YAZARLAR

Oynat Uğurcuğum!*

Cumhurbaşkanı’na en yakın üç isim olarak bilinen İbrahim Kalın, Mustafa Varank ve Hasan Doğan dışında hiç kimsenin destursuz yanına yaklaşamadığı ifade ediliyor. O daracık çemberde neler konuşulduğu, planlandığı ise AK Parti grubu da dâhil olmak üzere herkes için bir sır. Ötesi içinse Davutoğlu'na yakın bir ismin yorumu geçerli gibi: Oynat Uğurcuğum!

Siyasi kulislerdeki yorum şu, “mahalle karıştı!” Sahi karıştı mı? Köşe yazıları üzerinden düelloya tutuşanlar aynı mahallenin çocuğu mu? Emin değilim. Eskiden öyleydi ama “yeni Türkiye” bambaşka, bunu herkes biliyor.

Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yakın isimler, “Ahmet Davutoğlu’na yakın” olduğunu açıkça ifade ettikleri Karar gazetesinin yazarı Hakan Albayrak’ın 11 Eylül 2017 tarihli yazısına veryansın ediyorlar.

Ne demişti Albayrak?

“Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti), adı üstünde, her şeyden evvel adalet için kurulmuştu. Ne var ki bugün AK Parti iktidarında adalet fena halde yaralı. Terörle mücadelede kantarın topuzunun kaçırıldığı, hem de çok fazlasıyla kaçırıldığı, haksız yere tutuklanan insanların haddinin hesabının olmadığı su götürmez bir gerçek… Erdoğan’ın doğrularını besleyip yanlışlarının önüne geçen akil adamların, parti yönetiminden ve hükümetten bir bir uzaklaştırılması eleştiriliyor. Eski AK Parti’ye, ortak akla, kadro hareketine duyulan özlem ifade ediliyor. Gittikçe yükselen bir tepki var. Bu tepki şimdilik homurtu halinde ama ‘kuvveden fiile çıkması’ an meselesi.”

Bu satırlara ilk tepki Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış’tan geldi. Akış sosyal medya hesabından, “Hakan Albayrak'a ‘sen önden git bi bak bakalım’ demişler...” yorumunu yaptı.

Tartışmaya katılan Yeni Şafak yazarı Hasan Öztürk ise “Ak Parti’nin alternatifi yine Ak Parti. O nedenle Ak Parti’nin iktidardan alaşağı edilmesinin tek yolu partiyi bölmekten, Ak Parti içinden bir başka parti çıkarmaktan geçiyor; biliyorlar!” diye yazdı.

Aslında Öztürk’ün yazısında en dikkat çeken, Meral Akşener’in kuracağı partiye AK Parti’den katılım olup olmayacağına ilişkin şu satırlardı, “Akşener hareketinin amacının, ‘Mevcut siyasi tabloyu değiştirmek’ olduğunu ilan etmesi, aslında Ak Parti içine de bir mesajdı. Yani iktidar olup millete hizmet etmekten söz etmiyorlar. Mevcut siyasi tabloyu yani tahkim edilmiş siyasi iktidarı yıkmayı amaçlıyorlar. Yerine neyi inşa edecekler sorusunun cevabıysa yok. Çünkü Meral Akşener hareketi ya da CHP’nin Ak Parti’ye siyasi bir alternatif olamayacağının farkındalar. Alternatifin Ak Parti’nin içinden çıkacağını biliyorlar ve bütün planlarını ona göre yapıyorlar. Peki soru şu, Ak Parti içinde bu projeye teşni olanlar var mı? Ak Parti’yi bir koalisyon olarak düşünürsek sorunun cevabı, ‘neden olmasın’dır. 2018’in ilk aylarına ulaştığımızda ne demek istediğimi alenen göreceğiz diye düşünüyorum. Yanılmayı çok isterim.”

* * *

2018’de olası bir erken seçim senaryoları bir yanda AK Parti içinden yeni bir parti çıkacağı senaryoları, diğer yanda kulisler bir takım rivayetlerle çalkalanırken Akşener’in kuracağı partinin rüzgârı da bu senaryolara sirayet edince ortalık hareketlendi.

AK Parti içinde hem de etkili isimlerden bazılarının güvenilir ortamlarda gidişata ilişkin memnuniyetsizliğini gizlemediği Ankaralı gazetecilerce biliniyor. Bu yeni bir durum değil. Hatta bazı yer değiştirmelerin bu homurtuların bedeli olduğu konuşuluyor. Bir de Ahmet Davutoğlu’nun Meclis Başkanı olması ihtimalinin gündeme getirilmesi var ki, o apayrı bir mesele. Bu meseleden bağımsız, Karar yazarlarının yorumlarına ilişkin Ahmet Kekeç, Star gazetesindeki bugünkü (13 Eylül 2017) yazısında şöyle diyor:

"Karar yazarı, AK Parti çevrelerinde, hükümet mahfillerinde, hatta Beştepe’de yaygın olarak konuşulan ‘başarısızlıklar’dan bahisle, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı yaklaşmakta olan bir şeyle tehdit ediyordu: “Gittikçe yükselen bir tepki var. Bu tepki şimdilik homurtu halinde ama ‘kuvveden fiile çıkması’ an meselesi...

Bu “an meselesi” ifadesini, “yaklaşmakta olan”, yani ihtimal dâhilindeki bir “gelişme”yle ilişkilendirebiliriz. Bu gelişmenin ne olabileceğini, aynı yazarın bir başka makalesindeki şu sözler vuzuha kavuşturuyordu: “AK Parti içinden çıkacak hem İslamcı, hem Batı’yla iyi geçinen bir parti…” Karar yazarı, bir süre önce, Konya milletvekili ve eski Başbakanlardan Ahmet Davutoğlu’na yönelik eleştirileri cevaplarken, “E yuh yani!” diye bir ifade kullanmıştı. Kendi gazetesinin bir yazarı, yine Eski Başbakanlardan Erdoğan’dan bahisle, “Midas’ın eşşek kulakları” diye bir yazmıştı. Buna da “E yuh yani!” diyor mu? Diyecek mi?"

* * *

Kim kime yuh der bilmiyoruz ama Ahmet Davutoğlu’nun yakın çalışma ekibinden önemli bir ismin, “Davutoğlu bu tartışmanın neresinde? Meclis Başkanı olma ihtimali var mı, kendisiyle bu konu konuşuldu mu?” soruma verdiği yanıtı size aynen aktarıyorum…

“Hoca 30 Ağustos’a gitmiş, Cumhurbaşkanı da yanına oturmuş. Gitse bir türlü gitmese başka türlü! Bu fotoğrafa bakıp arkadaşlar herhalde şöyle yorumladılar: E kendisine bakanlık teklif etmek ayıp olur, başbakanlık teklif edilecek olsa ‘niye aldın o zaman?’ diye sorarlar. O vakit geriye ne kalıyor? Meclis Başkanlığı (gülüyor)... Arkadaşlar arayıp sormak yerine tıpkı futbol yorumcuları gibi pozisyona bakarak yorum yapıyorlar. ‘Oynat Uğurcuğum!’ yorumları bunlar (gülüyor). Ne Sayın Abdullah Gül ne de hoca birilerinin yazılarıyla, yorumlarıyla öne çıkacak siyasetçilerdir. Onlar da yazılanları herkes gibi okuyor, o kadar.”

Bir AK Parti yöneticisine yönelttiğim soruma aldığım yanıt ise aynen şöyle, “Birilerinin rahatsızlığını dile getirdiğini yazıp çiziyorlar. Kimmiş onlar? Bize gelen bir şikâyet yok. Ne parti yönetiminde konuşuluyor bunlar ne de bizzat Sayın Cumhurbaşkanı’na böyle eleştiriler iletiliyor. Bunlar dedikodu. AK Parti’yi karıştırmak için yapılan dedikodular.”

Tamam, bunların partinin yönetim organlarında konuşulmadığını varsayalım. Peki şu soru da mı akla gelmiyor? “Ya korkuyorlarsa! Bizzat Erdoğan’a iletmekten çekiniyorlarsa?.. Ya da Erdoğan’a yaklaşamıyorlarsa?..”

AK Parti Genel Merkezi’nde fısıltıyla anlatılanlara göre Cumhurbaşkanı’nın yanına girip konuşmak öyle kolay değil. Eski isimler yanından bir bir uzaklaştırılırken çevresindeki çember giderek küçüldü. Cumhurbaşkanı’na en yakın üç isim olarak bilinen İbrahim Kalın, Mustafa Varank ve Hasan Doğan dışında hiç kimsenin destursuz yanına yaklaşamadığı ifade ediliyor. O daracık çemberde neler konuşulduğu, planlandığı ise AK Parti grubu da dâhil olmak üzere herkes için bir sır. Ötesi sahiden “Oynat Uğurcuğum!”

* Maraton adlı spor programında Şansal Büyüka ile Erman Toroğlu’nun yönetmen Uğur Yıldırım’a pozisyon tekrarı için söyledikleri söz.