Almanya basınında geçen hafta: Ukrayna, Esad’ın devrilmesinde rol oynadı mı?

Ukrayna Savunma Bakanlığı İstihbarat Başkanı, Suriye’deki Esad yönetiminin yıkılmasına giden süreçte Ukrayna istihbaratının da rolü olduğuna işaret ederek, “Türkler de bunun üzerinde çalıştı” dedi.

Abone ol

DUVAR - Suriye’de Heyet Tahrir Şam (HTŞ) öncülüğündeki cihatçı grupların başkent Şam’ın kontrolünü ele geçirdiği ve 24 yıldır devam eden Beşar Esad yönetiminin yıkıldığı 8 Aralık 2024’ten bu yana Türkiye ve ABD de dahil olmak üzere pek çok ülkeden üst düzey yetkililer Şam’a giderek HTŞ lideri Muhammed el Colani (Ahmed el Şara) ile görüşmeler yaptı. Bu isimlerden biri de Almanya Dışişleri Bakanı Annalena Baerbock oldu. Colani, 3 Ocak’ta Baerbock ile birlikte Avrupa Birliği’ni (AB) temsilen Başkanlık Sarayı’na gelen Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Noël Barrot’nun elini sıkarken Baerbock ile tokalaşmadı, elini göğsüne götürmekle yetindi. Baerbock ise buna iki elini havada kavuşturarak kendisiyle tokalaşır gibi bir hareketle karşılık verdi. Baerbock her ne kadar daha sonra yaptığı açıklamada ‘Suriye’ye geldiğinde burada sıradan el sıkışmaların olmayacağının kendisi için açık olduğunu’ söylese de basına yansıyan bu görüntüler Almanya basını ve kamuoyunda tartışma konusu oldu.

Şam’daki geçici yönetimin yavaş yavaş şekillenmeye başladığı günlerde buraya gelerek Colani ile görüşen bir diğer isim de Ukrayna Dışişleri Bakanı Andrii Sybiha’ydı. Geçici yönetimin Dışişleri Bakanı Esaad Hasan Şeybani, mevkidaşının aralık ayı sonundaki ziyareti sırasında “Bizimle Ukrayna arasında siyasi, ekonomik ve toplumsal düzeylerde stratejik ortaklıklar olacak, bilimsel ortaklıklar olacak” diye konuşurken, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’den de “Uzun vadeli, stratejik ilişkiler geliştirmeye hazırız” mesajı geldi. Ukrayna Savunma İstihbarat Başkanı Kirilo Budanov ise Ukrayna’nın sadece Esad sonrası değil, Esad öncesi Suriye’deki olası rolüne de işaret etti. Budanov, halka hitaben yaptığı bir konuşmada, Ukrayna’nın Esad’ın devrilmesinde rol oynadığı imasında bulundu.

Almanya’da erken genel seçim yaklaşırken faşist Almanya için Alternatif (AfD) partisinin ülkeyi nasıl ‘daha yeşil ve solcu’ yaptığından, ülkede yılbaşı kutlamaları sırasında beş kişinin hayatını kaybetmesine yol açan havai fişek ‘fetişine’ geçtiğimiz hafta Almanya basınına yansıyan haber ve değerlendirmelerden öne çıkan bazıları şöyleydi…

‘BİR FEMİNİST VE BİR İSLAMCI BİR ARAYA GELDİ’

Gazeteci Christoph Schult, Baerbock’un Şam’a yaptığı ziyareti ve Colani ile görüşmesini Der Spiegel haftalık siyaset dergisinde yayınlanan “Bir feminist, bir İslamcı ile bir araya geldi” başlıklı yazısında değerlendirdi. Esad yönetimi yıkılmış olsa da Suriye’nin henüz barıştan çok uzak olduğu yorumunu yapan Schult, “Esad’ın Başkanlık Sarayı’ndaki yerini alan Ahmed el Şara’nın çevresindeki İslamcılarla bir normalleşme olabilir mi? Bu, Baerbock’un ziyareti süresince aklında olan bir soruydu. Şartlı iyimserlik: Alman diplomasisinin Suriye’ye yönelik tutumunu bu sözlerle tanımlayabiliriz” ifadelerini kullandı. Yazıda paylaşılan bilgilere göre, Baerbock henüz Suriye’ye gelmeden önce Colani ile arasında bir tokalaşma olmayacağı konusunda bilgilendirilmiş, mevkidaşı Barrot da bir dayanışma ifadesi olarak Colani’ye elini uzatmama kararı almıştı. Barrot gerçekten de Colani kendilerini karşıladığında önce elini göğsüne götürerek kendisini selamlasa da Colani elini uzatınca o da elini  - daha doğrusu parmaklarını - uzatmak durumunda kaldı. Baerbock ve Colani arasında ise sadece uzaktan bir selamlaşma mümkün oldu. Schult, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Görünen o ki görüşme şaşırtıcı derecede olumlu geçti. Baerbock muhtemelen Şara’nın cihatçı bir milis liderinden ılımlı İslamcı bir siyasetçiye dönüşme konusunda ciddi olduğu izlenimini edindi. Aynı zamanda yaptırımların kaldırılması ya da yeniden inşa için Avrupa’dan para akışının sağlanması için yeni yönetimin ne yapması gerektiğini açık bir şekilde ifade etmiş olmalı: Özellikle kuzeydoğuda hüküm süren Kürtler olmak üzere tüm etnik grupların dahil olduğu siyasi bir süreç, kadınların katılımı, çok uzak bir gelecekte yapılmayacak seçimler, Birleşmiş Milletler (BM) ile işbirliği ve demokratik bir eğitim ve yargı sisteminin tesisi.” (4 Ocak)

‘HERKES BUNUN ÜZERİNDE ÇALIŞTI, TÜRKLER DE…’

Suriye’deki Esad yönetiminin yıkılması dolaylı olarak da olsa Rusya ve Devlet Başkanı Vladimir Putin için de bir yenilgi olarak görüldüğünden olacak, Rusya ile 3 yıla yakın zamandır savaş halinde olan Ukrayna da Suriye’de olanları yakından takip ediyor. Rusya’nın Suriye’ye buğday sevkiyatını durdurduğu haberlerinin basına yansıdığı günlerde, Ukrayna ülkeye önce 500 ton buğday unu, ardından ise diplomatik temaslarda bulunması için Dışişleri Bakanı’nı gönderdi. Ukrayna Savunma Bakanlığı İstihbarat (GUR) Başkanı Kirilo Budanov ise yılın ilk günü Ukrayna halkına Rusya ile savaş hakkında yaptığı ve pek çok mecrada yayınlanan bilgilendirme konuşmasında, Ukrayna istihbaratının Esad’ın devrilmesinde rolü olduğuna işaret etti. Esad’ın devrilmesine atıfla “Herkes bunun üzerinde çalışıyordu. Türkler bunun üzerinde çalışıyordu. Belki biz de yakınlardan bir yerden geçmişizdir” ifadelerini kullanan Budanov, Rusya’ya sığınan Esad’a ve onu destekleyen Putin’e işaretle, “Her nerede diktatörlük rejimleri devrilirse ve dünyanın her neresinde olursa olsun bu rejimler bizimle savaş halindeki rejimlerle çakışırsa bu her zaman bizim avantajımıza olacaktır… Bu nasıl oldu? Yani, bir şekilde oldu. Ne söyleyebilirsiniz ki?” diye konuştu. Rusya’nın kendilerine yönelttiği, Esad’ın devrilmesinde rolleri olduğu suçlamasını da değerlendiren Budanov, sözlerini şöyle sürdürdü: “Pek çok insan bu rejimin devrilmesi ve hiçbir şekilde topyekûn Esad yanlısı olmayan sıradan Suriye halkının rahat bir nefes alıp yeni, normal bir hayat umudu taşıyabilmesi için çalıştı.” (Berliner Zeitung, 1 Ocak)

ŞAM’DAN İZLENİM: ‘EKMEK FİYATI 8 KAT ARTTI AMA YAŞASIN KİTKAT VAR’

Esad yönetiminin yıkılması ve HTŞ öncülüğündeki cihatçı grupların başta Şam olmak üzere ülkenin büyük bir bölümünü kontrol altına alması sonrası pek çok ülkeden gazeteci de Suriye’ye giderek yaşananları yerinde takip etti. Bu isimlerden biri olan Karin Leukefeld, Şam’dan izlenimlerini bir Suriyelinin ağzından, Nestle tarafından üretilen çikolatalı bir gofrete de işaretle “Artık Kitkat’ımız var” başlıklı yazısında aktardı. Esad döneminde Covid-19 pandemisinin ve ABD’nin uyguladığı yaptırımların da etkisiyle daha da zorlaşan geçim şartları hakkında bilgi veren Leukefeld, son dönemde ekmek fiyatının 8 kat arttığı Suriye’den gözlemlerini şu sözlerle anlattı: “Sınırların ve gümrüğün olmaması, tamamen kontrolsüz piyasa için bayramdır. Eski otorite ortadan kayboldu; yeni yönetim ise henüz yeni bir düzen ve güvenlik sistemi tesis etmiş değil. Aç bırakılmış Suriye piyasası, bir sünger gibi, korunmayan sınırlardan geçerek gelen her şeyi emiyor. (Makalenin) yazarına yıllarca eşlik etmiş olan J. gülerek ‘Artık Kitkat’ımız var’ dedi. Şam’ın eski şehir bölgesindeki Bab Touma’da gezerken şekerlemelerle dolu sayısız standın önünde durdu. ‘Bu standlardaki her şey Türkiye’den geliyor’ diyerek bisküvi ve çikolataları havaya kaldırdı. Sonra şöyle dedi: ‘Suriye’de lezzetli bisküvilerimiz, iyi çikolata ve şekerlemelerimiz var. Ama bizim ürünlerimiz daha ucuz olsa dahi insanlar Türkiye’den gelen şeyleri satın alıyor. Kitkat, yaşasın, özgürlük! Herkes istediğini yapabilir’.” Suriye’deki pek çok gıda ürününün fiyatının günden güne dalgalandığını aktaran gazeteci, bu durumun ABD dolarının döviz kuru için de geçerli olduğunu söyledi. Gazeteci Karin Leukefeld, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bundan böyle Suriye’de her para biriminin geçerli olacağını söylüyorlar. Halep’ten bir tanıdığımın anlattığına göre, insanlardan Suriye liralarını ABD dolarına ya da Türk Lirası’na çevirmeleri istenmiş, çünkü Suriye parası artık kabul edilmeyecekmiş.” (junge Welt, 30 Aralık)

‘AfD, ÜLKEYİ DAHA YEŞİL VE SOLCU YAPTI’

23 Şubat’ta sandık başına gidecek olan Almanya’nın iç siyaseti ise milyarder iş insanı Elon Musk’ın hem sosyal medyada hem Welt am Sonntag için kaleme aldığı makalede açıkça destek verdiği faşist AfD partisi ile fazlasıyla meşgul durumda. Focus dergisi ise AfD’nin mercek altına alındığı bir değerlendirme yazısında, AfD’nin varlığının Almanya siyaseti üzerindeki etkisine farklı bir perspektiften yaklaştı. Gazeteci ve yayıncı Hugo Müller-Vogg’un imzasıyla, “Acayip ama gerçek: AfD, ülkemizi nasıl daha yeşil ve daha solcu yapıyor” başlığıyla yayınlanan analizde, “AfD 2013 yılında siyaset sahnesine çıktığında Alman siyasetini milliyetçi ve muhafazakar bir şekilde değiştirmek istiyordu. Ancak ‘sol ve yeşil tarafından kirletilmiş’ addeddikleri ülkeyi daha da solcu ve yeşil hale getiren de bu partinin kendisi ve seçmenleri oldu” ifadelerine yer verildi. Demokratik partilerin iyi sebeplerle AfD ile koalisyon yapmak istemediğine dikkat çeken Müller-Vogg, AfD’den uzak durma eğiliminin sol partilerin avantajına olduğunu savundu. Gazeteci, bunu şu sözlerle açıkladı: “(AfD Eş Başkanı ve başbakan adayı) Alice Weidel, (AfD Thüringen Eyalet Başkanı) Björn Höcke ve beraberindekiler, daha muhafazakar bir siyaset izlemek yerine çok daha farklı bir iş başardı: Yeşiller, Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve hatta Sol Parti ve Sahra Wagenknecht Birliği (BSW) için daha fazla siyasi güç. Pek çok eyalette AfD’nin varlığı dolayısıyla hükümet kurulabilmesi için Yeşiller’e ihtiyaç duyuldu.” Üç doğu eyaleti Thüringen, Saksonya ve Brandenburg’daki eyalet meclis seçimlerinden sonra kurulan hükümetlerde Yeşiller ve BSW’nin rolüne dikkat çeken Müller-Vogg, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sizlerin de görebildiği üzere, AfD’nin yükselişi Bavyera’nın eski eyalet başbakanı Günther Beckstein’ın (CSU) sözlerini doğruladı: Siyasette her şey mümkündür; bunun tersi bile…” (2 Ocak) 

ALMANYA VE BİR ERKEK FETİŞİ OLARAK HAVAİ FİŞEKLER

Dünyanın pek çok yerinde yılbaşı yine doğayı ve aynı yaşam alanlarını paylaştığımız hayvanların varlığını, iyilik halini hesaba katmadan atılan havai fişeklerle kutlandı. Japonya şu ana kadar atılan en büyük havai fişek ile övünedursun, basına ve sosyal medyaya yansıyan görüntülerde dünyanın farklı yerlerinde yüzlerce kuşun bu sebeple hayatını kaybettiği görüldü. Almanya’da havai fişek ve maytap gibi malzemeler sebebiyle yılın ilk günü beş kişinin ölmesi, ülkede olası bir havai fişek ve maytap yasağını gündeme getirdi. SPD’li Federal Başbakan Olaf Scholz, 4 Ocak’ta yaptığı bir açıklamada, olası bir yasağa en azından erken seçim sonrası yeni hükümet kurulana kadar kapıyı kapatarak “Havai fişek yasağı bana bir şekilde tuhaf geliyor” diye konuştu. Die Tageszeitung (taz) gazetesinden Susanne Memarnia’ya göre, havai fişekler de tıpkı otobanda hız sınırı olmadan araç kullanmak gibi ‘fetişlerden’ biri. Memarnia, “Üzücü yılbaşı bilançosu: Bir fetişe dokunamazsınız” başlıklı yazısında, şu ifadelere yer verdi: “Görünüşe göre ‘havai fişek atma hakkı’ pek çok kişi için genel halkın korunma hakkından da önce gelen bireysel özgürlüğün bir ifadesi olarak görülüyor: İkincisinin ise sadece masrafları karşılamasına izin var. Başka bir deyişle, havai fişekler de arabalar gibi bir fetiştir. Daha doğrusu, yaşlı ve genç, zengin ve fakir, yerli ve göçmen Alman erkeklerin bir fetişidir. Ve fetişlere dokunulmasına izin yoktur. Bu yüzdendir ki Almanya’da hız sınırı değil, şirket aracı ayrıcalığı; Berlin’de otomobilsiz şehir merkezi yokken bölgede yaşayanlar için neredeyse ücretsiz park yerleri vardır.” (1 Ocak)