‘Çocuk cezaevinde psikolojik ve fiziksel şiddet var’

Diyarbakır Barosu zehir zemberek bir rapor yayınlıyor. Raporun başlığı bile hepimizi ayağa kaldırmalı, hepimiz sorumluluk hissetmeliyiz. 'Çocuk cezaevinde psikolojik ve fiziksel şiddet var.'

Abone ol

Zafer Kıraç* kiraczafer@yandex.com

10 Eylül Cuma 2021 Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Çocuk ve Gençlik Kapalı Cezaevi’nde tutuklu çocukların fiziksel ve psikolojik şiddete maruz bırakıldığını tespit ettiklerini ve suç duyurusunda bulunduklarını açıkladı. Tahir Elçi Konferans Salonu’nda yapılan açıklamaya Baro Başkanı Nahit Eren ve Çocuk Hakları Merkezi avukatları katıldı. 

Ne yazık ki ülke gündemi sürekli iktidarı başarılı gösterme projeleri ve 'her şey yolunda, harikayız' gösterileriyle dolu. İktidar medyasının zaten ilgi göstermediği rapor, alternatif veya muhalif medyada çok kısa kısa haberler olarak geçti. Böylece gerçeklerden kopuk ve iyice duyarsızlaşan bir toplum olarak kamuoyunda da ilgi görmedi.

Oysa bu rapor çok kıymetli ve her satırı her cümlesi çok şey anlatıyor. Yapılan basın açıklamasında Çocuk Hakları Merkezi üyesi Avukat Sedat Gördük, barodan bir heyetle 3 ay boyunca cezaevinde tutulan çocukları ziyaret ettiklerini ve 3 ayda 32 çocukla toplam 53 görüşme gerçekleştirildiğini belirtiyor. 

Raporu ayrıntılarıyla bu köşeye aktaracağım ama tamamını okumak lazım. Lütfen okuyalım. Yazımın sonunda rapora ulaşmak için linki paylaşıyorum. Çok uzun olmayan, iyi hazırlanmış bir rapor.** 

Beni etkileyen ve çok önemli bulduğum bir tespit var. Rapor 'ÇOCUKLAR BASKI ALTINDA’ diyor ve bu raporun hazırlık kısmında çocukların hapishane idaresi tarafından nasıl baskı gördüklerini anlatıyor. Oldukça dikkat çekici.

‘Görüşmelerde çocukların heyetle daha sık görüşmek istediklerini belirttiğini paylaşan Gördük, “Bu beyanlarda bulunan çocukların bir bölümü, kendi avukatları dışında hiçbir avukatla görüşmek istemediğine dair tek ağızdan yazılan ve birebir aynı olan dilekçeler vermiştir. Söz konusu dilekçeler, çocukların tarafımızla kendi isteğiyle görüşmesi, bazılarıyla birden çok kez görüşülmesi ve tekrar ziyarete gelinmesi için özel olarak talepte bulunulması sebepleriyle heyetimizce normal karşılanamamıştır. Bu olaydan sonra gerçekleştirilen ilk ziyarette çocuklara Diyarbakır Barosu’ndan gelen avukatlarla görüşme yapmak isteyip istemedikleri sorularak görüşme yapılmaması için baskı kurulduğu tespit edilmiş ve eylemin hukuka aykırı olduğu belirtilerek heyetimizin yaşadığı olaylar tutanak altına alınmıştır" ifadeleri kullanılıyor.

Ve devam ediyor;

"Diyarbakır Çocuk ve Gençlik Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda, heyetimizce gerçekleştirilen periyodik ziyaretler sonucunda tarafımıza aktarılan hususlar tutarlı görülerek bazı infaz koruma memurları tarafından çocukların fiziksel ve psikolojik şiddet ile kötü muamele ve onur kırıcı davranışlara maruz bırakıldığı, birçok konuda tehdit edildiği söz konusu darp ve kötü muamele eylemleri dışında beslenme hakkı, sağlık ve tedavi hakkı, haberleşme ve iletişim hakkı ile eğitim ve sosyal hakların ihlal edildiği ayrıca Ceza İnfaz Kurumu’nda bulunan diğer hükümlü/tutuklu çocuklar arasında yaşanan akran zorbalığı olaylarının Cezaevi yönetimi tarafından önlenmediği  hususunda güçlü bir kanaat oluşmuştur."

Raporda belirtilen diğer önemli başlıklar şöyle;

- Cezaevi idaresi tarafından günde 2 öğün olarak verilen yemeklerin genellikle fazlasıyla yağlı ve tatlarının kötü olduğu, sürekli benzer yemeklerin çıktığı, bu konulara ilişkin şikayetlerini defalarca cezaevi müdürü ve savcısına aktarmalarına rağmen sorunun çözülemediği belirtilmiştir.

- Çocukların önemli bir bölümü revirde ve hastanede gerçekleştirilen muayene işlemleri sırasında görevli infaz koruma memuru ve jandarmanın içeride beklediği, bu duruma doktorlar tarafından müdahale edilmediği ifade edilmiştir.

- Muayene sonucunda verilen ilaçların çoğunlukla 2-3 günden önce teslim edilmediği bu nedenle tedavilerinin aksadığı belirtilmiştir.

- Her ne kadar sürecin başında çocukların sıcak suya erişimi ile ilgili herhangi bir şikayet tarafımıza iletilmemiş ve sıcak suya erişimin 7/24 esasına bağlı olduğu ifade edilmişse de zamanla bu konuda sıkıntıların yaşanmaya başlandığı, sıcak suya erişimin belirli günler ve belirli saatlerle sınırlandırıldığı ifade edilmiştir

- Mevsim koşullarına göre gün içerisinde bazı saatlerde havalandırmaya çıkılmasının önemli bir dezavantaj yarattığı, bu konuda yetkililerle görüşme yapıldığı ancak taleplerinin dikkate alınmadığı belirtilmiştir.’

Raporun dikkat çeken bölümlerinden biri de ‘İşkence ve Kötü Muamele’ başlığı altında cezaevinde bulunan çocukların işkence gördüklerinin iddia ediliyor olması. Raporda iddialarla ilgili şu görüşlere yer veriliyor: "Söz konusu şiddet eylemlerinin bir bölümünün hiç çekinmeden kamera önünde uygulandığı bir bölümünün ise kameranın görmediği veya bulunmadığı baş memurluk odası, müdür odası, psikolog odası, SEGBİS odası, merdiven altları ve mahkum kabul birimi gibi yerlerde uygulandığı ifade edilmiştir. Bahsedilen şiddet eylemlerine maruz kalan çocuklardan kendi istekleriyle hastaneye sevk edilmek istemediklerine dair dilekçenin zorla alındığı, şiddet sonrası dilekçe yazamayacak durumda olan çocukların yerine aynı koğuşta bulunan arkadaşları tarafından dilekçenin yazılmasının istendiği ve söz konusu şiddet eyleminin şikayete konu edilmemesi için çocukların tehdit edildiği, bu hususta cezaevi müdürüyle görüşme yapılmasının engellendiği, şikayet etmeleri durumunda sonuç alamayacakları söylenerek psikolojik baskı kurulduğu heyet üyelerine ifade edilmiştir."

Raporun ‘Sonuç ve Öneriler’ bölümünde ise çocuklara işkence yaptığı iddia edilen gardiyanlar hakkında soruşturma açılması isteniyor. 

"Cezaevinde yaşanabilecek işkence ve kötü muamele eylemlerinin önüne geçebilmek adına merdiven altları, baş memurluk odası, müdürlük odası, SEGBİS odası ve mahkum kabul birimi gibi yerler başta olmak üzere tüm alanlara kamera sistemi kurulması, kamera sistemi bulunmayan odalara çocukların götürülmesinin yasaklanmasını istiyoruz."

Diyarbakır Barosu zehir zemberek bir rapor yayınlıyor. Raporun başlığı bile hepimizi ayağa kaldırmalı, hepimiz sorumluluk hissetmeliyiz. 

‘Çocuk cezaevinde psikolojik ve fiziksel şiddet var.’

Adalet Bakanlığı niye susuyor. Bakan Abdulhamit Gül niye susuyorsunuz? Suça sürüklenen çocuklar nedeniyle toplumun da kendisini sorgulaması gerektiğini belirterek şöyle diyordunuz daha geçen hafta "Çocuklarımız bizim geleceğimiz. Çocuklarımız bir suça bulaşmadan büyürlerse, kitapla okul ile büyürlerse cezaevlerimizin hepsini kapatırız ve okul yaparız. Cezaevlerinde kimse kalmaz. Bu yüzden bir çocuğu bile kurtararak topluma zarar vermekten, daha da önemlisi kendisini topluma yararlı hale getirmek; dünyanın en kıymetli sonucudur."

Çocuk Adalet Merkezi yapılması projesinin açılışında, çocuğa değen, temas eden her faaliyetin heyecan uyandırdığını belirterek, sosyal ve hukuk devleti olmanın gereğinin çocuklara önem vermekten geçtiğini söylediniz. Çocukların ruhsal ve fiziki olarak diğer insanlardan daha fazla etkilendiğini belirterek, bu konuda daha fazla özen gösterilmesi gerektiğini kaydederek, "Geleceğimiz için buradayız, bu bizi ziyadesiyle mutlu ediyor. Çocukların da hak ve hürriyetleri vazgeçilmez temel haklardandır ve devlete de anayasalarla yüklenen vazifelerden bir tanesidir" diyordunuz.

Sayın Bakan bu raporu dikkate alınız ve gerekeni yapınız yoksa söylediklerinizin hiçbir inandırıcılığı olmayacak. Hukuk, adalet ve çocuk meselesinde samimiyetiniz sorgulanmaya devam edecektir.

Kamu Denetçiliği Kurumu (Ombudsmanlık) niye harekete geçmiyor. Kamu Baş Denetçi Şeref Malkoç yakın zamanda, bir konuşmanızda, "Kamu Denetçiliği Kurumu Türkiye’de çocukların haklarının güvence altına alınmasında yaşamsal önemde bir role sahiptir, çünkü çocukların şikâyetlerini doğrudan alıp inceleyebilen tek kurumdur. Kamu Denetçiliği Kurumu kurulduğundan bu yana çocukların ve gençlerin Kurum çalışmalarına katılmalarına özel önem vermekte ve önümüzdeki dönemde bu alanda yeni adımlar atmayı planlamaktadır" demiştiniz. Bekliyoruz, hadi atın artık şu ilk adımınızı lütfen. 

Türkiye İnsan Hakları Kurumu TİHEK, neyi bekliyorsun. İşkence ve kötü muameleyle etkin mücadele etmek ve bu konuda ulusal önleme mekanizması görevini yerine getirmek amacıyla kurulmuştunuz. Buyurun görevinizi yapın.

Türkiye Büyük Millet Meclisi İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu için TBMM sayfasında ‘Dünyada ve Türkiye'de insan haklarına saygı ve bu konudaki gelişmeleri izlemek suretiyle uygulamaların bu gelişmelere uyumunu sağlamak ve başvuruları incelemek üzere Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde kurulan komisyondur’ yazıyor. İnsan haklarını inceleme komisyonu ve TBMM Hükümlü ve Tutuklu Haklarını İnceleme Alt Komisyonu ne duruyorsunuz, işiniz bu, üstelik çocuk mahpuslar konu, çocuk.

Türkiye'deki çocuk ve gençlerin haklarını savunmak ve korumak için çalışıyoruz diyen UNİCEF Türkiye Temsilciliği yok mu yapabileceğiniz, yoksa acil değil mi yeterince.

Ve çocuk hakları alanından çalışan dernekler, vakıflar.

Fazla söze gerek yok.

İzin veremeyiz 12 Eylül 1980 dönemi hapishanelerine ve işkencelere dönülmesine...

İzin veremeyiz Pozantı, Sincan ve Şakran hapishanelerinde çocuklara yapılanların tekrar etmesine...

İzin veremeyiz kötü muameleye, işkenceye!

Yıllardır söylüyoruz, tekrar edeyim; Çocuk Hapishaneleri Kapatılsın!

** DİYABAKIR ÇOCUK CEZAEVİ RAPORU

* İnsan Hakları Çalışanı