAK’

Anayasa Mahkemesi önünde polisin müdahalesi sırasında göz yaşlarının nedenini, “Polis müdürlerinin bize karşı aldığı tavırdan ziyade devletin bize karşı sergilemiş olduğu tutumu gördüm” sözleriyle açıklayan Kartal 3 Temmuz’daki duruşmaya giderken hissettiği duygulara ilişkin şunları söyledi:

“Mahkemeye gitmemiz bizim için hiç kolay olmayacak. Karşımızda dört kişi var fakat gerçekten bu olayda sorumluluğu olan kişiler o mahkeme salonunda olmayacaklar. Bir Ulaştırma Bakanı, TCDD Genel Müdürü’nün dosyada adının geçmemesi bizi derinden yaralıyor. Ümidimiz onların da dosyaya girmesi. Bunu ümit ederek gideceğiz o davaya ama maalesef korunan kişiler. Önümüze konulan bu 4 kişinin günah keçisi gibi olması bizi üzüyor. Elbette onların da sorumluluğu vardır ama gerçek sorumlular kaçırılıyor, biz de bunun için mücadele ediyoruz. İnşallah böyle katliamlar yaşanmaması adına tüm sorumluların yargılanması gerektiğini mahkeme heyetine söyleyeceğim.”

ANNEMİN EV YEMEKLERİNİ HİÇBİR ZAMAN UNUTMUYORUM’

Geride kalan bir yılda anne ve babasına dair en büyük özlemini de paylaşan İsmail Kartal, sözlerini şöyle tamamladı:

“Çok uzun yıllar biz onlarla tatil yapmamıştık. Vefatlarından bir yıl önce annem Sakarya’dan bir yazlık almıştı. Bir kere torunlarıyla ve benle büyük bir aile olarak yaz tatili geçirmiştik. Eğer vefat etmemiş olsalardı bu yaz da bunu planlamıştık. Bir de annemin ev yemeklerini hiçbir zaman unutmuyorum, onu çok özledim.”

İKİ KIZINI VE YEĞENİNİ KAYBETTİ

Çorlu’daki kaza sırasında trende olan isimlerden Funda Dikmen faciada hem kızları 13 yaşındaki Gülce ve 23 yaşındaki Gözde’yi hem de yeğeni Sena Köse’yi kaybetti. Dikmen kazanın ardından geride kalan bir yıla ilişkin şunları paylaştı:

Funda Dikmen Çorlu’da yaşamını yitiren kızları Gülce ve Gözde ile birlikte.

“Geride kalan bir yılda yaşadık mı yaşamadık mı bilmiyoruz. Tarif edilemez bir duygu bu. Ama faydalı olduğumuza da inanıyorum. Acımızı yaşayamadık zaten. Yaşadıklarımızı insanlara duyurmak için, insanların bir şeylerden haberdar olması için uğraştık. Çorlu’dan önce Pamukova kazası olmuştu mesela. Bizim haberimiz yoktu. Keşke onlar da bizim gibi seslerini duyursaydılar da biz de yolların güvensiz olduğunu bilseydik. Belki temkinli olurduk.”

‘BİZ DE BELKİ AYNI HATAYI YAPIYORDUK’

Bu süreçte her şeyin ilkini yaşadıklarını söyleyen Dikmen geride kalan bir yılda kendisini en çok hayal kırıklığına uğratan şeye ilişkin şunları söyledi:

“Umursamazlıklar çok fazlaydı. İnsan hayatının çok değersiz olduğunu hissettim. Biz bu olay olmadan önce kendi halimizde yaşayan insanlardık. Biz de belki aynı hatayı yapıyorduk. Kusurlara karşı sessiz kalıyorduk belki. Bu durum ülkemizde hâlâ devam ediyor. ‘Bana bir şey olmadığı sürece sesimi çıkarmayayım’ diyen hala çok.”

‘ŞİKAYETİMİZİ GERİ ÇEKERSEK HER ŞEY AYNI ŞEKİLDE DEVAM EDECEK’

“Adalet yok ki” diyen Dikmen mahkeme öncesi duygularına ilişkin ise şöyle konuştu:

“Adaletin olduğuna artık inanmıyorum. Her şey bir kişinin elinde ve olur diyorsa oluyor. Elinde kanıtlar olsa da görmek istemiyorlar. Duyan duyuyor, duymak istemeyen duymuyor. Çocuklarımız geri gelmeyecek ama bundan sonra bu işi yapanların azcık da olsa işlerine önem vermesini istiyoruz. Bu olayın peşini bırakmama sebebimiz de bu. Biz onları suçlamaz, şikayetimizi geri çekersek her şey aynı şekilde devam edecek. Bundan sonra belki biraz daha özen gösterirler diye düşünüyorum. Bu olayda imza yetkisi olan herkesten şikayetçi olacağımı mahkemede de söyleyeceğim.”

‘HER ŞEYİ, HER ŞEYLERİNİ ÇOK ÖZLEDİM’

Anayasa Mahkemesi önünde yaşamını yitirenlerin ailelerinin yaptığı eyleme katılamayan Funda Dikmen, polisin müdahalesinin ardından hissettiklerine dair, “Yıkıldık. Paçavra gibi insanları oradan oraya attılar. Hepimiz içimize çekilip acımızı yaşamamız gerekiyor demek ki. Sessiz kalmamız gerekiyor. Ama bu geçer mi? Sonuna kadar bizimle gidecek” dedi.

Funda Dikmen kızlarına dair ise “Her şeyi, her şeylerini çok özledim” dedi.

NOT: “Çorlu’da geride kalanlar anlatıyor-II” başlıklı yazı yarın Gazete Duvar’da olacak. Çorlu’da oğlu Oğuz Arda’yı kaybeden Mısra Öz Sel ve kızı Sena’yı yitiren Gürkan Köse geride kalan bir yılı ve adalet mücadelesini anlatacaklar.