Araştırma: Aşırı sıcaklık, ekonomileri mahvedebilir

ABD, İngiltere ve Avrupa'nın ekonomik durumu hakkında yapılan araştırmalar, aşırı düzeydeki sıcaklığın ekonomik büyümeye doğrudan zarar verebileceğini ortaya çıkardı.

Abone ol

Derek Lemoine

ABD ve Avrupa anakarasında bulunan kentler rekor seviyede sıcaklıklara maruz kalırken, yüz milyonlarca insan bunaltıcı bir yaz sıcağı dalgasının ortasında serinlemek için mücadele ediyor. İngiltere’de, termometreler 19 Temmuz 2022’de 40 santigrat dereceyi aştı ve şu ana dek kaydedilen en yüksek değere ulaştı. Tüm bu kavurucu ısı kesinlikle kişisel seviyede acı verici olsa da, daha geniş bağlamda ekonomi üzerinde de büyük etkilere sahip. Hava ve iklim değişikliğinin etkilerini inceleyen bir ekonomist olarak, ısıyı ekonomik neticelerle ilişkilendiren geniş bir araştırma kümesini gözden geçirdim. İşte, aşırı sıcaklığın ekonomide zarara neden olmasının dört yolu:

BÜYÜME DARBE ALIR

Yapılan araştırmalar, aşırı düzeydeki sıcaklığın ekonomik büyümeye doğrudan zarar verebileceğini ortaya çıkardı. Örnek vermek gerekirse, 2018’de gerçekleştirilen bir araştırma, ABD’deki eyaletlerin ekonomilerinin sıcak yazlarda nispeten daha yavaş bir hızda büyüme eğilimi gösterdiğini ortaya koydu. Eldeki veriler, yıllık bazdaki ekonomik büyümenin, bir eyaletteki ortalama yaz sıcaklığının normalin üzerinde seyrettiği dönemlerde her 0.56 santigrat derece için 0.15 ilâ 0.25 puanlık düşüş yaşadığını gözler önüne seriyor.

İnşaat gibi hava koşullarına doğrudan maruz kalan endüstri alanlarında çalışan işçiler, hava daha sıcak olduğunda daha kısa mesailer yaparlar. Bununla birlikte, daha yüksek yaz sıcaklıkları, perakende, hizmet ve finans dahil olmak üzere kapalı mekanlarda sürdürülen çalışmaları içerme eğilimi taşıyan pek çok sektörde yaşanan büyümeyi de yavaşlatır. Dışarıda hava daha sıcaksa işçiler daha az üretken olurlar.

TARIM ÜRÜNLERİNDEKİ VERİM DÜŞER

Tarım, açık biçimde hava koşullarına maruz kalır: Neticede, tarımsal ürünler açık havada yetişir. Yaklaşık 29 ilâ 32 santigrat derece arasında seyreden sıcaklıklar, mahsullerin büyümesi için yararlı olabilirken, hava sıcaklığı daha da yükseldiğinde verim keskin bir biçimde azalır. Bu tür aşırı sıcaklardan olumsuz etkilenebilecek ürünlerden bazıları mısır, soya fasulyesi ve pamuktur. Verimde görülen bu düşüşler ABD tarımı açısından maliyetli olabilir.

Mesela, kısa süre önce sonuçlandırdığım bir araştırma, fazladan 2 santigrat derecelik küresel ısınmanın, doğu ABD’deki ortalama bir dönümlük tarım arazisinden elde edilen kârı ortadan kaldıracağını ortaya çıkardı. Bu meselenin göze çarpan bir örneği, ülkenin yaşadığı 2010 sıcak dalgasına yanıt olarak dünyadaki buğday fiyatlarını yükseltecek biçimde Rus buğday hasadında yaşanan çöküştü.

ENERJİ KULLANIMI ARTAR

Elbette, hava sıcak olduğunda, insanlar ve işletmeler klimalarını ve diğer soğutma araçlarını tam kapasitede çalıştırırken enerji kullanımı da artar. 2011 yılında gerçekleştirilen bir araştırma, 32 santigrat derecenin üzerindeki sıcaklıklarda, yalnızca fazladan bir günün yıllık hane halkı enerji kullanımını yüzde 0,4 yükselttiğini ortaya çıkardı. Daha yeni tarihli araştırmalar, muhtemelen daha fazla hanede klima bulunduğu için daha sıcak olma eğilimi taşıyan bölgelerdeki enerji kullanımının en yüksek düzeyde arttığını ortaya koyuyor.

Sıcak günlerde elektrik kullanımında yaşanan bu artış, geçmişteki sıcak hava dalgaları esnasında Kaliforniya ve Teksas’ta görüldüğü üzere, insanların ziyadesiyle bağımlı olduğu elektrik şebekelerini zorlar. Depolardaki gıda ürünleri ve diğer mallar bozulabileceği ve pek çok işletme jeneratörleri çalıştırmak ya da üretimi durdurmak zorunda kalabileceği için elektrik kesintileri ekonomi açısından yüksek maliyetli olabilir. Mesela, 2019’da Kaliforniya’da yaşanan elektrik kesintileri tahminen 10 milyar ABD dolarına mal oldu.

ÖĞRENİM VE KAZANÇTA SORUN YARATIR

Giderek daha fazla ısınan havanın uzun vadeli etkisi, çocukların öğrenme yeteneklerinin ve dolayısıyla gelecekte elde edecekleri kazançların nasıl etkileneceğini de içerir. Araştırmalar, sömestr süresince maruz kalınan sıcak havanın, sınav puanlarını düşürdüğünü gözler önüne seriyor. Hava sıcaklığı 21 santigrat derecenin üzerine çıktıkça, matematik puanları daha fazla azalır. Okuma alanındaki puanlar, bu araştırmanın beynin farklı bölgelerinin ısıya nasıl tepki verdiğiyle tutarlı olduğunu düşündüren biçimde, yüksek sıcaklıklar karşısında daha dirençlidir.

Yapılan bir araştırma, kliması olmayan okullarda öğrenim gören öğrencilerin, okul yılının ortalama sıcaklığında görülen her 0.56 santigrat derecelik artış için yüzde 1 oranında daha az şey öğrendiklerini iddia ediyor. Bunlara ek olarak, azınlık gruplardan olan öğrencilerin okullarında klima olmaması ihtimalinin daha yüksek olması nedeniyle, daha sıcak geçen yıllardan özellikle etkileniyor olduğunu da ortaya koydu.

Öğrenim alanında yaşan bu kayıp, yaşam boyu kazançta düşüşe neden olur ve geleceğin ekonomik büyümesine zarar verir. Aşırı sıcaklığın gelişim üzerindeki olumsuz etkisi, aslında daha biz doğmadan başlıyor. Araştırmalar, fetüs döneminde aşırı sıcağa maruz kalan insanların yaşamları boyunca daha az para kazandıklarını ortaya koyuyor. Ortalama sıcaklığı 32 santigrat derecenin üzerinde olan her fazladan gün, 30 yıl sonra kazancı yüzde 0,1 oranında azaltır.

Klima, bu etkilerin bir kısmını dengeleyebilir. Mesela, yapılan araştırmalar, çalışır durumdaki bir klimaya sahip olmanın, daha az insanın ölmesi, öğrenci öğreniminin tehlikeye girmemesi ve hamilelik sırasında dışarıdaki aşırı sıcağın fetüslere zarar vermemesi anlamına geldiğini açığa çıkardı.

Diğer yandan, özellikle de Oregon gibi eyaletlerde ve İngiltere gibi daha ılıman bir iklime sahip olan ama son zamanlarda alışılmadık düzeydeki yüksek sıcaklıklara maruz kalan ülkelerde herkesin kliması yoktur. Ve pek çok insan bunlardan bir tane almayı karşılayamaz. 2017 yılında toplanan araştırma verileri, ABD’nin Pasifik kuzeybatısında bulunan hanelerin yaklaşık yarısının klimadan yoksun olduğunu ortaya koydu. Ve Amerikan okullarındaki sınıfların yaklaşık yüzde 42’sinde klima mevcut değil.

Isı dalgalarının daha fazla haneyi klima kullanmaya zorladığı aktarılsa da, her derde deva olmuyor. 2100 yılına gelindiğinde, daha yüksek orandaki klima kullanımı, dünya çapında konutlardaki enerji tüketimini yüzde 83 oranında artırabilir. Eğer bu enerji fosil yakıtlardan sağlanırsa, ilk aşamada daha yüksek talebe neden olan ısı dalgalarını da sertleştirebilir.

Ve her yerde klima kullanılan ABD’nin güney bölgelerinde, normalden daha sıcak geçen yazlar, eyaletlerin ekonomik büyümesinde hâlâ en büyük zarara neden oluyor. Farklı biçimde söylersek, ısı yükseldikçe ekonomiler zarar görmeye devam edecek.

Yazının orijinali The Conversation sitesinden alınmıştır. (Çeviren: Tarkan Tufan)