Aliağa gemi çöplüğü değildir!

Aliağa'nın çevresinin korunması için ciddi projeler hayata geçirilmelidir. Aliağa, kapitalist ülkelerin gemileri vasıtasıyla zehirlerini boşalttıkları bir 'çöplük' değildir. Başka Aliağa yoktur.

Abone ol

1952 yılında belediye statüsünü kazanan, 1982 yılında ilçe olan, 1960'lı yıllarda ise Beş Yıllık Kalkınma Planı gereğince sanayileşme için uygun yer olarak seçilen İzmir'in Aliağa ilçesi, bugünlerde söküm için bölgeye getirilen ve büyük miktardaki asbestle birlikte birçok zehirli maddeyi barındıran, İtalyan Donanması'na ait 2 devriye gemisi, 2 firkateyn ve 3 denizaltı ile gündemdeki yerini koruyor.

Türkiye'de 1970 yılına kadar Haliç'te gerçekleştirilen gemi söküm faaliyetlerinin daha sonraki süreçte Aliağa'da sürdürülmesi, beraberinde çevre kirliliğine ve kanser dahil bir çok hastalığın ortaya çıkmasına neden olmuştur.

İlk gemi sökümünün 1977'de gerçekleştirildiği Aliağa'da, 2020 verilerine göre, yetki ve söküm izni verilmiş 22 firma, 28 parselde faaliyetlerini sürdürmektedir. Bu tesisler 403.710 metrekare alana ve 1.450000 ton kapasiteye sahiptir. Aliağa'da gemi söküm bölgesi dışında, farklı amaçlar için kurulmuş çok sayıda sanayi kuruluşu vardır. Bunlar Petkim ve Petkim'e bağlı çok sayıda fabrika, Tüpraş'a ait İzmir Rafinerisi, SOCAR'a ait Star Rafinerisi, demir-çelik fabrikaları,  haddehaneler, gübre ve çimento fabrikaları, kağıt fabrikası, enerji santralleri ve lojistik hizmet veren işletmelerden ibarettir. Bu sanayi kuruluşları da, gemi söküm bölgesi gibi çevre kirliliğinin ana nedenleri arasındadır. Gemi söküm tesislerinde şimdiye dek çoğunlukla asbest taşıyan binlerce geminin sökümü yapılmıştır. Halen çoğu işletme, ilgili mevzuat kriterlerini dikkate almadan söküm işine devam etmektedir.

SAO PAULO GEMİSİNE TEPKİLER İŞE YARADI

2022 Ağustos'unda SÖK Denizcilik Gemi Söküm Şirketi tarafından hurdaya çevrilmek üzere Brezilya'dan satın alınan, asbest ve zehirli madde yüklü Sao Paulo adlı askeri uçak gemisinin Aliağa'ya getirilmek istenmesi, bölge halkı başta olmak üzere, çevre örgütleri, STK'lar, Emek ve Demokrasi Platformu, bilim insanları ve duyarlı gazetecilerin, tepkileri İle karşılaştı. Yürütülen kampanyada "Türkiye Avrupa'nın, Aliağa Türkiye’nin hurdalığı çöplüğü değildir" denildi.

Tüm bu gelişmelerin sonucunda 26 Ağustos 2022 günü Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, daha önce şartlı izin verdikleri asbestli geminin Aliağa'ya gelmesine izin vermeyeceklerini ifade etmek zorunda kaldı. Diğer yandan alınan bu kararda geminin, yeni IHM( Tehlikeli Madde Envanteri) raporunu vermemiş oluşu da etkili oldu.

Kamuoyu tepkisi sonucu Aliağa'ya giremeyen ölüm gemisi Sao Paulo, 8 Eylül 2023'te Brezilya'ya doğru dönüş yaptı. Brezilya’ya 350 km uzaklıktaki uluslararası sularda (Atlas Okyanusu) 180 gün bekletildikten sonra Brezilya Donanması tarafından batırıldı. Tabii bu batırılışın çevreye etkileri günlerce tartışıldı. Bu gemideki asbest oranının tartışılması, gemi sökümü sırasında açığa çıkan asbestin ve diğer tehlikeli maddelerin insan ve çevre sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerini de gözler önüne sermiş oldu.

SAO PAULO GİTTİ AMA BAŞKA GEMİLER GELMEYE DEVAM ETTİ

Peki, Sao Paulo'dan sonra asbestli gemilerin Aliağa'ya girişi durduruldu mu? Tabii ki hayır. Gerçekle alakası olmayan rapor düzenlemeleri ve denetimsizlikler sonucu hurda gemi girişleri devam etti.

2023 Aralık ayında, çok miktarda asbest taşımasına rağmen, tehlikeli atık envanterini gizlediği ifade edilen Fransız bandıralı Raymond Croze gemisinin Aliağa'ya getirildiği basında yer aldı. Çevrecilerin tepkilerine rağmen bu geminin sökümü halen devam ediyor. Bu geminin tartışılması devam ederken İtalya Donanması'na ait 5 gemi ve 2 denizaltının da Aliağa gemi sökümü tesislerine getirildiğinin haberi bölge halkı ve çevre kuruluşlarının çileden çıkmasına neden oldu.

16 Nisan 2024 günü İzmir TMMOB-Mimarlık Merkezi’nde, İzmir Gemi Söküm Koordinasyonu, bu konuya ilişkin bir basın açıklaması yaptı. Koordinasyon adına basın açıklamasını TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu (İKK) Sekreteri Aykut Akdemir yaptı. Akdemir, “İzmir Aliağa' da bulunan gemi söküm tesisleri için yıllardır uyarılarda bulunuyor, tehlikeye dikkat çekiyor ve yaşamımız için; kent için, çevre ve halk sağlığı için mücadele ediyoruz. Aliağa'ya söküm için gelen gemilerin isimleri değişse de gemilerin ülkeye giriş ve söküm süreçlerindeki usulsüzlükler, izin ve raporlardaki eksiklikler, uygunsuz çalışma şartları, yetersiz denetim ve alınmayan çevresel önlemler ile birlikte sorun büyümeye devam ediyor." dedi.

Aynı toplantıda söz alan İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay ise şunları ifade etti: “Yakın zamanda sadece basında çıkan haberlerle öğrendik ki bir gemi söküm tesisine 7 tane araç söküm için getirilmiş. Bunlarla ilgili tehlikeli madde envanteri raporunun olup olmadığı bilinmiyor, çünkü paylaşılan bir rapor yok. Bu da bizlerde bir tedirginlik yaratıyor, bu gemilerde yüksek miktarda asbest olma olasılığı görülüyor.“ Belediye Başkanı Tugay, konuşmasının devamında Bakanlığı göreve davet ederek “Aliağa’da gemi söküm tesislerinin bir an önce denetlenmesi gerektiğini" söyledi.

İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu Sekreteri Uzm. Dr. Yüce Ayhan ise "Aliağa'daki çevre kirliliğinin sadece bu bölgede yaşayanlar ve çalışanlar açısından değil, tüm İzmir halkının sağlığını tehdit eden bir durum olduğuna" dikkat çekerek İzmir Tabip Odası'nın "bu mücadelenin bir parçası olmaya devam edeceğini" belirtti. Bölgeye getirilen İtalyan gemi ve denizaltıları ne ilk ne de son olacaktır.

TÜRKİYE GEMİ SÖKÜMÜ SIRALAMASINDA DÖRDÜNCÜ ÜLKE

Geçmiş yıllarda gemi söküm işlemleri daha çok gelişmiş ülkelerde yapılırken, günümüzde bu iş, ucuz iş gücünün yoğun olduğu, çevre ve işçi sağlığının dikkate alınmadığı, az gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerde yapılmaktadır. 2020 verilerine göre gemi söküm sıralamasında Türkiye; Bengaldeş, Hindistan ve Pakistan' dan sonra dördüncü sırada yer almakta. Ayrıca Akdeniz coğrafyasında gemi sökümü, sadece Türkiye'de yapılmaktadır. Bu durumdan dolayı ne yazık ki Batılı kapitalist ülkelerin çoğunluğu Aliağa’yı, dolayısıyla Türkiye'yi gemi çöplüğü olarak görme algısı içindedirler.

Gemi sökümü birilerinin ifade ettiği gibi, ülke ekonomisine katkı sağlamaktan çok, hurda gemi sahiplerinin yüksek oranda kâr elde etmelerine hizmet etmektedir.

Gemilerin ortalama işletim ömürleri 25-30 yıldır. Gemi sökümü, yapım tarihi eski olan gemilerde kullanılmış olan asbest ve diğer tehlikeli maddelerden dolayı risklidir. Bu risklerin insan sağlığı ve çevreye olan zararlarını en aza indirmek için Uluslararası Denizcilik Örgütü (İMO), Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) gibi örgütlerin tanımladığı kurallar, Basel ve Hong Kong Sözleşmeleri, Avrupa Birliği (AB) Geri Dönüşüm Yönetmeliği gibi uluslararası sözleşmeler, yönetmelikler ve gemi söküm tesislerine sahip ülkelerin kendilerine ait kuralları ve yönetmelikleri mevcuttur. Buna rağmen bu kural ve yönetmeliklerin gerçek anlamda uygulanmasında dünya genelinde bir birlik sağlanamamıştır. TMMOB İKK Sekreteri Aykut Akdemir, 16 Nisan 2024 günkü basın toplantısında "AB yasal mevzuatının Türkiye'de yetersiz kaldığını, denetimlerin şeklen yapıldığını ve bu tesislere 'kanun üstünde' bir bölge statüsü kazandırıldığını" vurgulayarak mevzuatın ve denetimlerin dikkate alınmamış olmasına işaret etmişti.

1984 yılında, hurda gemi ithalatının serbest bırakılmasıyla, ülkemizdeki gemi söküm işleri hız kazanmıştır.

GEMİ SÖKÜMÜ HAVAYA, SUYA, DOĞAYA CİDDİ ZARARLAR VERİYOR

Gemi söküm işleminin çevresel etkileri, sökümün yapıldığı yere, gemi inşasında kullanılan malzemelere, geminin sınıfına ve gemide bulunan, katı, sıvı ve gaz atıklara göre değişir. Gemi hurdaya ayrıldığında, gemideki makine, donanım ve diğer ekipmanlar en az zarar görecek şekilde çıkartılıp geri kazandırılır. Avrupa’da gemi söküm işi kuru havuzlarda yapıldığı için kontrollüdür. Gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde ise daha çok söküm işleri, kıyılarda ve iskelelerde yapılır. Bu işlemler esnasında kontrolün sağlanması güçtür. Sökümün farklı aşamalarında açığa çıkan kurşun, cıva gibi metaller, atık yağlar, yakıt deposu kalıntıları, radyoaktif maddeler kıyı alanlarına bulaşırken, çalışan işçilerin sağlığını da olumsuz etkiler. ILO kıyı ve iskelelerdeki sökümlerin tehlike oluşturması nedeniyle protokollerinde kontrol ve tedbirleri öncelikli olarak ele almıştır.

Öte yandan tutuşmayan, pasa ve sıcaklığa dayanıklı olan, gemi makine daireleri ve mürettebat kamaralarının yalıtımında, boruların ve elektrik kablolarının izolasyonunda kullanılan, esnek ve lifli bir yapıda olan asbest minerali, gemi sökümü sırasında açığa çıkan tehlikeli maddelerin miktar olarak en fazla olanıdır. Asbest liflerinin solunması sonucunda söküm işçilerinde veya söküm alanı çevresinde yaşayanlarda asbestozis,  mezotelyoma (akciğer zarı kanseri) gibi hastalıklar görülebilmektedir. Tekstil, çimento, inşaat malzemeleri ile kimya endüstrisinde kullanılan ve dünyanın 55 ülkesinde üretimi ve kullanımı yasak olan asbest, ülkemizde de 31.12.2010 tarihli bir yönetmelikle yasaklanmıştır. Yine söküm esnasında açığa çıkan Poliklorlu Bifeniler (PCP'ler) maddesi toksik ve kanserojen etkiye sahiptir. Endokrin sistem üzerinde olumsuz etkisi vardır. Bugün Aliağa gemi söküm bölgesindeki ağır yaşam koşulları emekçilerin yaşamını zorlaştırmaktadır.

Sökümde açığa çıkan asbest ve zararlı maddelerin neden olduğu hastalıkların yanında, söküm alanındaki kazalar, çıkan yangınlar, eski teknoloji, ekipman arızaları, zehirli gazların varlığı ve iş güvenliğinin yetersizliği işçi ölümlerine neden olmaktadır.

YÖNETMELİKLER UYGULANMALI, EK ÖNLEMLER ALINMALI

Bu bölgede faaliyet gösteren birçok firmaya, ÇED incelemesi yapılmadan ve diğer mevzuatlar dikkate alınmadan ruhsat verilmesi, sorunları daha da büyütüyor. Bölgede kayıt dışılığa son verilmeli. Yıllardır yürürlüğe gerçek anlamda konulmayan mevzuatlar, çevre ve insan sağlığı gözetilerek hayata geçirilmelidir. Yetkililer, çevre örgütleri ve bazı STK'ların çevrenin korunmasına yönelik yapıcı eleştirilerini ve uyarılarını mutlaka dikkate almalıdırlar. Söküm için gelen gemilerde mutlaka tehlikeli malzeme listesini içeren "Tehlikeli Malzemeler Envanteri" (lHM) olmalıdır.

Bölgedeki gemi söküm işletmeleri ile sanayi kuruluşlarının çevre felaketine neden olan faaliyetleri, süreç içinde mutlaka kontrol altına alınmalıdır. Ağır sonuçlara yol açan gemi sökümü uygulamalarına son verilmelidir. Başka ülke gemilerinin Aliağa'da sökümüne izin veren yasa ve yönetmelikler iptal edilmelidir. Gemiler mutlaka kendi ülkelerinde sökülmelidir.

Yıllar önce, bu kadar sanayi ve gemi söküm tesisleri yokken, yeşili bol, suyu, toprağı ve havası temiz olan Aliağa'nın çevresinin korunması için ciddi projeler hayata geçirilmelidir. Uzmanlar, Aliağa halkında kanser görülme oranının Türkiye ortalamasının üzerinde olduğunu belirtirken, hava kirliliğinin de çocukların bilişsel gelişimini yavaşlattığını verilerle açıklıyorlar. Aliağa, özellikle kapitalist ülkelerin gemileri vasıtasıyla zehirlerini boşalttıkları bir 'çöplük' değildir. Çevreye ve doğaya sahip çıkmak, çağdaş ve aydın olan her insanın görevidir. Başka Aliağa yoktur.

*Eğitimci- Yazar