Akın Aslan: Mizah engellenebilir bir şey değildir

Komedyen Akın Aslan'la mizah anlayışını ve Türkiye’deki stand up kültürünü konuştuk. Aslan, "'Her şeyin mizahı' zaten bir yerlerde sürekli yapılıyor. Bu kimsenin engelleyebileceği bir şey değil" dedi.

Abone ol

DUVAR - Stand up’a olan rağbet her geçen gün artıyor. Birbirinden değerli komedyenlerin sergiledikleri gösteriler gerek tek kişilik performanslarda gerek açık mikrofonlarda seyirciyle buluşmaya devam ederken biz de onlarla ilgili yeni bir röportaj serisine başladık.

Serinin ilk komedyeni Akın Aslan. Aslan’la komediye ve hayata dair keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.

Akın Aslan

Sahneye ilk çıktığınız günü bizimle paylaşır mısınız? Heyecan da mutlulukla beraberdir diye soruyorum; “Artık bunu yapacağım” demeye nasıl başladınız?

2016 yılının ekim ayında Tuz Biber’in açık mikrofon gecelerinden birine çıkmıştım. On kadar seyircinin büyük çoğunluğu gülmüştü. “Artık bunu yapacağım” dediğim herhangi bir gün olduğunu hatırlamıyorum açıkçası. Sizin vesilenizle şimdi söylemiş olayım.

'KOMEDİ DÜRÜST OLMALI'

Ofansif bir mizah anlayışınız var. Komedinin rahatsız edici, yer yer saldırgan olması hakkında ne düşünüyorsunuz? Ya da şöyle sorayım; suya sabuna dokunmayan komedinin bir bacağı hep aksak mıdır?

Komedinin rahatsız edici ve yer yer saldırgan olmasını gerekli buluyorum. Buradaki tek kıstasım dürüst olması. Yani üreten kişi bunu sırf “ofansif” olsun diye üretiyorsa, rahatsız ediciliği de, inandırıcılığı da azalıyor. Su ve sabundan kastınız daha politik meseleler ise buna katılmıyorum. Kendinize ait, üzerine düşünülmüş veya direkt yaşayıp edindiğiniz fikirlerinizle herhangi bir kavrama veya olaya saldırıp komik olabilirsiniz. Hatta bunu fikirsel olarak aksak bir bacakla, özellikle suya sabuna dokunmaya çalışmanıza yeğlerim.

Komedinin dönüştürücü bir yönü de mevcut. Bazen kimsenin konuşmak istemediği, çeşitli sebeplerle eleştirmeye çekindiği konuları, komedi farklı yönlerden tutarak gündeme taşır ve tartışmaya ön ayak olur. Biraz da bundan bahsedelim mi?

Tiyatrolar, mizah dergileri bunu yıllarca yaptı, yapmaya da devam ediyor. Günümüzde sosyal medyanın bu konuda başı çektiği de aşikâr. Herkesin kendi bildiği alanda ortaya çıkaracağı, anlatacağı doğruları var, bunlar mizah içeriği olmasından bağımsız bir şekilde hızlıca gündeme taşınabiliyor zaten. Bu mizah yoluyla yapıldığında ve gerçekten farklı bir perspektif sunabildiğinde, etkisi de elbet artıyor. Umarım dönüştürücü etkisi de oluyordur.

Bir de eli meşaleli insanlar tarafından her fırsatta sarf edilen, “Her şeyin mizahı yapılmaz” diye bir laf var. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

“Her şeyin mizahı” Twitter’da, stand up sahnesinde büyük kitlelere ulaşınca, sakıncalı olduğunun dillendirilmesi gerekti bence. Yani bu düşünce tabii ki yeni oluşmadı, sadece sınanmasına şahit oluyoruz. Konu hakkındaki fikrimse “her şeyin mizahı” zaten bir yerlerde sürekli yapılıyor. Arkadaş ortamlarında, kuzen buluşmalarında falan. Bu kimsenin engelleyebileceği bir şey değil.

Peki siz gösteri esnasında rahatsız edici bir olayla karşılaştınız mı?

Sahnede anlattıklarımla ilgili henüz çok büyük bir problem yaşamadım, arada bir gösteriyi terk eden oluyor, bu da gayet anlaşılabilir. Kendi sebep olduğum, profesyonellik eksikliğinden kaynaklıysa bir sürü sorun yaşıyorum. Ağız kuruluğu, setin sonuna doğru yorulma, fazla terleme, dil sürçmesi vesaire.

'İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN ZAMANDAN FAZLASINA İHTİYAÇ VAR'

Stand up komedi ülkeye, kültüre göre çeşitli farklılıklar gösteriyor. Buradan hareketle Türkiye’deki stand up kültürünü nasıl yorumlarsınız? Yoksa fark ülkelerde değil de komedyenlerde mi?

Sahneye çıkmak isteyen insan sayısının giderek artması kültür sayılabilecek bir şeyin oluşabileceğine işaret, kalite de paralel olarak zamanla artacaktır. Ancak ifade özgürlüğü konusunda ilerleyebilmemiz için maalesef zaman tek başına yeterli değil. Burada yurt dışındaki örnekleri gibi aklına gelen her konuda hakkını vererek konuşabilen (stand up için konuşuyorum) çok çok az sayıda komedyen var. Bu insanların da maalesef, yazarlıkları veya teknik eksiklikleri kadar düşünmesi gereken birtakım başka hayati faktörler oluyor. Dolayısıyla şu noktada direkt bir karşılaştırma yapmanın doğru olacağını düşünmüyorum.

Yakınlardaki gösteri takviminizi bizimle paylaşır mısınız?

20 Mart Pazar akşamı, Kadıköy Aylak’da olacağım.