Newroz ve Aziz Patrick bayram kutlamaları bu yıl aynı güne denk
geldi. Londra’nın özellikle kuzey-doğu semtlerinde İrlandalılar ve
Kürtler, kutlama yöntemleri oldukça farklı olsa da yan yana
geldiler. Türkiyeli Kürtler her yıl olduğu gibi Finsbury Park ve
civarında renkli ulusal kıyafetleri, bayrakları, siyasi sloganları
ve tabi ki halaylarıyla göründüler. Hava kararmaya yüz tuttuğunda
Newroz alanından dağılmaya yöneldiklerinde Aziz Patrick kutlamaları
da başlamış bulunuyordu. Yeşil şapkaları ve rengarenk giysileriyle
İrlandalı gruplar, ulusal şarkıları eşliğinde semtin bIRAhanelerine
doğru akmaya başlamıştı. İrlandalılar, kutlamaları Kürtlerin
bıraktığı yerden devralarak gece boyunca sürdürdü.
Kuşkusuz bu, adlarının ‘sorun’ kelimesi ile tamamlanması adet
olmuş iki halkın Londra’daki ilk ya da tek karşılaşması değil.
Kuzey İrlandalılarla Kürtlerin, ‘sorun’ yarattıkları coğrafyalar
uzak olsa da birbirlerini tanımaları ve temas halinde olmaları
kaçınılmazdı. Çünkü iki halkın bayramları gibi kaderleri de oldukça
benzeşiyor.
İki bayramın da ardında baharı karşılama fikrinin yattığı
aşikâr. Öte yandan ikisi de tarihsel, efsanevi şahsiyetleri
(Demirci Kawa ve Aziz Patrick) referans alıyor. Kawa’nın binlerce
yıl önce gerçekleştiği rivayet olunan Dehak’a başkaldırma mitini
biliyoruz. Aziz Patrick’in ise daha yakın tarihte (M.S. 4 ve 5’inci
Yüzyıllar) gerçekleşmiş, oldukça çilekeş bir öyküsü var. İngiliz
karşıtlığıyla namlı İrlanda ulusal kimliğinin kurucu ve koruyucu
azizi Patrick, Roma İmparatorluğu’nun Britanyalı tebaasından ve
tarihin ironisi o ki etnik olarak İngiliz olması kuvvetle muhtemel.
Romalıların ‘barbar dinsizler’ olarak andığı İrlandalı korsanlar
tarafından çocukken kaçırılıyor ve yıllarca çalıştırılıyor. Daha
sonra bir şekilde Britanya’ya kaçmayı başararak dindar hayatına
geri dönüyor. Ama İrlanda’yı sevmiş olmalı ki yetişkin bir misyoner
olarak adaya geri dönüyor ve halka Hıristiyanlığı aşılıyor. 5’inci
Yüzyıl sonları ya da 6’ncı Yüzyıl başlarında bir senenin 17 Mart
günü öldüğü rivayet olunuyor. 7’nci Yüzyıl’da Papalık tarafından
İrlanda’nın ‘koruyucu azizi’ ilan edilmiş.
Aziz Patrick’in ruhunun, ‘Keltik’ bir halk olan İrlandalıları
özellikle komşu adanın İngilizlerinden korumadaki başarı derecesi
tartışılır. Ama 19. Yüzyıl’da yine İngiliz marifetiyle gerçekleşen
‘patates kıtlığı’ felaketini takiben büyük İrlandalı göçü alan
Amerika kıtası, ilk kez Aziz Patrick günü anmalarının kiliselerden
sokaklara taşmasına sahne olmuş. Aziz Patrick pek koruyucu olamasa
da, İngilizlerden hem etnik hem de dini farklılığın kurucu miti
olarak modern zamanlarda yeniden keşfedilmiş. İngiliz monarkları
17. Yüzyıldan itibaren Protestan inancını ve Anglikan kilisesine
bağlılığı İrlanda’da yaymak için çok uğraştılar ama hiç başarılı
olamadılar; Katolik ve İrlandalı olmak, Aziz Patrick miti
tarafından birbirine düğümlenerek İngilizlerden farklılığı
vurgulayan bir modern kolektif kimliğe zemin oluşturuyor. Bu
kimlik, İngiliz kraliyetinden kopuş talebi anlamında ‘cumhuriyetçi’
olarak da siyasi ifadeye sahiptir.
Hayatı ve ‘çileleri’ hakkında daha somut verilere sahip
olduğumuz Aziz Patrick, Demirci Kawa miti ve Newroz anlatısının
yakın tarihteki yeniden keşfinden bu yana özellikle Türkiye’de Kürt
siyasi kimliğinin kuruluşundakine benzer bir işlev görüyor. Bu
nedenle, iki bayramın aynı günlerde kutlanmasının zengin
çağrışımları var. Bunlardan en önemlisi, seçim atmosferinde yeniden
telaffuz edilmeye başlanan ‘barış süreciyle’ ilgili beklentilerdir
ve İrlanda ‘sorununa’ ve çözüm sürecine bir kez daha değinmek için
vesile oluşturmaktadır.
İrlanda sorunu, 1922’de adanın güneyinde bağımsız İrlanda’nın
kuruluşuyla kısmen çözülmüştü. Kısmen, çünkü ‘Ulster’ adıyla anılan
kuzeyde İngiltere egemenliği devam etti. 17’nci Yüzyılın başlarında
Büyük Britanya adasından gelen çoğunluğu İskoç ve tamamı Protestan
yerleşimciler, Kuzey İrlanda’yı kolonileştirmiş ve zaman içinde
bölgeyi oluşturan altı eyalette önemli sayıda bir Protestan nüfus
belirmişti. 1960’lara gelindiğinde, bağımsızlık talebiyle İrlanda
Cumhuriyetçi Ordusu (IRA) önderliğinde başlayan kitlesel protesto
eylemlerinin karşısına kralcı Protestan çeteler çıkartıldı ve
1969’da İngiliz ordusu düzeni sağlamak bahanesiyle bölgeyi
(yeniden) işgal etti. Böylelikle çözüm bekleyen bir sorun olarak
Kuzey İrlanda meselesi de son halini kazanmış oldu. Bu sorun,
toplam nüfusu 1,5 milyon olan bölgede binlerce yaralı ve sakat
yanında toplam 3600 insanın hayatına mal oldu.
Barış talebi ilk olarak 1980’li yılların başlarında IRA’nın
legal siyasi kanadı olan Sinn Fein partisi milletvekillerinden
geldi. Aynı yıllarda eylemlerini İngiltere’ye taşıyan IRA, Londra
ve diğer büyük kentlerde gerçekleştirdiği bombalama eylemleriyle
Britanya adasında güvenliği sarsarak devleti barışa ikna etmeye
uğraşıyordu. 1994’te ‘barış süreci’ resmen başladı ve 1998 yılında
imzalanan ‘Paskalya Anlaşması’yla sonuçlandı. Bu anlaşma gereğince
IRA, bir “Bağımsız Uluslararası Gözlem Komisyonu” denetiminde
tamamen silah bıraktı. Karşılığında İrlandalı ‘terörist’ ve siyasi
mahkûmlar serbest bırakıldı, Kuzey İrlanda parlamentosu kuruldu.
2007’de ilk koalisyon hükümetinin kurulmasıyla eşzamanlı olarak
İngiltere ordusu, adadaki bütün operasyonları sonlandırdığını ilan
edecekti.
1994’le 2007 yılları arasındaki 13 yıl boyunca devam eden çözüm
süreci boyunca birçok pürüz ve çatışma da yaşandı. Ama tarafların
kararlılığı sayesinde, her seferinde sorunların büyümesi
engellendi. Paskalya anlaşması uyarınca 2030 yılından önce Kuzey
İrlanda’da güneydeki İrlanda cumhuriyetiyle birleşme konulu bir
referandum yapılması da bekleniyor.
Kuzey İrlanda barışı, yüzyıllarca işlenen İrlanda terörizmi ve
bölücülük gibi korkutucu çağrışımları İngiltere kamuoyunun
zihninden silmekte de başarılı oldu. Bir halkın kimliğini inkâr
yerine varlığını ve haklarını tanımanın toplumlara zarar değil
yarar sağladığını gösterdi. Aziz Patrick’in kavmi, Aziz George
koruması altındaki İngiliz toplumunu barışa ve onurlu bir arada
varoluşa ikna etmeyi başarmıştı. Bir gün Demirci Kawa’nın kavmi de
Türklük ve devlet mitleri altında korunduğunu düşünen Türkiye
toplumunu barışa ikna edebilir. Newroz ve Aziz Patrick
bayramlarının çakışması, Kuzey Irak harekâtı gibi savaş
sinyallerinin karşısında yeni bir çözüm süreci ihtimalinin de
gündeme geldiği bir ortamda gerçekleşti. Bu anlamlı tesadüf,
2015’te bitirilen sürecin eleştirisi üzerinden bu kez doğru
tercihlerin yapılması umudunu da barış için çarpan kalplerde
yeniden canlandırıyor.