Arhavi’de dereler beton kanallara hapsediliyor

Arhavi Plarget Vadisi’nde HES projesine karşı mücadele eden bölge halkı, bu kez vadideki derelerin ‘taşkın kontrolü’ adı altında beton kanallara hapsedilmesine karşı harekete geçti.

Abone ol

Gençağa Karafazlı

ARTVİN - Artvin ‘in Arhavi ilçesi Pilarget Vadisi'nde yapımı planlan HES projesine karşı mücadele eden yöre halkı, şimdi de “taşkın kontrolü” projesi ile karşı karşıya.

Pilarget Vadisi Doğa ve Yaşam Derneği Başkanı Hazım Kurdoğlu, Arhavi Pilarget Vadisi’nde bulunan derelerin “taşkın kontrolü” adı altında ihale edilerek yok edileceğini savunuyor.

‘DERELERİMİZ YOK EDİLMEK İSTENİYOR’

Artvin‘in Arhavi ilçesi Pilarget Vadisi'nde yapımı planlan HES projesine karşı köy muhtarları Rize İdare Mahkemesi’ne dava açmıştı. Mahkeme, 1 Mart 2021 tarihinde verdiği kararda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verdiği "ÇED olumlu" kararını iptal ederek HES projesine izin vermemişti. Yaşanan bu gelişmelerin ardından Arhavi Pilarget Vadisi’nde bulunan dereler için ‘taşkın kontrolü’ projesi planladı. Pilarget Vadisi Doğa ve Yaşam Derneği Başkanı Hazım Kurdoğlu şunları söyledi:

Hazım Kurdoğlu

"HES projelerine karşı bölge halkı olarak verdikleri mücadelenin devam ettiğini ancak ‘taşkın kontrolü’ adı altında derelerinin yok edilmek istendiğine dikkat çekiyor. Kurdoğlu, “HES belasından kurtulduk derken, şimdi de Artvin-Arhavi ilçesi, Derecik, Ulukent, Balıklı, Üçırmak, Soğucak, Dülgerli ve Küçükköy köylerinin Kabisre Deresi menba kollarının taşkın kontrolü adı altında yok edilmek istendiğini görüyoruz.” 

‘DERELERİMİZ BETON KANALLARA ALINARAK KATLEDİLİYOR’

İhale dosyasını incelediklerini anlatan Kurdoğlu, proje kapsamında ÇED istenmediğine dikkat çekerek çalışma için kaç ağacın kesileceği ya da söküleceğinin belirtilmediğini ifade ediyor. Kurdoğlu, Küçükköy Kanal Projesi’nin taş duvar olarak planlandığını, diğer köylerin kanal uygulamalarının tamamının betonarme olduğunu, birkaç istisna dışında dere zeminlerinin tümüyle beton ile kaplandığını vurguluyor: “Dere yatağının bir metre altından başlayan betonarmenin üstüne 2,5 metre yüksekliğe sahip beton duvar çekiliyor bir de bunun üstüne 90 cm demir korkuluklar konacak.” Ayrıca ihaleye ait şartnamelerin içinde bahse konu köylerde taş ocaklarının kurulması hususu da yer alıyor.

'BU YATIRIMSA BİZ BÖYLE YATIRIMI İSTEMİYORUZ'

Daha önce Arhavi Kavak Köyü’nde tüm tepkilere rağmen derenin beton kanallar içine alındığını belirten ve derenin nasıl yok olduğunu video kaydıyla görüntüleyen Kurdoğlu; “İşimizi gücümüzü bıraktık, memlekette kafamızı dinlemeye geldik ama HES'tir, dere ıslahıdır, derelerin talanıdır, bunlar ile uğraşıyoruz. Manzara bu. Biz yatırıma karşı değiliz, bu yatırımsa biz böyle yatırım istemiyoruz. Devletimizin köylerimize, ufak beldelerimize değişik hizmetleri olması gerekli. Burada vatandaş dereye nasıl inecek, çıkacak, büyüdüğü, çocukluğunun geçtiği bu derelerde çocuğunu bu dere ile bu doğa ile nasıl tanıştıracak? Buradaki balıkları nasıl anlatacak? Dün HES'lere karşı verdiğimiz mücadeleyi şimdi derelerimizin katledilmesine karşı sürdürmeye kararlıyız. Derelerimizin katledilmesi projesi olan bu taşkın koruma projelerinden bir an evvel vazgeçilmesi çağrısında bulunuyoruz” diyor.

‘HES PROJESİ HAYATA GEÇSEYDİ 3 BİN KİŞİ GÖÇ EDECEKTİ’

Kurdoğlu, HES projesinin hayata geçmesiyle insanların köylerini terk etmek zorunda kalacağını savunarak “Bu cennet vadide HES yapmak demek 650 hane yok etmek demektir. Bu vadide, arıcılık çeşitli hayvancılık ve tarım başta olmak üzere geçimini sağlayan yaklaşık 3 bin insan var. Bu proje hayata geçirilmiş olsaydı köylerimizi terk etmek zorunda kalacaktır. Vadelerimiz insansızlaşacaktı" ifadelerini kullanıyor.

‘GELECEK NESİLLERE YAŞAM HAKKI TANIYALIM’

Pilarget Vadisi’nde yaşayan derelerin duvarlarla çevrilmesine karşı çıkan Kurdoğlu şunları söylüyor: “İnsanoğlunun doğaya yaptığı tüm müdahaleler, rant uğrunadır, rant oluşturur. Doğal mecrasında, mevsim koşullarına uygun biçimde akan suyu duvarlarla çevirmek, tüm yaşam alanlarını daraltmak demek doğaya, tarıma, yaban hayvanlarına, dere içindeki balıklara yaşam hakkı tanımamak demektir. İyice kurutulan ve nerdeyse suya hasret bırakılan dereleri rahat bırakıp, gelecek nesillere bir nebze yaşam hakkı tanıyalım.”