Bodrum'a su temin edecek baraj Milaslıları yerinden edecek

Milas'ın Kayadere bölgesinde 83 milyon metreküp kapasiteli bir baraj kurarak Bodrum'a su götürmek isteyen DSİ'nin projesine yöre sakinleri karşı çıkıyor. DSİ'nin bütüncül bir planlama yapmadığını belirten çevreciler, projenin kamu yararı değil kamu zararı oluşturacağını savunuyorlar.

Abone ol

Osman Çaklı

DUVAR - Devlet Su İşleri (DSİ) tarafından Muğla'nın Milas ilçesi Kayadere bölgesinde yapılması planlanan 'Bodrum İçme Suyu Barajı ve Malzeme Ocakları, Kırma-Eleme-Yıkama Tesisi ve Beton Santrali Projesi'ne yöre halkı tepki gösteriyor. Kayaderesi Çayı üzerine yapılacak barajın, Beçin ve Kavak dağlarında toplanan suyu Bodrum'a ulaştırması planlanıyor. Bölgenin en büyük içme suyu projesi olacak barajla ilgili İkizköy Çevre Komitesi'nden Deniz Gümüşel ve MUÇEP Eş Sözcüsü Umay Karabaş'ın görüşlerini aldık.

BARAJ TARIMI BİTİRECEK, KÖYLER SU ALTINDA KALACAK

ÇED süreci başlatılan proje, gerçekleşmesi durumunda 83 milyon metreküp kapasite ile civardaki en büyük baraj olacak. Yalnızca Bodrum'a içme suyu sağlayacak baraj, Kayadere, İkizköy, Karacahisar, Çamköy, Çamovalı, Gökçeler, Yakaköy, Akyol ve Ekinanbarı köylerindeki su varlığını ve tarımsal üretimi olumsuz etkileyecek. Baraj yapılırsa Kayadere ve Çamlıca köyleri su altında kalacak.

Barajın yapılacağı yerin aynı zamanda maden ve termik santral bölgesi olduğuna dikkat çeken Deniz Gümüşel, baraj projesi ile bölgede madenler için yürütülen kamulaştırma işlemlerinin birbirinden bağımsız olmadığını düşünüyor. Köylülerin tarım yaptıkları topraklardan gitmek istemediklerini aktaran Gümüşel, bölgenin Türkiye'nin her yerinden arıcılık için gelinen bir yer olduğunu belirtti.

'SUYUN YERİNDE KALMASI DAHA BÜYÜK KAMU YARARI'

Deniz Gümüşel

Baraj yapılacak alanda su varlığının az olduğunu vurgu yapan Gümüşel Kayaderesi için, "Gürül gürül akan bir su yok, hatta 6-7 ay kadar susuz kalan bir dere" dedi. İçme suyu temini için yapılan projenin kamu yararı gibi görünse de esasen daha büyük bir kamu zararı oluşturacağını ifade eden Gümüşel şöyle konuştu; "Barajla yaratacağı fayda, suyun yerinde kalmasından daha fazla değil. Flora ve fauna, yaşamsal döngü, insanların kendi topraklarında kalması, tarım yapması, köyden kente göç etmemesi gibi pek çok sosyal ve ekonomik sonuç kıyaslandığında suyun kendi döngüsünde kalması gerekiyor"

'İKLİM DEĞİŞİKLİĞİNDEN EN ÇOK ETKİLENECEK YER BATI AKDENİZ HAVZASI'

Suyun bol olduğu bir coğrafyada yaşamadığımızı ve proje ve planların bu eksende yapılması gerektiğine değinen Gümüşel, komşu ekosistemlerden çalınarak başka bir yerin var edilmeye çalışıldığını söyledi. Özellikle Batı Akdeniz havzasının iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek yer olduğuna söyleyen Gümüşel, "Tarım ve Orman Bakanlığı'nın raporlarına göre önümüzdeki 50 yıl içinde bölgede yağışlar yüzde 36 azalacak, su potansiyelinin de yüzde 26 ile 50 arasında azalması bekleniyor. Ancak DSİ'nin proje tanıtım dosyasına baktığımızda iklim değişikliğiyle alakalı cümle geçmiyor. DSİ kendisini su zengini bir ülkede zannediyor. Bodrum'un su sorunu kentsel, bölgesel planlamanın akılcı şekilde yapılması ile çözülür. DSİ var olan tesislerini bile koruyamazken böyle bir proje yapmak istiyor. Örneğin 2012 yılında DSİ'nin, Milas'tan Bodrum'a su taşıdığı dağıtım şebekesinin ana hatları, Eylül 2020 itibariyle 2 bin 796 kez patlamış, bu inanılmaz bir israf. Bütüncül bir su yönetimine ihtiyaç var" diye konuştu.

'LÜKS TÜKETİM ANLAYIŞINI DEĞİŞTİRMELİYİZ'

Barajın, 2065 yılında Bodrum nüfusunun 730 bine ulaşacağının ön görülmesi, burada ortaya çıkacak su ihtiyacına cevap vermesi için planlandığını aktaran Umay Karabaş, "Çimlerimizi sulayalım, havuzlarımızı dolduralım, günde 5 kere duş yapalım gibi bir anlayış var. Bu tüketim şekli ve artan nüfusu düşünürsek Bodrum'a 10 tane baraj yapsalar yetiştiremezler. Su kullanım şeklimizi ve bakış açımızı değiştirmemiz gerekiyor" diye konuştu. 

'TERMİK SANTRAL ÖNCELİĞİ KALKARSA HERKESE YETECEK SU VAR'

Bölgedeki termik santralin su kullanım önceliği bulunduğunu belirten Karabaş, "Termik santral soğutma tankı yüzde 90 oranında dolmazsa köylüler su kullanamıyor" dedi. Projeyle ilgili temel iki problemin olduğunu belirten Karabaş, "Termik santral önceliği kalkarsa herkese yetecek su var. Aslında bu baraja ihtiyaç yok. Mevcut su kullanım politikası çok yanlış. Bodrum'a su yetiştirilecek diye düşünüyorsak daha fazla havuz yapılmamalı, belediyeler sulara sahip çıkmalı. Doğanın kendi işleyişi ile barışık olmalıyız" ifadelerini kullandı.