Bütün sütler Emel’in şerefine gelsin!

Şu sıralar çocukların eğitim öğretim çilesini çeke çeke ermiş ‘veli’ ler olarak okuldaki toplantılara katılıp slaytlı falan sunumlar izliyoruz. Gelin anne baba tutumlarını süt içme meselesi üzerinden inceleyelim.

Özkan Özgür oozgur@gazeteduvar.com.tr

Kaldırılan TEOG falan derken eğitimdeki kaosa katkı yapan yapana. Görünen o ki ev adresimiz, çocuğumuzun kaderi oldu. İbni Haldun kalksa mezardan; ‘coğrafya kaderdir’ sözünün ev adresine bağlandığını görse, üstüne üstlük liselerdeki sosyoloji kitaplarından Marx’ın çıkartıldığını, ‘size de atom fiziğine de…’ diye saydırabilir. Fizikten Newton’u çıkarmak gibi bir şey zira. Ama biz memleket sakinlerinin sakin kalma becerimize de hürmet edeceğine eminim.

Ana baba yüreği, çocuk önemli. Senede bir iki kez de olsa veli toplantısına katılan veliler olarak anne baba tutumlarıyla ilgili sunumlar izliyoruz. Çocukların eğitim öğretim çilesini çeke çeke ermiş ‘veli’ ler olarak okuldaki toplantılara katılıp slaytlı falan sunumlar izliyor, akıllı tahtanın marifetlerine topluca hayran oluyor, nihayetinde okul aile birliği için dua edip (aidat) evlere dağılıyoruz.

Gayet güzel ve faydalı sunumlar. Bunları ezber ettim, sizinle de paylaşmak boynumun borcu. Anne baba tutumlarını, Emel’in hatırına, süt üzerinden anlatmak isterim: ‘Emel süt iç!’

DEMOKRATİK ANNE BABA TUTUMU

‘Emel, süt iç!’ türünden komutlara pek sık rastlanmaz. Eğer o ailede gerçek bir demokratik tutum varsa, Emel’in de bir fikri vardır ve o fikir önemlidir. Sebep? Demokrasi. Kurallar vardır ama Emel kendini asla hapishanedeymiş gibi hissetmez. Bir şey başardığında ödüllendirilir, başaramadığında ise cezalandırılmaz. Altından kalkabileceği sorumluluklar verilir. Anne baba, Emel’in ihtiyaçlarını karşılarken sevgilerini hissettirir.

Emel büyür ve rahat, özgür, derdini meramını anlatabilen, girişimci, sorumluluk alabilen, güven duygusu gelişmiş bir insan olur. Ama söz konusu ailedeki demokrasi yüzde 51’e göre yürüyorsa, demokrasi dediği laf ola torba dola türündense Emel’in şansı yok! Ha Emel, ha buzağı!

AŞIRI KORUYUCU ANNE BABA TUTUMU

Bu tür anne babalar ‘kontrol manyağı’ olduklarından Emel’in durumu zor. Kendi başına bir şeyler bırakılmayacak kadar ‘önemli’ dir o! Emel süt içecekse, ‘sen dur kızım ben içerim senin yerine!’ diyebilirler. Hep bi müdahale, hep bi ‘kim sana dedi!’, ‘sana mı kalmış kendi kendine o işlere bulaşmak!’ durumları.

Zavallı Emel, her şey olur ama birey olamaz. Ne zaman tek başına bir şey yapmaya kalksa; ‘ama kızım baban/annen çok üzülüyor vallahi’ nev’inden cümlelerle zehirlenen Emel, günlerce kıvranır, ters çevrilmiş tosbağa gibi eziyet çeker. Emel büyür ve asla yalnız kalamaz.

AŞIRI BASKICI ANNE BABA TUTUMU

Bunlar da ‘disiplin’ manyağıdır. İtaat ha itaat diye tuttururlar. Dizlerini kızlarından daha çok severler. Manyak olunca normal tabi. ‘Emel, süt iç!’ dendiğinde zavallı Emel önce küçük dilini yutar, ardından sütü fondipler. Okulda öğretmen, ‘ailenizin resmini çizin’ dediğinde; anne, baba, terlik, maşa, yaş odun çizebilir… Emel büyür ve sünepe olur.

ÇOCUK MERKEZLİ TUTUM

Bu ailede Emel, prensestir. Anne baba da köle. Emel, ailenin dişleri saymıştır. Her dediğini yaptırır. ‘Bizim gözümüzde kaldı, bari kızımız çekmesin’ kafasında anne babalardır. ‘Emel süt iç’ fikri krem şantiye bağlanabilir. Emel’den bir ‘şımaristan kontesi’ çıkar. Annesi, inekler, koyun ve keçiler gibi tüm varlıkların ortak özelliği süt veriyor olmalarıdır. Tabi ki kendisi için.

Emel büyür ve bencilin, uyumsuzun önde gideni olur. Kendi etrafında dönmeyen gerçek dünya, Emel’in ‘depreşik’ liğinin temel sebebidir.

İLGİSİZ VE KAYITSIZ TUTUM

Mevla’ya imanı, çocuğu çayıra salma olarak algılayan anne babalardır. Evdeki Emel ile kışlıkların kaldırıldığı elbise hurcu hemen hemen aynıdır. ‘Olur gider yavv, bizim zamanımızda pedagoji mi vardı?’ rahatlığındaki bu çiftler, çift olmayı sadece çiftleşme olarak anlamışlardır. ‘Emel süt iç’ fikri; ‘ister iiiç, ister içmee! Çok da tın!’ anlamındadır. Emel büyür, damara bağlar. Yakarsa dünyayı Emel yakar!

DENGESİZ VE KARARSIZ TUTUM

Bunlar için Emel, bir yap boz oyunudur. Biri şerbet der, diğeri zıkkım... Biri serbest der, diğeri zinhar!.. Biri der, ‘Emel süt iç’, diğeri der, ‘yok kızım, peynir yap kışın yeriz!’…  Emel’in içinde Mohaç Meydan Muharebesi vardır. ‘Ay şimdi ben bu sütü napiym anne beaa?’ diye diye vicdan muhasebesinden kırılır. Emel büyür ve demi demine uymaz. El birliğiyle ‘ayarsız’ bir Emel yaratırlar.

GÜVEN VERİCİ, DESTEKLEYİCİ, HOŞGÖRÜLÜ TUTUM

Emel bir şey yapmak istediğinde desteklenir. Ancak her istediğini yapamaz. Günde üç öğün çikolata yiyebileceği anlamına gelmez mesela. Kısıtlama var. İşin sırrı güvendir yine de. Emel’in kendini keşfedeceği bir sevgi ve güven ortamı vardır. ‘Emel süt iç’ meselesinde sütü ne zaman, ne kadar ve nasıl içeceğini ve en önemlisi kimlerle paylaşacağını öğrenmiştir o.

Emel, dengeli büyür. Vakti zamanı geldiğinde, misal bir iş görüşmesinde Emel’i tanıyan insan kaynakları uzmanı, daha önce sorduğu ‘neden sizinle çalışalım?’ sorusundan ötürü Emel’den özür diler. Çünkü, Emel ile çalışmayacak da kiminle çalışacaktır? O Emel ki, ekip çalışmasına yatkınlığı bırak, 'Emel'siz ekip, ancak bir ‘ekibimsi’ olabilir. Bir baş soğan bütün kazanı kokutur misali uyumsuz tiplerden değildir o. Hain hasut hiç değildir, arkadaş canlısıdır. Emel mutludur.

Bütün sütler Emel’in şerefine gelsin!

Tüm yazılarını göster