Bakanlık: Berfo ana öldü dava düşsün!

Adalet Bakanlığı, 12 Eylül darbesi döneminde gözaltında kaybolan oğlunun cenazesini yıllarca arayan Berfo Kırbayır’ın ölümünün ardından bu davaya ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne savunma verdi. Bakanlık, AİHM'e “Berfo Ana öldü, dava düşsün” talebinde bulundu.

Abone ol

DUVAR - Gözaltında kaybedilen oğlunu yıllarca arayan ve 2013 yılında hayatını kaybeden Berfo Kırbayır'ın oğlu Cemil Kırbayır'ın 12 Eylül’den sonra işkencede öldürülmesine ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) görülen davada hükümet tarafından savunma yapıldı. Savunmada, anne Berfo Kırbayır’ın davayı açtıktan iki yıl sonra öldüğü, varislerinin ise davayı sürdürme yönünde niyetlerini gösteren bir belge olmadığı iddia edildi.

Bu olayın Türkiye’nin AİHM’i tanımasından yedi yıl önce olduğu, ‘insanlığa karşı suç’ maddesinin TCK’ya 2005’te konduğu, geriye dönük yargılama yapılamayacağı belirtilirken şöyle denildi: "Bu tekil olayın darbe rejiminin toplumun bir kesimine karşı devlet politikası çerçevesinde olduğuna dair bir bulgu yoktur."

Oysa Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın yargılandığı 12 Eylül davasında sanıklara atfedilen eylemlerden biri de Kırbayır’ın öldürülmesiydi. Bu yüzden anne Kırbayır, davanın müdahilleri arasına alınmıştı. Berfo Kırbayır, 2010’da başbakanlığı döneminde Erdoğan’ın buluştuğu Cumartesi Anneleri arasındaydı.

Anne Kırbayır’ın 2011’de ‘yaşam hakkı ve adil yargılanma hakkı ihlali’ gerekçesiyle AİHM’de açtığı davada hükümet, geçen şubatta savunma yaptı. Savunmada, Berfo Kırbayır’ın 26 Ekim 2011’de başvuru yaptıktan sonra 21 Şubat 2013’te öldüğü hatırlatılarak, “Varislerinin davayı onun ölümünden sonra sürdürme niyeti olduğunu gösteren bir bilgi ya da belge yoktur” denilerek AİHM’in yargılamayı dava listesinden çıkarması istendi.

İÇ HUKUK TÜKENMEDİ

Hürriyet gazetesinden İsmail Saymaz'ın haberine göre, savunmada Türkiye’nin AİHM’e 1987’de katıldığı belirtilirken, Cemil Kırbayır bundan on yıl önce ölmesi nedeniyle davanın AİHM’in yetki alanı dışında kaldığı belirtildi. Ailenin 26 Ekim 2011’de AİHM’e başvurduğu, bu tarihte Kars Başsavcılığı’nda bir soruşturma olduğu ve 2012’de Anayasa Mahkemesi’nde bireysel başvuru hakkı tanındığını bu yüzden iç hukuk yollarının henüz tüketilmediği ifade edildi.

'ANNESİ ÖLDÜ YANLIŞ BİR ARGÜMAN...'

Eski AİHM Yargıcı Rıza Türmen, konuyla ilgili şu açıklamada bulundu: "Hükümetin ‘Annesi ölmüş, yakınlarının mağdur statüsü yoktur’ savunması yanlış bir argümandır" değerlendirmesinde bulundu. Türmen şöyle devam etti: "Bir çok davada AİHM’in kriteri şudur: Davaya devam edenlerin bir meşru çıkarı ve hısımlık derecesi vardır. Kardeşi gibi yakın bir hısımın meşru menfaati vardır. Bu görüş reddedilir. Olayın 1980’de olduğu, Türkiye’nin AİHM’e bireysel başvuruyu 1987’de tanıdığı belirtiliyor. İlke olarak doğrudur. Ama burada şikayet; yaşam hakkı ve işkence yasağıdır. Bunun içine devletin öldürmeme ve işkence yapmama yükümlülüğü vardır. Ölüm ve işkenceyi soruşturma yükümlülüğü vardı. Soruşturma davanın esasına bitişiktir. Bu şu demektir: Ölüm ya da işkence 1987’den önce meydana gelmiş olsa bile soruşturma tekrar başlamışsa bu argüman da yanlıştır. Soruşturma devam ettiği için AİHM bakabilir. ‘Anayasa Mahkemesi’ne gidilmedi’ deniyor. AYM’ye bireysel başvuru hakkı, 2012’de tanındı. Başvuru bu tarihten önce olmuş. Kaldı ki AYM, 2012’den önceki olaylara bakamıyor. Anlıyoruz ki Kırbayır soruşturması 2011’de tekrar başlamıştır. Bu da soruşturmanın ne kadar etkisiz olduğunu ve hiçbir şey yapılmadığını gösterir. O yüzden yaşam hakkı ve işkence yasağı yönünden ihlal sonucu çıkar."

KIRBAYIR'IN AĞABEYİ: 'NE DEMEK YOKUZ?'

Adalet Bakanlığı’nın AİHM’deki savunmasını değerlendiren Kırbayır'ın ağabeyi Mikail Kırbayır ise şu açıklamada bulundu: “Kardeşimin bu dünyada yaşam hakkı, bu topraklarda payı vardı. Devlet olarak birinci görevin yurttaşını yaşatmakken, sen onun yaşamına yargısız infazla son vermişsin. Devlet otuz yıl ‘firar etti’ diye oyalarken, biz takipçisi olup Meclis’e taşıdık. Hazırlanan raporda Cemil’in işkencede öldüğü aşikar. Devlet itiraf etti. Bu insanlık suçudur. Ne demek yokuz? Her cumartesi günü annelerle Galatasaray’dayız.”

Kırbayır, kardeşinin öldürülmesinden sonra kendisinin Kars’tan sürüldüğünü ve dokuz yıl Karaman’da yaşamaya mecbur tutulduğunu ifade etti.

Avukatı Eren Keskin de “Meclis raporu bu suçun devlet tarafından işlendiğini dile getiriyor” dedi.