Bawer Berşev: Kürtçe derse 'TRT Kurdî' mantığı ile yaklaşılıyor

Tora Ziman û Çanda Kûrdî Sekreterya üyesi Bawer Berşev, okul idarecilerinin öğrencileri dini derslere yönlendirerek, seçmeli dersler arasında yer alan Kürtçeden uzaklaştırdığını söyledi. Devletin Kürtçeye 'TRT Kurdî' mantığı ile yaklaştığını belirten Berşev, “Devlet kendi Kürdünü yaratmak istedi. Ancak bunu başaramadığını görünce bölümleri pasifize etmeye başladı. Bölüm hocalarını KHK ile uzaklaştırdı ve mezun olan öğretmenlerin de atamaları formalite alımlar ile sınırlandırıldı” dedi.

Abone ol

DİYARBAKIR - Milli Eğitim Bakanlığı, 2012 yılında Yaşayan Diller ve Lehçeler dersini müfredata ekledi. Öğrenciler, seçmeli dersler içinde yer alan Kürtçeyi tercih edebileceklerdi. Anadilde eğitim talep eden Kürtler bu adımı yetersiz bulsa da öğrencilerin seçmeli Kürtçe dersine belli oranda rağbet gösterdiğini söylemek mümkün. Üniversitelerden mezun olan Kürtçe öğretmenlerin ataması da o dönem yapıldı.

Ancak son yıllarda durum tersine dönmüş durumda. Kürtler anadilde eğitim hakkını talep etmeye devam ediyor ancak seçmeli dersler içinde yer alan Kürtçenin okullarda seçilme oranı, siyasi gelişmelere paralel olarak düşüş göstermeye başladı. Mesela bu yıl sadece bir tane Kürtçe öğretmeni atandı. Eğitim Sen'in Diyarbakır ve Mardin şubeleri tarafından yapılan açıklamalarda, okul idarecilerinin öğrencileri Kürtçe ders seçmemeye yönlendirdiği belirtildi.

Tora Ziman û Çanda Kûrdî (Kürtçe Dili ve Kültürü Ağı) Sekretarya Üyesi Bawer Berşev, Kürtçenin seçmeli ders olarak okutulmasını, “Devletin seçmeli ders vermesindeki amaç, o zamanki çözüm sürecinin verdiği pozitif hava ve ‘Kürtçe dersi verilecekse ben veririm’ isteğidir” şeklinde yorumluyor.

Bawer Berşev

Bitlis’e bağlı Sîmek köyünde doğan Berşev, liseyi bitirdikten sonra dönemin partisi DEHAP ile tanıştığında Kürt olduğunu ve Kürtlerin mücadelesini fark ettiğini söylüyor. Köyden Tatvan ilçesine taşınınca babası, şehre ve okula daha çabuk entegre olsunlar diye çocuklarıyla evde Türkçe konuşmaya başlamış. “Böylece Kürtçeyi yavaş yavaş unuttum ya da kendimi ancak ifade edecek kadar öğrenebildim” diyor. İstanbul’da üniversiteye gittiğinde ise Kürtçeye ve kültürel çalışmalara yöneliyor. “Çünkü asıl davanın bu olacağı kanısına vardım” diyerek Kürtçenin Kürtler için önemine vurgu yapıyor. İstanbul Kürt Enstitüsü’ne gidip kurslara katılmasını da, “Kürtçe ile ilk teması” olarak yorumluyor. Berşev, üniversiteden sonra Tatvan, Van ve Diyarbakır’da Kurdi-Der’de dört sene Kürtçe üzerine eğitim aldı. Diyarbakır’da Kürtçe okuma kulüplerinde aktif rol üstlenip Kürtçesini “bir tık daha geliştirme imkanı" buldu ve ilk Kürtçe eleştiri dergisi olan Wêje û Rexne o ve arkadaşlarınca kuruldu. Bu çalışmaların yanı sıra Artuklu Üniversitesi’nde Kürtçe yüksek lisans yaptı.

Bawer Berşev’in emektarlarından olduğu Tora Ziman û Çanda Kûrdî, 2020’nin Ocak ayında Diyarbakır’da kuruldu. Kürtçenin anadilde eğitim hakkına sahip olmasını isteyen platform, Kürtçenin ve Kürt kültürünün önündeki engellerin kaldırılması için çalışmalar yürütüyor. Berşev ile Kürtçenin seçmeli ders olması ve karşı karşıya kalınan sorunlar hakkında konuştuk.

‘DEVLETİ BAZI ADIMLARA İTEBİLİRDİK’

Kürtlerin anadilde eğitim talebi var ancak devlet, Kürtçeyi okullarda seçmeli ders yapmakla yetindi. Devletin bu hamlesi, Kürtlerin anadilde eğitim talebi mücadelesini pasifize etmek olarak yorumlandı. Siz ne düşünüyorsunuz?

Devletin hiçbir zaman Kürtlere anadilde eğitim verelim diye bir isteği olmadı bence. Devletin seçmeli ders vermesindeki amaç, o zamanki çözüm sürecinin verdiği pozitif hava ve ‘Kürtçe dersi verilecekse ben veririm’ isteğidir. Bir diğer deyişle, Kürtler kendi okullarını kuracağına, devlet kontrolündeki bir Kürtçenin daha iyi olacağı mantığı. İçinde sadece dili Kürtçe olan bir eğitim sistemi kurmak ama ruhunda Kürtlere, Kürtlüğe dair hiçbir şeyin olmadığı bir Kürtçe dersi. Tabii Kürtlerin o süreçte ısrarı anadilde eğitimdi ve bu seçmeli derse çok destek vermediler. Ancak bunu tersine çevirebilirdik. O süreçte kampanyalar ile yüz binlerce öğrenciyi Kürtçe derse yönlendirerek devleti bu konuda mecbur adımlara itebilirdik. Halen de bu konuda geç kalmış değiliz.

Öğrenciler seçmeli derslerden Kürtçeye rağbet gösteriyor mu? Göstermiyorsa neden?

Öğrenciler bunun farkında değil ki talep etsin. Sıkıntımız burada. Seçmeli dersin ilk başladığı yıllarda talep az sayılmayacak ölçüde vardı ancak son yıllarda savaş sürecinin yoğunlaşması ve toplumsal baskılar insanları ‘acaba fişlenir mi çocuğum’ ya da ‘aileme bir zarar verilir mi’ korkusuyla Kürtçe seçmeli dersi bile seçmekten çekinecek hale getirdi. Bir diğer neden de Kürtlerin ve HDP’nin seçmeli değil, anadilde eğitim istiyorum ısrarından kaynaklanıyor.

'KÜRTÇE ÖĞRETMENLERİ ATANMIYOR'

Seçmeli derslerden Kürtçeyi tercih eden öğrenciler ne gibi sorunlarla karşılaşıyor? Ayrıca Kürtçe öğretmenlerinin ataması yeterli sayıda yapılıyor mu? Yapılmıyorsa bunun sonuçları nelerdir?

Öğrencilerin yaşadığı en büyük sorun okul yönetimlerinin dersleri seçerken yaptıkları yönlendirmeler. Çocukları ya da velileri ‘Kürtçeyi seçmeyin çünkü öğretmen bulamıyoruz’ gibi asılsız nedenler ile dini derslere ya da başka derslere yönlendirmeleri. Devlet kaynaklarına göre şimdiye kadar Kürt Dili bölümünü okuyan 386 lisans, 277 tezli yüksek lisans, 1255 tezsiz yüksek lisans mezunu var ve 5 kişi de bu bölümden doktora yapmış. Ama devletin 2020 yılında atadığı Kürtçe öğretmen sayısı sadece 3. Devlet, okul müdürleri aracılığıyla Kürtçe dersi pasifize etmeye çalışıyor.

Kürtçe bölümleri ilk açıldığında puanı neredeyse bir eczacılık ya da tıp puanına yakındı. Ve birçok kişi o bölümlere akın etti. Bu da kalifiye, istekli ve çalışkan öğrencilerin o bölümlerden mezun olmasına neden oldu. Bu öğrenciler mezun olduktan sonra çözüm süreci bitti ve atanamadılar. Tabii burada en büyük neden devletin politika değişikliği çünkü devlet bir bakıma olaya TRT Kurdî mantığı ile yanaştı. Kendi Kürdünü yaratmak istedi. Ancak bunu başaramadığını görünce bölümleri pasifize etmeye başladı. Bölüm hocalarını KHK ile uzaklaştırdı ve mezun olan öğretmenlerin de atamaları formalite alımlar ile sınırlandırdı.

'KURSLAR İYİ AMA YETERLİ DEĞİL'

"Üniversiteler Kürtçe öğretmeni yetiştirecek donanıma sahiptir" diyebilir misiniz?

Kürtlerin bu üniversitelerdeki bölümler açılmadan önce zaten yeterince tecrübesi vardı Kürtçe eğitim ile ilgili. Kurslar ve dernekler aracılığıyla yıllarca belli bir eğitim sistemleri mevcuttu. Halen de dernekler ve kurslar aracılığı ile Kürtler Kürtçe öğrenmeye devam ediyor. Bu donanım ile o bölümlere akın edildi. Yukarıda da belirttiğim gibi, şu an 1923 kişi bu bölümlerden mezun olmuş ve bunların hepsi minimum lisans mezunu. Kısa vadede yetecek kadar donanıma sahip olduğunu düşünüyorum. Uzun vadede tabii ki yetmeyecektir.

Kurslar Kürtçe öğrenmek için yeterli midir?

Yeterli değil tabi ki. Sonuçta kursların kendine göre bir gücü var. Her yerde yoklar. Ekonomik güçleri ortada. En büyük sıkıntı, herkese ulaşamama durumu var. Ama okullarda yaptığınız zaman bütün Kürt çocuklarına ders verme imkanı yaratıyor.

Dijital alanda Kürtçe aktif etkili bir şekilde kullanılıyor mu?

Gözlemlerime göre son 2 yıldır bu anlamda ciddi bir artış var. Sosyal medya alanlarında Kürtçe yazan kişiler bayağı artmış ayrıca Youtube üzerinden Kürtçe içerikler üretiliyor. Bunlara kısmi de olsa talepler var. Bu konuda ümitvarım açıkçası.

'KÜRTÇE KONUŞMA ORANI DÜŞÜYOR'

Kimi anketler Kürtçe konuşma oranının düştüğünü gösteriyor? Bunun nedenleri nelerdir?

Bunun birçok nedeni var. Öncelikle devletin bu konudaki baskısı ve yarattığı korku iklimi insanları korkutuyor. Çözüm süreci zamanında Kürtçe konuşmak neredeyse bir ayrıcalıktı. Çarşı, pazar ve camiler Kürtçeleşmeye; Kürtçe tabelalar ve yayınevleri artmaya başlamıştı. Son yıllarda Kürtçe okuma oranı artsa da Kürtçe konuşma oranı düşmekte maalesef. Bir diğer neden de tabii ki Kürtlerin ulusal bilince bir türlü varamamış olmaları ve parçalanmışlıklarıdır. Komünist, sosyalist, dindar hatta Türk milliyetçisi Kürtler var ancak sadece Kürt olan, Kürt ulus bilincine varan Kürt sayısı çok az. Ulusal bilince sahip olmayan bir halk da diline önem vermez. Çünkü bunun öneminin farkında değildir.

'VAR OLAN KÜRTÇE OKUR, KÜRTÇE OKUMAYA DEVAM EDİYOR'

Her türden çok sayıda Kürtçe kitap yayımlanıyor. Ancak kitap satışlarının yeterli olmadığından şikayet ediliyor. Sizce Kürtçe kitaplar okunmuyor mu? Okunmuyorsa bunu nasıl açıklarsınız?

Kürtçe kitapların okunmadığı algısı bence doğru değil. Kürtler Kürtçe kitaplara önem veriyor, bunu pirtukakurdi istatistiklerinden görüyoruz. Ancak şunu diyebiliriz, bundan 5-6 sene önce her yıl  yüzde 20 civarı yeni bir Kürtçe okur kitlesi oluşuyordu. Son yıllarda baskılar, kurs veren derneklerin kapatılması, Kürtçe bölümlerde kontenjanların düşürülmesi ve atamaların yapılmaması nedeniyle okur sayısı artık yıllık yüzde 5 ancak artıyor ya da neredeyse artmıyor diyebiliriz. Ancak var olan okur Kürtçe okumaya devam ediyor.

Sivil toplum kurumları anadilde eğitim, Kürtçenin yaygın konuşulması ve okunması için yeterince çaba sarf ediyor mu?

Bu konuda rahatlıkla diyebiliriz ki sivil toplum örgütleri çok özverili, hatta Kürtlerin siyasal örgütlenmesinden sonraki en başarılı olduğu sivil toplum ayağı Kürtçe ile ilgili örgütleri. İstanbul Kürt Enstitüsü, Kurdi-Der’ler ve birçok sivil toplum örgütleri bu konuda çok büyük çaba sarf ettiler. Ancak KHK ile hepsi kapatıldı. Tabii Kürtler bir şekilde bu konuda mücadelelerine devam etmektedir.

‘KÜRTLER KAYYIMLARI UNUTMAYACAK’

Belediyelere kayyımların atanması Kürtçeyi nasıl etkiledi?

Belediyelerin Kürtler için sembolik bir anlamı vardı. Bizim, bizden bir yer algısı vardı. Belediyelere atanan kayyımlar, Kürt belediyelerin kazanımları olan çok dilli belediyeciliği bitirmek üzerine politikalar uyguladılar, uygulamaya da devam ediyorlar. Çift dilli tabelaları söküp sadece Türkçeye yer verdiler, belediyelerin internet sitelerindeki Kürtçe dil seçeneğini kaldırdılar, hatta Celadet Elî Bedirxan Kütüphanesi’ni yıkıp yerine ucube bir heykel diktiler. Yolardaki “Pêşî Peya” (Önce Yaya) yazısına bile tahammül edemediler. Böyle bir nefret olabilir mi? Siz o şehirde yaşayan insanların dilini nasıl yasaklarsınız? Kürtlerin bunları unutacağını zannetmiyorum. İlk seçimde bunun cevabını sandıkta verecekleri inancındayım.

21 Şubat’ta, her yıl olduğu gibi, anadilde eğitim hakkı için çeşitli kampanyalar gerçekleştirilecek. Anadilde eğitim hakkı bu yıl gündeme hangi etkinliklerle taşınacak?

Şu an için biz Tora Ziman û Çanda Kurdî olarak 3 veya 4 günlük bir etkinlik planlıyoruz. Bununla ilgili hazırlıklarımız devam ediyor. Ayrıntılar önümüzdeki günlerde biraz daha netleşince kamuoyuna duyuracağız. Ayrıca Platforma Zimanê Kurdî ile birlikte “Anadilde Eğitim İstiyorum” adı altında bir imza kampanyası planlıyoruz. Konu ile ilgili Platforma Ziman ile çalışmalarımız sürüyor. Konu biraz daha netleşince kamuoyuna bilgi vereceğiz.