Kentsel dönüşümün çürüttüğü ruhlar ve direnç

Kleber Mendonça kentsel dönüşüme şehrin gözünden bakıyor. Filho, net biçimde anlatıyor.

Google Haberlere Abone ol

Esra Karataş  [email protected]

Türkiye'de kentsel dönüşümün nasıl “dönüşemediğinin” ya da nelere dönüştüğünün yakın tanıklarıyız. Kentin tarihsel dokusunu göz önüne almadan şehri parselleyip satan, her metrekareden rant elde etmeye çalışan müteahhitler hayalet şehirler inşa ediyorlar. Brezilya bizimle aynı kaderi paylaşan ülkelerden, keza Arjantin de öyle. Fernando E. Solanas, 2004 yapımı Yağma Anıları ile Arjantin’de gerçekleşen reform hareketlerinin yarattığı tahribatı gözler önüne sermişti. Aynı coğrafyadan çıkan Kleber Mendonça Filho ise Aquarius filmiyle kentsel dönüşüme şehrin bir sakininin gözünden bakıyor. Kentin yaşamında bıraktığı tortunun kazınmasına izin vermeyen, geçmişine ve evine sahip çıkan Aquarius Apartmanı’nın sakini Clara’nın kentsel dönüşümle mücadelesini izliyoruz.

Filmin, ikirciksiz ve net bir bakış açısı olduğunu söyleyebiliriz en baştan. Filmin başkarakteri Clara’nın sağlam duruşu filmin omurgasını oturtmaya çalıştığı bakış açısını da ortaya koyuyor. Kentsel dönüşüme karşı tavrını koyan Filho, bu bakışı Clara karakteri üzerinden beyazperdeye taşıyor. Film hayatının sonbaharına doğru hızla ilerleyen bir kadının biyografisine tanıklık eden alt metinle kentsel dönüşüme eleştirel bir tutum sergiliyor.

DOLAYLI AMA MUĞLAK DEĞİL

Aquarius üç bölümden oluşuyor. Clara, Clara’nın Aşkı ve Kanser. İlk bölümde 70'inci yaşını kutlayan teyzenin doğum gününde, 80’li yıllardayız. Doğum günüyle ilgili konuşmalar yapılırken, teyzenin aklından geçenleri geri dönüşlerle takip ediyoruz. Teyze, net bir şekilde hayatının atlanmaya çalışılan önemli bir ayrıntısını anlatıyor konuklara. Ardından Clara’yı tanıyoruz. Eşi, Clara’nın kanseri yendiğini bildiriyor konuklara. Yönetmenin kamerası Clara’ya yönelerek filmin bu karakter üzerinden akacağının işaretini veriyor. Ve filmin başında teyzede gördüğümüz net tutum, Clara’ya sirayet eden en belirgin özelliği, aynı zamanda filmin dilini oluşturuyor. Yönetmen her ne kadar söylemek istediğini dolaylı yoldan anlatsa da, duruşu hiçbir muğlaklığa yer vermiyor.

İkinci bölümde Clara’nın 60’lı yaşlarını sürdüğü yıllara konuk oluyoruz. Hali vakti yerinde, hâlâ güzel bir kadın. Eşini kaybetmiş, çocukları artık yetişkin bireyler olmuşlar. Müzik eleştirmenliği yapan Clara, çocuklarından çaldığı zamanlarda kitaplar yazan bir entelektüel. Onun kendinden emin tutumu, çocuklarıyla ve çevresiyle ilişkilerinde de görülüyor.

YAPAY SAYGININ ARDINDAKİ SAVAŞ

Çocuklarını büyüttüğü ve eşiyle geçirdiği yılların ardından kentsel dönüşüm için satın alınan apartmanın geride kalan tek sakini Clara. Apartmanın diğer sakinleri ruhlarını sermayeye çoktan teslim etmişler. Oysa Clara, aile şirketinde proje geliştirme uzmanı olarak çalışmaya başlayan, Amerika’da eğitim görmüş, elerini sıvazlayarak, salyalarını akıtarak yeni rantın peşine düşen genç yatırımcıya prim vermiyor. Adam, Clara’ya karşı gösterdiği yapay saygının ardında gizli bir savaş yürütürken, her defasında karşısında kendinden emin ve haddini bildiren bir kadın buluyor.

İkinci bölüm aynı zamanda orta yaşlarını sürmekte olan bu kadını daha yakından gözlemleme şansı veriyor bize. Aşk hayatı, topluma bakışı, varlıklı bir kadın olmasına rağmen 19 yıldır ona yardım eden yardımcısı kadınla ilişkileri, yeğeniyle kurduğu yakın dostluk, plaklarla dolu evi ve duygusal olarak çöküş yaşadığı noktalarda bile serinkanlı duruşunu koruması akıllarda iz bırakıyor.

Son bölümde, kentsel dönüşümün bir ur gibi toplumu sarmasına karşılık, kanseri yenen Clara’nın bu uru da evinden, hayatından söküp attığını görüyoruz.

Filho, anlatmak istediğini dolaylı yoldan ve ancak net biçimde anlatıyor. Yönetmenin bu yaklaşımını ilgi çekici bulduğumu söylemeliyim.

Filmin Künyesi

Aquarius

Yönetmen-Senaryo: Kleber Mendonça Filho

Oyuncular: Sonia Braga, Maeve Jinkings,Irandhir Santos, Humberto Carrão, Zoraide Coleto

Yapım Yılı: 2016

Süre: 2 s. 22 dk.