15-16 Haziran Direnişi'nin yıldönümü: İnsanca bir ücret politikası ve sosyal adalet

15-16 Haziran İşçi Direnişi'nin yıldönümünde konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, o günden bugüne DİSK'in önüne konulan bütün engellere rağmen yürüyüşünü sürdürdüğünü vurguladı.

Abone ol

İZMİR - DİSK Ege Bölge Temsilciliği, 15-16 Haziran işçi direnişinin 52'inci yıl dönümü dolayısıyla basın açıklaması ve yürüyüş düzenledi. Kültürpark Lozan Kapısı önünde toplanan DİSK üyesi işçiler “Emek ve demokrasi mücadelesinde 52 yıllık köşe taşı 15-16 Haziran büyük işçi direnişi” yazılı pankart taşıyarak sık sık “İnadına sendika inadına DİSK”, “AKP mezara halk iktidara”, “Yaşasın örgütlü mücadelemiz” sloganları attı. İşçilerin eylemine çeşitli siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları da destek verdi.

'İŞÇİ SINIFININ MÜCADELESİNİN YENİDEN YAZILDIĞI TARİHİN ADIDIR 15-16 HAZİRAN'

Açıklamada konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, herkesi 15-16 Haziran coşkusuyla DİSK adına selamladı. 15-16 Haziran'ın Türkiye işçi sınıfının mücadelesinin yeniden yazıldığı tarihin adı olduğunu söyleyen Çerkezoğlu, yaşanan tarihsel süreci şu sözlerle anlattı;

"1967'de tarihin o anında Türkiye işçi sınıfı bir yol ayrımına gelmişti. Ya teslimiyet ya uzlaşmacı sendikacılık ya da mücadele. İşte 1967'de tarihin o anında Türkiye işçi sınıfının bu yol ayrımındaki tercihinin adı, sermayenin bütün kuşatmasına karşı verdiği cevabın adı DİSK'ti. DİSK kurulduktan çok kısa bir süre içerisinde bütün iş kollarında çok hızlı şekilde örgütlenip son derece kazanımlı sözleşmelere imza atarak işçi sınıfının umudu haline gelmeye başladığında daha üç yaşında genç bir örgüt olan DİSK'in önünü kesmeye çalıştılar. Meclise apar topar bir yasa getirdiler. Bu yasanın tek hedefi DİSK'i yok etmekti. Bu düzenlemeye karşı sendikalı, sendikasız işçiler, DİSK'e sahip çıktı. Bütün işçiler biliyordu ki; DİSK'e sahip çıkmak demek geleceğine ve ekmeğine sahip çıkmak demekti. O nedenle tüm baskılara rağmen iki gün boyunca barikatları aşarak sendikasına sahip çıkan işçilerin direnişinin adıdır 15-16 Haziran Direnişi. Bu mücadelenin karşısında egemenler geri adım atmak zorunda kalmıştır"

'BUGÜN 'ARTIK YETER' DEMENİN GÜNÜDÜR'

Egemenlerin o günden bugüne darbelerden baskı dönemlerine kadar DİSK'i kapatmaya, yok etmeye ve bu yürüyüşü durdurmaya çalıştıklarını söyleyen Çerkezoğlu, örgütlenmelerinin önüne koyulan onca engele rağmen DİSK'in yürüyüşünü sürdürdüğünü belirtti. 15-16 Haziran'da Türkiye işçi sınıfının masaya yumruğunu vurarak "artık yeter" dediğini söyleyen Çerkezoğlu, 52 yıl sonra işçilerin açlık ve yoksullukla yüzyüze bırakıldığı bugün de aynı inat ve bilinçle masaya yumruğu vurmanın ve "artık yeter" demenin günü olduğunu vurguladı. Yaşanan ekonomik krize dikkat çeken Çerkezoğlu, ülkeyi yöneten siyasal iktidarın tercihleri nedeniyle zengini daha zengin, yoksulu daha yoksul yapan bir düzen yaşandığını söyledi.

İşçilerin taleplerine de değinen Çerkezoğlu, derhal asgari ücret tespit komisyonunun toplanması gerektiğini ve asgari ücretin artırılması gerektiğinin altını çizdi. Emekli aylıklarının da artırılması gerektiğini ve EYT mağduriyetine son verilmesi gerektiğini ifade eden Çerkezoğlu, Ücretler üzerindeki vergi yükünün de kaldırılması gerektiğini vurguladı. Belediyeler başta olmak üzere taşeron çalıştırmanın devam ettiğini, güvencesiz çalışma biçimlerine son verilmesi gerektiğini de dile getiren Çerkezoğlu, sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımının önündeki engellerin kaldırılması için mücadele edilmesi gerektiğini de vurguladı.

'İNSANCA ÜCRET POLİTİKASI, SOSYAL ADALET'

Son olarak işçilere mücadele çağrısı yaparak, ülkeyi yöneten siyasi iktidara da seslenen Çerkezoğlu, "15-16 Haziran direnişi emeğe, demokrasiye sahip çıkmanın adıdır. Bizler DİSK'li işçiler olarak bu iki gün boyunca iş yerlerinde alanlarda meydanlarda bu taleplerimizle sesimizi yükselteceğiz. Hep birlikte omuz omuza bu mücadeleyi vermek için kararlılığımızı ifade ediyoruz. Buradan ülkeyi yöneten siyasi iktidara da sesleniyoruz. Ülkeyi yönetmek demek ihale yapmak, yandaşlarına bilmem kaç yıllık dolar garantili ödemeler vermek demek değildir. Yandaş bürokratlara 5'er 10'ar maaş vermek değildir. Ülkeyi yönetmek demek 84 milyon insanın insanca yaşayacağı bir ücret politikası, vergi politikası, sosyal haklar ve sosyal adaleti hayata geçirmek demektir. Bu çağrımızı bir kez daha ifade ediyoruz" diye konuştu.

Açıklamanın ardından işçiler, İsmet İnönü Kültür Merkezi'ne doğru yürüyüşe geçti. Yürüyüşün ardından İsmet İnönü Kültür Merkezi'nde sinevizyon gösterimi ve sergi yapıldı.