Avukat Nahit Eren: Mücadeleci baro ruhunu sürdürmek için adayım

Diyarbakır Barosu'nda olağan kongre yaklaşıyor. Baro başkanlığına adaylığını açıklayan ilk aday olan avukat Nahit Eren'le hedeflerini konuştuk. Tahir Elçi'nin başkanlığı döneminde onun yardımcılığını üstlenen Eren "Diyarbakır Barosu, bu ülkedeki gerçek hukukçular, insan hakları savunucuları ve Kürt halkı Tahir Elçi'yi asla unutmayacaktır. Bizlere düşen onun izinde yürüyebilmektir" diyor. Diyarbakır Baro başkanlığına aday olacak diğer isimlerle görüşmelerimiz devam edecek.

Abone ol

DİYARBAKIR - Diyarbakır Barosu 13-14 Ekim tarihinde olağan kongresini gerçekleştirecek ve yeni başkanını seçecek. Başkanlık için adaylığını ilk açıklayan ise baroda değişik görevler üstlenmiş olan Avukat Nahit Eren oldu. Tahir Elçi’yi hatırlatan Eren, “Önemli olan onun izinde yürüyebilmektir” dedi.

Avukat Nahit Eren, geçtiğimiz günlerde sosyal medya hesabından şu açıklamayı yaptı: “İnsan hakları, özgürlükler, demokrasi ve barış ekseninde emek ortaya koyan ve ağır bedeller ödeyen Diyarbakır Barosu’nun ‘mücadeleci baro’ ruhunu meslektaşlarımla sürdürmek için 13-14 Ekim 2018 tarihlerinde yapılacak 46. Olağan Genel Kurul’da başkan adayıyım.”

Nahit Eren, Diyarbakır Barosu için adaylığını açıklayan ilk avukat oldu. Önümüzdeki günlerde bu yarışa başka isimler de katılabilir ama şimdilik tek aday Eren olarak görünüyor. Diyarbakır Barosu, Eren’in de dikkat çektiği gibi mücadeleci bir baro. Bu nedenle başkanları ve yönetim kurulu üyeleri çok zaman tehdit edildi, baskıya uğradı ve iki dönem başkanlık yapan Tahir Elçi öldürüldü. Dolayısıyla Diyarbakır’da avukatlık yapmaktan daha zor bir görevdir Diyarbakır Baro Başkanı olmak.

Bu zor görevi üstlenmeye aday olan ve halen Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu üyesi olan Nahit Eren, 1978 yılında Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimimi Kulp’ta tamamladıktan sonra 2000 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldum. 18 yıldır serbest avukatlık yapan Eren, Diyarbakır Barosu’nda başkan yardımcılığı dahil çeşitli görevlerde bulundu.

Nahit Eren’e Diyarbakır Barosu’nu, avukatlık mesleğini ve başkan adayı olarak projeleri hakkında sorular sorduk.

Diyarbakır Barosu, sizin deyiminizle "mücadeleci bir baro" ve eğer başkan seçilirseniz sizi zorlu bir görev bekliyor. Bunu bildiğiniz halde neden aday olma ihtiyacı duydunuz?

Avukat Nahit Eren

Diyarbakır Barosu bir meslek örgütü olmanın yanı sına önemli bir sivil toplum örgütüdür. Bu sebeple Diyarbakır Barosu’na kayıtlı bir avukat olmanın ayrıca sorumlulukları bulunmaktadır. Avukatlık mesleğine başladığımdan bu yana Diyarbakır Barosu’nun kurumsal kimliği içerisinde bazı görev ve sorumluluklar almaya çalıştım. Uzun yıllar Çocuk Hakları alanında çalışmalar yürütüp, Diyarbakır Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanlığı yaptım. İlk olarak 2012-2014 yılları arasında Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu üyeliğine seçildim ve bu süre zarfında Diyarbakır Barosu Başkan Yardımcılığı görevini yürüttüm. 2016-2018 yıllarında da, yani hâlâ Diyarbakır Barosu Yönetim Kurulu üyeliği yapmaktayım. Bütün bu süreci anlatma amacım Diyarbakır Barosu’nun kurumsal kimliğini ve işleyişini bildiğimi belirtmek istememdir. Bu sebeple talip olduğum görevin gerektirdiği sorumluluğun da zorluğun da farkındayım. Diyarbakır Barosu bir meslek örgütü olması hasebiyle avukatlık mesleğinin genel sıkıntılarının ve üye avukatlarının yaşadığı sorunların takipçisi olmak zorundadır. Olacaktır da. Ama unutmamalıyız ki Diyarbakır Barosu’nun toplumda ve uluslararası alanda saygınlığının nedeni, yıllardır insan hakları alanındaki çalışmaları ile toplumsal sorunların barışçıl çözümüne yönelik üstlendiği görev ve sergilediği cesur tutumudur. Bütün bu nedenlerle Diyarbakır Barosu gerek kurumsal kimliğiyle gerekse üyeleriyle insan hakları, demokrasi ve özgürlükler konusunda yürüttüğü mücadeleyle kazandığı “mücadeleci baro” olma özelliğini meslektaşlarımla sürdürebilmek, mesleki dayanışmayı güçlendirmek için aday oldum.

'TAHİR ELÇİ'NİN FAİLLERİNİN TESPİTİ İÇİN HER TÜRLÜ ÇABANIN İÇİNDE OLACAĞIZ'

Aday olduğunuza göre projeleriniz de vardır…

Diyarbakır Barosu her zaman ve her koşulda insan haklarına saygıyı öncelemiş, başta yaşam hakkı olmak üzere insan hakkına yönelik müdahalelerin ve ihlallerin kimden gelirse gelsin karşısında durmuştur. Özellikle de insan hakları ihlallerine konu vakalarda hukuki süreçlerin takibi, cezasızlıkla mücadele konusundaki çalışmaları ve azmi herkesçe bilinmektedir. Diyarbakır Barosu’nun bu misyonu baroya kayıtlı her üyenin ve her başkan adayının da temel misyonudur. Nitekim Diyarbakır Barosu bu uğurda verilebilecek en ağır bedeli de vermiştir. Savaşa, çatışmalara, şiddete karşı özgür ve cesur tutumu ile her kesimin saygısını kazanmış başkanını, Avukat Tahir Elçi’yi bu uğurda kaybetmiştir. Diyarbakır Barosu’nun sahip olduğu bu anlayışı bir miras olarak alıp sürdürmek temel hedefimizdir. Baro Başkanımız Tahir Elçi’nin faillerinin tespiti için etkin bir soruşturmanın yürütülmesi ve nihayetinde faillerin yargı önüne çıkarılması için her türlü çabanın içerisinde olmaya devam edeceğiz.

Son yıllarda ülkede yaşanan gelişmelerle birlikte hukuk güvenliği kaygı verici boyutlara ulaşmıştır. Darbe girişiminden sonra ilan edilen OHAL ile birlikte başlayan temel haklar alanındaki sınırlamalar, demokratik kitle örgütleri ve derneklerin kapatılması, seçilmişlerin görevden alınması, dokunulmazlıkların kaldırılması ve tutuklamalar ülke demokrasisine ciddi zararlar vermiştir. Diyarbakır Barosu, özgürlük ve seçme ve seçilme hakkı gibi demokratik alanlara yapılan bu tür müdahalelere karşı geçmişten gelen karşı tutumunu sürdürmeye tabi ki devam edecektir. Diğer hedeflerimiz, meslektaşlarımızın sorunlarına çözüm üretmek, mesleki dayanışmayı güçlü kılmak, bu mesleğin hak ettiği saygınlığı toplum nezdinde korumak ve daha da arttırmak, vatandaşların adalet hizmetlerine en kolay ve hızlı ulaşmasını sağlamak için her türlü çalışmayı üyelerimizle birlikte yapmaktır.

Avukatların ciddi mesleki ve ekonomik sorunlarının olduğunun farkındayız. Meslektaşlarımızın sunmuş oldukları hukuki hizmetin başta zorunlu müdafilik alanında olmak üzere sarf ettikleri emeklerinin karşılığını alabilmeleri için gerekli çalışmalar içinde olacak, Adalet Bakanlığı ve Türkiye Barolar Birliği nezdinde gerekli girişimleri başlatacağız. Avukatlarımızın öncelikle kendileri ve aileleri için faydalanabilecekleri sosyal mekânları oluşturmak, aynı şekilde meslektaşlarımız ve vatandaşları baro faaliyetlerinden daha kolay faydalanabilmeleri için idari mekânları yaratmak önceliklerimizin arasında yer alacaktır. Meslektaşlarımıza bu tür fiziki imkânları sağlamaya yönelik projelerin yanı sıra insan hakları alanında özellikle de kadın hakları ve çocuk hakları alanında daha aktif bir sorumlulukla, toplumsal bilinçlenmeyi ve mesleki becerileri artırıcı projeler geliştirmeyi planlamaktayız.

BÖLGE PLATFORMU

'Mücadeleci Baro' olmanın zorlukları vardır elbette ama Diyarbakır’da avukat olmanın zorlukları nelerdir?

Evet, Diyarbakır’da avukat olmak oldukça zordur. Israrla belirttiğim üzere Diyarbakır Barosu’na kayıtlı avukatlar mesleklerini icra ederken hukukçu kimlikleriyle, temel hak ve özgürlükler alanında yürüttükleri hukuk mücadelesi ile ayrı bir sorumluluk altındadırlar. Bu amaçla yapmış oldukları çalışmalarla da her zaman bir soruşturma tehdidi altında olmuşlardır.

Kimi önemli konularda Diyarbakır Barosu’nun bölgedeki diğer barolarla birlikte hareket ettiği gözlemleniyor. Önümüzdeki dönem de bu birlikte hareket etme durumu devam edecek mi?

Bölge baroları zaten bir platform ve özellikle önemli toplumsal sorunlar, ülkedeki hukuki ve siyasi  gelişmelerle konusunda birlikte bir tutum geliştirme konusunda ortaklaşmaktayız. Bunu daha da geliştirerek sürdürmeyi amaçlıyoruz.

Nahit Eren (ortada) kayıp yakınlarıyla birlikte...

TAHİR ELÇİ’NİN İZİNDE YÜRÜMEK

Tahir Elçi’nin döneminde başkan yardımcılığı görevinde bulundunuz.

Tahir Elçi'nin ilk dönemi olan 2012-2014 yıllarında başkan yardımcılığı görevini yürüttüm. Kendisinden çok şey öğrendim, zaman zaman özellikle aşırı duygusal davrandığım konusunda eleştirir ve Diyarbakır Barosu’nda yönetici olmanın zorluğu ve sorumluluğu ile olaylar karşısında sağduyumuzu yitirmememiz gerektiğine vurgu yapardı. Olaylar ve gelişmelere bağlı olarak bölgeyi ve Türkiye’yi çok iyi tanıdığı için inanılmaz bir öngörüye sahipti. Yeteneğiyle yaptığı değerlendirmelerin gerçekleştiğine defalarca tanık olmuşumdur. Diyarbakır Barosu, bu ülkedeki gerçek hukukçular, insan hakları savunucuları ve Kürt halkı kendisini asla unutmayacaktır. Bizlere düşen onun izinde yürüyebilmektir.