"Deprem yıkımlarının yüzde 65’i yerden kaynaklanıyor. Kötü yerde iyi yapı olamaz, iyi yapı ancak iyi zeminde yapılır. Mersin ve Adana gibi yerleşim yerleri için bu durum büyük bir sorun teşkil ediyor. Çukurova bölgesine şehir yerleştirmenin, tarıma ve geleceğe yapılan en büyük yanlış olduğunu düşünüyorum."
Ercan, Mersin’in yerleşim yeri olarak doğru bir tercih olmadığını belirterek sosyal medya üzerinden bu konuda defalarca uyarılarda bulunduğunu söyledi. Prof. Dr. Ercan, sözlerine şöyle devam etti: “Mersin’in yeri yanlış. 2- 3 gündür sosyal medyada paylaşım yapıyorum. Bunu insan için, halk için yapıyorum. Bilim adamı uyarır, bizim görevimiz uyarmak. Bunun ana nedeni buradaki insanların sağ kalmasının mücadelesini veriyoruz biz.
Daha önce Hataylılar da, Kahramanmaraşlılar da, Gaziantepliler de siz gibiydi ama göçük altında kaldılar. Zaman içinde gelişemiyor, geriliyoruz. Oysa yeni deprem yönetmelikleri uyguladık. Dünyanın en iyi deprem yönetmeliği Türkiye’de. Ama bu yönetmeliği uyguluyor musun? Gereklerini yapıyor musun? Sıkıntı bizde...”
Depremin güneşin doğması kadar doğal bir doğa olayı olduğunu vurgulayan Ercan, bu nedenle depreme uygun bir yaşam sürülmesi gerektiğini ifade etti.
Türkiye’de depreme yönelik bugüne kadar yürütülen çalışmaları anlatan Ercan, depremle mücadele noktasında Yapı Denetim Kuruluşları kurulduğunu hatırlattı.
Ancak bunun tek başına yeterli olmayacağını vurgulayan Ercan, "Deprem yıkımlarının yüzde 65’i yerden gelen sorunlardan kaynaklanıyor. Kötü zeminde iyi yapı olmaz. Demek iyi yer seçeceksin. Bunu seçmek için de mutlaka Yer Denetim Kuruluşları kurulmalı. Yer denetlendikten sonra yapı denetim kuruluşu yapıyı denetlemeli" dedi.