Arabesk insanı kaybeder

'Küçük adam' arabeski anlayamaz. Onun Arabeski Adana’nın, Urfa’nın gazinolarından öteye geçmez: Ben istedim eller vermedi! Küçük adam, Arabesk sanatının büyülü simyasını anlayabilmenin uzun bir yolculuk işi olduğunu idrak edemez.

Musa Özuğurlu yazar@gazeteduvar.com.tr

Şam’ın Eski Şehir bölgesinde sokaklar karmaşıktır. İlk defa giren biri kaybolur. önünden on kez geçse keşfedemeyeceği geniş avlular, Birbirine açılan daracık yüzlerce sokak uzanır Eski Şehir’de. Buralar zamanında işgalci Fransız askerlerinin yollarını da kendilerini de kaybettikleri yerdir.

***

Arap dili karmaşıktır. Sesletimi müziğin ta kendisidir. Şiirinde anlam harflerin sesi ile başlar, hece ile devam eder, kelimelerin ve oradan satırların sesinden oluşan bir kimya ile biter. Anlamak her babayığıdın harcı değildir. İmgeler ormanında kaybeder adamı.

***

Mozaik işleme sanatı Şam’ın en kadim el sanatlarındandır. Ahşap çubuklar üçgen, kare, beşgen şeklinde kesitler ile hazırlanır. Usta, görünmesini istediği şekle göre çubukları biraraya getirip yapıştırır. Sonra dilim dilim doğrar ve yüzey ortaya çıkar. Sonunda görünen çubukların derinliğini değil sadece yüzeydir.

***

Acem işi boyama Arabesk çizgilerin üzerine olur. Hatlar önce aydınger kağıda çizilir sonra bu hatlar boyanacak yüzeye aktarılır, ana hatlar belli olduktan sonra bembeyaz astar çekilir ve en üste parıltılı altın, gümüş, sarı, kırmızı, yeşil renkler çekilir. En altta yer alan hatları görmeyen, iş bitene kadar karşısına ne çıkacağını bilemez.

***

Arabesk, “karmaşıklığın uyumu ya da uyumun karmaşıklığı” sanatıdır. Hangi çizginin nerede başlayıp nerede bittiğini, hangi çizgi ile kesiştiğini, renk geçişlerini ayırt edebilmek zaman alır. Arabesk boşluk kaldırmaz. Her taraf çizgilerle doludur. Ana hatların yanında ince çizgileri takip etmezseniz bütünlüğü göremezsiniz. Gözünüzün alışması zaman ister.

***

Klasik Arap müziğinin ritminin temeli devenin yürüyüşüdür. Ağır başlar ağır gider. Çölün sonsuz kumlarının oluşturduğu kıvrımları takip eder. Dinlemek sabır işidir. Tek parça bazen 1 saati bulur. Kulağınız alışmamışsa aynı motifin sürekli tekrar edildiğini sanırsınız. Ama incelikleri vardır. Batı’nın katı, köşeli müziği gibi değildir. Seslerin her biri arabesk işleme sanatında olduğu gibi ana hatları dolaşır en sonunda hepsi bir yerde birleşir. Hikayedir. Bütünü ancak parça bittiğinde anlayabilirsiniz.

***

“Küçük adam” Arabeski anlayamaz. Görebildiği yüzeydir sadece. Her çizginin, her sesin bir yolculuğu, bir hikayesi  olduğunu, kavgalarındaki derin uyumu çözemez.

Onun Arabeski Adana’nın, Urfa’nın gazinolarından öteye geçmez. O küçük dünyasının bir köşesinde büyük umutlarla çıktığı yolda yaşadığı hüsranı anlatır. Ben istedim eller vermedi!

Küçük adam, Arabesk sanatının büyülü simyasını anlayabilmenin uzun bir yolculuk işi olduğunu idrak edemez.

Ve işte bu yüzden kendini Bağdat’ın binbir gece masallarında sanır, yanı başındaki Beyrut’un Dahiye’sinde, Şam’ın, Halep’in ara sokaklarında kaybolur gider.

Tüm yazılarını göster