HAMBURGERE GÖRE ENFLASYON YÜZDE 200!
Bir yanda enflasyon, diğer anda kur baskısı... Birbirini tetikleyen ve halkın satın alma gücünü sürekli azaltan bu döngüye ilişkin çarpıcı ve ilginç bir gösterge de Big Mac endeksi olsa gerek! TCMB eski Başekonomisti Hakan Kara hesaplamış ve sosyal medya hesabından paylaşmış. Big Mac fiyatlarını ABD Doları ve TL enflasyonu üzerinden baz alarak yaptığı bu hesaplamanın sonucu şöyle: Big Mac fiyatı 180 TL. Son 20 yılın göreli olarak en pahalısı. Dünya ortalamasının yüzde 36 üzerinde. Son iki yılda Big Mac fiyatı 2 dolardan 6 dolara çıkmış. Dolar bazında yüzde 200 sandviç enflasyonu! Aslında bu gösterge, TÜİK’in enflasyon verilerine göre çok daha gerçekçi diyebiliriz. Big Mac üzerinden yapılan hesabı, et, süt ve süt ürünleri üzerinden yaparsanız, göreceksiniz ki bu ürünlerde de en az bu oranlarda fiyat artışı yaşanmış.
SAĞLIKSIZ BESLENMENİN DİĞER ADI: SKİMPFLASYON
Marketlere gittiğinizde dikkatinizi çekiyordur, artık çok farklı ürünler var! Söz gelimi tavuk kemiği! Bırakın kırmızı eti, tavuk bile alamayacak durumda olan dar gelirliler, bu kemikleri kaynatıp, çorba ve yemeklerine lezzet katmaya çalışıyor. Bir örnek daha verelim, yağsız süt... Yağ oranı normale yakın sütlerin litresi en düşük 30 TL’yken bu sütler 20 TL’ye satılıyor. Bir bardağa doldurduğunuzda biraz süt katılmış su olduğunu net bir şekilde görüyorsunuz. Yine pek çok üründe, söz gelimi kokteyl sosislerde bileşimlere bakarsanız, anlayacaksınız ki ürün iyiden iyiye kalitesizleşmiş. Nişasta basılmış, gıda boyası eklenmiş salamlar bir başka örnek. Daha pek çok örnek verilebilir. Tüm bu ürünler, kaliteli ürünlere parası yetmeyen dar ve orta gelirliler tarafından mecburen satın alınıyor. Fiyatı biraz yükseltip kaliteyi dibe çekmek, yüksek enflasyon ortamının bir sonucu ve işte skimpflasyon denen de bu!
SATIN ALINABİLECEK KADAR AZ GRAMAJ
Süper marketlerde ve ucuzluk marketlerinde ambalajlı kırmızı et, süt ürünleri ve beyaz et ürünlerine dikkatlice baktığınızda, yarım kilodan 400 grama düşen gramajların yanı sıra 320 gram, 200 gram gibi gramajlara denk geliyorsunuz. Bu gramajlar küçük puntolarla yazıldığı için ilk etapta fark etmiyorsunuz, ancak birkaç kez satın alınca işin içinde bir iş olduğu anlaşılıyor. Bunun sebebi, marketin ya da üreticinin dolandırıcılığı falan değil, ekonomi yönetiminin bu ülkeyi içine düşürdüğü kriz. Bu düşürülen gramajlar sayesinde en azından orta gelirli kırmızı et tüketmiş gibi oluyor. Ya da peynir veyahut tavuk! Sorun şu ki, gramajı düşüreceğiniz seviyenin de bir sınırı var. Söz gelimi 200 gram ambalajlı tavuk döneri 100 grama düşürmek pek de mümkün olmasa gerek! Bu gramaj eksiltmeden sonra, üreticilerin yapacağı tek şey kalan azıcık kaliteyi de biçmek olacak. Mahfi Eğilmez’in vurgu yaptığı shrinkflasyon işte bu gramaj eksiltme meselesi...
AÇGÖZLÜLÜK ENFLASYONU MU, VERİ SAHTEKARLIĞINA KARŞI SAVUNMA MI?
‘Soğan mafyası’ saçmalığını hatırladınız mı? O günden bu yana hemen her üreticinin, aracının ya da perakendecinin buna benzer suçlamalarla karşı karşıya kaldığını gördük hep birlikte. Hem de bu saçma suçlamaları yapanlar, devletin üst düzey yöneticileri oldu. Tedarik zincirinin başından sonuna ekonomik aktörler ‘fırsatçı’, ‘komplocu’, ‘dolandırıcı’ etiketleri yediler. Uzun süreli ve yüksek seyreden enflasyonist ortamlarda, gerçekten de fiyatları enflasyonun çok üzerinde artıran firmalara, aracılara rastlanabiliyor. Bu tarz enflasyonu azdıran fiyat artışlarına ‘greedflasyon’ yanı ‘agözlülük enflasyonu’ ardı veriliyor. Ancak, bu Türkiye’de çok fazlaca rastlanan bir durum değil, zira Türkiye’deki temel sorun veri sahtekarlığı kaynaklı ve doğal olarak üreticisinden dağıtımcısına zincirin her noktasında resmi enflasyonun üzerinde bir zam yaparak, kar marjını bir ölçüde korumaya çalışan bir davranış biçimi gelişiyor. Buna da dense dense ‘gerçek enflasyon tahmini’ denebilir herhalde!