Ahmet Türk: Cumhurbaşkanı CHP'yi ürkütmeye çalışıyor

Ahmet Türk, 'CHP'nin Türkiye demokrasisini için gereken adımları atması lazım' değerlendirmedi yaptı. Türk, 'Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın CHP'yi ürküttüğünü' de sözlerine ekledi.

Abone ol

DUVAR - Kayyım atanarak görevden alınan Mardin Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Ahmet Türk, son günlerde yaşanan siyasi gelişmeler, yerel seçimler ve ittifak tartışmalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

AK Parti ve MHP arasında yerel seçimler için askıya alınan Cumhur İttifakı'nı değerlendiren Türk "Bu ittifak onlara belki birkaç sandalye getirebildi ama uluslararası ilişkiler, halkın beklentileri konusunda çok fazla bir yarar getirmedi" dedi. CHP'nin yerel seçimlerdeki tavrına da değinen Türk "CHP’nin hak ve özgürlükleri savunması lazım ve Türkiye’nin demokrasiye kavuşması için gereken adımları atması lazım. Cumhurbaşkanı son günlerde yine tehditlere başladı: ‘Bölücülerle kol kola yürüdü’ dedi bizi kastederek. Bunu bilinçli olarak kullanıp CHP’yi ürkütmeye çalışıyor" yorumunda bulundu.

Yeni Yaşam'dan Çağdaş Kaplan'a konuşan Ahmet Türk'ün söyleşisinin bir bölümü;

'HAFIZAYI KAYBETMEK NOKTASINDA UYARILARIMI ÇALIŞTAY'DA SÖYLEDİM'

HDP’nin çalıştayında söylediğiniz ‘Eksik ve hata yapma lüksümüz yok’ sözünü yinelediniz? Nedir bu kastettiğiniz yanlışlar biraz açar mısınız?

Bizim mücadelemiz başından beri demokrasiyi büyütmek ve demokratik bir cumhuriyeti oluşturmak içindir. Bunu yaparken ebette ki Türkiye’deki sosyalistler, aydınlar ve demokratlarla değişim ve dönüşümü sağlayacak bir hareket gerekiyor. Ama burada motor güç Kürtlerdir. Elbette bizim diğer halklarla ortak demokratik değerler etrafında buluşmamız lazım, Türkiye’yi bu kaostan kurtarmamız lazım. Bunu yaparken de halkın verdiği gücü asla ve asla küçümsememek lazım. Halk, halklaşan bir siyaseti istiyor. Kararların halk tarafından verilmesini ve düşüncesinin alınmasını istiyor. Biz hep halk diyoruz evet ama halka ne kadar misyon biçiyoruz? Halkın iradesini ne kadar içselleştiriyoruz? Bu nedenle yerel seçimlerde gerçekten bunu görüyoruz. Çok geniş bir çalışma yapılması lazım. Bugüne kadar olan pratiğimiz dürüst olmak gerekirse halkımızı pek tatmin edecek bir düzeyde olmadı. Ama bu halk, onuru için destekledi. Yani ‘çok bir şey yarattık’ desek doğru söylememiş oluruz.

Bu nedenle ben bugünkü röportajımda inançlarımdan taviz vermeden dile getirmek istiyorum: Biz örgütümüzle, siyasetimizle, partimizle artık halkla tam bütünleşen, halkın taleplerini esas alan bir meseleyi göstermemiz lazım. Benim dediğim halk dalkavukçuluğu değil. Ama dinlemek ve bunun üzerinden siyaset üretmemiz lazım. Gerçekten halkı anlayarak gitmek gerekiyor. Artık devlet, Kürtlerin nefes almasını istemeyen bir yönelim gösteriyor. Bizim gelecekle ilgili kendimizi çok iyi hazırlamamız lazım. 30-40 yıllık bir mücadele dönemimiz var. Uzun bir mücadele sürecinden geçtik. Bu mücadele süreci kolay olmadı. Her seçim bizim için önemli oldu ve büyük zorluklarla karşılaştık. Geçmişteki emekleri ve bedelleri görmek lazım. Bu hafızayı kaybetmemek noktasında çalıştaydaki konuşmamda da uyarılarda bulundum. Duruma dikkat çekmek için söyledim.

'HER KÜRDÜM DİYENE SORUMLULUK DÜŞÜYOR'

Yerel seçimlerin hem iktidar bloğu hem de muhalefet açısından tartışılan bir diğer boyutu ise ittifaklar. Partiniz hem Kürt partilerle ittifak hem de toplumsal muhalefetle ittifakı önüne koyuyor. Bu ittifakların önemi ne olacak? İttifakın en geniş tabanda gerçekleşmesine ne kadar yakınsınız?

Bu dönemde bahanelerin hiçbir yeri ve anlamı yok. Bu bizim için de diğer siyasi partiler ve dostlarımız için de geçerli. Vicdanen bunun muhasebesini iyi yapmak gerekiyor. Kayyumların atandığı, halk üzerindeki baskıların yoğunlaştığı hatta muhtarların görevden alındığı bir süreci yaşıyoruz. Bu halkın iradesini güçlü bir şekilde ortaya koymak sadece bizim görevimiz değil. Her Kürdüm diyene, Kürtlerin siyasi partisiyim diyen herkese sorumluluk düşüyor. Biz herkesin bu bilinçle hareket etmesini istiyoruz. Elbette ben bugün bu partinin yöneticisi değilim bir Kürt insanıyım ve siyasetçiyim. Ama bu benim özlemimdir. Ortak demokratik bir gelecek için ortak buluşmayı gerçekleştirmemiz lazım. Bugün iki önemli görevimiz var. Birincisi Kürtlerin yaşadıkları coğrafyada tüm bu olumsuzlukları ortadan kaldıracak ortak bir demokrasi mücadelesini güçlü hale getirme sorumluluğumuz var. İkincisi Türkiye’de de demokrasi güçleriyle ortak demokratik bir gelecek için ortaklaşmamız lazım. Bir ortak akla ihtiyaç var. Eğer bugün iktidarın siyasetinden rahatsızsak bu siyasetin değişmesi için ciddi bir çalışma yapmamız lazım.

AK Parti-MHP bloğunda ittifaka dair gelen son açıklamaları izledik. Sizce yerel seçimler için yeni bir hamle kapsamında bir ‘anlaşmalı ayrılık’ mı? Yoksa gerçek bir çatlak mı?

Bu ittifak zaten Türkiye’nin geleceğine dair bir şey sağlamayacaktır. Bu ittifakla ne ekonomi konusunda ne demokrasi konusunda ne de dünyada yarın daha da ilerleyecek eleştirecek karşısında kendilerini savunacak bir noktada olmayacaklarını gördüler. Yeni bir alan açmak istiyorlar. Bu ittifak onlara belki birkaç sandalye getirebildi ama uluslararası ilişkiler, halkın beklentileri konusunda çok fazla bir yarar getirmedi. AKP bunu gördü. Partinin geleceğine de çok fazla katkı sağlamayacağı görüldü. Henüz erken, biraz bakmak lazım.

'CHP ÇEKİNGEN DAVRANMAMALI'

‘Demirel Ankara ve İstanbul’u kaybettiği gün iktidarı kaybetti’ dediniz. Meclis’teki muhalefet de böylesi bir süreçte bunun farkında. Peki bu farkındalık beraberinde hangi gereklikleri getiriyor? Bu kapsamda CHP’nin tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

30-40 yıllık bir siyasi geçmişimiz var ve şunu görmüşüz; Anavatan Partisi’nde de DYP’de de büyükşehirleri kaybeden bir daha ayakta kalamamış. Değişim diyorsak ve istiyorsak bunun hesabını iyi yapmak lazım, basit de düşünmemek lazım. Bence CHP sorumluluğunu yerine getirmiyor. CHP’nin hak ve özgürlükleri savunması lazım ve Türkiye’nin demokrasiye kavuşması için gereken adımları atması lazım. Cumhurbaşkanı son günlerde yine tehditlere başladı: ‘Bölücülerle kol kola yürüdü’ dedi bizi kastederek. Bunu bilinçli olarak kullanıp CHP’yi ürkütmeye çalışıyor. Ama şimdi en ufak tehditten ürken bir parti nasıl demokrasiyi gerçekleştirecek? Biz demokrasi mücadelesi içindeyiz, parlamentonun da içindeyiz. Yani Sayın Kılıçdaroğlu, ‘HDP siyasi bir partidir, parlamentoda düşüncelerini dile getiriyorlar. Beni ziyaret etmeleri neden böyle değerlendiriliyor’ diyebilmeli. Bunun cevabını bile vermiyor. Radikal demokrasi kararlılık ister. Birilerinin eleştirileri karşısında geri çekilmek değildir demokrasi. Geçmişte de SHP ile bazı çalışmalar yaptık. O dönemde de bazı eleştiriler geldi ama Erdal Bey hiç de dinlemedi. ‘Ben bu insanlarla ilişki kurmak zorundayım’ dedi ve bir daha bu tartışmalar gündeme gelmedi. İktidarın eleştirileri karşısında tavır değiştiren, çekingen davranan CHP’yi ne Kürtler ne demokratlar demokratik mücadelede bir aktör olarak görebilir. Bu konuda daha doğru bir çizgide olunması lazım. Bu tavır böyle devam ederse herkes kaybeder, demokrasi kaybeder, Türkiye kaybeder. Birçok CHP’li de CHP’nin demokrasi mücadelesinde çok doğru bir çizgide olmadığına dair eleştirileri var.