Arap dünyasında geçen hafta: Kürtler devlet hayalinde aceleci mi?

Arap basınında geçtiğimiz hafta Kürdistan referandumu, Erdoğan’ın Ürdün ziyareti, KHK’lar, CHP’nin Adalet Kurultayı ve Türkiye – AB ilişkileri yer buldu.

Abone ol

Arap basını bu hafta, 25 Eylül’de yapılması planlanan Kürdistan Referandumu’na geniş yer ayırdı. Arap ülkelerinin genel itibariyle karşı çıktığı referanduma karşı, basında da ciddi bir muhalefet göze çarpıyor.

Özellikle İsrail’in referandumu desteklediği yönündeki açıklamalarından sonra, Arap basınında referandum ve bağımsız bir Kürt devleti karşıtı sesler daha çok çıkmaya başladı.

Türkiye’de yaşanan gelişmeler de bu hafta Arap basınının takibi altındaydı. Özellikle cuma günü yayınlanan son iki KHK ve bu KHK’larla istihbarat teşkilatının cumhurbaşkanlığına bağlanması Arap medyasında geniş yer buldu.

CHP’nin düzenlediği Adalet Kurultayı da Arap basınının Türkiye’yle ilgili öncelikli konuları arasındaydı. Basın, Adalet Kurultayı’nı genel olarak “Muhalefet Erdoğan’a meydan okuyor” başlığıyla verdi.

‘KÜRDİSTAN REFERANDUMU’

El Ahram gazetesinden Nevin Mes’ud, ‘Kürdistan Referandumu’ tartışmalarıyla ilgili kaleme aldığı makalesinde, bu referandumu daha önceki ‘halkların kaderini belirleme hakkı’ deneyimleriyle kıyaslayarak ele aldı. Yazar, daha önceki deneyimlerle Irak Kürdistan’ı arasındaki farklılıklar olduğunu kaydetti:

“Daha önceki deneyimlerde, halkların kaderini tayin etme referandumları iki tarafın rızasıyla gerçekleştirilmiştir. Silahlı çekişmelerin olduğu yerlerde bile böyle olmuştur. Ayrılma kararı keyifli bir yürüyüşten ibaret değildir. Kürdistan da İskoçya’dan daha zengin değildir. Ayrıca merkezi yönetimle bölgesel yönetim arasında silahlı bir çatışma da yoktur. Irak tarihinin son 25 yılındaki silahlı çatışmalar Bağdat ile değil, bölgesel yönetimin kendi içinde oldu. Ayrıca Irak anayasası da devletin birliğini garanti altına almıştır. Dolayısıyla referandum çığırtkanları hangi mukayeseden bahsediyor?”

'BÖLGESEL YÖNETİM SAHİP OLDUĞU NİMETLERİ TEHLİKEYE ATIYOR'

Al Araby Al Jadeed gazetesinden Faris El Hattab, “Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’nin, devlet hayalinde aceleci davranarak sahip olduğu nimetleri tehlikeye attığı” görüşünde.

“Top şu an Kürdistan bölgesel yönetiminin sahasında. Referanduma karşı olan Kürt partilerinin hemen hemen hepsi, referandumun ertelenmesinden yana bir tutum içerisindeler. Ancak eski dışişleri Hoşyar Zebari gibi isimler ise referandumun şeklen de olsa gerçekleştirilmesinden yana. Bunu bölgesel yönetimin halkı önündeki imajı açısından savunuyorlar.

27 yılıdır ekonomik refah, güvenlik açısından istikrar ve uluslararası alanda yardımlaşmayla bilinen Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi, devlet hayalinde aceleci davranarak kendini bu nimetten uzaklaştırmaya çalışıyor. Hâlbuki uluslararası alanda resmi olarak bir devlet olarak tanınmak haricinde, bir devletin bütün özelliklerini ve alametlerini taşıyor. Konsolosluklar, dış ilişkiler, bütçe, silahlı kuvvetler, pasaport…”

'REFERANDUM, DEVLET HAYALİ VE TÜRK-İRAN ENDİŞESİ ARASINDA'

Suudi Sharq Al Awsat gazetesi, ‘Kürdistan Referandumu’ ile ilgili, “Kürdistan Referandumu devlet hayali ve Türk-İran endişesi arasında” yorumunda bulundu:

“Uzmanlara göre Türkiye ve İran, Kuzey Irak’ta bağımsız bir Kürt devleti kurulması sonucu doğurma ihtimali ola referandumdan, kendi toprakları içinde benzer çağrıları tahrik etmesinden dolayı çekiniyor. Zira bu iki ülkede büyük bir Kürt nüfusu vardır.

Türkiye’nin bu referandumu reddetme nedenlerinden biri, Ankara’nın PKK’nın uzantısı olarak gördüğü PYD’nin devlet kurmasıyla ilgili çekincelerdir.

Arap Birliği de ‘Irak’ın geleceğine fayda getirmez’ olarak nitelendirdiği referanduma karşı çıkıyor.”

ERDOĞAN’IN ÜRDÜN ZİYARETİ

Rai Al Youm gazetesi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ürdün ziyaretiyle ilgili şu değerlendirmelere yer verdi:

“Haşimi Ürdün ile Osmanlı Türkiye arasındaki ilişkiler geçtiğimiz 100 yıl boyunca pekiyi değildi. Bugün bu ilişkilerde düzelme olduysa, bu durum taraflar arasındaki tarihsel ve dini açıdan güvensizlikten dolayı kısa süreli bir düzelmedir.

Bir İtalyan haber ajansı, ziyaretle ilgili bir Ürdünlü yetkiliye dayanarak verdiği haberde, ‘Erdoğan’ın Ürdün kralı 2. Abdullah’a İran’ın Suriye’nin güneyinden çekilmeyi kabul ettiğini ancak bunun karşılığında güneyin silahlı örgütlerden arındırılmasını istediğini ilettiğini’ yazdı. Bu haber şüphesiz çelişkilerle dolu. İran böyle bir mesajı neden Erdoğan’la göndersin ki?

Bölgedeki hesaplarını ve özellikle de Suriye politikasını gözden geçiren Erdoğan, hükümetinin Suriye yönetiminin ve de liderinin düşmesine dair beklentilerinin artık geçmişte kaldığını hissetmeye başladı. ABD’nin İsrail’in de kışkırtmasıyla Kuzey Suriye, Irak ve İran sınırında kurmak istediği bağımsız bir Kürt oluşumu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önceliği konumunda.”

‘MUHALEFET ERDOĞAN’A MEYDAN OKUYOR’

Middle East Online haber sitesi, CHP’nin düzenlediği Adalet Kurultayı’yla ilgili olarak, “muhalefet Erdoğan’a meydan okuyor” değerlendirmesinde bulundu. Haber sitesi Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katıldığı Malazgirt kutlamalarına de yer vererek, “siyasi çekişmenin cumhurbaşkanlığı seçiminden iki sene öncesinden başladığı” yorumunu yaptı:

“Siyasi çekişme cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimlerinin yapılmasından iki sene önce başladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Selçuklu Sultanı’nın Bizanslıları yenilgiye uğrattığı 1071 Malazgirt Savaşı’nın yıldönümünde bir miting düzenledi.

Muhalefetin ise Çanakkale’yi seçmesi simgesel bir durum. Çanakkale’deki Gelibolu Savaşlarında Osmanlı ordusu, itilaf kuvvetlerini geri püskürtmüştü. Bu savaş, Mustafa Kemal Atatürk’ün çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’ni kurmasıyla sonuçlanan direnişin simgesi oldu.”

SON KHK’LAR ARAP BASINININ GÜNDEMİNDE

Merkezi Londra’da bulunan Al Arab gazetesi, hükümetin geçtiğimiz cuma günü yayınladığı son iki KHK’ya geniş yer verdi. Gazete, istihbarat teşkilatının cumhurbaşkanlığına bağlanmasına odaklanarak, “Erdoğan Türkiye’de istihbarat işlerini kontrol altına aldı” değerlendirmesini yaptı.

Gazeteye göre, hükümetin son iki KHK’sı, yönetimin saplantılı ruh halini yansıtıyor:

“Türk hükümetinin geçtiğimiz cuma günü aldığı kararlar (son iki KHK), Türkiye’de yönetimin üzerindeki saplantılı ruh halini gözler önüne serdi. Ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkeyi parlamenter sistemden başkanlık sistemine götüren 16 Nisan referandumundan bu yana yöneldiği otoriter yaklaşıma da ışık tuttu.”

Suudi Arabistan’ın en büyük gazetelerinden El Hayat da, Milli İstihbarat Teşkilatı’nın cumhurbaşkanına bağlanmasına yer vererek bunu, “Erdoğan istihbaratı kontrol altına aldı” şeklinde yorumladı.

TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ VE ŞANGHAY

Türkiye ile ilgili çalışmalarıyla bilinen Lübnanlı akademisyen Muhammed Nureddin, BAE Al Khaleej gazetesindeki haftalık makalesinde, Türkiye’nin son dönemde Avrupa Birliği ülkeleri ile yaşadığı gerginliği ele aldı. Nureddin, Türkiye için Şanghay İşbirliği Örgütü’nün AB’ye alternatif olup olmayacağı konusunda dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye’nin Şanghay Örgütü’ne üye olması onu demokratik haklar ve özgürlükler konusunda Avrupa Birliği’nden farklı standartlara götürür. Ve Türkiye’yi otomatik olarak Avrupa Birliği yolunun dışına çıkarır. Bunun yanı sıra, Türkiye Avrupa Birliği’nden vazgeçmez ve NATO’dan çıkmazsa Şanghay İşbirliği Örgütü’ne üye olamaz.

Dolayısıyla Türkiye içerisinde bütün zorluklara rağmen, modernleşme yolunda ilerlemek için Avrupa Birliği’ne üyelik yolundan ayrılmamak gerektiği konusunda ciddi bir muhalefet söz konusu. Bunun yanı sıra Cumhurbaşkanı Erdoğan da Şanghay seçeneğini genel itibariyle bir tehdit kartı olarak kullanmaktadır.

Türkiye ve Avrupa arasındaki ihtilaflar hangi boyuta ulaşırsa ulaşsın Türkiye Avrupa-Batı ekseninden çıkamaz. Ayrıca Şanghay veya herhangi başka bir örgütle ne kadar yakınlaşırsa yakınlaşsın, bu Türkiye’yi o örgüte üye olmaya kadar götürmez. Aynı zamanda, Türkiye, Avrupa Birliği ile ne kadar yakınlaşırsa yakınlaşsın ve Avrupa Birliği kriterlerini ne kadar yerine getirirse getirsin, bu onu Avrupa Birliği üyesi yapmayacak. İşte Türkiye’nin 100 yıldır yaşadığı ve teması ‘bir türlü çözüm bulunamayan kimlik krizi’ olan kriz budur.”