Aşı çalışmaları salgın sırasında ışığın görüldüğü bir karanlık
tünel gibi. İlaç firmalarından beklenen haberler yavaş yavaş
geliyor. Ancak salgın Türkiye dahil tüm dünyada adalet ve eşitliğe
dair süslü kılıfların yırtıldığı ve şapkanın düşüp kelin göründüğü
bir örnek. George Orwell yıllar öncesinde “bazılarının daha eşit”
olduğunu Hayvan Çiftliği isimli distopyasında anlatmıştı. Hepimiz
yeniden o distopyanın saklanamayacağı bir dönemden geçiyoruz.
“Çember daralıyor, çember eriyor” sözlerini bıçakla keser gibi
gelen aşı haberleri, umutlu konuşmaların kesişme noktası oluyor.
Kimi aşıya katkı sunan bilim insanları ve eşlerini(!), kimisi
hükümetlerin aldığı aşı adedini sayıyor.
Aşının bulunması elbette bir müjde insanlık için. Ancak insanlık
için olan bu müjdeye her insan erişecek diye bir şey mi var! Yakın
dönem örnekleri, bu soruya nasıl yanıt veriyor? Bu hafta küresel
ilaç ve aşı pazarını ve patentin nasıl ölümle eş anlama
gelebileceğini Güney Afrika örneği üzerinden ele alacağız.
‘BEN BU CİHANA SIĞMAZAM’: İLAÇ DEVLERİ
Dünyadaki ilaç sektörü ve üreticileri en önemli ekonomik pazara
sahip sektörlerden biri, küreselleşmeyle mekan mevhumunu yok
edenlerin başında geliyorlar. Verilerle bakalım. Statista
verilerine göre ilk beş firma, sırasıyla sahip oldukları değere
(milyar dolar) göre Johson & Johson (56.1), aşı çalışmalarında öncü
konumuyla dikkat çeken Pfrizer (51.75), Roche (49.23), Novartis
(47.45) ve Merck& Co (40.9).
Mekandan kopmanın en açık örnekleri ihracatta yaşanır. Peki bu
cihana sığmayanlar kimler? World Export için durumu ele alan Daniel
Workman’ın incelemesine göre en fazla ilaç ihraç eden ülkeler
Almanya (56.8 milyar dolar), İsviçre (47.7), Hollanda (31.1),
Belçika (28.9) ve Fransa (26.6). Değinilen bu beş ülkenin toplam
pazar payı yüzde 50. Sıralamada ABD’den İspanya’ya kadar 15 ülke
yer alıyor. (1) Bu 15 ülke küresel ilaç ihracatının neredeyse yüzde
87’sini elinde tutuyor.
Salgınla beraber gözlerin döndüğü aşı sektöründe durumsa şöyle:
Genel ilaç sektörü içinde aşının payı yüzde 3 civarında ve 2024’te
aşının pazardaki değerinin 13.8 milyar dolara çıkması
bekleniyor.
Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre insana yönelik küresel aşı
üretim ve satışının yüzde 80’ni, dünyadaki her 5 aşıdan 4’ü, beş
çok uluslu şirketin tekelinde.(2) DSÖ’ye göre söz konusu bu
şirketler küresel anlamda tekel. Bu durumun arz ve talep arasında
bazı sorunlar yarattığı soğukkanlı bir dille yine ifade ediliyor.
Global Vaccine Market 2018-2022 (3) raporuna göre küresel anlamda
aşı üretim ve dağıtımında önde gelen ilk beş firmalık listedeki
firmalardan biri GlaxoSmithKline. Aşı üretiminde ve dağıtımında
devasa bir güç olan firmanın yıllık aşı satışı 35 milyar doları
buluyor. Merck & Co yıllık 40 milyar dolar aşı satışıyla ilk
beşteki firmalar arasında yer alan bir diğer örnek. Onu Novavax ve
Covid-19 aşısı için heyecan uyandıran Pfizer izliyor. Firma
sayıları küçük ölçekli gelirlere indirildiğinde sayı 10, en fazla
15’e çıkıyor. Bunun nedeniyse büyük ilaç devlerinin de yer yer
dolaylı yollardan aşı üretmesi. DSÖ’nün bahsettiği tekelleşme ise
bu ilk beş ve on firma arasında yaşanıyor.
İsimleri ve pazar yapısı belli olan ilaç sektöründe ilacın ya da
aşının üretilmesi, özellikle salgın sırasında umut verici bir
gelişme ancak bu, herkesin aşı olabileceği anlamına gelmiyor.
Nedenine bir örnekle bakalım.
GÜNEY AFRİKA’YI ÖLÜME TERK ETME
Fransa’nın Pastour Enstitüsü’nde 1983’teki araştırma dünyada adı
duyulmadık bir hastalığın ölüm künyesi olacaktı. Human
Immunodeficiency Virus (HIV) ya da AIDS. Bağışıklık sistemi
yetmezliği olarak da bilinen bu hastalık bir virüsün kişinin
bağışıklık sistemine saldırması, sistemi etkisiz kılarak en küçük
bir enfeksiyondan bile ölüme kadar giden bir süreçle yüz yüze
kalması demek.
Henüz ne olduğu bilinmeyen bu hastalığın ilk kurbanıysa San
Francisco’da yaşayan Ken Horne’dan başkası değildi. Araştırmalar
sonucunda Horne’ın ilk HIV pozitif vakası olduğu kabul edildi.
Hastalık bulunmuştu. Ancak çare için beklemek gerekecekti. HIV,
ABD, Avrupa, Latin Amerika ve Afrika başta olmak üzere ulusal
sınırları kolayca aşarak ülkeden ülkeye geçti. BM'nin AIDS birimine
göre dünyada halihazırda 40 milyondan fazla insan HIV. Bunların
yaklaşık 2 milyonu çocuk. Hastalık ortaya çıktığından bu yana HIV
kaynaklı ölen sayısı 33 milyon civarında.
Bu korkunç rakamlar bu hastalık için çare arayışlarını
hızlandırdı. Ancak çarenin herkes için olmadığı kısa sürede Güney
Afrika’da anlaşılacaktı. AIDS’e tedavi bulunmuştu, artık HIV’den
ölmek Avrupa ve ABD gibi gelişmiş ülkelerde istisnai bir durum
haline geliyordu, elbette kapsül ücreti 30-40 dolar arasında
değişen ilaçları alacak gücünüz veya sigortanız varsa. Ancak Afrika
kıtasının en zengin ülkesi Güney Afrika için günlük 40 dolarlık bir
kapsül haftalık 68 dolar düzeyinde olan ortalama ücretler
düşünülünce büyük bir imtiyaz, sadece aşırı zenginlerin
ulaşabildiği bir imkan demekti. Ülkedeki sayıları binleri geçmeyen
tedaviye erişenler için AIDS cep yakan bir hastalık, toplumun geri
kalanı içinse adının bile anılmaya korkulduğu ve “o hastalıktan
olmuş” denen, insanın betini benzini attıran Azrail'di.
Güney Afrika’da HIV’in bir kapsülü 40 dolardan satılıyorken
Tayland’ın devlet eliyle ürettiği benzer bir ilaç 5 sentten
satılabiliyor. Ancak ilaç Tayland’da, hastalar Güney Afrika’da.
Tayland’dan neden ilaç sipariş edilmiyor? Nedenine bakalım.
FİRMALARIN KALKANI: PATENT
“Bu ilaç çok pahalı daha ucuzunu almak lazım” denildiğinde,
bunun olamaması ilaç sektörünün çalışma şekli hakkında panorama
sunuyor. Şirketler, ilaçlar ya da aşılar üretildikten sonra küresel
ticaret yasaları ve fikri mülkiyetin korunması gereğince patent
alımına başvuruyor. Patent süreleri 5-10 yıl arasında oluyor.
Patent alan firmanın ürettiği ilacın muadili ilaçları üretmek
yasak. Patent, ilaç araştırma ve geliştirme süreçlerinin maliyetini
gözeterek üretici firmaların çalışmalarını sürdürmesi ve teşvik
için veriliyor. Yani firmanın korunması için.
Sistemdeki bu çarpıklık, Güney Afrika’da AIDS vaka sayıları
günlük 100 bazen binlerle ölçülürken ilaca erişememe sorununu
gündeme getirdi. İnsanların bir dozluk ilaca verecek 40 dolarının
olmaması, ilaç patentine sahip Pfizer’ın başı çektiği firmalar ile
Güney Afrika halkını karşı karşıya getirdi.
40 milyon insanın ölüm fermanı olan bu hastalığın çaresi, yıllık
15 bin doları bulan bir masraf kadar uzaktaydı. Ancak 6 çocuğu HIV
taşıyan bir aile için bu, çocuklar için mezar bulma anlamına gelen
bir mesafe aynı zamanda.
1998’de Güney Afrika’da AIDS’ten yıllık ölüm 250 bin kişiye
ulaştı. Hükümet jenerik (muadil) ilaçlar üreten firmalara ülkesini
açmak için patent yasasını askıya aldı. Bunun üzerine 39 ilaç
firması Nelson Mandela dahil hükümete karşı uluslararası dava açtı.
Gelen küresel baskı sonucunda dava düştü.
Söz konusu dönemde ilaç firmalarının imajı yerle bir oldu.
GlaxoSmithKline’de çalışan Dr. Tadataka Yamada New York Times’a
verdiği bir görüşte, imajlarının en saygın noktadan tütün ürünleri
üreten firmaların bir sıra üstüne kadar gerilediğini ifade
ediyordu. Cipla gibi jenerik firmaların, ilaç üretimini herkesin
erişebileceği fiyatlara çeken alternatifler sunması ve ABD seçim
süreci baskısıyla Güney Afrika’nın sesi nihayet duyuldu. Bugün
jenerik üretim yapan firmaların bir kısmı Güney Afrika’ya ilaç
sağlıyor. Üstelik büyük şirketler bağış, lisans verme ve fiyat
düşürme gibi yöntemlerle yoksul ülkelere çözüm üretmek durumunda
kalıyor.
Büyük firmaların çapı 1.250 trilyon doları bulan ilaç sektöründe
bir anda yön değiştirip insani davranması patent konusunu yeterince
tartışmayı öteledi. Dahası Çin ve Hindistan gibi ülkelerin ilaç
piyasasında yavaş yavaş görünmeleri bu defa yine insanın
unutulduğu, pazarı kaptırmamaya dayalı bir jeopolitik/hegemonik
mücadeleye kapı aralıyor. Önümüzdeki hafta küresel rekabetleri ve
Güney Afrika örneğinin gösterdiği kapitalist kârla ölüm arasındaki
ince çizgi karşında ne yapılabileceğini ele alacağız.
(1) Yazının detayları için bkz: Daniel
Workman, Drugs
and Medicine Exports by Country, World Export, 28 Nisan 2020,
(Erişim Tarihi: 15 Kasım 2020).
(2) Detaylı bilgi için bkz: World Health
Organization,
Vaccine Market: Global Vaccine Supply, (Erişim Tarihi: 15
Kasım 2020).
(3) Global
Human Vaccine Market 2018-2018 raporu için bkz: (Erişim Tarihi:
17 Kasım 2020).