Depremin güneşin doğması kadar doğal bir doğa olayı olduğunu vurgulayan Ercan, bu nedenle depreme uygun bir yaşam sürülmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye’de depreme yönelik bugüne kadar yürütülen çalışmaları anlatan Ercan, depremle mücadele noktasında Yapı Denetim Kuruluşları kurulduğunu hatırlattı.
Ancak bunun tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Ercan, "Deprem yıkımlarının yüzde 65’i yerden gelen sorunlardan kaynaklanıyor. Kötü zeminde iyi yapı olmaz. Demek iyi yer seçeceksin. Bunu seçmek için de mutlaka Yer Denetim Kuruluşları kurulmalı. Yer denetlendikten sonra yapı denetim kuruluşu yapıyı denetlemeli" dedi.
Yeri jeofizik ve jeoloji mühendislerinin denetlemesi gerektiğini kaydeden Ercan, bu denetimin ardından eğer uygun bir alansa daha yapı oluşmadan Yapı Güvenlik Belgesi çıkarılıp tapuya işlenmesi gerektiğini kaydetti. Yer ve yapı denetim kuruluşlarının aynı zamanda bir sigorta şirketi gibi çalışması gerektiğine dikkat çeken Ercan, "Yerde bir sıvılaşma olur, yapıda oturma yıkılma olursa bu kuruluşların yapının tüm sorumluluğunu üstlenmesi gerekir. Bunlar yapılırsa depremin adı felaket olmaz" diye konuştu.
'MERSİN'DEN FAY GEÇMİYOR ANCAK...'
Konuşmasını Mersin’i değerlendirerek sürdüren Ercan, Mersin’den fay geçmediğini ancak yıkım için fay gerekmeyip sarsıntının yeterli olacağını ifade ederek "Mersin’in sorunu zemin sıvılaşması ve buna bağlı hissedilen aşırı çalkalanma" dedi.
Kentsel dönüşüm için sahil kesiminin tamamen yeşil alan olarak bırakılıp Toroslar’a doğru önce bir katlı yapılar arkasına iki-üç katlı yapılar yapılarak devam edilmesi gerektiğini belirten Ercan, "Toros Dağlarına istediğiniz kadar yüksek kat yapabilirsiniz" diye konuştu.