Bekaroğlu: İkizdere’de Anayasa ve yasalar çiğneniyor

CHP Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, İkizdere’de yapılmak istenen taş ocağı hakkında, “Burada kontrolsüz, denetimsiz büyük bir çevre katliamı yaşanmaktadır. Anayasa ve yasalar çiğnenmektedir” dedi.

Abone ol

ANKARA - CHP İstanbul Milletvekili Mehmet Bekaroğlu, Rize’nin İkizdere ilçesinde yapılmak istenen taş ocağı projesine ilişkin gözlemlerini paylaştı. Bekaroğlu, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu’ndan, İkizdere Vadisi'ndeki taş ocağı projesinin durdurulmasını istedi.

KÖY HALKININ MÜCADELESİ

İkizdere Vadisi'nde acele kamulaştırma yoluyla el konulan taşınmazlar üzerinde başlayan yol açma çalışmalarına karşı Gürdere ve Cevizlik’te yaşayan köy sakinlerinin mücadelesini anlatan Bekaroğlu, “Buna karşı kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullandığını, köylülere biber gazı ile müdahale ettiklerini görüyoruz. Öyle ki zaman zaman gazdan etkilenen, yerlerde sürüklendikleri için değişik yerlerinden yaralanan insanlar olmaktadır” dedi.    

'ANAYASA ÇİĞNENİYOR, ÇOK ÇEŞİTLİ SUÇLAR İŞLENİYOR'

Cumhurbaşkanı kararıyla acele kamulaştırılan ve taş ocağı yapılmaya çalışılan vadinin, aynı zamanda çevre köylerin içme suyu ihtiyacını da karşıladığına dikkat çeken Bekaroğlu, “Söz konusu mahalde hiçbir kamu kurumunun görevlisi, denetçisi olmaksızın, tamamen iş makinesi operatörünün insafına bırakılmış halde yol açılmaktadır. Kazıdan çıkan taş, toprak ve kayalar, kökünden koparılan ağaçlar dereye yuvarlanmaktadır. Dereye dökülen ağaç kırıkları, toprak, taş ve kayalarla derenin üzeri tamamen kapatılmış durumdadır. Burada kontrolsüz, denetimsiz olarak büyük bir çevre katliamı yaşanmaktadır. Anayasa ve yasalar çiğnenmekte, çok çeşitli suçlar işlenmektedir” ifadelerini kullandı. 

'KEYFİ ÇALIŞMAYA NEDEN OLANLAR SUÇ İŞLEMEKTEDİR'

Ağaçların kesilmesinde belirlenen prosedürlere uyulmaması, dereye hafriyat dökülmesi, içme sularının kirletilmesi, gösteri yapma ve hak arama hürriyetinin engellenmesinin ayrı ayrı suç olduğunu ifade eden Bekaroğlu, “Aynı zamanda ÇED kapsamında verilen taahhütlere uyumsuz çalışmanın denetlenmemesi, kamu görevlilerinin görevlerini ihmal suçunu oluşturmaktadır. Alanda sadece iki iş makinesi operatörü vardır. Bu kişiler keyfi bir şekilde gözlerine kestirdikleri yerden yol yapımı adı altında bu çalışmaları sürdürmektedir. Bu çalışanlara nezaret eden herhangi bir Orman Muhafaza Görevlisi, Çevre Bakanlığı Temsilcisi, İl Özel İdaresi Ruhsat Dairesi Yetkilisi, ocağın sahibi gözüken Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Yetkilisi yoktur. Bu şekilde keyfi bir çalışmanın sürdürülmesine neden olanlar suç işlemektedir, görevlerini kötüye kullanmaktadır” dedi. 

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın Gürdere ve Cevizlik isimli birbirinden ayrı iki ocak projesi varmış gibi bir algı yaratmaya çalıştığını, oysa ikisinin aynı proje olup iki projenin de aynı firmaya ait olduğuna vurgu yapan Bekaroğlu, şöyle konuştu: “Toplam alanı itibariyle 25 hektardan büyük olan proje için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ÇED raporu hazırlamak için başvuru yapılması gerekiyor. Ancak mevcut kapasite artışı başvurusu mevzuata aykırılık nedeniyle reddedildiği için, ÇED gerekli değildir kararı almak üzere Rize Valiliği'ne başvurulmuş.”

DEREYİ YOK ETTİKTEN SONRA KORUMA PROJESİ! 

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Altyapı Yatırım Genel Müdürü Yalçın Eyigün’ün 3 Mayıs Salı günü İkizdere’de çok gecikmiş olarak yapılan bilgilendirme toplantısı yaptığına dikkat çeken Bekaroğlu, “Genel Müdür Eyigün, 'derenin nasıl korunacağı ile ilgili toplantı yapıldığını ve proje hazırlandığını' ifade etti. Bir taraftan derenin yok edilmesi için iş makineleri gece gündüz çalışıyor, öbür yandan aynı derenin kurtarılması için proje hazırlanıyor. Bu koruma projesi tamamlanıp devreye alınacağı tarihe kadar suların kirlenmesine, derenin yok olmasına neden olan bu kontrolsüz yol açma çalışmasının durdurulması gerekir. Aksi halde, telafisi imkânsız zararlar ortaya çıkmaktadır” dedi.

KARAİSMAİLOĞLU’NA 6 İKİZDERE SORUSU

Bekaroğlu, tüm bu bilgiler ışığında Bakan Karaismailoğlu’ndan şu sorularına yanıt istedi:  

1. İşkencedere Vadisi'nde düşünülen bu taş ocağı projesi için neden iki ayrı ruhsat alanı belirlenmiştir? Niçin ÇED süreci işletilmemiştir? Devlet niçin bu şekilde hile yoluna sapmakta, kanunları arkadan dolanmaktadır? 
2. Alandaki çalışma bu şekilde devam ettiği taktirde geri dönüşü mümkün olmayan çevre tahribatı meydana gelmektedir. Bu tahribatlara neden olmamak için tüm çalışmayı durdurup ÇED sürecini işletmeyi düşünüyor musunuz? 
3. Altyapı Yatırım Genel Müdürü Yalçın Eyigün’ün katıldığı bilgilendirme toplantısında sözü edilen derenin korunmasına ilişkin proje tamamlanıp hayata geçirilinceye kadar alandaki çalışmaları durdurmayı düşünüyor musunuz? 
4. Çalışmayı denetlemesi gereken fakat çalışma alanına gelmeyip tüm işlemleri operatörün keyfine bırakarak görevlerini ihmal eden kamu görevlileri hakkında soruşturma başlattınız mı? Başlatmadıysanız bu son tespitlere göre soruşturma başlatmayı düşünüyor musunuz? 
5. Yaşam alanlarını korumaya çalışan köylülere kolluk kuvvetlerince uygulanan orantısız güç ve biber gazlı saldırının emrini veren amirler hakkında adli ve idari soruşturma açılması için gerekli girişimlerde bulunacak mısınız? 
6. Bölge halkının haklı tepkileri ve daha taş ocağı alanına yol açarken ortaya çıkan doğa tahribatının ağır boyutlarını göz önüne alarak çalışmaları derhal durdurmak ve bu taş ocağı/ocakları projesinin iptal edilmesi için gerekenleri yapmayı düşünüyor musunuz? (DUVAR)