Beyaz önlük ve rol model

Kadın öğretmenlerin kişisel giyinme tercihlerini görünmez kılmaya çalışan zihniyet, çağdaş, laik ve demokrat eğitim emekçilerinin karşı duruşuyla amacına ulaşamayacaktır.

Abone ol

Hasan Aydın*

2023-2024 eğitim ve öğretim yılı, eğitimdeki büyük yapısal sorunlarla birlikte, 11 Eylül günü başladı. Okullar açılmadan 21 Ağustos’ta, Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin imzasıyla yeni eğitim ve öğretim dönemine ilişkin iş ve işlemleri konu alan 32 maddelik bir genelge yayınlanmıştı. Birçok açıklamanın yer aldığı bu genelgenin 11. maddesinde "Öğretmenlerin mesleki temsil ve öğrencilere 'rol model ‘olma bakımından önlük giymeyi tercih etmeleri teşvik edilecektir. “denilmekteydi.

Öğretmen bedenini bçimlendirerek kontrol etme amacı taşıyan ve rol model olarak da önlük giyilmesini teşvik eden bu genelgenin ardından, 23 Ağustos'ta Şanlıurfa'da düzenlenen İl Eğitim Değerlendirme toplantısında Bakan Yusuf Tekin, "Öğretmenler Odası toplantılarımızda da dile getirilen öğretmen arkadaşlarımızın, okullarda bir eğitimciye, bir öğretmene yakışır bir şekilde giyinmesi açısından beyaz önlük uygulamasının yine valiliklerimizce teşvik edilmesini arzu ediyoruz. Bunu da genelgemizde zikrettik." açıklamasında bulunmuştu.

EĞİTİMCİ SENDİKALARINDAN BEYAZ ÖNLÜĞE TEPKİ

AKP yanlısı eğitim sendikalarının da desteklediği Bakan Tekin' in bu konudaki açıklamaları, eğitimde tek tipleştirme tartışmasını başlatırken, eğitim emekçilerinin de büyük tepkisine neden oldu. Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası(Eğitim Sen) Genel Başkanı Prof.Dr. Necla Kurul, Bakan Tekin'in "Öğretmenlerin eğitimciye yakışır şekilde giyinmesi" ile ilgili olarak yaptığı eleştiriye, "Bu öğretmenleri değersizleştiren, hakaret içeren bir yorum. Böyle bir hakareti kabul etmiyoruz. Öğretmenler ne giyeceğini bilecek iradeye sahip meslek grubudur" yanıtını vermişti. Devamında öğretmenleri tek tip kıyafete 'teşvik' etmenin çok otoriter ve aynı zamanda popülizmden beslenen yönünün olduğuna değinen Kurul, "Öğretmen öğrencinin gözünde giysi çeşitliliğinden vazgeçtiğinde, öğrenciye tek bir kıyafetin rol modelliğini yapar. Ayrıca iktidarın rahatsızlığının özellikle kadın eğitim emekçilerinin giysileri ile olduğunu biliyoruz." demişti.

Bu eleştiriler üzerine Anadolu Ajansı Editör Masası'na konuk olan Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, "Biz öğretmen arkadaşlarımıza tavsiye kararında bulunduk. Şu an bir zorunluluk değil. Biz 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde bir aksilik olmazsa öğretmen arkadaşlarımıza bir önlük hediye etmeyi planlıyoruz." açıklamasında bulunmuştu.

BAZI İLLERDE KEYFİ BEYAZ ÖNLÜK DAYATMASI

Milli Eğitim Bakanı' nın açıklamalarının aksine süreç içinde bazı illerde öğretmenlerden önlüklü fotoğraf istendi. Bu talimatı veren kurumlardan biri de Sivas İl Milli Eğitim Müdürlüğü idi. İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü ise meslek liselerinde hazırlatılan önlük tasarımlarını beğenmeyerek, önlük boylarının "daha uzun olması" talimatını vermişti. Basında haber olan bu girişimlere karşı, 12 Eylül'de Eğitim Sen Genel Başkanı Kurul, "Kadın öğretmenlerin bedenini santim santim ölçmeleri, 'diz boyu olsun, uzun olsun' ölçütleri kabul edilemez. Öğretmenlerimizi bize destek vermeye çağırıyoruz. Öğretmenler fotoğraf paylaşmaya karşı çıkacaktır. "açıklamasını yaparken, Eğitim İş Genel Başkanı Kadem Özbay da "Bunun amacı başta kadın öğretmenler olmak üzere öğretmenlerin kıyafetine karışmaktır. Dizin biraz üzerindeki önlüğe dahi tahammülleri yok. Öğretmenler kendi tercihine göre ne giyeceğine karar verecek eğitimde, yaşta ve seviyededir. Özellikle taşrada ve bazı büyük illerde liyakatsız yöneticiler hukuksuz olduğunu bilmelerine rağmen bunu dayatmaya çalışıyor. Eğer bakan samimi ise bu talimatları veren yetkililer hakkında gereğini yapsınlar." diye konuşmuştu.

Tüm bu tartışmalar sürerken Milli Eğitim Bakanlığı, internetten 22-25 Eylül tarihleri arasında; "Öğretmen Önlüğü Başvuru Formunu" açtı ve bu formun MEBBİS üzerinden doldurmasını istedi. Bu formda öğretmenlerden beden bilgileri istenmekteydi. Başvuru yapabilecekler listesinde ise aktif çalışan kadrolu öğretmen ve idarecilerle, sözleşmeli ve ücretli öğretmenler yer almaktaydı.

MİLLİ EĞİTİMİN DAHA CİDDİ SORUNLARI ÇÖZÜM BEKLİYOR

MEB, eğitimde giderek kronikleşen sorunları çözme yerine, ne yazık ki ideolojik amaçla şekilciliği esas alarak kendi normlarına uygun tek tip öğretmen yaratma çabası içindedir. Yüksek enflasyon karşısında geçinebilme koşulları zorlaşan, bazı durumlarda şiddete ve mobinge uğrayan, kariyer basamakları uygulaması sonucu iş barışı zedelenen öğretmenlerin, gerçek anlamda sosyal, özlük ve ekonomik sorunları hala çözülememiştir.

Bugün, Millî Eğitim'de kalabalık sınıflar, çocukların yeterli beslenememeleri, kız çocuklarının cinsiyet eşitsizliği, eğitimde kalitenin düşmesi, deprem bölgesinde çocukların eğitime erişememesi, karma eğitime müdahale edilmesi, okullarda seçmeli din derslerinin artırılması, hatta okul öncesinden itibaren din derslerinin devreye sokulmak istenmesi, laik ve bilimsel eğitime karşı dini referanslı ÇEDES gibi projelerin devreye sokulması gibi birçok ana sorun varken, bakanlık kıyafet özgürlüğü ile uğraşıyor. Aslında eğitim emekçilerinin de ifade ettiği gibi, başlatılmak istenen bu uygulamada esas hedef; pantolon giyen, etek boyuna müdahale edilen, beyaz önlükle bedenlerinin örtülmesini istedikleri kadın öğretmenlerdir.

Öğretmen, bir toplumun geleceği olan bireyleri yetiştiren ve onları şekillendiren kişidir. Bir öğretmen mesleki yeterliliği, çalışkanlığı, dürüstlüğü, güler yüzlülüğü, hoşgörüsü, güvenilir, dürüst, adil objektif tutum ve davranışları ile öğrenciler için rol model olur, fark edilir. Öğrenciler, öğretmenlerini rol model alarak, tutum ve değer kazanırlar. Öğretmenin etkinliği ve görünürlüğü dayatma sonucu tek tip giysinin giyilmesi ile de sağlanamaz.

BEYAZ ÖNLÜĞÜN TARİHİ

Beyaz önlüğün temizliği, saflığı ve şeffaflığı simgelediği bilinen bir gerçektir. Tarihte İlk kez Roma Senato seçimlerinde, adaylar saf ve temiz olduklarını ifade etmek için beyaz önlük giymişler. 19. yüzyılın sonlarına kadar, bilim insanları dış etkilerden korunmak için beyaz önlükleri giyerken, doktorlar ve cerrahlar ise siyah önlük giyiyorlardı. Bunun nedeni siyah rengin kanı göstermiyor olması. Böylece hastaların rahatlamaları sağlanmış oluyordu. Yine bu dönemde, Alman cerrah Von Bergmann, kanlarının görünmemesinin mikrobik hastalıkların yayılmasına neden olduğunu ileri sürerek tüm hastane çalışanlarının beyaz önlük giymelerini önermiş. İlerleyen süreçte de beyaz önlük, sadece bir hijyen ve temizlik simgesi olmamış, aynı zamanda doktorların kimliklerini öne çıkarmada aracı bir giysi olmuştur. Artık hastanelerde cerrahlar, beyaz rengin parlak ışıkta gözü yorduğu gerekçesiyle yeşil veya mavi önlük giymektedirler.

Günümüz de okul öncesinde, çocuklara ders anlatırken renkli boya ve kalemlerle uğraşan öğretmenlerle, ilk ve orta öğretimde yazı tahtasını sıkça kullanan, laboratuvarlarda ve meslek liselerinin atölyelerinde dersini işleyen öğretmenler,  zaten yıllardır önlük giyiyorlar. Fen ve matematik öğretmenlerinin çoğunluğu beyaz önlük giyerken, meslek liselerinin farklı bölümlerinde görev yapan öğretmenler de faaliyet durumlarına uygun olan gri, kahverengi gibi renklerdeki önlükleri giymektedirler. Tüm bu branşların dışındaki bazı branşlarda kendi isteği ile önlük giyen veya giymeyen öğretmen, her okulda mutlaka vardır.

BAKAN ZİYA SELÇUK DA BEYAZ ÖNLÜĞÜ GETİRMEK İSTEMİŞTİ

Beyaz önlüğün AKP döneminde gündeme getirilişi de yeni değil. 31 Ekim 2019 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk,' bir grup öğretmenle birlikte beyaz önlük giyerek İstanbul'da önlük tanıtımı yapmış ve önlüğün işlevini ve neleri çağrıştırdığını abartarak şunları söylemişti. "Önlük ustalığın simgesidir. Olmuşluğun, muktedirliğin, muvaffakiyetin simgesidir. İşe başlamış olmanın, çalışıyor olmanın, kolları sıvamanın, karşıda görüldüğünde sorunları çözecek kişinin geliyor olduğunun, ben buradayım, bilgimle, tecrübemle, deneyim ve yeteneklerimle buradayım demenin temsilidir." Önlük giymekle sanki çok üstün özellikler kazanılacakmış gibi bir anlayışı öne çıkaran eski Milli Eğitim Bakanı Selçuk, önlük giyme zorunluluğundan bahsetmemiş, pandemi süreci ve sonrasında bu çalışma gündeme gelmemişti.

MEB'in öğretmenleri beyaz önlük giymeye teşvik etme çabaları, öğretmenlerin kendi kıyafetlerini seçme yeterliliğini de tartışılır hale getirebilir. Ayrıca bu durum, kamuoyunda öğretmenin itibarını düşürür. "Okula gidildiğinde, öğrenci mi, veli mi, öğretmen mi? ayırt edemiyorlar" tespiti de birçok açıdan tartışmaya açıktır. Önlük kararı alınırken  'öğretmen odalarında' 10 bin öğretmenle görüşmek de net bir kriter olmayabilir. Laik demokratik değerleri savunan eğitim emekçilerinin sendika temsilcileri ile görüşmek yerine, yandaş sendikanın üyeleri ile görüşüp onların görüşünü tüm öğretmenlerin talebiymiş gibi sunmanın da mantıklı bir yanı yoktur.

Bir zamanlar kamudaki kılık, kıyafet yönetmeliğini çağdışılıkla suçlayıp 'sivil itaatsizlik' isteyenler şimdi kendilerinin getirdikleri önlük dayatması ile aynı yolu izlemiyorlar mı?

Her birey, doğası gereği kıyafet özgürlüğüne sahiptir. Birey için önemli olan kıyafet, ulusal veya uluslararası hukuk maddeleriyle korumaya alınmamıştır. Görevin gerektirdiği' itibar' ve saygınlığın korunması ileri sürülerek okullarda bu özgürlüğün kısıtlanması da doğru değildir. Önlük giymek istemeyen eğitim emekçilerine, yetkililerin bir ceza işlemine başvurmalarının da yasal bir temeli yoktur.

24 KASIM'DA BEYAZ ÖNLÜK HEDİYE ETMENİN MİLYARLIK MALİYETİ

En düşük maliyetle, bugünün enflasyon şartlarında bir adedi 250- 350 liraya mal olabilecek önlüğü, yaklaşık 1 milyon 150 bin öğretmene 24 Kasım günü ücretsiz dağıtmak, zorunlu eğitim harcamalarını bile karşılamaktan uzak olan MEB bütçesine büyük bir maddi yük bindirecektir. Dağıtılacak bu önlüklerin parasının kaynağı halkın ödediği vergilerdir. Bu önlüklere ödenecek para ile tüm okullarda, öğrencilere bir öğün yemek verilebilirdi. Süreç içinde bu önlüklerin maliyeti, kumaşının hangi kuruluşlardan temin edildiği ve bunların dikimine katkı sunan Devlet kuruluşlarının adları kamuoyunda merak konusu olacaktır.

12 Eylül cuntacılarının bir buluşu olan 24 Kasım Öğretmenler Günü'nde, asıl maksat gizlenerek öğretmenlere hediye önlük verilmesi, kamuoyunda öğretmenlerin küçük düşürülmesi tartışmalarını da beraberinde getirebilir. Ayrıca, öğretmenler önce okulda öğrenciler karşısında, sonra toplumda' önlüklü ve önlüksüz' olarak ayrışmış olacaklardır. Öğrenci veya toplumun bir kesimi ister istemez önlüklü öğretmeni iktidar yanlısı, önlük giymeyen öğretmeni ise muhalif öğretmen olarak etiketleyecektir.

Bu önlük giydirme çabasının ana hedefi daha önce ifade ettiğimiz gibi kadın öğretmenlerdir. Kadın öğretmenlerin kişisel giyinme tercihlerini görünmez kılmaya çalışan zihniyet, çağdaş, laik ve demokrat eğitim emekçilerinin karşı duruşuyla amacına ulaşamayacaktır.

 *Eğitimci