Çiğdem Toker: CHP yönetimi kavgayı aydınlatmalı

Togo Kuleleri kavgasını yazan Çiğdem Toker: "Sinan Aygün, CHP milletvekilliği yapmamış olsa bile bu konu ana muhalefet partisi yönetiminin odağına girmektedir. CHP yönetiminin mahkeme kararının “takılmadığı” Togo Kuleleri kavgası ile rantı konusunda kamuoyunu aydınlatması beklenir."

Abone ol

DUVAR - Ankara'da 'Togo Kuleleri'nin mühürlenmesi ile başlayan ve Ankara Büyükşehir Belediyesi ile Sinan Aygün arasında karşılıklı suçlamalarla devam eden süreci değerlendiren Sözcü gazetesi yazarı Çiğdem Toker, konunun CHP yönetimi tarafından kamuoyuna açık bir şekilde anlatılması gerektiğini yazdı.

Kavganın eski Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek dönemine uzanan geçmişini de özetleyen Toker, "Hukukun ve yargı kararlarının ayakbağı olarak görülmesi bugünün sorunu değil. Özal dönemine uzanır. Sağcı iktidarlar hukuku ve yargıyı işlerine geldiği gibi eğip bükmekte, mahkeme kararlarını araçsallaştırmakta mahirdir. CHP'den milletvekilliği yapmış Aygün'ün, yaptığı inşaatın hukuksuzluğunu ortaya çıkaran böyle bir iptal kararı yokmuş ya da olsa bile önemli değilmiş gibi davranması, kendisini değilse bile bir zamanlar temsil ettiği CHP yönetimini bağlar" diye yazdı.

Toker'in, "Togo Kuleleri kimin savaşı?" başlıklı yazısı şöyle:

Bugün Ankara'da, iktidardan nemalanmayan kime sorsanız, 2014'teki yerel seçimde, aslında Mansur Yavaş'ın kazandığını ancak sabaha karşı karanlık bir müdahaleyle seçimin masada kaybedildiğine dair inancını dile getirecektir. Mansur Yavaş beş yıl sonra Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Başkanlık koltuğuna oturduğunda, Erdoğan'ın istifa ettirdiği Melih Gökçek döneminde “parsel parsel” dağıtılan kent arazileri dolayısıyla, kıyasıya bir rant kavgası başlayacağını, yine aklı başında herkes tahmin ediyordu.

Ankaralıların köklü bir ayakkabı markası olarak bildiği Togo'nun, bir zamanlar “şehir dışı” sayılan şimdi kentin en değerli lokasyonuna dönüşmüş noktasındaki fabrika arazisine dikilen iş merkezi kulelerinin mühürlenmesi, rant kavgasını tetikledi.

Ankara Ticaret Odası'nda (ATO) uzun yıllar başkanlık yapmış, CHP'den milletvekilliği hep tartışılmış, son ATO seçimlerinde Gökçek'in oğlu Osman Gökçek'in adaylığını desteklemiş Sinan Aygün'ün yaptığı lüks iş merkezinin mühürlenmesi üzerine Yavaş'ı rüşvetle ithamını takiben suç duyurusu bulunması, üzerine de Soylu'nun bakan olduğu İçişleri'nin Mülkiye müfettişi görevlendirmesi rejimin göbeğinde büyük, çok büyük bir mesele olduğunun işareti.

PARAYLA MUKTEDİR OLUNMAZ

Bağırıp çağıranın güçlü ve haklı sanıldığı bizim gibi toplumlarda çok aktörlü ve çok boyutlu meseleleri bir çırpıda anlamak kolay değil.

Hele ki iktidar, medyayı hizaya dizmiş, çökertmiş, devşirip satın almışsa. Togo Kuleleri tartışmasında birkaç gündür kafaların karışık olduğunu “Ya kim ne demek istiyor” sorusunun sıkça sorulduğunu biliyoruz. O nedenle yeni bir boyutu paylaşmadan yalın biçimde madde madde hatırlamakta yarar var:

– Togo fabrikası arazisi aslında 12 bin metrekare. 2012'de Gökçek yönetimindeki ABB, burayı “Kentsel Servis Alanı” olarak tanımlıyor ve 1.5 emsal izni veriyor. (1.5 emsal izni, ilk yüzölçümünün yarısı kadar daha eklenecek demek. Bu da 18 bin metrekare.)

– Bu arazi üzerinde, hayli ilginç bir tesadüfle 15 Temmuz 2016'da yapılan imar değişikliği ile emsal 2.1 oluyor. Ve yine ilginç bir yaklaşımla yolun kot altı emsal dışı sayılıyor. Arazinin konumunu bilenler, yolun bir cephesinde kot altı görünen inşaatın, öbür cephede yol düzeyinin üzerinde kaldığını, bunun da yüz milyonlarca TL rant anlamına geldiğini bilir.

– Ankara Mimarlar Odası, bu kararlar üzerine ABB aleyhine dava açar. Mahkeme imar planı ile ruhsatı iptal eder. Yani Aygün'ün ticari kârını değil, Ankaralıların hakkını gözetir. Ama dönemin belediyesi inşaatı mühürlemez. Yani yargı kararı takılmaz.

– İmar planı ve ruhsatı iptal eden yargı kararı Nisan 2019'da onanarak kesinleşir……

– Mansur Yavaş'ın açıklamasına göre bu karar, önceki yönetimin belediye avukatınca sümen altı edilir, yönetime bildirilmez. Bu arada inşaat ilerler, Yavaş yönetimi kesinleşme kararından dört ay sonra haberdar olur. İnşaatı mühürler.

– Sinan Aygün, bugün kendisinden 25 milyon TL rüşvet istendiği iddiasında. Yavaş da, ABB Meclisi'nden iki kişinin Aygün'e okul sözü verdiğinin hatırlatması üzerine Aygün'ün “Bir okul ne kadar” diye sorduğunu verilen “25 milyon cevabının kayda alındığını” bunun da şimdi rüşvet olarak kullanıldığını medyada aktarır.

Konu önemli. Tartışma büyük. Kesin olan şu: Togo Kuleleri denilen hadise Ankaralıların ufkunun, havasının, ulaşımının, trafikte beklemesinin, yenilen haklarının meselesidir.

Mahkeme kararı Aygün'ün umurunda mı?

Hukukun ve yargı kararlarının ayakbağı olarak görülmesi bugünün sorunu değil. Özal dönemine uzanır. Sağcı iktidarlar hukuku ve yargıyı işlerine geldiği gibi eğip bükmekte, mahkeme kararlarını araçsallaştırmakta mahirdir. CHP'den milletvekilliği yapmış Aygün'ün, yaptığı inşaatın hukuksuzluğunu ortaya çıkaran böyle bir iptal kararı yokmuş ya da olsa bile önemli değilmiş gibi davranması, kendisini değilse bile bir zamanlar temsil ettiği CHP yönetimini bağlar. Aygün, CHP milletvekilliği yapmamış olsa bile bu konu ana muhalefet partisi yönetiminin odağına girmektedir.

CHP yönetiminin mahkeme kararının “takılmadığı” Togo Kuleleri kavgası ile rantı konusunda kamuoyunu aydınlatması beklenir.