Evrim Altuğ
Evrim Altuğ

Savaşların müzesinde barış teşhirine davetiye

Cumartesi, 20 Mayıs, 2017
Sergide sayısı milyonu aşkın Suriyeli sığınmacının nezdinde, Ege Denizi'nin Kos adasında bulunmuş can simitlerinden, kriz sürecini belgeselleştiren orijinal ve uluslararası gazete örneklerine, ya da Suriye lideri Esad ile Rusya lideri Putin onuruna tasarlanmış tabaklar ve kahve fincanlarına, oradan Suriye'deki iç savaş kalıntılarından kurtarılanlara yardıma giden 'Beyaz Miğferliler'in kullandıkları başlıklara ya da çeşitli etnik kökenlere mensup birey ve ailelerin öykülerine uzanan geniş bir perspektif, sizleri bekliyor. Serginin temsili olarak teşhir edilen en önemli unsurlarından birini de, ölümcül kesitiyle görülebilen bir 'varil bombası' oluşturuyor.

Kraliyet Savaş Müzeleri’nin, sizi girişinde iki namlulu bir donanma zırhlısı topu, iç avlusunda ise Spitfire ve Harrier uçakları ile V1 roketleriyle karşıladığı Londra’daki merkez yapısı, 28 Ağustos’a değin ‘Barış’ın imge, kelime, doku ve seslerine ev sahipliği yapıyor.

Küratörlüğünü tarihçi Matt Brosnan’ın yaptığı dokümanter sergi, “Halkın Gücü: Barış için Savaşmak / People Power: Fighting for Peace” başlığı bünyesinde, Birinci Dünya Savaşı’ndan günümüze ulaşan üç yüz dolayında Barış aktivizmi ‘delili’ni, gerek el yazısı, gerek tuval resmi, gerek obje ve gerekse poster ile sayısız fotoğraf ya da rozet ve elbet müzik gibi unsurlar refakatinde önümüze koyuyor.

Sergide – müzede ayrıca Birleşmiş Milletler ‘Barış Gücü’ panzerinden, bomba imha kostümü ve 11 Eylül 2001 trajedisinin sembolü haline gelen Dünya Ticaret Merkezi İkiz Kuleler kalıntılarından bir parçaya dek, hiç bir şey unutulmamış. Buna, IRA’nın Birleşik Krallık tarihindeki bağımsızlık mücadelesini yansıtan propaganda kareleri, kasetler veya yine aynı dönemden bir zırhlı da eşlik ediyor.

Ücretsiz müzenin ‘ücretli’ kısmında gezilebilen etkinlik, savaş karşıtı protestolar tarihine de, Reuters’ın beyaz, zırhlı, kurşun delikli haber cipinden Bağdat’ta 2007’de havaya uçmuş bir aracın hurdasına, oradan devrik Irak diktatörü Saddam Hüseyin’e atıfla yine Bağdat’ta örülmüş, ancak yine Büyük Britanya’daki bu müzeye taşınmayı başarabilmiş ibretlik bir ‘övgü mozayiğine’ değin genişleyen asırlık, ibretlik bir perspektifle yaklaşıyor.

evrim11

Etkinlikte, Paul Nash ve C.R.W. Nevinson’ın savaş karşıtı 1917 ve 1918 tarihli “Tel Örgü” ve “Zafer Yolları” gibi tuvallerinden, bugün tüm dünyaca barış sembolü olarak bilinen, sanatçı Gerald Holtom imzalı Nükleer Silahsızlanma grafik sembolüne kadar, büyük bir zenginlik söz konusu. Buna, ta 1908’den günümüze ulaşmış, kadınların taşıdığı, “Kutsananlar, Barışı inşa edenlerdir,” dövizi de ekleniyor. Bu düzlemde sergide ayrıca, yine 1926’da Hyde Park’ta kadınların taşıdıkları el yapımı, grafik kaliteli “Yaşam ve Ölüm”, “Savaş Faydasız” gibi diğer dövizler de seçilebiliyor.

Serginin mihenk taşı sayılabilecek tuvallerinden birinde ise, ressam C.R.W. Nevinson, bir kâhin yüküyle, Ortaçağ’ın savaş sahnelerini Birinci Dünya Savaşı’nın yıkım görüntülerini buluşturduğu, 1934 tarihli “İnsan Kaybının Bitmez Kültü” isimli eseriyle hatırda kalıyor. İngiliz İşçi Partisi’nin 1935 tarihli “Savaşı Durdur, İşçi Partisi’ne Oy Ver” mesajlı posteriyle de kalabalıklaşan sergide bunların dışında, tarihteki ilk vicdanî retçiler ve maruz kaldıkları durumlar da, türlü yazışma ve doküman ile fotoğraflarla ‘kutsanıyor’.

TÜRKİYE’DE GEZİ DİRENİŞİ SERGİSİ YAPILIR MI?

İnsanın aklına, “Harbiye Askeri Müzesi’nde de bir gün Gezi Direnişi sergisi yapılır mı?” sorusunu hınzırca getiren, vaktiyle Türkiye’de de yapılan savaş karşıtı nice kampanya ve mitingi anıştıran etkinlik, çocuk edebiyatı klasiği Winnie the Pooh’un yazarı A.A.Milne’in Hitler’in yükselişiyle belirginleştirdiği savaş karşıtı duruşunun belgelendiği el yazması bir mektuba da kucak açıyor.
Sergi yine, ülkede çoktan bir popüler imaja dönüşen, Peter Kennard ve Cat Picton Phillips’in, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair öncülüğündeki 2003 Irak ‘savaşı’nı protesto amacıyla ‘selfie’ mantığı ile tasarladıkları 2007 tarihli, ikonik ve kara mizahi foto-kolaja da yer veriyor.

saddam11Büyük bölümü tek katta toplanan sergi, 1940’lı yıllar Londra’sından savaş karşıtı miting kareleriyle, ‘Savaşı Durdur’ koalisyonunun dünyaya saçtığı barış mesajlı çarpıcı grafik tasarım ve propaganda unsurlarıyla ya da 1982’de 30 bin kadının kuşattığı RAF/USAF askerî hava üssünü el yapımı renkli çaputları ve Berkshire’da bizatihi tutuştukları elleriyle ısıttığı günlere dair kadrajlarıyla da, göz dolduruyor. 1945’le birlikte Anti-Nükleer karakterini netleştiren serginin bu koşullarda yansıttığı posterler, ilk barış sembolü çıkartma ve mühür baskıları, rozetleri, ‘lolipop’lar ve 1980’lerde Cruise füzeleri özelinde Peter Kennard’ın hazırladığı savaş karşıtı grafik ürünler, etkinliğin moral ve inadını hep aynı seviyede korumayı başarıyor. Serginin bir diğer köşesinde de, ABD Başkanı George W.Bush’a yönelik protesto tişörtleri ile Blair ve Bush’u ağır eleştiriye maruz bırakan türlü posterler görülebiliyor.

Birinci ve İkinci Dünya Savaşı ile Soğuk Savaş ve Modern Çağ gibi kabaca dört ayrı zaman diliminde gezilebilen sergi ayrıca, 1911 Londra’sının “Barış Anneleri”ni veya Pink Floyd The Wall albümünde kendisine seslenilen Vera Brittani’yi de unutmuyor.

Aslında Kraliyet Savaş Müzeleri Londra Merkez yapısında bu sergiye refakat eden öteki sergiler de, Barış amaçlı bu serginin kimliği ve estirdiği rüzgârdan iyice nasibini alıyor. İngiltere’nin Afganistan’a gönderdiği askeri gücü ve neticelerini bir salonda izlerken, diğer bir salon ise duvarlarını gerek video belgeseller, gerekse fotograflarıyla ‘Suriye: Keşfolunan bir Çatışma’ya ayırıyor.

Bu sergide sayısı milyonu aşkın Suriyeli sığınmacının nezdinde, Ege Denizi’nin Kos adasında bulunmuş can simitlerinden, kriz sürecini belgeselleştiren orijinal ve uluslararası gazete örneklerine, ya da Suriye lideri Esad ile Rusya lideri Putin onuruna tasarlanmış tabaklar ve kahve fincanlarına, oradan Suriye’deki iç savaş kalıntılarından kurtarılanlara yardıma giden ‘Beyaz Miğferliler’in kullandıkları başlıklara ya da çeşitli etnik kökenlere mensup birey ve ailelerin öykülerine uzanan geniş bir perspektif, sizleri bekliyor. Serginin temsili olarak teşhir edilen en önemli unsurlarından birini de, ölümcül kesitiyle görülebilen bir ‘varil bombası’ oluşturuyor.

Bugünkü savaş koşullarında yapılması gereken her ne varsa, Londra da açılan bu sergi bütünlüğü, bilene, görebilene ve unutulmaması gerekeni sahiplenebilene paha biçilmez mesajlar vadediyor. Alınacak dersler adına bunlarla yetinmeyeni ise, müzenin İkinci Dünya Savaşı’nda yaşanan Holokost’a ilişkin özel, can dayanmaz birimi bekliyor.

YAZARIN DİĞER YAZILARI