Sedat Peker videolarının ardından isimleri belirli iddialarla
ortaya atılan isimlerle Peker arasında adeta bir söz düellosu
yaşanıyor. Bu konuda ortaya atılan iddialar güçlü, ancak gerçeğe
tam anlamıyla ne zaman ulaşılabileceğini kestirmek güç. Dünya’da
organize suç grupları, mafya gruplarıyla devletler arasında nasıl
ilişkiler yaşanıyor? Bu ilişkiler benzer mi? Siyasi alanla suç
dünyası arasındaki ilişkiler karşında nasıl pratikler ortaya
koyuluyor? Gerçek anlamda bir hesaplaşma mümkün mü? Bu soruları
Columbia Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde hukuk ve ekonomi çalışan,
uzmanlık alanı organize suç örgütleri ve devlet ilişkileri olan,
Meksika’da kartellerin bazılarının çökertilmesinde uzmanlığına
başvurulan, BM’ye bu konuda raporlar hazırlayan Prof. Dr. Edgardo
Buscaglia ile konuştuk.
Türkiye’de bir organize suç örgütü liderinin bazı siyasi
isimlere uzanan iddialarının yer aldığı videolar gündemde. İsmi
geçenler bu konuda açıklamalar da yapıyor. Durumu nasıl ele almak
lazım?
Türkiye’de yaşananlar bana biraz Venezuela’yı çağrıştırdı.
Türkiye’yi çok çalışmadığım için çok söz söyleyemiyorum. Ancak
Venezuela’yı ve diğer devletleri biraz aktarmak isterim.
'PİRANALARIN KAVGASINA BENZETİYORUM, HER BİRİ DEVLETİN BİR
ALANINA SALDIRIYOR'
Venezuela ile Arjantin, Venezuela ile Bolivya, Venezuela ile
Nikaragua, Brezilya ile Venezuela’nın Bolsonaro öncesi ve sonrası
ilişkileri bu anlamda ilginç örnekler sunuyor. Ben Venezuela bir
organize suç devleti diyorum, tabii onlar bunu reddediyor. Bundan
kastım, suç gruplarının devletin belirli parçalarını ele
geçirmelerine dayanıyor. 1990’larda Kolombiya veya Meksika bu
duruma örnek verilebilir. Örneğin Meksika’daki grupları ben
çalışmalarımda piranaların kavgası olarak tanımlıyorum. Yırtıcılığı
ile dikkat çeken bu balıklar gibi organize suç örgütleri de hem
kendi aralarında hem devletin bazı parçalarına (bakanlıklarına
saldırıyor), bir iktidar kavgası yani. Tek bir organize suç grubu
politikayı etkilemiyor, birden fazla grup burada çatışıyor. Adeta
parça parça devlet koparılıyor, kaotik bir suç ve şiddet ortamına
neden oluyorlar. Örneğin savcılara rüşvet veriliyor, bazı politik
partilere ekonomik kaynak sağlanıyor. Yani kısacası parça parça ele
geçirme.
Bunun yanında örneğin Rusya’ya dönük farklı bir çerçeve
kullandığınızı biliyorum. Yani farklı çerçevelendirmeler
kullanılıyor denebilir mi?
Evet, evet. Sadece Rusya değil, Çin ve Kuzey Kore için geçerli
olan bu gruplarla devlet arasında yukarıdan tanımlı bir ilişki
türünün olması. Burada daha çok Latin Amerika’da gördüğümüz
parçalama-piranaların kavgası yok. Başka bir sistem var.
'VENEZUELA’DAKİ SUÇ ÖRGÜTLERİNİN LATİN AMERİKA’DA SEKİZ
ÜLKESİNDEKİ GRUPLARLA İLİŞKİSİ VAR'
Nedir o sistem?
Şöyle Rusya, Çin, Kuzey Kore’de geçerli olan sistemde, organize
suç gruplarının içinden bazılarını devlet seçiyor, disiplin altına
alıyor ve devlete hizmet etmesini sağlıyor.
Oysa Venezuela örneğinde şunu görüyoruz. Bu gruplarla ilişki
içinde olan ordu görevlileri, polisler var, ancak bu başkana
uzanmıyor. Yani başkan bu işin içinde değil. Başka bir anlatımla
Venezuela’daki suç örgütleri daha çok memurları kendine bağlıyor.
Örneğin devlet asla uyuşturucu tacirleriyle anlaşma yapmıyor.
Bundan kaçınıyor. Yani bir anlamda memurlarla memurlar arası
ilişkiler görüyoruz.
Venezuela’daki grupların Latin Amerika’da Meksika dahil sekiz
ülkeye uzanan bağları var. Buradaki suç grupları arasında bir para
trafiği dönüyor. Ya takasta kullanıyorlar ya da başka bir devlette
bir politik kampanyayı ya da partiyi finanse etmekte. Ancak
bildiğimiz geleneksel yollarla para sisteme dahil olmuyor ki bu
gruplar her zaman parayı da tercih etmiyor. Örneğin silah
karşılığında petrol, petrol karşılığında uyuşturucu, kadın ticareti
gibi alanlarda değiş tokuş yapıyorlar. Ama para da oluyor
elbette.
'VENEZUELA İLE TÜRKİYE ARASINDAKİ TRAFİK SON ÜÇ DÖRT YILDA
BAŞLAMIŞ OLMALI'
Parayı geleneksel yollarla doğrudan kullanamıyorlar
dediniz. Bahsettiğiniz meblağların yüksek olduğunu biliyoruz, peki
bu para sisteme nasıl dahil oluyor? Yani ne yapıyorlar bu
parayla?
Götürüp bankaya koyamıyorlar, çünkü kaynağı soruluyor. Bunun
yerine pek çok ülkeden emlak alımı yapıyorlar, bazı şaibeli yardım
kuruluşlarına bağışta bulunuyorlar, hatta yardım kuruluşu
kurduruyorlar.
Venezuela ile Türkiye, Venezuela ile Arjantin arasında tam
olarak ne olduğunu bu çerçevede ele almak gerekiyor. Buradaki
trafiğin yani Venezuela ile Türkiye arasındakinin son üç dört yılda
başladığını ya da arttığını söyleyebiliriz, öncesinde olsaydı
mutlaka bu sızardı. Örneğin Venezuela’daki gruplar, dediğim gibi
devleti değil, buna bulaşan bazı memurları kastediyorum, sadece
uyuşturucu ihraç etmiyor, ithal de ediyor. Kendi ülkesinde de bunun
fazlaca alıcısı var. Üstelik bunu altın karşılığı uyuşturucu,
petrol ya da değerli mineraller karşılığında da yapabiliyorlar. Bu
anlamda Türkiye’ye bakacak olursam, devletin bir bütün olarak
dahlinden ziyade sanki Arjantin’de olduğu gibi bazı devlet
görevlilerinin dahil olduğu bir yozlaşma var gibi.
'ÇİN ORGANİZE SUÇ GRUPLARINI DIŞ POLİTİKADA ARAÇ OLARAK
KULLANIYOR'
Çalışmalarınızda Latin Amerika örneklerinden farklı bir
şablonla Çin’i ele aldığınızı gördüm. Neden?
Çünkü Çin örneğinde sadece bu parada siyasilerin cebini
doldurmuyor, aynı zamanda bu bir dış politika aracı olarak
kullanılıyor. Yani Meksika’dan gördüğümüzden farklı olarak bunu dış
politikada araçsallaştırma ya da kolaylaştırıcı olarak kullanma
var. Bunu daha çok petrol talebini, gerekli mineral talebini
karşılamakta kullanılıyor.
Peki bu anlamda örnek verebileceğiniz bir durum var
mı?
Çin’den değil, ama sizin de çalışma alanınız olan Rusya’dan
örnek verebilirim. Aslına bakarsanız Rusya son döneme kadar bu
konuda farklıydı, yani disipline ettiği gruplar olsa da bunları dış
politikada kullanmadığını düşünüyorum.
Şimdi kullanıyor mu?
Evet. Örneğin ABD seçimlerine dönük müdahale (2016 seçimini
kastediyor). ABD’de bu konuda bir soruşturma yürütülüyor zaten.
'RUSYA’DA İSTİHBARAT SİBER SUÇ GRUPLARINI DIŞ POLİTİKADA
KULLANIYOR'
Evet, ama sizin de söylediğiniz gibi bu bir yanıyla
iddia. ABD ile Rusya ilişkilerinde tansiyonu düşündüğümüzde bu
iddianın gerçekliğinde soru işareti oluşuyor.
Haklısınız. Ancak şuna dikkat edelim, Rusya’nın benzer tutumları
Avrupa’da da izlediğini biliyorduk. Örneğin bazı ülkelerde yine
seçimlere müdahale ettiği konuşuluyordu, desteklediği bazı
partilerin olduğu biliniyordu. ABD’deyse bu soruşturma konusu. Ben
bunun temelsiz olduğunu düşünmüyorum, ki Rus hacker grupları daha
önce de benzer işler yaptı. Yani hem Çin hem de Rusya örneğinde
gördüğümüz organize grupların devlete hizmet etmesi. Örneğin
Rusya’da bu gruplar istihbarat tarafından kullanılıyor, özellikle
siber ataklar için. Bunlara devletin sponsor olduğu ataklar diyoruz
örneğin. Oysa Türkiye örneğinde gördüğüm kadarıyla organize suç
grupları dış politikada kullanılmıyor.
'TÜRKİYE’NİN DÖNÜŞÜMÜ ZAMANA YAYILIYOR, AŞAMA AŞAMA
İLERLİYOR'
Ancak Türkiye’de dikkat çeken bir diğer konu, bu
iddialarda adı geçenler yanıt veriyor olmakla beraber, şu ana
kadar, iddiaların doğru ya da yanlış olmasından bağımsız,
soruşturma açmak için adım atılmaması. Oysa bu iddiaları içeren
videoları 10 milyonlarca insan izliyor.
Bu noktada şunu söylemem gerekiyor. Benim izlediğim, takip
ettiğim Türkiye dinamik bir ülke ve bir dönüşümden geçiyor. Bunu
ancak aşama aşama görebiliyorsunuz. Örneğin Rusya’nın 2000-2004
arasındaki dönüşümü şu anki Türkiye gibi. O zaman Putin iktidara
geldiğinde tüm grupları kontrol etmiyordu, o gruplar arasında da
bir mücadele vardı, çünkü Rusya’nın 1990-2000 arası dönüşümü
organize suç gruplarına ciddi alan açmıştı. Burada aşamalı, yavaş
yavaş dönüşen bir devlet gördük. Dediğim gibi 2016’da ABD
seçimlerine müdahaleye varan siber saldırıların kontrol edilmesine
uzanan bir dönüşüm süreci gözlemliyoruz, yani bu bir anda olmuyor,
zamana yayılıyor.
'PUTİN YÖNETİMİNİN SUÇ ÖRGÜTLERİ VE BUNLARIN SİYASİ BAĞLARINI
TEMİZLEMESİ 12 YILINI ALDI'
1990’larda gerçekten Rusya’da adeta sizin piranaların
savaşına benzettiğiniz durum yaşanıyordu. Mafya grupları,
oligarklar, insan kaçırmalar. Meşhur bir Rus mafyası gerçeğinden
bahsediyorduk. Putin yönetimi bu örgütleri nasıl kontrol altına
aldı?
Kesinlikle aktardığınız gibiydi. Şöyle, sizin politik
isteklerinizle uyuşmayan grupların yasal araçlar kullanılarak
cezalandırıldığını yine Rusya’da gözlemledik. Putin, Yeltsin
dönemindeki yolsuzlukları, organize suç örgütlerinin siyasetle
ilişkilerini temizlemek zorundaydı, çünkü işler gerçekten kaosa
dönmüştü. Yani disiplinden çıkmış bu grupların yeniden disipline
edilmesi gerekiyordu ki burada sadece gruplarla değil, bu suç
örgütleriyle iş tutan politikacılarla da hesaplaşıldı, burada da
bir temizlik yapıldı. Bu neredeyse Putin yönetiminin 12 yılını
aldı. Yani bahsettiğim bu temizlik ve yeniden disiplin altına alma
süreci de uzun sürdü, sürüyor. İsterseniz sizin çalışma alanınızdan
örnek vereyim, petrol alanında da bu yapıldı. Yani petrol
sisteminde yeniden bir emir komuta zinciri oluşturuldu. Sizin de
üstüne çalıştığınız şirketlerin dönüşümünün böyle bir yanı da
vardı.
'TÜRKİYE İÇİN DEMOKRASİ, ŞEFFAFLIK VE YASALARA RİYAET ETMEK
ÖNEM KAZANIYOR'
Türkiye’de 1990’larda benzer bir süreç yaşandı, ancak
bugün bu sürecin eksik ya da hatalı yürütüldüğüne dönük
çıkarımlarımız güçleniyor. Bu süreci nasıl ele almak
lazım?
Türkiye toplumu açısından bu süreç şeffaflık, denetlenebilirlik
konusunda çok şey söylüyor. Sivil toplum örgütlerinin işlevlerini
de yeniden hatırlatıyor, aynı zamanda bir demokrasi ve demokratik
toplum sorununu. Kurumsal yapısı şeffaf, kuralların, yasaların,
hukuka riayet etme bu konuda önemli. Bu değerlere sahip çıkmak
gerekiyor, yoksa tekrarı kaçınılmaz oluyor.