'Bayram tatilleri turizmi kurtarmaz'

Duvar'a konuşan eski Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, Rusya'nın dışında asıl büyük pazar olan Avrupa ülkelerinden gelen turist sayısında da büyük düşüşler olduğuna dikkat çekti. Sektördeki krizin birincil nedeninin Suriye politikası olduğuna anlatan Günay, çözüm için de ilk adımın 'çoğulcu, barışçıl politikalar' olduğunu söylüyor.

Abone ol

Hülya Karabağlı / hkarabagli@gazeteduvar.com.tr

ANKARA - Kültür Turizm eski Bakanı Ertuğrul Günay, Türkiye’nin turizmde bu yıl tarihinde görülmedik önem ve derinlikte bir kriz yaşadığını söyledi. Krizin görünür nedeninin Rusya ile yaşanan siyasi gerginlik olmasına rağmen, Rusya'nın dışında asıl büyük pazar olan bütün Avrupa ülkelerinde de ciddi kayıplar yaşandığına  dikkat çeken Günay, "Hem Rusya hem Avrupa hem de bütün dünyada Türkiye turizminin geriye gidişinin derindeki nedeni Suriye ile ilişkilerimizin dışa yansıması. Suriye iç savaşında Türkiye'nin taraf görüntüsü ve içeride güvenliğin sarsılması, birçok alanda olduğu gibi, en başta da turizme telafisi güç zararlar verdi, veriyor” diyor.

Turizmdeki meselenin bakanlık boyutunu aştığını ifade eden Günay,  dünya liginde yeniden yerini almanın Türkiye'nin barışçı, çoğulcu, demokrasiyi ve hukuk devletini öne çıkaran politikalarla mümkün olduğunu söylüyor.

Ertuğrul Günay, sezon sonunda bir fırsat  olarak görülen Kurban Bayramı  için de umutlu değil. Günay, “Uzun bayram tatilleri, içeride turizm sektörünün bir ölçüde canlanmasına, işletmelerin açılmasına, çarkın işlemesine elbette katkı yapar. Ama, ülkenin turizmden beklediği sosyal ve ekonomik hedeflere hiç etkisi olmaz” diyor.

Ertuğrul Günay Duvar’ın sorularını yanıtladı:

'SURİYE POLİTİKASI BÜYÜK ZARAR VERDİ'

- Yakın zamana değin Türkiye, dünya turizminin yükselen ülkelerinden biriydi. Oysa şimdi, 2016 yılında önemli sorunlar yaşıyor. Bu sorunlar sizce nereden kaynaklanıyor?

Türkiye turizmi bu yıl, tarihinde görülmedik önemde ve derinlikte bir kriz yaşıyor. Krizin görünür nedeni, Rusya ile yaşanan siyasi gerginlikler. Uçak düşürme olayı ile doruğa tırmanan gerginlik. Bu durum, Türkiye'nin ikinci en büyük pazarında ağır kayıplara yol açtı. Ama Rusya'nın dışında asıl büyük pazarımız olan -başta Almanya olmak üzere- bütün Avrupa ülkelerinde de ciddi kayıplar var. Bu kayıpların nedeni ise Türkiye'nin önceki yıllarda Avrupa'ya güven veren istikrarlı ve çoğulcu görüntüsünün zedelenmiş olması. Hem Rusya hem Avrupa hem de bütün dünyada Türkiye turizminin geriye gidişinin derindeki nedeni Suriye ile ilişkilerimizin dışa yansımasıdır. Suriye iç savaşında Türkiye'nin taraf görüntüsü ve içeride güvenliğin sarsılması, -birçok alanda olduğu gibi, en başta da- turizme telafisi güç zararlar verdi, veriyor.

'ARAP BAHARI DENGELERİ BOZDU'

- Türkiye, önceki yıllarda "komşularla sıfır sorun" politikası güderken, Suriye iç savaşında taraf konumuna nasıl geldi? Bu taraflılığın ülkeye yansımalarının olacağı, zarar verileceği öngörülemedi mi?

Adına "Arap Baharı" denilen batı güdümlü kaos ortamı, Ortadoğu'da zaten hassas olan dengeleri büsbütün bozdu. Bu dengesizlik ortamında Türkiye de -ne yazık ki- hem geleneksel barışçı hem de son yıllarda sürdürdüğü 'sorunsuz' dış politika çizgisinden sapma yolunu seçti. Suriye'de, batı ve Ortadoğu'daki uzantıları ile birlikte yeni bir yol seçildi; sonuçlarını hep birlikte yaşıyoruz. Bu yola sapılırken, -o zaman- bir hükümet üyesi olarak kaygılarımı ve karşı düşüncelerimi yetkili organlarda paylaşmaya çalıştım; etkili olmadı. Çünkü sorunun '6 ayda' çözüleceğine inanılıyordu!

'BAYRAM TATİLLERİ TURİZMİ KURTARMAZ'

-Şimdi bir yandan Rusya ile ilişkiler düzeltilmeye, öte yandan 9-10 günlük bayram tatilleriyle turizm piyasası hareketlendiriymeye çalışılıyor. Bu önlemler turizmin bu yıl canlanmasını, krizden kurtulunmasını sağlar mı?

Önce şunu bilelim. Uzun bayram tatilleri, içeride turizm sektörünün bir ölçüde canlanmasına, işletmelerin açılmasına, çarkın işlemesine elbette katkı yapar. Ama, ülkenin turizmden beklediği sosyal ve ekonomik hedeflere hiç etkisi olmaz. Türkiye 2012/13 yıllarında dünya turizminin 6. sırasına yükselmiş bir ülkeydi. 30 milyondan fazla yabancı ziyaretçisi, 30 milyar dolar döviz girdisi vardı. 2012 Yılında Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı, "Avrupa'nın En İyi Turizm Organizasyonu" seçilmişti. Şimdi iç pazarda bir miktar canlılık yaratarak bu başarıları tekrar edemezsiniz; yaşanan büyük hasarı onaramazsınız, devasa gelişmeyi kolaylıkla yeniden sağlayamazsınız.

Rusya ile ilişkilerin düzelme yoluna girmesi, geç de olsa olumlu bir gelişme. Ama bu yıl tatil mevsiminin neredeyse sonuna geldik; umarım gelecek yıla yararı olur. Ancak Türkiye sadece Rusya pazarı ile iş yapmıyor. En büyük pazar Avrupa. 1. sırada Almanya, 2. Rusya, 3. İngiltere, 4. Hollanda ve diğer Avrupa ülkeleri tüm dünyadan gelenlerin neredeyse 2/3'ünü oluşturuyor. Bu büyük pazarla ilişkilerimizi, bu pazarda bozulan imajımızı düzeltmemiz gerekiyor. Bu da köklü politika değişikliklerini zorunlu kılıyor. Bazılarının söylediği ve hatta sektör adına koşanların da tekrarladığı, uzak pazarlardan ziyaretçi getirmek gayreti Türkiye'yi kurtarmaz. Bu gayreti elbette göstereceğiz, durumumuz iyi iken de zaten gösteriyorduk. Ama uzak pazarların sınırlı artışı bizi düze çıkarmaya yetmez. Kaldı ki Avrupalının gitmediği bir ülkeye Asyalı ya da Latin Amerikalı da kolay kolay gitmez.

'BARIŞÇI POLİTİKALARA YÖNELMEMİZ GEREKİYOR'

- Türkiye'nin turizmde yeniden gelişen bir dünya markası olması için ne yapması gerekiyor?

Her şeyden önce, bakanlığın ve sektör bileşenlerinin cesaretli bir durum tespiti yapması ve bu tespitin sonuçlarını hükümetle paylaşması gerekiyor. Turizm, Türkiye'nin ekonomik ve sosyal alanlarda en önemli gelişme potansiyellerinden birisidir, bence birincisidir. Bu önemli alanda onyıllara dayalı bir birikim ve başarı heba olmak üzeredir, olmamalıdır! Dünya çapında barış, çoğulculuk, güvenlik kavramlarını öne çıkaran yeni ve etkili bir tanıtım atağı yapılmalı, bu arada sektör gerçekçi önlemlerle desteklenmelidir. Ama, turizmin sorunlarının köklü biçimde aşılması ve dünya çapında iddialı olarak yeniden ortaya çıkılması -açık söylemek gerekirse- artık bakanlığın ve sektörün boyutlarını aşan ölçülere varmıştır. Türkiye'nin bütünüyle yeni politikalara, barışçı, çoğulcu, demokrasiyi ve hukuk devletini öne çıkaran politikalara yönelmesi şarttır. Dışarıya kavga görüntüsü veren bir eve, iyi niyetle ve isteyerek ziyaretçi gelmez.