Arap dünyasında geçen hafta: Erdoğan, Orta Doğu'da dengelerin değişmesine liderlik ediyor

Arap basının en önemli gündem maddesi IKBY'de yapılacak bağımsızlık referandumu oldu. Katar krizi ve Türkiye ile Rusya'nın S-400 füze sistemleri konusunda anlaşması da gündem de yer buldu. Rai Al Youm gazetesi başyazarı Abdulbari Atwan, “Orta Doğu, bütün dengeleri alt üst edebilecek stratejik değişimlere sahne oluyor. Bunun liderliğini bu sefer Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan yapıyor. Hem de ‘dostu’ Rus lider Vladimir Putin’in yardımıyla" yorumunda bulundu.

Abone ol

DUVAR - 25 Eylül’de Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi'nde (IKBY) yapılması planlanan “Bağımsız Kürdistan” referandumu Arap medyasının gündemindeki önemli konular arasında birinci sırayı korumaya devam ediyor.

Referandumun ertelenmesi veya iptal edilmesi için yapılan görüşmeler ve pazarlıklar sonuç vermeyince, IKBY Başkanı Mesud Barzani, referandumun daha önce belirlenen 25 Eylül’de yapılacağını açıkladı. Irak yönetimi ise referandumu tanımama konusunda ısrarlarına devam ediyor.

Kerkük gibi, üzerinde ihtilafların devam ettiği bölgelerin referanduma dahil edilmesi son dönemlerde referandumla ilgili tartışmaların önemli bir kısmını oluşturuyor. Arap medyasında bu konuyla ilgili genel yargı, “Kerkük gibi bölgelerin referanduma dâhil edilmesinin Irak’ı iç savaşa götürebileceği” şeklinde.

Suudi Arabistan, Mısır, Bahreyn ve BAE’nin ambargosuyla boğuşan Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad Al Sani’nin, krizin başlamasından sonra ilk yurtdışı ziyaretini Ankara’ya yapması, bu hafta Arap basınında öne çıkan konular arasındaydı.

Rusya ve Türkiye arsında S-400 füzeleri konusunda anlaşmaya varıldığının açıklanması, bu haftanın bir diğer önemli gelişmesiydi. Arap medyasında konuyla ilgili yer alan haberlerde Türkiye’nin NATO üyeliğine vurgu yapılması dikkat çekti.

'KOŞULLAR REFERANDUM İÇİN UYGUN DEĞİL'

Irak el Sabah gazetesi yazarlarından Abdülzehra Zeki, IKBY'de yapılacak bağımsızlık referandumunun, “zannedilenin aksine koşulların uygun olmadığını” savundu:

“Eğer Irak Kürtleri arasında basit bir vatandaş olsaydım, bir Kürt devleti hayalinin olgunlaşması için mevcut koşulların, en uygun koşullar ve en uygun zaman olduğunu düşünürdüm. Ancak sorumlu bir Kürt siyasetçi olsaydım mevcut zarf ve koşulların ayrılma ve devlet kurmak için en zor koşullar olduğunu görürdüm.”

Arap dünyasında geçen hafta: Erdoğan’ın popülistliği Türkler’in Avrupa Birliği hayalini bitirdi

'REFERANDUM IRAK’I PARÇALAMAYI HEDEFLİYOR'

Irak Ezzaman gazetesinden Sami el Zubeydi ise bu referandumun Irak’ı parçalamayı hedeflediğini yazdı:

“Barzani ve bazı Kürt siyasetçilerin bağımsızlığa hazırlık için çağrısını yaptıkları referandum, sadece Irak düşmanlarının bir olan ve beraber yaşayan halkımızı birleştiren ülkemizi parçalamak ve mezhep ve ırka dayanan devletlere ayırmak içindir. Bu da Amerika Birleşik Devletleri ve Siyonizmin hedeflerini uygulamaya koymaktır.”

Yazara göre, Mesud Barzani geçmişte dünyada ayrılıkçılığı hedefleyen tecrübelerden ders çıkarmalı:

“Barzani ve yandaşları çok iyi biliyorlar ki bu referandum Irak anayasasını ihlal etmek ve ulusal çizgiden sapmak anlamına geliyor. Barzani ve referandum çığırtkanları Hindistan, Britanya, Amerika Birleşik Devletleri, Belçika, Birleşik Arap Emirlikleri’nden ulusal birlik dersi çıkarmalıdır.”

'ORTADOĞU TAM BİR İSTİKRARSIZLIĞA SÜRÜKLENİR'

Mısır’da yayınlanan El Ahram gazetesi, Irak’ın bölünmesinin bütün bölgeyi tam bir istikrarsızlığa götüreceğini ve bölünmenin Kürtler dâhil kimsenin yararına olmayacağını savundu:

“Uluslararası ilişkiler uzmanları ve gözlemciler arasında 25 Eylül’de yapılması planlanan referandumun, Kürtler’in de içinde bulunduğu bütün Iraklılar için ağır bir vebali olacak.

Dünya ülkelerinin çoğu ve Birleşmiş Milletler, bu referandumun hâlihazırda istikrarsızlıkla boğuşan ve IŞİD’e karşı bir savaş veren Irak devletinin geleceği açısından bir tehdit olduğunu düşünüyor. Iraklıların çoğu, bu referandumun Irak devletinin sonunu getirecek başka ayrılıkların başlangıcı olmasından korkuyor.

Irak’ın bölünmesi, her taraftan insanlarının hayatına mal olacak bir iç savaş ihtimalini de beraberinde getiriyor. Bundan da daha önemlisi böylesine bir savaş Irak civarındaki ülkelere de sıçrayabilir. Bu da bütün Arap coğrafyası ve Orta Doğu’nun istikrarsızlığa sürüklenmesine neden olur.

Açık bir şekilde söylemek gerekirse Kuzey Irak’ın anavatandan ayrılması kimsenin çıkarına olmayacak. Kürtler bunun aksini düşünse de, cehennem kapıları açıldığında kimse bunun dışında kalmaz.”

Arap dünyasında geçen hafta: Bağımsızlığın ilanından başka bir eksik bulunmuyor

'BARZANİ SİYASİ OLARAK İNTİHAR EDİYOR'

Londra merkezli Al Arab gazetesinde Harun Muhammed imzasıyla yayınlanan makalede, referandumla ilgili olarak, IKBY Başkanı Mesud Barzani’nin “siyasi olarak intihar ettiği” yorumunda bulunuldu. Yazara göre, referandum 9 Nisan 2003 tarihinden önce bilinen Kürt bölgesi sınırlarında yapıldığı takdirde Araplar açısından sorun teşkil etmiyor:

“Irak Arapları açısından referandum ve kaderi tayin hakkı ille bağımsız bir Kürt devleti kurulması bir sorun teşkil etmiyor. Ancak bunun 9 Nisan 2003 tarihinden önce bilinen Kürt bölgesinde gerçekleştirilmesi durumunda sorun teşkil etmiyor. Yani Musul, Kerkük, Selahaddin, Diyala gibi kentlerde Arap, Türkmen, Hristiyan ve Ezidi köy ve kasabaları buna dâhil edilmezse. Aksi takdirde bu, bir savaşın çıkmasına neden olacak. Bu da şüphesiz, 40’lardaki, 60’lardaki ver 70’lerdeki çatışmalardan daha şiddetli olacak. Bu savaşın kurbanları da başkalarından önce Kürtler olacak. Çünkü bir çıkışı ve havalandırması olmayan bir yerde sıkışmışlar.”

'IRAK YÖNETİMİ FIRSATI KAÇIRMAMALI'

Katar El Vatan gazetesinden Emin El Kamurani, Irak yönetiminin bu referandumu engellemek için elinde bir siyasi ve anayasal açıdan fırsatlar olduğunu belirterek, bu fırsatın kaçırılmaması gerektiği görüşünü dile getirdi:

“Bölgesel yönetim referanduma gidiyor, ancak bunu siyaset, hukuk ve anayasa açısından engellemek Bağdat yönetiminin elinde. Acaba Irak yönetimi bu fırsatı kaçıracak mı? Irak yönetiminin böylesine bir fırsatı kaçırması sadece Irak’ı ve toprak bütünlüğünü değil, civar ülkelerin ulusal güvenliğini de atmaktadır. Özellikle de Türkiye ve İran’ın güvenliğini. Bu yüzden bu referanduma karşı çıkan Ankara ve Tahran’ın, siyasi ve diplomatik açıdan harekete geçmemesi onlara, ilerde kendi toprakları içerisinde başlayacak tartışmalarda ciddi bir sorumluluk yüklüyor. Dolayısıyla Irak 26 Eylül’de, bu tarihten önce olduğu gibi olmayacak. Bu durum bütün bölge için geçerli.”

Arap dünyasında geçen hafta: Kürtler devlet hayalinde aceleci mi?

'ŞEYH TEMİM YURTDIŞI SEYAHATİ LANETİNE MEYDAN OKUYOR'

Rai Al Youm gazetesi, Katar Emiri Şeyh Temim Bin Hamad El Sani’nin, Suudi Arabistan öncülüğünde ülkesine yönelik ambargonun başlamasından bu yana ilk yurt dışı seyahati olan Türkiye ziyaretini ele aldığı haberinde, dikkat çekici noktalara yer verdi.

Katar tarihinde ülkeyi yöneten emirlerin yurtdışı seyahatleri sırasında yaşanan ve yönetim değişikliğine sebep olan darbelere atıfta bulunan gazete, “Katar Emiri yurtdışı seyahati lanetine meydan okudu” yorumunu yaptı.

“Katar emirinin Türkiye ziyareti, Şeyh Temim’i Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a bağlayan güçlü ve sağlam ilişkilere işaret ediyor. Bu da genel için bir açıklama ihtiyacı doğurmuyor. Katar Emiri’nin bu yurt dışı yasağı lanetine meydan okuyuşu, askeri ittifaklar konusunda derinlerde yatan arzusunu gösteriyor. Zira Katar Emiri, Türkiye ziyaretinden önce ülkesinde bulunan Amerikan askeri üssünü ziyaret etmeye özen gösterdi.

Tarihsel lanete rağmen -ki bu lanetin Katar Emiri’nin ilk yurtdışı ziyaretine engel çıkarması bekleniyordu- Katar Emiri bu ziyaretiyle, tahtının sağlam olduğu şeklinde güçlü bir mesaj vermeyi hedefledi.”

'KATAR VE TÜRKİYE… ULUSLARARASI İLİŞKİLERDE ÖRNEK'

Katar El Raye gazetesi, Şeyh Temim’in Ankara’ya gerçekleştirdiği ziyaret bağlamında Türkiye ve Katar arasındaki ilişkilerle ilgili oldukça iddialı bir yorumda bulundu. Gazeteye göre iki ülke ilişkileri, uluslararası ilişkiler açısından örnek teşkil ettiğini yazdı:

“Katar ve Türkiye ilişkileri uluslararası ilişkilerde bir örnek teşkil ediyor. Başta iki kardeş ülkenin bölgesel ve Arap dünyasındaki sorunlar karşısındaki ortak bakış açısı olmak üzere birçok alandaki koordinasyon ve birbirlerini tamamlamaları da önemli bir örnek. Bu durum da iki ülke arasındaki ticaret hacminin artması, ekonomik bağlar ve siyasi ile askeri koordinasyon açısından olumlu bir rol oynadı.

Türkiye, bazı Arap ülkelerinin uyguladıkları karanlık ambargo karşısında Katar’ın yanında duran ve desteğini açıklayan ülkelerden biri. Ayrıca bu ambargo karşısında Katar’ın ihtiyaç duyduğu gıda maddelerinin temini ve Katar’a acil bir şekilde ulaştırılması için çalıştı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan da her münasebette, Katar’a yönelik ambargonun kaldırılması için çağrı yapmaktan geri durmadı. Erdoğan, ülkesinin Doha’yı yalnız bırakmayacağını vurgulayarak, bu tarz bir ambargonun kardeşler arasında uygulanmaması gerektiğini savundu.”

Arap dünyasında geçen hafta: Suriye’de savaş bitiyor mu, başlıyor mu?

'S-400’LER NATO’DAN AYRILMANIN İLK ADIMI MI?'

Rai Al Youm gazetesi başyazarı Abdulbari Atwan, Türkiye ve Rusya arasında imzalanan S-400 füze sistemi anlaşmasını değerlendirdi. Atwan bu gelişmenin bölgedeki bütün dengeleri ve ittifakları değiştirebileceğinin altını çizdi:

“Araplar’ın çoğu Körfez krizi ve ona bağlı gelişmeler ile siyaset ve medya savaşlarıyla ilgilenirken Orta Doğu, bütün dengeleri alt üst edebilecek stratejik değişimlere sahne oluyor. Bunun liderliğini bu sefer Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan yapıyor. Hem de ‘dostu’ Rus lider Vladimir Putin’in yardımıyla.

Dünyada en gelişmiş füze sistemi olan S-400 satışıyla ilgili Türkiye ve Rusya arasında imzalanan 2.5 milyar dolar değerindeki anlaşma iki ülke arasında stratejik bir ittifakın kurulmasını sağlıyor. Belki de bu, Türkiye’nin 55 yıl aradan sonra NATO’dan ayrılmasının ön adımı olur.

Bu anlaşmanın önemini vurgulamak için iki noktaya işaret etmek gerekiyor. Birincisi, İsrail bu füze sistemlerini satın alma konusunda başarısız oldu. İkincisi ise Türkiye’nin böyle bir anlaşma yapmasını engelleyemedi.

Bölgedeki dengeler değişiyor, ittifaklar yeniden kuruluyor. Araplar ise çekişmeler, sosyal medya üzerinden sanal savaşlar ve İsrail ile normalleşmeyle meşgul durumda. Gerisi de sizin anlayışınıza kalmış.” (DIŞ HABERLER)