7 yıldır karanlıkta yaşıyor: Sokak lambası kadar değerim yok mu?

Hüseyin Elmas, yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle yerleştiği köydeki evinin elektrik aboneliğini yapmasına rağmen DEDAŞ, 7 yıldır evine elektrik bağlamadı. Elektrik için çaldığı her kapıdan her seferinde eli boş dönen ve açtığı iki davayı da kazanan Elmas, “Herkes geceleri aydınlıkta ben ise karanlıkta yaşıyorum. Benim bir sokak lambası kadar değerim yok mu? Ben kanunlara uydum onların da kanuna uymasını istiyorum" diye tepki gösterdi.

Abone ol

'Deniz Tekin

DİYARBAKIR - Uzun yıllar inşaat işlerinde çalıştıktan sonra emekli olan 66 yaşındaki işitme engelli Hüseyin Elmas, yaşadığı kalp rahatsızlığı ve şeker hastalığı gibi sağlık sorunları nedeniyle doktorunun tavsiyesiyle köye yerleşmeye karar verdi. Elmas, şehrin gürültülü ve stresli yaşamından uzakta emekliliğini geçirme hayaliyle, 2013 yılında Diyarbakır Merkez Yenişehir ilçesindeki Alangör Mahallesi’nde bugüne kadar yaptığı bütün birikimleriyle 4 dönümlük arazi satın altı. İmar planı ve kadastro kayıtlarında tarlasının önünden yol geçen Elmas, 2013’te inşaa ettiği evin ismini "Fani Dünya Apartmanı" koydu. Ancak, Elmas’ın emeklilik hayalleri, kamu kurumlarının ihmalleri ve bazı köylülerin çıkardığı engeller nedeniyle kabusa dönüştü.

Elmas’ın 7 yıldır elektrik, su ve yol için çaldığı bütün kapılar ve yaptığı girişimler sonuçsuz kaldı. Son çare olarak hakkını mahkemelerde aradı Elmas. Elektrik bağlanması ve yol açılması için açtığı davaları kazanmasına rağmen evine elektrik verilmedi ve yolu yapılmadı. Yaşadığı bütün olumsuzluklara rağmen mücadelesini sürdürmekte kararlı olan Elmas, evine elektrik geleceği günün hayalini kuruyor.

‘KANUNLARA UYDUM, HERKES UYSUN’

Elmas, ev yapmadan önce görüştüğü dönemin köy muhtarının ev yapımı konusunda bir sıkıntı olmadığını söylediğini ifade ederek, "Her şeyi kanunlara uygun bir şekilde yaptım. Daha sonra seçilen köy muhtarı ise ‘Seni köyüme almam, burada tutmam’ diyerek sorun çıkardı” dedi.

Elmas, GAP sulama projesi kapsamında yapılan toplulaştırma işleminde kendi arazisinden yol payı olarak 154 metrekare kesildiğini hatırlatarak, yaptığı evin yapı bedeli için de devlete 3 bin 500 TL para verdiğini söyledi.

Dicle Elektrik A.Ş'nin (DEDAŞ) 2013 yılında kendisine verdiği 2 adet elektrik aboneliği için 800 TL para ödediğini söyleyen Elmas, “DEDAŞ’a gittim ‘bana abonelik verdiniz, parasını da verdim, ben mağdurum’ dedim. Bana ‘köylüler izin vermiyor’ dediler. Keyfi davranıyorlar. Hem kadastroda hem de imar planında evimin önünden yol geçiyor. Köyde bana sorun çıkartan iki aile dışında diğerleri beni haklı buluyor. Devlet yol hakkı için arsamdan pay kesmiş ama onlar yol vermiyor. Ben kanunlara uydum onların da kanuna uymasını istiyorum" diye konuştu.

Elmas, evine yol ve elektrik getirilmesi için DSİ, DEDAŞ, Diyarbakır Valiliği, Yenişehir Kaymakamlığı, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı başvurularının sonuçsuz kaldığı için mahkemeye başvurduğunu söyledi.

'VİRÜSTEN ÖLMEZSEM ELEKTRİKSİZLİKTEN ÖLECEĞİM'

Evine elektrik bağlanmaması nedeniyle eşi ve çocuklarını geri göndermek zorunda kaldığını ifade eden Elmas, yaşadığı zorlukları şöyle anlattı: "Baktım mazot ve jeneratörle olmuyor, sulamayı bıraktım. Tarlada diktiğim ağaçların büyük kısmı susuzluktan kurudu. Bu yaz sıcağında sıcak su içiyorum. İki günde bir Diyarbakır’a gidip yemek getirmek zorundayım. Elektrik olmadığı için getirdiğim her şey bozuluyor. Çöpe atmak zorunda kalıyorum. Akşamları elimde fenerle geziyorum. Hep zorluk çekiyorum. Herkes geceleri aydınlıkta yaşarken ben ise karanlıkta yaşıyorum. Her ay 1500 TL boş yere masraf yapıyorum. Yol ve çektiğim çile hariç. Bu virüsten ölmezsem elektriksizlikten öleceğim" dedi.

Elmas, "Ne yaptıysam kanuna göre yaptım. Tapum var, yapı belgem var, kadastro yol haritası da var elimde. Kanunsuz bir şeyim varsa bana 10 kat ceza versinler. Her şeyim tamam ancak bu zorbalık ve keyfilik nedeniyle 7 yıldır evime elektrik bağlanmıyor. Bu haksızlık dünyanın neresinde varsa bana da yapsınlar. Madem bu insanlar bana zulüm ediyor o zaman ben devletten yardım istiyorum. Devlet bu sorunu çözsün. Yolumu açsınlar ve evime elektrik bağlasınlar. Benim bir sokak lambası kadar değerim yok mu? Nereye gideyim?" diye sordu.

'MUHTAR KÖYLÜLERİ KARŞISINA ALMAK İSTEMİYOR'

Köy sakini Haşim Aslan ise yaşananlar nedeniyle üzgün olduğunu söyleyerek, "Nasıl bir ıstırap çektiğini bir ben bir Allah bilir. Biz buna şahidiz. Biz bu dünyada bir kere ölüyoruz o ise her gün ölüyor. Bir insanın 10 yıl suyu yoksa, banyo yapamıyorsa, ailesi yanında yoksa ne yapsın? Gerçekten zor durumdadır. Evim yakın olsaydı oradan elektrik hattı çeker elektrik verirdim. Hangi ülkede bir insan 10 yıldır elektriksiz kalıyor? DEDAŞ yarım kilometre elektrik hattı çekemiyor mu? Yazık değil mi? Elektriğin gelmesini engelleyenlerin ise Allah korkuları varsa evlerinden elektrik çekip ona vermeleri gerekiyor. Devlet yetkililerine sesleniyorum, bu insana elini uzatıp bu karanlıktan çıkarsınlar” dedi.

Konuyla ilgili görüştüğümüz muhtar Ali Yılmaz, Hüseyin Elmas’ın yaptığı evin tarım arazilerinin içinde kaldığını ifade ederek, "Yol yapılmamış, ben elektriği kimin tarlasından götüreyim. Köylüler izin vermiyor. Ben yol verirsem bütün köylü bana hücum eder. Ben 140 haneli köyümün huzurunu kaçırmak istemiyorum. Bunu göze alamam” dedi.

ESKİ MUHTAR: KİM SUÇLUYSA GEREĞİNİ YAPAR

Elmas’ın, evine elektrik ve yol bağlanmasını engellemekle suçlayarak mahkemeye verdiği köyün eski muhtarı Mehmet Bozkurt ise Elmas’ın yaptığı evin tarım arazilerinin içinde olduğunu söyledi. Bozkurt, "Toplulaştırma sadece kâğıt üstünde yapılmış. Toplulaştırma nedeniyle köydeki evler ve arazilerin sınırları değişmiş bu nedenle köyde birçok sıkıntı var. Bundan dolayı hepimiz mağduruz. Bu sorun bizden kaynaklanmıyor. Devlet kamulaştırmasını yapsın, elektriği götürsün. Ben elektrik direkleri için kendi arazimden niye yer vereyim ki? Mahkeme kararını vermiş. Kim suçluysa gereğini yapar" iddiasında bulundu.

AVUKAT YÜZÜAK: KURUMLAR SORUMLULUK ALMIYOR

Elmas’ın avukatı Serhat Yüzak, DSİ’nin GAP projesi kapsamında köydeki tarlalarda yaptığı toplulaştırmanın gereklerini yerine getirmediği için köylülerin sorun yaşadığını söyledi. Projede yol olan yerlerin işgal edildiğini dile getiren Yüzak, DSİ aleyhine Diyarbakır 3. İdare Mahkemesi’ne açtıkları davayı kazandıklarını, mahkemenin yolun açılmasına karar verdiğini belirtti.

Elmas’ın resmi 2 elektrik aboneliği olmasına rağmen 7 yıldır evine elektrik hattı bağlamayan DEDAŞ aleyhine dava açtıklarını kaydeden Yüzak, "Diyarbakır Tüketici Mahkemesi DEDAŞ’ı haksız bularak, abonelik sözleşmesi olan müvekkilimin evine elektriğin çekilmesine karar verdi. Davayı kazandıktan sonra başvurduğumuz DEDAŞ ‘mahkeme kararı kesinleşinceye kadar elektriği bağlamam’ dedi. Bu keyfi bir karar. Eğer abone verdiyse oraya elektrik götürmek zorunda. Her ne kadar DEDAŞ köy halkının izin vermediğini o yüzden elektrik hattını çekemediğini belirtmiş olsa da kamu yararı varsa DEDAŞ’ın elektrik hatları için kamulaştırma yetkisi var" diye konuştu.

DEDAŞ ve diğer devlet kurumlarının sorumsuzluğu ve ihmali, köylülerin hukuka aykırı tutumları nedeniyle müvekkilinin evine yol ve elektrik gitmediğini ifade eden Yüzak, “Yol yapımı ve elektrik hattı için hiçbir kurum sorumluluk üstlenmedi. Teknoloji ve bilgi çağında müvekkilimin yaşadıkları ülkenin çok büyük bir ayıbıdır. Elektrik günümüz şartlarında ekmek ve su gibi bir ihtiyaç. İstenirse bir günde yapılır. Elmas, temel insani hakkı olan elektrik hakkından mahrum bir şekilde yaşamını sürdürmek zorundan bırakılıyor. 2020 yılında yaşanan bu ayıp ülkemize yakışmıyor” dedi.