Almodovar hakkında her şey!

Almodovar, bir yandan insanın kendini tanıma ve yeniden inşa etme sürecinin hiçbir zaman sona ermeyeceğini hissettirirken, asıl olarak bizi harekete geçiren şeyin arzu olduğunu anlatıyor. Mallo’nun kaybettiği şeyler yıllar, annesi, sevgilileri ya da yaratıcılığı değil, bütün bunların sonunda yitip giden arzusu…

Şenay Aydemir sinesenay@gmail.com

Franco diktatörlüğü sonrası İspanya sinemasının en önemli ismi Pedro Almodovar, yetmiş yaşına merdiven dayamış olmasına rağmen yerini koruyor. Gözde oyuncusu Antonio Banderas’a bu yıl Cannes Film Festivali’nde en iyi erkek oyuncu ödülünü getiren performansının yer aldığı “Acı ve Zafer”, bu satırların yazarına göre yönetmenin 2011 tarihli “İçinde Yaşadığım Deri” filminden sonraki en iyi işi. Bu film, kariyerlerinin başlarında birlikte birçok filme imza atan Almodovar- Banderas ikilisinin uzun yıllara yayılan soğukluğun ardından yeniden bir araya gelişlerini müjdeliyordu aynı zamanda.

Almodovar’ın kendisinden çok şey kattığı “Acı ve Zafer”de Banderas’a başrolü vermesinde şaşılacak bir durum yok. Hatta başka bir isim düşünülemezdi. Usta yönetmen filmin çok fazla otobiyografik algılanmasını istemese de, bundan kaçış yok. Banderas’ın filmde giydiği kostümlerin, karakterin yaşadığı evin bile Almodovar’a ait olduğu düşünüldüğünde bu bağlantı kaçınılmaz. Üstelik filmdeki bazı karakterlerle, Almodovar- Banderas arasındaki ilişki arasında büyük benzerlikler de var.

Üretim sıkıntısı yaşayan, hayata dair arzularını kaybetmiş üstüne üstlük ciddi bedensel sıkıntılarla boğuşan bir yönetmeni izliyoruz “Acı ve Zafer”de. Salvador Mallo, hayatını yeniden gözden geçirdiği, bir şeyler yaratmak için anlam aradığı bir anda küçük bir gelişme her şeyi tetikliyor. Yıllar önce çektiği ve başyapıt olarak kabul edilen filminin sinematekte gösterilecek olması vesilesiyle, söz konusu filmin galasından itibaren görmediği oyuncu arkadaşıyla kontak kuruyor. Bu Almodovar- Banderas arasındaki ilişkiye de oldukça benzer bir durum. Mallo’nun ilk başyapıtını çektiği dönemle yeniden ilişki kurması, kendisini sanat yapmaya iten nedenlere dönüp bakmasına vesile oluyor ve katman katman geçmişine doğru uzanan iç içe geçmiş bir hikaye yapısı ortaya çıkıyor.

Almodovar sinemasının en önemli alametifarikalarından birisi çok sevdiği melodramı, gerçeklik (yer yer gerçeküstü) ile buluşturmadaki mahareti. Bu yüzden film bir depresyon anlatısı, hüzünlü bir kaybolma öyküsü olmaktan oldukça uzak bir seyir izliyor. Mallo’nun hem ilk filmiyle hem o dönem birlikte olduğu sevgilisiyle karşılaşması bizi Almodovar sinemasının bir başka durağına götürüyor: Arzu.

Geri dönüşlerle takip ettiğimiz yoksul çocukluk dönemi, travmaların değil Mallo’nun arzularının inşa edildiği durakları gösteriyor bizlere. Yaratma arzusunun, cinsel arzunun, anneye yönelik arzunun birbirinin içine geçtiği bir başlangıcı işaret ediyor aynı zamanda. 80’li yıllarda geçen ilk filme dair hatıralar ise kuşkusuz sinemaya ve aşka yönelik yoğun arzunun izlerini sürüyor. Nihayetinde geçmişle hesaplaşan değil, köklerine dönerek kaybettiği şeyin, yani arzunun kaynaklarını bir kez daha anlamaya çalışan bir film “Acı ve Zafer.”

Sinema tarihinde birçok yönetmen, başkarakterini yönetmen olarak kurmuş ve ona dair film çekmiştir kuşkusuz ama “Acı ve Zafer” Federico Fellini’nin 1963 tarihli “Sekiz Buçuk” filmine saygı duruşunda bulunmaktan çekinmiyor. Zaten Mallo’nun evinin duvarında bu filmin afişini sıkça görüyoruz da.

“Acı ve Zafer”de Almodovar’ın iyi yaptığı şeylerden birisi de zaman geçişlerindeki ustalık ve birbirine bağlamaktaki maharet. Bunun kaynağı da anlatmaya çalıştığı şey bence. Almodovar, bir yandan insanın kendini tanıma ve yeniden inşa etme sürecinin hiçbir zaman sona ermeyeceğini hissettirirken, asıl olarak bizi harekete geçiren şeyin arzu olduğunu anlatıyor. Mallo’nun kaybettiği şeyler yıllar, annesi, sevgilileri ya da yaratıcılığı değil, bütün bunların sonunda yitip giden arzusu… Almodovar da yetmiş yaşın arifesinde hem kendisini hem de seyirciyi arzularımızın köklerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor.

Bir not da Antonio Banderas için düşmek gerek. İspanya’yı terk edip Hollywood’a taşınmak kendisini ne kadar mutlu etti bilinmez ama ne vakit ülkesine dönse yıldızı parlıyor. Hele de Almodovar ile çalıştığında. Burada da filmin başından sonuna kadar müthiş bir oyunculuk gösterisine imza atıyor. Özellikle, eski sevgilisiyle evde konuşurken şaşkınlıktan sevince, umuttan beklentiye, hayal kırıklığından anlayışa kadar geniş bir duygu yelpazesini yüz ifadesiyle aktardığı bir bölüm var ki, şapka çıkarılır.

ACI VE ZAFER

ORİJİNAL ADI: Dolor y gloria

YÖNETMEN: Pedro Almodovar

OYUNCULAR: Antonio Banderas, Asier Etxeandia, Leonardo Sbaraglia, Penelope Cruz

YAPIM: 2019 İspanya

SÜRE: 114 dk.

Tüm yazılarını göster