Anneyle bağı kalmamıştır diyerek üç yaşındaki çocuğu babaya verdiler

Boşanma aşamasında olduğu erkeğin ekonomik ve siyasi gücünü kullanarak mahkemeyi etkilediğini ileri süren Sinem A., “Anneyle bağı kalmamıştır diyerek üç yaşındaki çocuğu babaya verdiler” diyor. 9 ve 3 yaşlarındaki çocuklarını, velayetin babaya verilmesinin ardından icra yoluyla görebilen Sinem A., "Kadınlar zulüm görüyor ve anne-çocuk ilişkisi devlet eliyle resmen koparılıyor” diye konuşuyor.

Abone ol

 DUVAR - Boşanmak isteyince fiziksel, ekonomik ve psikolojik şiddet gören Sinema A., eski eşi Afşin A. tarafından “Gidersen sana cehennemi yaşatırım” diye tehdit edildi. Sinem A.’nın deyimiyle gerçekten de öyle oldu. Afşin A., gündelik hayatına normal bir şekilde devam ederken Sinem çocuklarından kopartıldı, tehdide, darpa ve takibe maruz kaldı. Sinem’e göre boşanmaya karar verdiği andan bugüne kadar yaşadığı sürecin özetiyse şu: “Devlet kadının boşanmasını istemiyor ve bunun için de kadına her türlü zulmü yapıyor.”

Antalya’da yaşayan mimar Sinem A., eski eşi mimar Afşin A.’dan boşanmak istedi. Boşanma davası 2020 yılının Ocak ayında açıldı ve İstanbul Anadolu Adliyesi 10. Aile Mahkemesi çiftin üç ve dokuz yaşındaki çocuklarının geçici velayetini anneye verdi. Mart ayında baba, çiftin büyük çocuğunu kaçırdı. Sinem, geçtiğimiz haftaya kadar tam 11 ay boyunca oğlunu göremedi. Bu süreçte, oğlunun bulunması için defalarca adli makamlara başvurdu ama bir sonuç alamadı:

“Polisler, 11 ay boyunca babayı aradıklarını ama bulamadıklarını söylediler. Her seferinde bir bahaneyle karşıma çıktılar. Cenazedeymiş, telefonunu bir başkası açmış, şehir dışındaymış. Çocukların okullarına yazdım, durumu haber verdim. Okullar, ‘Biz parayı verenle muhatap oluruz’ dediler.”

‘TANI KOYMA YETKİSİ OLMAYAN RAPORTÖRLER ANNENİN PSİKOLOJİSİ BOZUK DEDİ’

2020 yılının Eylül ayına gelindiğinde ise bir başka gelişme yaşandı ve mahkeme çocukların geçici velayetini anneden alarak babaya verdi. Mahkemenin bu kararı vermesinde Kadıköy Belediyesi’ndeki uzmanlar tarafından düzenlenen sosyal inceleme raporu (SİR) etkili oldu. Sinem, raporda yer alan bilgilerin gerçek dışı olduğunu söylüyor: 

“Benimle yaptıkları 20 dakikalık görüşmenin sonucunda ‘Annenin psikolojisinin bozulduğunu düşünüyorum’ gibi uzmanlık alanları olmayan öznel yorumlar yazmışlar. Ayrıca tanı koyma yetkileri de yok. En akıl almaz olanı ise üç yaşındaki kızım için kullandıkları ‘Anneyle bağı kalmamıştır’ ifadesi. Resmen karşı tarafın yanına oturup o ne derse onu yazalım şeklinde oluşturulmuş bir rapor. İşte hiçbir gerçeği yansıtmayan böyle bir raporla velayet kaybettim. Bu raporları yazanlar hakkında şikayette bulundum. Soruşturmaları sürüyor.”

“Çocuk üzerinden bir psikolojik savaş veriyoruz. Bu durumu uzmanlara anlattığım zaman inanmıyorlar, öyle şey olmaz anne velayet kaybetmez diyorlar. Ama içinde bulunduğum durum tam olarak bu. Mahkeme hakimi de kadın, ama hiç ‘Bu çocuk üç yaşında demedi.’ Bu çocuk gece uyanıp ‘anne’ diyor ya nerede görülmüş bu yaştaki bir çocuğun anneyle bağının koptuğu?”

Bu raporun (SİR) akabinde Sinem, tam teşekküllü bir hastaneye giderek iddia edilenin aksine psikolojik bir rahatsızlığı olmadığını belgeledi. Boşanma davasını açtığı günden bu yana bu tür ithamları raporlarla, kanıtlarla çürüten Sinem, “Mahkemeye binlerce delil ve rapor sunmama rağmen hiçbiri dikkate alınmadı” diyor. Baba Afşin A.’nın siyasi ve ekonomik gücüyle mahkemeyi etkilediğini savunan Sinem, “Kendisi bir gayrimenkul patronu. Kurumlar, yoğun bir siyasi ve ekonomik baskı altında. Ama şunu unutmasınlar, kurumlar bir annenin karşısında yer alıyorlar.”

‘TELEVİZYONDA GÖRÜYORSUNUZ YA İŞTE ÖYLE KOPARARAK ALDIK’

Çocukların geçici velayetini alan baba, aylar boyunca Sinem’in çocuklarını görmesini engelledi. Yasal olarak 15 günde bir çocuklarını görme hakkına sahip olan Sinem, bu hakkını kullanamadı. Çocuklarını aylar sonra ilk kez geçen hafta görebildiğini anlatan Sinem, baba Afşin A.’nın icra memurlarına ve kolluk kuvvetlerine engel olmaya çalıştığını anlatıyor:

“Hani televizyonlarda görüyorsunuz çocukları kucaklayarak koparıp alıyorlar ya, işte 11 ayın sonunda ilk defa çocukları o şekilde koparıp aldık. Baba, çocuğu almaya gittiğimizde bile memurlara şov yapıyordu. Son model arabasıyla ters yönden geldi, elinde telefon üst düzey yetkilileri aradığını söyledi. Memurları da tehdit etti. Kendinde bunları yapmaya hak görüyor. Çünkü bunları yapıyor ve hiçbir şekilde ceza almıyor, kötülüğü yanına kalıyor.”

“Benim bir gelirim yok. Aynı sektörde olduğumuz için işe girmemi de engelliyor. Şu anda ailemin desteğiyle geçiniyorum. iki haftada bir icraya gidip 1000 liraya yakın parayı onların sayesinde yatıyorum. Onların desteği olmasa çocuklarımı da göremeyeceğim. Peki hiç ekonomik gücü olmayan kadınlar ne yapıyor? Lütfen herkes bunu bir düşünsün. Kadınlar zulüm görüyor ve anne-çocuk ilişkisi devlet eliyle resmen koparılıyor.”

ÇOCUKLARIN RUH SAĞLIĞI ZARAR GÖRDÜ

Çocuklarını göremediği dönemde ne hissettiğini “Meraktan öldüm, cehennemi yaşadım” diyerek anlatıyor. Sürecin çocukların ruh sağlığını derinden etkilediğini ve dokuz yaşındaki oğlunun şu anda ilaç kullandığını belirtiyor:

“Bu çocuk şu anda ilaç kullanıyor. Neymiş efendim hiperaktifmiş ve annesinden şiddet görmüş. O yüzden ilaca başlatmışlar. Çocuğum bana ‘Anne onları ben demedim’ diyor. Çocuğu almaya gittiğimde ‘çocuk istemiyor’ diyorlardı. ‘Çocuğa, annen burada. Neden gelmiyorsun?’ diye soruyorlar. 11 aydır hiç görüşmediğim oğlum diyor ki ‘Annem bana vurdu, bakın ayağım morardı.’ Çocuklarım bana karşı dolduruldu, benden uzaklaştırıldı.”’

İstanbul Anadolu Adliyesi’nde 10. Aile Mahkemesi’nde görülen davanın bir sonraki duruşması 18 Mart’ta. Hakim, gelecek celsede değerlendirmek üzere her iki ebeveynin de Adli Tıp Kurumu’na giderek sağlık raporu almasını istedi. Sinem, “Yetkili kurumlar beni duysun. Bu çocuklar, ekonomik ve siyasi gücü olan bir babanın psikolojik savaşına alet edilmesin” diyor.