'457 hasta mahpusun durumu ağır'

'Cezaevlerinde Sağlık Hakkına Erişim' paneli düzenledi. Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Ramazan Akçan, sağlık mevzuatı uygulanmadığı için cezaevlerinden onlarca kişinin tabutla çıktığını söyledi. Akçan’ın verdiği bilgiye göre, 3 bin 663 hasta tutukludan sadece 343 kişinin ceza erteleme başvurusu kabul edildi. Bin 832 kişiye Adli Tıp’tan ret geldi. İHD MYK Üyesi Nuray Çevirmen de bin 134 hastanın 457’sinin ağır durumda olduğuna dikkat çekti.

Abone ol

Şaban Çoban

ANKARA - 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası kapsamında İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi, Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Ankara Şubesi, Ankara Tabip Odası ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) tarafından 'Cezaevlerinde Sağlık Hakkına Erişim' paneli düzenlendi.

Çağdaş Hukukçular Derneği’nden Avukat Teoman Özkan, Selahattin Demirtaş’ın yakın zamanda yaşadığı sağlık problemini hatırlatırken, "6 milyon insanın eş genel başkanını bir haftada sevk etmeyenler, diğer mahkumlara neler yapıyorlardır?" diye sordu. Özkan, 16 kişilik koğuşlarda 45 kişinin kaldığını söyledi. Cezaevlerinde hijyen ve bulaşıcı hastalıklar konusundaki özensizliğe dikkat çeken Özkan şöyle konuştu: "Adli tutuklulukların durumu siyasi tutuklulardan daha kötü, çünkü haklarını arama konusunda çok bilgisizler. Düşman ceza hukukunu ceza infaz sisteminde görüyoruz. Kırıkkale Cezaevi’nde revire çıkmak için 30 gün sonraya randevu verilebiliyor. Revire çıkacak hastalara onursuz üst aramaları dayatılıyor ve darp edilenler oluyor. Sadece 17 yılda cezaevlerinde ölenlerin sayısı bin 700."

'BEDEN ÜZERİNDE TAM TAHAKKÜM KURULMAK İSTENİYOR'

İHD Merkez Yönetim Kurulu üyesi Nuray Çevirmen, ceza infaz kurumlarında başta sağlığa erişim hakkının ihlal edilmesi olmak üzere bütün hak ihlallerine toplumun ‘suçlu, hak etmiştir’ şeklinde yaklaştığını ve bu uygulamalara söz konusu yaklaşımla meşruiyet kazandırıldığını anlattı. Çevirmen, "Hepimizin cezaevine girebileceği bir dönemden geçiyoruz. Cezaevlerinde ‘ben devletim’ diyen müdürler, askerler, bilimsel yaklaşımdan uzak hekimler komplike şekilde mahpusların bedenleri üzerinde tam tahakküm kurmak istiyorlar" dedi.

220 bin kapasiteli cezaevlerinde 290 bine yakın mahkum kaldığını belirten Çevirmen, “Sağlığa erişim hakkının engellenmesi önce bu koşullardan dolayı başlıyor. Hijyen problemi, iaşe eksikliği ve daha birçok problem bu doluluktan kaynaklanıyor. Bin 134 hasta var ve bunların 457’si ağır hasta statüsünde. Tek başına kendine bakamayacak hastalar refakatçi olmadan tek kişilik hücrelerde tutuluyorlar” bilgisini paylaştı.

'97 YAŞINDA CEZAEVİNDE ÖLEN MAHPUS VAR'

Cezaevlerinde özellikle kanser hastalığı yaşayanlarda artış olduğunu, beyin kanaması, kalp krizi, şeker hastalığı gibi nedenlerle de çok sayıda ölüm yaşandığını anlatan Çevirmen şöyle devam etti:

“Yeterli doktor ve revir yok. Tetkik sonuçlarının verilmemesi gibi uygulamalar var. 97 yaşında ölen mahpus oldu. Kelepçeyle tedavide ısrarın yanında hastaneye sevk edilenlere ağrı kesici vermek gibi kontrol altında tutan uygulamalar yapılıyor. Diyet programı uygulanması gereken hastalara, tek başına kendine bakamayacak olan mahpuslara gerekli yöntemler uygulanmıyor. 3 ayda bir rapor yayınlıyor, ilgili kurumlara iletiyoruz. Bu çabalarımızın çoğu yanıtsız kalıyor. İstanbul Protokolü’nün uygulanmasını, insan yaşamını önceleyen uygulamalara geçilmesini, tecrit ve izolasyonun bir an evvel bitirilmesini talep ediyoruz.”

'DÜZENLEMELER KAĞIT ÜZERİNDE'

Ankara Tabip Odası Yönetim Kurulu üyesi Dr. Ramazan Akçan da cezaevlerindeki sağlık hizmeti mevzuatının kağıt üzerinde kaldığını, pratikte uygulanmadığını söyledi. Akçan, “3 bin 663 hasta tutuklunun ceza erteleme başvurusundan 343’ü kabul edildi. Bin 832 başvuru Adli Tıp Kurumu’nun ret vermesi nedeniyle kabul edilmedi. Birçok yerde ağır hastalarla ilgili uygulanması gereken mevzuat uygulanmıyor” dedi.

Cezaevlerinde sağlık hakkına erişim hakkının ihlal edilmesinden dolayı hayatını kaybeden bazı tutuklulardan örnekler veren Akçan, “Özellikle Adli Tıp Kurumu çok yetersiz. Cezanın ertelenmesi, kelepçeli muayene uygulamalarına son verilmesi, hastanın özel durumuna uygun diyet programı, rehabilitasyon programı gibi özel müdahalelerin yerine getirilmesi gibi önlemlerin alınması gerekiyor” dedi.