2022’den bu yana devam eden Ukrayna Savaşı’nda Trump iktidarıyla
beraber sıcak çatışmadan savaş zararını tanzimine doğru geçilmiş
gibi görünüyor. Var olan yanlış anlamaların aksine Ukrayna bir
ülkeden veya diğer ülkelerden zararların karşılanması için tazminat
almayacak. ABD’nin hibe olarak verdiği, silah ve ekonomik destek
yardımlarının karşılığı olarak enerji ve kritik minerallerini
ABD’nin kullanımına açacak. En azından Financial Times’in geçtiği
haber bu yönde. Trump’ın Ukrayna’yı uzlaşmaya iknası, “Rusya’yı
gösterip, kaynakları vermeye razı etmek olarak” yorumlanabilir. Bu
analizde Ukrayna ile varılması muhtemel anlaşmaya, bunun önemine ve
Trump hakkında verdiği ipuçlarına odaklanacağız.
GÜVENLİK GARANTİSİNE YENİ ÇÖZÜM: ABD EKONOMİ ŞEMSİYESİ
Basına yansıyan bilgiler uyarınca ABD ile Ukrayna arasında en
azından taslak düzeyinde olsa da kritik mineraller, petrol ve doğal
gaz gibi kalemlerde bir anlaşma zemini yakalanmış. Buna göre
ABD’nin kuracağı bir yatırım fonu aracılığıyla, ABD’li şirketler
Ukrayna’da mineral ve enerji kaynağı çıkarılması sürecini
üstlenecek. Buradan elde edilen gelirin yarısı Ukrayna’ya
aktarılacak, diğer yarısı Amerikan şirketlerine ve ABD’nin
kendisine gidecek. ABD kaynakları anlaşmada bir güvenlik
garantisinden bahsetmiyor. Trump’ın bu öneriyi de şöyle
temellendirdiği söyleniyor: ABD’nin ekonomik yatırım yaptığı,
Ukrayna ile güçlü ekonomik ilişkilere sahip olduğu bir düzlemde
(yatırım değil, bildiğimiz sömürgeleştirme) Rusya veya başka bir
aktör ona saldırmaya, güvenliğini riske atma cesaret edemez. Özetle
aslında ABD bir anlamda şunu söylemiş oldu: ‘Benim sömürgem
olursanız, benim yatırımcılarıma alan açarsanız, kazancın yarısını
bana verirseniz; kim niye size saldırsın, korkmayın arkanızda ben
varım’.
Burada ortaya çıkan resim sadece Ukrayna açısından değil,
dünyanın genelinde Trump’ın izleyeceği strateji açısından da güçlü
ipuçları veriyor ki bunun bazı örneklerini Kanada ve Meksika’ya
dönük tarifelerde de gördük. Trump, Gazze’de Ukrayna’da en olmaz,
akla mantığa, insanlığa, vicdana sığmayan taleplerle masaya
geliyor. Bu arada da Ukrayna örneğinde Rusya ile yakınlaşmasını bir
koza dönüştürdü ve adeta Rusya’yı bir baskı aracı olarak kullandı.
Sorunun karşı tarafı bu olmaz taleplere hayır dediğinde, geri
çekilip genellikle daha kötü sonuçlara neden olacak bir ilişki
geliştiriyor. Bu noktada köşeye sıkışan aktör, aslında zaten baştan
beri planlanan anlaşmaya evet demek zorunda kalıyor. İş dünyasından
gelenlerin domine ettiği ABD yönetiminin, iş pratiklerini küresel
siyasete yansıtmaya başladığı da iddia edilebilir. Şöyle ki Trump
ve etrafındaki isimler, ABD’de bazı şirketleri köşeye sıkıştırıp
olmaz fiyatlarla devralmaya çalıştı, şirket buna razı gelmediğinde
alternatif baskı mekanizmalarıyla en başta aklında olan ve o
şirketin değerinin çok altında kalan, ancak ilk teklifine göre daha
iyi bir fiyatmış görünen bir teklifle şirketler alındı. Burada
şirketi çıkarıp yerine Ukrayna koyduğumuzda denklemin aynı şekilde
işlediğini görüyoruz. Kanada’da 51’inci eyaletimiz olsun,
Meksika’yı boğma adımları da yine aynı stratejinin güncel
uygulamaları olarak ele alınabilir.
UKRAYNA’NIN KRİTİK MİNERALLERİ VE ENERJİ KAYNAKLARI: 1 KOYUP 3
ALMA STRATEJİSİ
Trump’ın her aklında başında devletin hayır diyeceği bir
anlaşmayla, ardından, zaten planlanan ve istenen, sözde daha makul
görünen bir öneriyle Ukrayna’yı kıskaca almasının nedeni
Ukrayna’nın sahip olduğu düşünülen kritik mineraller ve nadir
elementler. Peki bunlar hangileri?
Ukrayna verilerine göre; AB’nin kritik olarak sınıflandırdığı 34
mineralin 22’si Ukrayna’da bulunuyor. Buna lanton, seryum, neodim,
erbiyum, itriyum gibi nadir toprak elementleri de dahil. Ancak
Kiev, Rusya'nın Ukrayna topraklarının yaklaşık beşte birini kontrol
etmesiyle birlikte bu rezervlerin büyük bir kısmı kaybetti. Reuters
tarafından aktarılan Ukraynalı düşünce kuruluşlarının tahminlerine
göre, Ukrayna'nın metal kaynaklarının yüzde 40'ı işgal altında. Rus
birlikleri ayrıca biri Donetsk'te diğeri Zaporijya'da olmak üzere
Ukrayna'nın lityum yataklarından en az ikisini elinde tutuyor. ABD
ile üzerinde uzlaşmaya varılan anlaşma yalnızca kritik mineralleri
değil, enerji kaynaklarını da içeriyor. Peki Ukrayna’nın anlaşmaya
konu olması gaz ve petrol kaynağı ne kadar?
Ukrayna’nın SSCB ardından 2025’e kadar Rusya’dan gaz aldığı
dikkate alındığında aslında kaynaklar konusunda bir fikre erişmek
mümkün. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre Ukrayna’da 5.4
tfm potansiyel rezerv olabilir. Kanıtlanmış rezervinde 1.1
tcm-200-300 bcm civarında olacağı, ancak yine de bunun altında bir
rezervin olma ihtimali hatırlatılıyor. Bunun yanında Ukrayna’nın
400 milyon ton kondansat ve 540 milyon ton petrol olduğuna dönük
bir projeksiyon mevcut. Kaynakların önemli kısmı Ukrayna içinde
olsa da özellikle kömür ve gazın bir kısmı Rusya işgali altında.
Yani Ukrayna enerji kaynakları böylesi bir anlaşmanın maddeleri
arasında ancak itici unsur değil. ABD’nin zaten bunun kat be kat
gazı ve petrolü mevcut, fazla mal göz çıkarmaz anlayışı Trump’a
uygun olsa da bunun da başka bir sınır var. Ukrayna’nın enerji
kaynakları için bu kadar çaba göstermez, yani atılan taş ürkütülen
kurbağaya değmiyorsa Trump kendini yormaz.
TRUMP’IN NİHAİ HEDEFİ: ÇİN’İ ALT ETMEDE UKRAYNA’NIN ROLÜ
Trump’ın kurbağa taş hesabındaysa kritik mineraller, gerekişe
taş ocağını üstünüze atarım demesine neden olacak bir önemde. ABD
açısından bu minerallere erişim büyük resimden Çin ile rekabette
kritik, çünkü olası bir Çin’e dönük gümrük vergisinin yüzde 60 gibi
dramatik orana çıkarılması durumu ABD’nin bu alanda lider olan
Çin’den bu kaynakları alması zora girecek. Peki Çin bu alanda ne
kadar güçlü?
Kritik ve nadir elementlerin hem çıkarma hem de rafine etmede
Çin lider konumda. IEA'ya göre Çin'in rafinajdaki payı nikel için
yaklaşık yüzde 35, lityum ve kobalt için yüzde 50-70 ve nadir
toprak mineralleri için yaklaşık yüzde 90. Özellikle sonuncusundaki
hakimiyet dikkat çekici. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu
verilerine göre, 2024’te Çin dünyadaki nadir rezervlerin neredeyse
yarısına hükmediyordu. Çin, bu haliyle dünyanın fabrikası ve bu da
dünyanın neresinde kritik mineraller çıkarılırsa çıkarılsın,
tedarik zincirinde çok önemli bir konum elde etmesini zemin
yaratıyor. İşte burada 5000 milyar dolar gibi uçuk bir değere sahip
olmasa da Ukrayna rezervleri yine de önemli ve Ukrayna bir anlamda
Çin ile rekabette ABD’nin elini güçlendirecek bir kaldıraç.
Ortaya konan anlaşma ve arkasında mantık genel olarak bu
temellere dayanıyor. Nitekim anlaşmada prensipte anlaşma sonrasında
Ukrayna Cumhurbaşkanı Vladimir Zelenski cuma günü ABD’ye gidecek.
Burada anlaşma imzalanırsa Ukrayna parlamentosu Rada’dan geçmesi
gerekecek. Ukrayna’nın geleceği ve ABD’ye bu şekliyle adeta bir
sömürge olma durumunun Rada’da sert tartışmalara neden
olabileceğini unutmamak gerekiyor, bu konudaki ilerlemeyi zaman
gösterecek. Açık olansa Rusya, aslında Ukrayna işgali ve Batı-Rusya
Savaşı’na girerek ABD ve şirketlerin en karlı biçimde masadan
ayrılmasına zemin hazırlamış oldu. Rusya ile Ukrayna savaşında
kazanan ne Moskova ne Kiev ne de Brüksel, bu anlaşma onaylanırsa
açıktır ki kazanan Washington DC olacak.