YAZARLAR

Arda sen az ötede oyna

Arda'nın milli takımı bıraktığı an açıklama yaptığı an değil, Bilal Meşe'ye saldırdığı andır. Bırakınız milli takımdan uzak dursun. Her kademesinde kabadayılarca temsil edilen Türkiye, bari futbol ortamında bir eksik kabadayıyla temsil edilir olsun artık.

Arda'ya hepimiz umutlarımızı bağlamıştık. Uzun yıllar sonra teknik, oyun aklı yüksek, oyunda sorumluluk alabilen, bitiriciliği iyi derecede bir oyuncuydu. Samimiydi. Saftı. Hani son Instagram fotoğrafına koyduğu günlerden bahsediyorum. Hagi'ye top atan saf top toplayıcı çocuktu. İlk yıllarından bu yana tüm gelişimini takip ettik. Arada yaramazlıkları vardı. Bordeaux maçında rakibine kafa attı, 'Zidane' güzellemesiyle bağra basıldı. Galatasaray-Fenerbahçe derbisinde kavganın başını çekti, "Derbi maçıdır, olur" deyip geçildi. Sempatikti, yetenekliydi. Arda, ilkokuldaki, "Çok yaramaz, uslu durmuyor, hayta ama notları pekiyi zeki çocuk" dediğimiz çocuktu. Aile büyüklerinin "Erkek çocuk o. Kavgaya karışacak, biraz sert olacak tabii" diyerek serseriliğini affettiği mahallenin delikanlısıydı. Zaten en çok övündüğü şey de bu delikanlılığı ve adamlığı (!). O kadar delikanlıydı ki, sosyal medyada kendisine beğenmediği bir yorum yazana bile tehdit savurabilir hale gelmişti. Bayrampaşa'dan bir Arda çıkmıştı da, Arda'nın içinden Bayrampaşa çıkamamıştı.

Bütün bir haftanın konusu Arda Turan'ın saldırısı, prim kavgası ve milli takım tartışması oldu. Arda'nın Bilal Meşe'ye saldırısını kabul etmek, makul görmek mümkün değil. Fakat Arda'nın bu saldırısını hâlâ ve hâlâ güzellemeye, alttan almaya çalışan yorumlar görüyor, okuyorum. Arda Turan'ın milli takımı bırakma kararına "Sen kimsin milli takımı bırakıyorsun?" tepkisi koyanlar bile var. "Ah be kardeşim neden bırakıyorsun? Daha Dünya Kupası bile oynamadın" diyen de. Hatta ve hatta, Arda'nın ipini 'Evet' videolarından sonra bazı siyasilerin çektiğini söyleyen de. 70 yaşındaki bir gazeteciyi dar alanda kıstırıp döven birini, kutsallık mertebesinde gördüğünüz milli takım kaptanı olarak gerçekten istiyor musunuz? Arda'nın bu davranışını, sonrasındaki sözlerini hafifletmeye çalışırken bunları göz önüne almak lazım. Kaldı ki Arda'nın yaptığı hareketin hafifletilmeye çalışacak ufacık bir yanı dahi yok! Olamaz.

Yaşananların üzerine söylenebilecek, olaya farklı açılardan yaklaşılabilecek çok şey var. Medyanın onu bu hale getirdiğini düşünebiliriz. House of Cards komploculuğuyla, ondan kurtulmak için onu böyle davranmaya yönlendirdiler diyebiliriz. Erkeklik, kadınlık üzerinden okuyabiliriz bunu. "Arda iyi çocuk da çevresi kötü" de diyebiliriz. Olaylara buradan bakıp işin sosyolojik, psikolojik analizlerini yapabiliriz. Ne sonuç verir bu bize bir değişim yaşanmadıkça? "Yaptığının cezasını çeker geri döner" diyenler bile duydum Arda'nın yaptığının arkasından. Yaptığının cezası üç aylık, beş maçlık cezayla geçiştirilebilecek bir şey gibi görülüyor. Akıl alır gibi değil! Yaşça büyük, duayen bir gazeteciyi dövmenin affedilebilir bir cezası var diyebilmek, hele ki bunu kutsallaştırılmış milli takım forması ve kaptanıyken bu davranışın affedilebilir olduğunu söylemek affedilebilir değil. Gazeteci döven futbolcular ne zaman cezalandırılacak acaba? 30 yaşına gelmiş birine "Yaramaz ama zeki" yaklaşımını ne kadar devam ettireceksiniz?

Ülke spor basınının sonunda bir futbolcuyu protesto etme refleksi gösterebildiği basın toplantısında, milli takımı bıraktığını açıklamasına karşı çıkmak hükümsüz bir tepki. Arda'nın milli takımı bıraktığı an açıklama yaptığı an değil, Bilal Meşe'ye saldırdığı andır. Bırakınız milli takımdan uzak dursun. Her kademesinde kabadayılarca temsil edilen Türkiye, bari futbol ortamında bir eksik kabadayıyla temsil edilir olsun artık. Bırakın Arda topunu alsın ve az ötede oynasın artık.


Volkan Ağır Kimdir?

1987 İstanbul doğumlu. 2006 yılından bu yana blog yazıyor. 2008 yılında Cumhuriyet gazetesi Spor Servisi'nde muhabirliğe başladı. O günden bu yana yoğunlukla spor muhabirliği yapıyor. Serbest muhabir olarak 2014 yılında Dünya Kupası'nı Brezilya'da, 2015 yılında Copa America'yı Şili'de takip etti. 2011 yılından bu yana Açık Radyo'da her pazartesi günü 19.30'da Efektifpas isimli spor programını sunuyor. Gazete Duvar'da haftalık, zaman zaman da çeşitli yayınlara özel konularda haberler hazırlıyor. Zaman zaman da kendisine dokunan sosyal ve toplumsal olaylar hakkında da yazıları ve haberleri çeşitli medyalarda yayınlanıyor. 2016 Ekim ayından bu yana Almanya'da Köln'de yaşıyor.