'Referandumundan önce terörün önü kesilmeyecek'

Cumartesi, 7 Ocak, 2017
Rejimin, Anayasa referandumundan önce terörün tırmanmasının önünü kesme niyetinde görünmediğini ileri süren Çağdaş Türkiye Araştırmaları Merkezi Müdürü İlşat Saetov, korku ortamında milletin hep iktidar partisini desteklediğini vurguladı.

Gazeta.ru yorumcularından Valentin Loginov, Türkiye’de Anayasayı değiştirme sürecini ele aldı. AK Parti’nin MHP ile yaptığı ittifak Meclis oylamasını şimdilik “olumlu” kılıyor. İki partinin milletvekili sayısı kanun tasarısının Meclis’ten geçmesi için gereken 330’u aşıyor bile. Yazara göre ilgili kanun tasarısının Meclis’te ve referandumda beklenen onayı yeni reformlara yol açacak.

Gazeta.ru’ya konuşan uzmanlar, sözkonusu reformların, Erdoğan’ın şahsi iktidarını artırmaktan ziyade Türkiye’nin İslam dünyasındaki yerini kuvvetlendirmeye yönelik olacağını ifade etti.

Loginov, Atatürkçülerin protestolarının “asgari seviyede” kalacağını sanıyor, çünkü kendi deyişiyle “bugünkü Türkiye şartları geniş çaplı direniş için elverişli değildir”.

REGNUM Ajansı, Reina’da terör olayını değerlendirdi. Ajans’a göre katliam arifesinde Yılbaşı gecesi eylem planlayan sekiz IŞİD militanını yakalayan polis, olası terör saldırısından haberdar imiş.

Yazıya göre Türkiye’de terör tehlikesinin “sistematik hal almış olduğu” ortadaymış. Gece gündüz çalışan Emniyet’in birçok eylem önlemesine rağmen terör riski sürekli artmaktaymış.

Terör olaylarının Rus-Türk işbirliğinde yeni atılan adımlar veya Ankara ile Moskova’nın Suriye’de beraber yaptıkları hareketlere denk gelişi “uzmanların gözünden kaçmış değil”. Üstelik Kuzey Suriye’de TSK ile savaşan IŞİD, terör eylemleri ile Türkiye devletini yozlaştırmaya çalışıyor, zira Irak ve Libya’da bu taktik başarılı oldu.

TURİZM SİYASİ GELİŞMELERE BAĞLI

Bu arada Eho Moskvı radyosunun mikrofon uzattığı Rusya Turizm Derneği basın sekreteri İrina Türina, terör olaylarının çoğaldığı Türkiye’de tatil yapmaktan çekinen turist sayısının arttığını bildirdi. Kendisine göre çoğu Rus turizm ajansı yaz sezonuna hala ümitle bakıyor, “ama herşey Türkiye’deki siyasi gelişmelere bağlı olacak”.

Novaya gazetesine Reina eylemini yorumlayan Çağdaş Türkiye Araştırmaları Merkezi Müdürü İlşat Sayetov, teröristin uyruğunun hiç önemli olmadığının altını çizdi. Kendisine göre “terörle mücadele ülkeleri birbirine yaklaştırır ama fazla değil”. Mesela Suriye’de Rusya ve Türkiye kendi ve farklı çıkarları peşindeler”.

Rejimin, Anayasa referandumundan önce terörün tırmanmasının önünü kesme niyetinde görünmediğini iddia eden Saetov, korku ortamında milletin hep iktidar partisini desteklediğini vurguladı. Üstelik FETÖ’ye karşı yürütülen kampanya kapsamında on binlerce güvenlik uzmanının işten atılması polisi çok zayıflatmış.

Nezavisimaya gazetesine göre “Rus-Türk ilişkileri sağlamlık testinden başarı ile geçmiş”.

Uçak krizinden yedi ay geçtikten sonra ilişkilerin normalleşme süreci devam ediyor. Suriye’de de iki ülke koordine bir şekilde hareket etmektedir. Bu olumlu ortamda birden bire patlak veren Rus Büyükelçisinin suikastı ikili ilişkileri zor bir teste sokmuş. Rusya’ya göre suikastın sebebi Halep’teki gelişmeler olabilir, Türkiye ise hemen FETÖ’yü suçlamış. Ama her iki tarafın, eylemin Rus-Türk ilişkilerini baltalamaya yönelik olduğundan şüphesi yok.

Gazete muhabirinin görüştüğü uzmanlar, suikastın, Moskova ile Ankara’nın Suriye’deki koordinasyonunun aktif hal aldıktan sonra meydana geldiğine dikkat çekti.

 

‘TSK İLE ÇATIŞMA NE KADAR ERKEN OLURSA O KADAR İYİ’

Siyaset bilimci Mihail Oşerov, Eho Moskvı radyosu web sitesinde çıkan yazıda Türkiye ile Şam rejimi arasında bir silahlı çatışmanın “kaçınılmaz” olduğunu iddia etti.

Oşerov’a göre bundan sonra Şam ordusu, Suriye’nin bütünlüğü açısından stratejik önem taşıyan “Halep’in kuzeyi”, Palmira ve Rakka’ya odaklanacak. İç savaşın başlıca sebebinin, Körfez ülkelerinin Suriye ve Türkiye topraklarından Avrupa’ya boru hatlarını çekme arzusu olduğunu iddia eden yazar, Halep eyaletinin kuzey kısmını “işgal eden” TSK’nin operasyonunun Suriye egemenliğine en büyük tehlikeyi oluşturduğunu öne sürdü. Kendisine göre bu durum sadece “askeri güç ile” ortadan kaldırılabilir. Söz konusu çatışma kaçınılmaz ve “ne kadar erken yapılırsa ülkenin toprak bütünlüğü o kadar çabuk gerçekleşir”.

Argumentı i Faktı gazetesi, Gazprom’un “Türk Akımı” projesine 310 milyon euro aktaracağını bildirdi. Bu para, boru hattının montajını yapacak South Stream Transport B.V. firmasına üç buçuk yıllık süre ile borç olarak verilecek. Gazprom Yönetim Kurulu başkanı Aleksey Miller’e atıfta bulunan gazete, Karadeniz’de montaj işlerine 2017’nin ikinci yarısında başlanacağını yazdı.

EADaily Ajansı, 3 Ocak 1799 günü İstanbul Antlaşmasının (Konstantinopolskiy dogovor) imzalandığını okuyucularına hatırlattı. Bir taraftan Osmanlı devleti, diğer taraftan Rusya ve İngiltere’nin imzaladığı antlaşma, Avrupa’da Fransa Cumhuriyetine karşı yürütülen savaşa Türkiye’nin katılımını sağladı. O günlerde İtalya’yı işgal eden Fransızlar Balkanlar’ın eşiğine gelmiş ve Yunanistan’da devam eden Osmanlı’dan bağımsızlık hareketini teşvik ediyordu. Üstelik Napoleon’un komutasındaki ordu Mısır’ı işgal etmişti.Karşılık olarak Osmanlı ve Rus gemileri koordine bir şekilde İyonya adalarını Fransızlardan temizlemeye başlamıştı.

Antlaşma uyarınca 12 Rus savaş gemisi Osmanlı filosuna katılıyor, bütün Rus savaş gemileri de ilk defa Boğazlardan serbestçe geçebiliyordu.

1805’te Osmanlı devletinin talebi üzerine antlaşmanın süresi uzatılmış fakat ayni yıl Napoleon’un Austerlitz zaferinden sonra başlayan Osmanlı devletinin Fransa ile yakınlaşması 1806-1812 Rus-Türk savaşına sebep olacaktı.


Andrey İsaev kimdir?

Moskova Devlet Üniversitesi Türkoloji Bölümü'nden mezun. Rusya Bilim Akademisi Şarkiyat Enstitüsü ile Kazan Devlet Üniversitesi'nde çalıştı. Toplam 17 yıl çeşitli görevlerde Türkiye’de bulundu, Çin ve Hindistan’da çalıştı. Gazetecilik, araştırmacılık ve çevirmenlik yapıyor. RS FM radyosu kurucularından ve ilk genel müdürü.“Eski Çağ Türkiye tarihi” ve “Hint-Avrupa Mitolojisi: bir inceleme denemesi” adlı kitapları var.

YAZARIN DİĞER YAZILARI