ABD'nin son köle gemisi Clotilda: Delirmeden böyle bir şeyden sağ çıkabilecek kaç kişi tanıyoruz?

CBS News kanalında yayınlanan '60 Dakika' programında 'ABD'nin bilinen son köle gemisi Clotilda'nın mirasını, gemiyle beraber köleliğe taşınan 110 kişinin yakınları anlattı. Anderson Cooper'ın sunduğu programda, Clotilda ile Alabama'ya getirilen ve hayatta kalan 30 kişinin kurduğu Africatown'un hikayesi aktarıldı.

Google Haberlere Abone ol

CBS News

*Anderson Cooper'ın sunduğu '60 Dakika' programında Clotilda'yı ve Africatown'u gemide yer alanların yakınları Joyceyln Davis, Lorna Gail Woods, Thomas Griffin, Jeremy Ellis, Darron Patterson, Pat Frazier, Caprinxia ve Cassandra Wallace anlattı. Belgeselin dökümü aşağıdaki gibi: 

İki yıl önce, Alabama nehrinin dibinde batık bir gemi keşfedildi. 1860’ta esir edilen Afrikalıları Amerika’ya taşıdığı bilinen son köle gemisi Clotilda’nın uzun zamandır kayıp haldeki enkazı olduğu anlaşıldı. Atlantik ötesi işleyen köle ticaretiyle, 350 yılı aşkın bir zaman zarfında en az 12 milyon Afrikalı Amerika’ya gönderildi ama birazdan öğreneceğiniz üzere, Clotilda’da Alabama’ya taşınan 110 esir erkek, kadın ve çocuğun yolculuğu, tarihteki en iyi belgelenmiş köle yolculuklarından biriydi. Bu köleleştirilmiş Afrikalıların isimleri ve hikayeleri, bazıları geminin bulunduğu yere birkaç kilometre uzaklıktaki Africatown'da yaşayan akrabaları tarafından nesiller boyunca anlatıldı. Mobile Nehri’nin bu çamurlu kısmı, 160 yıl boyunca bir suçu örtbas etti. 1860 Temmuz’unda Clotilda, sıkışık kargo ambarında hapsedilen 110 Afrikalı ile birlikte karanlığın örtüsü altında buraya çekildi. 

Joyceyln Davis: Kendimi, o gemide, nereye gittiğini bilmeden sadece dalgaların ve suyun sesini dinlerken hayal ettim.

Joyceyln Davis, Lorna Gail Woods ve Thomas Griffin, Oluale isimli Afrikalı adamın torunları. Alabama’da köleleştirilen Oluale’nin sahibi, onun adını Charlie Lewis olarak değiştirdi. Afrika’daki adı Kupollee olan Pollee Allen ise, Jeremy Ellis ve Darron Patterson’ın atasıydı.

Darron Patterson: Çıplaktılar. Dışkıladıkları yerde yemek yiyorlardı. İki ay boyunca haftada yalnızca bir gün kargo ambarının kapakları açıldı. Delirmeden böyle bir şeyden sağ çıkabilecek kaç kişi tanıyoruz?

Pat Frazier’ın büyük-büyük-büyükannesi Lottie Dennison’ın bir fotoğrafı yok ama Caprinxia Wallace ve annesi Cassandra, sahibinin Cudjo Lewis adını verdiği ataları Kossula’nın şaşırtıcı sayıda fotoğrafına sahip.

Anderson Cooper: Nereden geldiğini bilmek ve buraya ilk gelen kişiyi tanımak nasıl bir duygu?

Caprinxia Wallace: Bu, epey güç verici. Büyürken, annem bana, babasının kendisine Cudjo hakkında anlattığı tüm hikayeleri aktardı.

Anderson Cooper: Cassandra, bu bilgiyi aktarmak senin için önemli miydi?

Cassandra Wallace: Çok önemli, evet. Babam bizi karşısına oturtur ve Kossulu, Clotilda ve Cudjo Lewis’in hikayelerini tekrarlatırdı.

Thomas Griffin: Tarihi bir önemi olduğu kadar, anlatılması gereken bir hikayesi de var.

Clotilda’nın hikayesi, 1860 yılında, zengin bir iş insanı olan Timothy Meaher’ın, Batı Afrika’daki Dahomey Krallığı’ndan Alabama’daki Mobile Nehri’ne bir gemi dolusu esir Afrikalıyı yasadışı yollardan kaçırması için Kaptan William Foster’ı tutmasıyla başladı. Kölelik ABD’nin güney eyaletlerinde hâlâ yasaldı ama Amerika’ya yeni köle ithal edilmesi 1808 yılında yasaklanmıştı. Kaptan Foster, günlüğünde, esirleri '9 bin dolar değerinde altın ve mal karşılığında satın aldığını' aktarıyor.

Kaynak: National Geographic/THOM TENERY

Bu replikanın da gösterdiği gibi, köleleştirilmiş Afrikalılar iki korkunç ay boyunca Clotilda’nın kargo ambarında çıplak bir şekilde kilitli kaldılar. Mobile Nehri’ne vardıklarında, Timothy Meaher ve birkaç kişiye daha teslim edildiler. Kaptan Foster, daha sonra Clotilda’yı yakarak batırdığını iddia etse de tam yeri bir gizem olarak kaldı. 2018 yılına geldiğimizde, yerel bir muhabir olan Ben Raines, Clotilda’yı Mobile’den uzak olmayan bir yerde, yaklaşık altı metre derinde buldu. Kaptan Foster’ın günlüğündeki ipuçlarını takip ederek yedi aydır gemiyi arıyordu.

Tam yeri, birinin gemiye zarar verebileceği korkusuyla kamuoyuna açıklanmadı. Diğer yandan, geçtiğimiz şubat ayında, Alabama Tarih Komisyonu enkazın doğrulanmasına yardım eden deniz arkeoloğu James Delgado’nun bizi oraya götürmesine izin verdi.

Anderson Cooper: Clotilda bu yöne doğru mu gelmişti?

James Delgado: Doğruca buraya… İnsanları bıraktıktan sonra düz bir çizgide ilerledi ve sonra kıyının yakınında onu yakıp batırdılar.

Anderson Cooper: Yani bir suçun kanıtını yok etmeye mi çalışıyordu?

James Delgado: Evet.

Clotilda’nın pruvası yüzeyden çok uzak değil ama su öyle çamurlu ki, onu görmenin tek yolu bir sonar cihazı kullanmak. Sonar cihazında, gövdenin her iki tarafında olduğu gibi, pruva da açıkça görünüyor. Gemi yaklaşık 26 metre uzunluğunda ama arkası, çamurun derinliklerine gömülü halde. Bu iki yatay çizgi, muhtemelen köleleştirilmiş Afrikalıların, Batı Afrika’dan başlayan yolculuğunda tıka basa dolduruldukları kargo ambarının duvarlarıydı.

Anderson Cooper: İnsanların tutulduğu alan ne kadar büyüktü?

James Delgado: İnsanların sığabilecekleri yer açısından, 1.5 metre yüksekliğinde ve yaklaşık altı metre genişliğindeydi.

Anderson Cooper: Bir dakika. Yalnızca 1.5 metre yüksekliğinde miydi? Yani insanlar bu ambarda zar zor ayakta durabiliyorlardı…

James Delgado: Evet.

Batıkta dalış yapmak zor bir iş. Su altında görüş mesafesi sıfır. Gemiyi bile göremezken, Delgado’nun ekibi onu sadece elleriyle keşfetti. Buna 'Braille arkeolojisi' diyorlar.

Delgado ve eyalet arkeoloğu Stacye Hathorn, bize batıktan çıkardıkları birkaç eseri gösterdiler. Bu ahşap parça, muhtemelen geminin gövdesinden. Ve ahşap üzerine sabitlenmiş bu demir sürgü, bir yangının yol açtığı hasara dair kanıtlar sunuyor.

Stacye Hathorn: Ahşabın çizgilerini göremezsiniz.

James Delgado: Bu aslında bir briket gibi.

Anderson Cooper: Yani bu, gemiyi yakmaya çalıştıklarına dair açık bir kanıt mı?

Stacye Hathorn: Evet.

James Delgado: Evet.

Köleleştirilmiş Afrikalılar batmadan önce gemiden çıkarıldı ama Delgado, gemideki bazı insanların DNA’larının hâlâ enkazda olabileceğini söylüyor.

James Delgado: İnsan saçı bulabilirsiniz. Tırnak parçaları bulabilirsiniz. Mesela birisinin dişi düşmüş olabilir.

Anderson Cooper: Clotilda’nın enkazında hâlâ insan saçı bulabilir misiniz?

James Delgado: Evet.

Alabama eyaleti, Clotilda’nın nehir yatağından çıkarılıp çıkarılamayacağını belirlemek amacıyla daha fazla kazı için bir milyon dolarlık bütçe ayırdı. Gemi çok hasar görmüş olabilir veya bu çaba aşırı pahalı olabilir.

Mary Elliott: Şahsen, insanlar için anlaşılması son derece önemli olan şeyin, yapılan bu şeyleri gizlemek için ortak bir çabanın gösterilmesi olduğunu düşünüyorum.

Mary Elliott, Washington DC’deki Smithsonian Ulusal Afro-Amerikan Tarihi ve Kültürü Müzesi’nde kölelikle bağlantılı eserlerden oluşan bir koleksiyonun sorumlusu.

Mary Elliott: Bu geminin kalıntılarını bulmamız çok önemli çünkü Afrika kökenli Amerikalılar açısından bu, onlar için mihenk taşı olan somut kesişimin bir parçası, yani “Size yıllardır söylüyoruz. İşte kanıtı” dedikleri şey.

Dikkat çekici bir şekilde, yakınların büyük kısmı hâlâ Clotilda’nın bulunduğu yerden yalnızca birkaç kilometre uzakta yaşıyorlar. Burası Africatown. 1868’de, köleliğin lağvedilmesinden üç yıl sonra, Clotilda ile getirilen 30 Afrikalı tarafından kuruldu. Joycelyn Davis, Africatown kurucularının onuruna festivaller düzenledi. Onlardan biri, kendi büyük büyük büyükbabası Charlie Lewis’di. Geçen şubat, bizi Lewis Quarters adındaki sokağın başına götürdü.

Anderson Cooper: Bu sokaktaki neredeyse herkesin soyu Charlie Lewis’e kadar uzanıyor.

Joyceyln Davis: Evet. Buradaki herkes akraba.

Anderson Cooper: Vay canına.

Joyceyln Davis: Evet.

Lewis ve diğer bazıları, onları köleleştiren Timothy Meaher’a ait yakınlardaki bir kereste fabrikasında çalıştılar.

Joyceyln Davis: Günde yaklaşık bir dolara çalıştılar. Bu yolla arazi almak için para biriktirdiler.

Cudjo Lewis de Meaher’ın kereste fabrikasında çalışmıştı. Cudjo Lewis, 1928 yılında artık 80’lerindeydi ve Clotilda’nın hayatta kalan son tanıklarından biriydi. Africatown’daki kilisenin kurulmasına yardım etti. Yakınları bugün hâlâ aynı kiliseye gidiyor.

Anderson Cooper: Özgür kaldıktan sonra, serbest bırakılan bir grup kölenin elindekileri birleştirip bir topluluk kurması pek mümkün görünmüyordu. Yani, bu olağanüstü bir şey.

Mary Elliott: Olumsuz bir durumdan çıkış yolu bulmakla ilgili söylediğimiz bir şey var.

Anderson Cooper: Çıkışın olmadığı bir durumdan çıkmak hakkında mı?

Mary Elliot: Bu insanlar Afrika kıtasından buraya zorla getirildiklerinde boş kafalarla gelmediler. Elleri boştu. Hayatlarını sürdürmenin bir yolunu buldular. Ve birbirlerine güvendiler. Ve dirençliydiler.

Africatown, Amerika’da Afrikalılar tarafından kurulan ve on yıllar içinde zenginleşirken hayatta kalan tek topluluktur. Bir ticaret bölgesine sahipti. Mobile bölgesindeki Siyahlar için burada bir okul kuruldu ve 1960’larda burada 12 bin kişi yaşıyordu.

Lorna Gail Woods: Onlar bir şehrin içinde bir şehir inşa ettiler. Ve gurur duyabileceğimiz şey de budur.

Cassandra Wallace: Bir benzin istasyonumuz vardı. Bir bakkal dükkânımız vardı...

Darron Patterson: Arabaya servis vardı...

Cassandra Wallace: Postane ve tüm bu şeyler, siyahların gelişen iş dünyasının parçalarıydı.

Ama artık siyahların sahip olduğu o işletmeler yok. 1990’ların başında Africatown’ın ortasından geçen eyaletler arası bir otoyol inşa edildi ve geriye kalan evlerden oluşan küçük kümeler, fabrikalar ve kimyasal tesislerle çevrili. Burada artık 2 binden az insan yaşıyor.

Smithsonian’dan Mary Elliott, bizi Clotilda’dan sağ kurtulanların ve onların soyundan gelen nesillerin gömüldüğü Africatown mezarlığına götürdü.

Anderson Cooper: Africatown’da nereye giderseniz gidin, fabrikaların, sanayinin ve otoyolun sesini duyabilirsiniz.

Mary Elliott: Sürekli bir uğultu var. Bu, gece gündüz duyduğunuz bir uğultu. Ve bu ses, bu toplumun parçalanmasına dair sürekli bir hatırlatıcı.

Konuştuğumuz yakınlar, Clotilda’nın keşfedilmesinin Africatown’ın yeniden canlanmasına yol açacağını umuyorlar ve atalarını köleleştiren Timothy Meaher’ın yakınlarının da bu işe dahil olmasını istiyorlar. Vergi kayıtlarına göre, Meaher’ın akrabaları hâlâ tarihi Africatown arazisinin yaklaşık yüzde 14’ünün sahibi ve isimleri, yakınlardaki sokak ve mülk tabelalarının üzerinde yazılı. Mahkeme kayıtları, gayrimenkullerin ve kereste işletmelerinin yaklaşık 36 milyon dolar değerinde olduğunu gösteriyor. Öte yandan, şu ana dek konuştuğumuz yakınlar, Meaher ailesinden hiç kimsenin buluşmaya hevesli olmadığını söylüyor.

Darron Patterson: Bunun, insanların hatırlamak isteyeceği bir şey olduğunu sanmıyorum.

Caprinxia Wallace: Çünkü şu anda bundan faydalandıklarını kabul etmeleri gerekiyor.

Pat Frazier: Bundan faydalandılar, tam olarak böyle. Bundan faydalandılar. Ve bunu kabullenmek istemiyorlar.

Anderson Cooper: İnsanlar geçmişe bakıp bunu kabul etmek istemiyorlar.

Pat Frazier: Servetlerinin bir kısmının bu şekilde elde edildiğini kabul etmek istemiyorlar.

Darron Patterson: Büyük bir kısmının-

Pat Frazier: Ve bunları, bu insanların sırtından kazandılar.

Anderson Cooper: Onlara ne söylemek isterdiniz? Yani, eğer oturup sizinle bir kahve içmek istelerdi?

Jeremy Ellis: Öncelikle, geçmişte yapılanları kabul etmeliyiz. Ve bir de ailenizin uzun yıllar boyunca, tam beş yıl boyunca atalarıma sahip olmaktan sorumlu olduğu bir geçmişi var. Ve sonra üçüncü kısım; Africatown’da nasıl ortaklaşacağız?

Pat Frazier: Kişisel olarak hiçbir talebim yok. Fakat, bu toplulukta çok fazla gelişime ihtiyaç var.

Meaher ailesinin dört üyesine ulaştık ve bunların hepsi de görüşme talebimizi ya reddetti ya da hiç yanıt vermedi. (Afrika kökenli) Yakınlarla tanışmak isteyen tek kişi Mike Foster oldu. Kendisi, Montana’da yaşayan, 73 yaşında bir hava kuvvetleri gazisi. Geçen yıl kendi soyunu araştıran Mike Foster, Clotilda’nın kaptanı William Foster’ın uzaktan kuzeni olduğunu keşfetti.

Anderson Cooper: Son köle gemisinden haberdar mıydınız?

Mike Foster: Hayır. Hayır.

Anderson Cooper: Bunu duyduğunuzda ne düşündünüz?

Mike Foster: Bundan memnun olmadım. Gerçekten çok üzücüydü.

Anderson Cooper: Biraz suçluluk mu hissediyorsunuz?

Mike Foster: Hayır, suçluluk hissetmedim. Bunu ben yapmadım. Fakat bunun için özür dileyebilirim.

Ve geçen şubat, salgından hemen önce, tam olarak bunu yaptı.

Lorna Gail Woods: Evet, 160 yıldan fazla zaman geçti ve nihayet-

Mike Foster: Yüz altmış yıl.

Lorna Gail Woods: Evet.

Joyceyln Davis: Bu, güçlü bir an. Bu, çok güçlü bir an.

Mike Foster: Özür dilemek için buradayım.

Lorna Gail Woods: Teşekkür ederim.

Pat Frazier: Teşekkür ederim.

Africatown’a turizm çekmek için gösterilen bir çaba dahilinde, Alabama eyaleti burada bir ağırlama tesisi inşa etmeyi planlıyor ama konuştuğumuz yakınlar, bu tarihi siyah topluluğu onarmak, yeniden inşa etmek ve topluluğu kuran Afrikalı erkek ve kadınları onurlandırmak için daha fazlasının yapılabileceğini umuyor.

Pat Frazier: Yani her zaman düşünüyorum, tanrım, çok güçlü ve yetenekli insanlar, birçok şeyi başardılar ve çok az şeyle başlamışlardı.

Darron Patterson: Kargo ambarında taşınan insanların bıraktığı mirasın asla unutulmamasını sağlamak için bir şeyler yapmalıyız. Çünkü burada olmamızın sebebi onlar.


Kaynak: https://www.cbsnews.com/news/ clotilda-slave-ship-alabama- 60-minutes-2020-11-29/?ftag= CNM-00-10aab7e&linkId= 105802378

(Çeviren: Tarkan Tufan)