Ali Babacan’dan ‘Altılı Masa’ yorumu: Bu iş ya beraber olacak ya da hiç olmayacak

Altılı Masa'nın seçimleri kaybetme lüksü olmadığını belirten DEVA Partisi lideri Ali Babacan, “Muhalefet aklını başına alıp 'bu iş beraber olur' diyerek sağlam durmazsa seçim riske girer" dedi.

Google Haberlere Abone ol

ANKARA - Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA) Genel Başkanı Ali Babacan, Habertürk TV’de yayınlanan ‘Habertürk Gündem’ programına konuk oldu. Serap Belet ve Kürşad Oğuz’un sorularını yanıtlayan Babacan, Altılı Masa'nın hedeflerine ilişkin de açıklamalarda bulundu.

Altılı Masa'nın ne yapacağı konusundaki mutabakatın sağlanmasının ardından ‘adayın kimliği’nin önemini yitireceğini ifade eden Babacan, “Biz 22 alanda eylem planlarımızı tamamlamak için çalışıyoruz, bir aya hepsini açıklamış olacağız. Bütün bu çalışmalarımızı Altılı Masa'ya koyuyoruz. Her parti kendi çalışmasını koymalı masaya. Ortak adayımıza sorulduğu zaman ortak adayın da altı partinin de benzer şeyleri söylemesi lazım. Biz bunu iki, üç ay içerisinde tamamlanacak bir çalışma olarak görüyoruz. Yarınlar konusunda ortak bir politika seti hazırlıyoruz. Ne yapacağımız konusunda uzlaştığımız zaman aday kim olursa olsun yapacakları belli olacak. Adayın kimliği, geçmişi, ideolojisi yerine bu ülke için neler yapacağı tartışılacak” dedi.

‘İKTİDARIN KENDİSİ İÇİN EN BÜYÜK TEHDİT OLARAK GÖRDÜĞÜ PARTİ BİZİZ’

Babacan, AK Parti tarafından TOGG lansmanı ve ‘Türkiye’nin Yüzyılı’ toplantısına davet edilmemiş olmalarına ilişkin soruyu şöyle yanıtladı:

“Türkiye’nin yerli teknoloji kapasitesini artırması, kendi potansiyelini büyütmesi herkes gibi bizim de gurur duymamız gereken bir konu. Keşke ülkeyi yönetenler biraz daha kapsayıcı bir yaklaşıma sahip olsalardı. Cumhuriyetin ikinci yüzyılına girerken toplumu kutuplaştıran, ötekileştiren, ikiye ayıran bir zihniyetle Türkiye büyümez, Türkiye böyle kalkınmaz. Bir siyaset geleneği olan partiler arası bayramlaşma tekliflerimizi bile reddettiler. İktidarın şu an en çok korktuğu, kendisi için en büyük tehdit olarak gördüğü parti biziz.”

Gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Babacan’ın konuşmasından öne çıkan başlıklar şu şekilde:

"AMAÇ BÜTÜN TÜRKİYE’Yİ HEP BERABER DAHA İYİ YARINLARA GÖTÜRMEK: Demokrat bir zihniyet bu ülkeyi yönetmediği sürece herkesin özgürlüğü ve temel hakları risk altındadır. Bakın, daha çok Kürtçe şarkıların olduğu konserler yasaklanıyor. Hâlbuki biz istiyoruz ki, Türkçe, Kürtçe, Zazaca hep beraber güzel şarkılar dinleyelim, katılalım o şarkılara. Bunların hepsi bu ülkenin ana dilidir. Ana dili ne demek? Bir evde annenin konuştuğu dil. Amaç bütün Türkiye’yi hep beraber daha iyi yarınlara götürmek.

REFERANDUMU TOPLUMU İKİYE BÖLEREK SEÇİME GÖTÜRMEK İÇİN İSTİYOR: Kendi ailemizde halam ve kız kardeşlerim neslinde başörtüsü sorununu yaşadık. Siyasi perspektiften değil, hak ve özgürlükler çerçevesinden mücadelemizi verdik. Siyasetçilere sesleniyorum: Kadınların kılığından kıyafetinden elinizi çekin. Seçime gidiyoruz, yine mesele kadınların kılığı kıyafeti üzerinden referanduma gidiyor. Bu mesele şu an bir şekilde Türkiye’de çözüme kavuşmuş durumda. İleride bu çözümün devamı ve daha da garantiye alınması için yapılacak şeyler olabilir. Ama bunları seçime üç dakika kala yapmak doğru değil. Seçimden sonra, daha sakin bir zamanda sadece başörtüsü özgürlüğü değil, her özgürlüğü konuşalım. Niye referandum diyor? Çünkü gerginlik istiyor, toplumu ikiye bölüp seçime öyle gitmek istiyor.

SAYIN ERDOĞAN’IN RÜYALARINA BİLE GİRDİĞİMİZDEN EMİNİM: Bizim görünürlüğümüzün olmaması için çok ciddi bir çaba var. Çünkü bizi bir kere görenlerin, tanıyanların çok ciddi bir ilgisi oluyor. Bunu gayet iyi görüyorlar. Bizimle ilgili olumsuz haber bile çıkartmamaya çalışıyorlar. Ne kadar çaba gösterirlerse göstersinler biz vatandaşlarımıza tüm Türkiye genelinde doğrudan temas imkanına sahibiz. Kapı kapı dolaşıyoruz. Girmediğimiz sokak kalmıyor. Sayın Erdoğan görmek istemiyor olabilir ama rüyalarına bile girdiğimizden eminim.

DAVET ETTİĞİ GAZETECİLERİN BİR KISMI İŞTEN ÇIKARTTIRDIĞI İNSANLAR: Durdun durdun da seçime bu kadar az zaman kala mı aklına geliyor, basın kartlarını iptal ettiğin, dışladığın, işten kovdurduğun gazetecileri çağırmak? Davet ettiği gazetecilerin bir kısmı kendisinin işten çıkarttırdığı insanlar. Burada menfaatçilik var. 179 ülke içerisinde Türkiye demokrasi endeksinde 147’nci sıraya düşmüş. Listenin dibindeyiz. Ülkeyi bu hale düşürdüler.

BU İŞ YA BERABER OLACAK YA DA OLMAYACAK, SEÇİMİ KAYBETME LÜKSÜMÜZ YOK: Ortak aday tartışması yapanlar, ‘onlarla olalım mı olmayalım mı’ diyenler; 2018 seçimlerine bakıp ders alsınlar. Ortak aday çıkaramadılar da ne oldu? Ülke 5 yıl kaybetti, 10 yıl geriye gitti. Şu anda öyle bir lüks yok. Kimse eski ideolojilerinin etkisi altında rüyalar görmesin. Bu iş ya beraber olacak ya da hiç olmayacak. Eğer muhalefet aklını başına alıp bu iş ancak beraber olur diyerek sağlam durmazsa seçim riske girer. Böyle bir ülkede seçimi kaybetme lüksümüz yok. Kimsenin hayal peşinde koşmaması lazım. Kimsenin kendi inadına, eski çizgisine, eski ideolojisine yüzde yüz bağlı kaldığı ortaklık olmaz. Ortaklık nedir? Bir ödünleşmedir. Ülkenin yarınları için asgari müştereği yakalama çabasıdır.

İLK 6 AYDA ÜLKEDEKİ EKONOMİK KRİZ ORTAMI ORTADAN KALKAR: İktidara geldikten sonraki ilk 90 dakikada özgürlükler ve yargının bağımsızlığı konusunda yapılacak açıklamalar çok önemli. Diyeceğiz ki; gençler, medya mensupları, yazarlarımız, çizerlerimiz, yorumcularımız artık korkmayın, nefes alın, bundan sonra serbestsiniz. Kimseyi işten kovdurmayacağız yazdığı, çizdiği nedeniyle. Kimse üzerinde baskı yapmayacağız. Gençler bir tweet attı diye sabah alınmayacaklar evlerinden. Savcılara hakimlere sesleneceğiz; bizden size talimat gitmeyecek, işinizi yapın, anayasaya, yasalara bakın, vicdanınızın sesini dinleyip ona göre karar verin. Biz bugünden bunlara çalışıyoruz. İlk 6 ayda ülkedeki ekonomik kriz ortamı ortadan kalkacak.

HAFTANIN DÜŞMANI PANOSUNA BU KEZ TTB BAŞKANI FİNCANCI’YI YAZDILAR: Buradaki televizyon kanalı gerçekten örgütün propagandasını yapan bir kanal. İkincisi burada TSK’yı itham edici iddialar var. Ancak işin özüne ifade özgürlüğü çerçevesinde baktığınızda biz tutukluluk sürecine gidecek kadar bir hukuki zemin görmedik. Önce Sayın Erdoğan’ın çıkıp yaylım ateşine tutması, arkasından Sayın Bahçeli’nin çıkıp benzerini yapması, ertesi gün de yargının adım atması kabul edilecek şey değil. Bağımsız ve tarafsız yargı varsa sinyal beklemeden kendiliğinden harekete geçmesi lazım. Haftanın düşmanı panosuna bu sefer de TTB Başkanı’nı yazdılar." (DUVAR)