Burak Göral: 'Özlenecek ne çok şey var bugünün Türkiyesi'nde'

Özkan Özgür ile 23 Soru'nun konuğu film eleştirmeni ve senarist Burak Göral...

Google Haberlere Abone ol

1. Sizin için kullanılan hitap biçimlerinden hangisi daha çok hoşunuza gidiyor?

Çeşitli yerlerde senaryo eğitimi verdiğim için 'hocam' diyorlar. 20 seneden fazladır sinema yazdığım için 'üstat' diyenler de var. Hoşuma gitmiyor, desem yalan olur. Ben de bu hitapları haketmeye çalışıyorum...

2. Sizden daha zeki olduğunu düşündüğünüz arkadaşlarınız var mı?

Var tabii ki, sinema sektörü zeki ve yaratıcı insanlarla dolu. Ama fırsatçı olanlar daha ön planda oluyorlar her zaman maalesef... Sistemin akıllı ve daha yaratıcı insanları öne çıkmasını zorlaştıran bir yapısı var. Bunun baştan aşağı değişmesi gerektiğine inanıyorum.

3. Arada sırada saçma şeylerle uğraşmak zorunda olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Bazen bütün hayatım saçma şeyler yapmaktan ibaretmiş gibi geliyor. Türkiye’nin giderek güdükleşen kültür-sanat ortamında ‘ben napıyorum böyle ya?’ diye durup düşündüğüm zamanların sayısı giderek artıyor sanki... Ama sinemadan, okumaktan ve yazmaktan uzak durmam mümkün değil yine de...

4. ‘Tüm yaşadığım sıkıntılara değdi bu!’ dediğiniz olaylar yaşadınız mı?

İktisat okumuş olmama rağmen iktisatla ilgili bir iş yapmayacağım çok belliydi. Ama yine de pişmanlık duymuyorum bu bölümü okumakla. İktisat okumamın düşünce sistemimi çok geliştirdiğine inanıyorum. Zorlanmadım değil açıkçası ama mezun olunca iktisatla ilgili hiç çalışmamama rağmen düşünce dünyama katkıları çok olmuştur.

5. Bir evcil hayvanın insanı mısınız? Geçmişte böyle bir deneyiminiz oldu mu, ileride bir gün düşünür müsünüz?

İçimde çok ukde kalan bir şeydir evcil bir hayvanımın olması. Ancak bir türlü böyle bir deneyimim olamadı. Oğlum da çok istiyor ama kedi tüyüne alerjimiz var evde. Köpek bakımı da apartman dairesinde çok zor oluyor. Belki eşimle birlikte titiz başak burçlu insanlardan olmasaydık gerçekleşirdi bu hayalim...

6. Çocukluğunuzdan kalan ve ilk fırsatta tatmak istediğiniz özel tat var mı?

Kardeşimle lunaparka gitmek, bazen sinemaya gidip iki kardeş film izlemek... Her şeyin tadı daha başkaydı, daha iyiydi sanki. Yediğimiz sebzelerin içtiğimiz kolanın bile tadı başkaydı. Özlediğimiz birçok şeyi artık yeniden yakalayabilmemiz mümkün değil. Mesela İstiklal caddesinin bugünkü hali içimi çok acıtıyor tam festival zamanı. Eskiden eve dönmek istemezdik oradan...

7. Sanatın ya da sanatınızın neresindesiniz?

Bence yaş ve kafa olarak en olgun zamanımdayım. Film eleştirmenliğim Sözcü gazetesinde sürüyor. Her hafta vizyon filmlerini değerlendiriyorum. Senaryo danışmanlığı yapıyorum ve senaryo dersleri veriyorum. Kendi senaryolarım var. Şimdiye kadar sadece üçü çekilmiş olarak çıktı seyirci karşısına ama aslında 7 tane senaryo yazdım. Çekilmeyi bekleyenler ve hâlâ üzerinde çalıştıklarım var. Dördüncü kitabım çıkmak üzere, beşincisine hazırlanıyorum. Sorun, daha çok şey yapabileceğime inanmama rağmen yetiştiremiyor olmam. Bir de insanı çok oyalayan, dikkatini dağıtan bazen de umutsuzluğa sevk eden olayların ve gelişmelerin çok yaşandığı bir ülkede olmamızda. Bu da her şeyde olduğu gibi kültür-sanat üretimine de yansıyor.

8. Ezberinizde şiir var mı? Hangi şairin hangi şiiri?

Çok şiir sevmeme rağmen maalesef aklında şiir tutabilen, dost meclislerinde şiir okuyabilen bir adam olamadım hiç. Halbuki ne çok isterdim.... Turgut Uyar, Edip Cansever, Can Yücel, Nazım Hikmet, Özdemir Asaf, Ahmet Erhan ve Birhan Keskin’i severim. Ama ezberim zayıftır.

9. Okuduktan sonra çok etkilendiğinizi düşündüğünüz bir kitap var mı?

Birden fazladır elbette. Yusuf Atılgan’ın “Aylak Adam”ına sık sık dönerim. Boris Vian’ın “Günlerin Köpüğü”, Orhan Pamuk’un “Kara Kitap”ı, Turgenyev’in “Babalar ve Oğulları”ı, Sabahattin Ali’nin “İçimizdeki Şeytan”ı, J.D. Salinger’ın “Gönülçelen”i, Ian McEwan’ın “Yabancı Kucak”ı... Daha uzun uzun liste çıkarabilirim.

10. En son ne zaman tiyatroya gittiniz?

Sık sık gidiyorum. En son “Hedwig ve Angry Inch”e gittim. Bu glam rock müzikalinin bizde çok başarılı yorumlanabileceğine pek ihtimal vermiyordum. Ama o kadar güzel türkçeleştirilmiş ve o kadar güzel yorumlanmış ki bayıldım. Başrol oyuncusu Yılmaz Sütçü’nün performansına hayran kaldım. Diğer oyuncusu Ayşe Günyüz’ün şarkı performansları da olağanüstüydü. Gerçekten de inanılmaz yeteneklerimiz, oyuncularımız var ve ne kadarının kıymetini biliyoruz tartışılır doğrusu...

11. Belleğinizde yer eden ve tavsiye edeceğiniz bir film var mı?

Ömrüm boyunca kaçtığım sorulardan biridir bu! Mesleğim sorulduğunda ikinci soru hep bu olmuştur. Belleğimde yer eden yüzlerce film var. Çünkü ben sinemaya aşığım. Öyle hemen bir iki film söylemek kolay değil benim için. Benim en sevdiğim film hanemde en az yüz tane film vardır... Ama şöyle biraz ortaya karışık 4-5 film sayayım yine de: David Lean’in “Kısa Tesadüfler”i (Brief Encounter), Metin Erksan’ın “Sevmek Zamanı”, Antonioni’nin “Gece”si, Michael Mann’in “Heat”i, Alfred Hitchcock’un “Vertigo”, Zeki Ökten’in “Sürü”sü, Yavuz Turgul’un “Muhsin Bey”i, Brian De Palma’nın “Scarface”i... Hayatım film izlemek üzerine kurulu olduğu için zengin bir listem vardır.

12. Size göre ‘yabancı’ kimdir?

Benim sıkça peşine düştüğüm bir kavramdır... Bulunduğun yere ya da yazdığın metne yabancılaşmak da gerekir. Bazen ‘yabancı’ olmak iyidir. İnsana dışarıdan bakma ve kendini ya da yaptığın bir şeyi farklı bir gözle değerlendirme imkanı verir. Ama etrafında olan bitene yabancı olandan da uzak durmak lazım.

13. En son ne zaman haksızlığa uğradığınızı düşündünüz?

Okul yıllarımda çok sık haksızlığa uğradığımı düşünürdüm. Büyüdükçe o kadar takılmamayı öğretiyor sana hayat bir şekilde. Eğer çok sık böyle düşünürsen kendini ya zavallı hissetmeye başlarsın ya da hak etmediğin kadar büyük bir otorite....

14. Hak etmediğini düşündüğünüz birilerine saygı göstermek zorunda kaldığınız oldu mu?

Olmuştur herhalde. Ama çok mesele haline getirebileceğim bu türden bir karşılaşma olmadı hiç neyse ki...

15. Günlük hayatta görünce nefret ettiğiniz hareket nedir?

Riyakarlık, vicdansızlık ve hoyratlık. Bu hareketlerin dünyada giderek daha da çoğaldığını düşünmekteyim bir yandan da üzülerek.

16. Sizi umutlandıran bir duruma örnek verir misiniz?

Berbat geçen bir günün sonunda oğlumla yaptığım kısa bir sohbet bile yetiyor umutlanmam için bazen. Onunla film ya da Seinfeld izlemek iyi geliyor bana. Ya da bir üniversiteye konuk olmuşsam ve genç öğrencilerle keyifli bir hayat ve sinema sohbeti yapmışsam yine içimdeki umut ibresi zirveyi zorlar.

17. Hayallerinizin peşinden koştunuz mu? Hayal kurmaya devam ediyor musunuz?

Hayallerimin peşinden koştuğum için bu yaptığım işi yapıyorum. Eleştirmenlik ve senaryo yazarlığı, insanlara hikayelerle ulaşma hayalimin parçalarıydı. Okunmak, tanımadığım insanlara yazdıklarımla ya da anlattıklarımla ulaşmak. Şu an hayalimin içindeyim. Ama daha büyük hayaller kurmaktan hiçbir zaman vazgeçmedim. Kafamın içinde öyle güzel bir dünya var ki aslında, onu daha fazla açarak paylaşmak istiyorum zamanım yettiğince...

18. Rekabetçi olduğunuzu düşünüyor musunuz?

Kıskançlık duygumun aşırı olduğunu düşünmüyorum, her insanda olması gereken normal seviyesindedir herhalde. Çünkü bir şekilde herkeste biraz olması gerektiğini düşünüyorum. Egosantrik bir insan da değilimdir. İsteyen herkes benimle çok rahat iletişim kurar. Rekabetim en çok kendimle ve zamanla. Çok senaryo yazmak, daha çok film izlemek ve daha çok okumak istiyorum çünkü.

19. Özür dilemeyi ve teşekkür etmeyi ihmal ettiğiniz olur mu?

İhmal etmemeye çalışırım. Zaten ‘nezaket’in iyice azaldığını ve azaltıldığını düşündüğüm bir zamanda yaşadığımız için kendim de gerektiğinde bu tavırlardan uzak durmamaya, atlamamaya çalışırım.

20. Neyi ya da kimi özlüyorsunuz?

Eski İstanbul sinemalarını özlüyorum mesela. Çocukluğumun geçtiği Aksaray Yıldız ve Kristal sinemalarını, Fındıkzade Nilgün sinemasını, Harbiye’deki Konak sinemasını... Bu sinema salonlarında annem-babamla gittiğimiz filmleri “Star Wars”, “Indiana Jones”, “Blues Brothers”, “Grease” ve “E.T.”yi.... Devekuşu Kabare tiyatrolarını, Ferhan Şensoy ve Nejat Uygur oyunlarını... İstiklal Caddesinde, Emek sinemasında geçen İstanbul Film Festivali günlerini...

“Yeditepe İstanbul” gibi TV dizilerini, soğuk kış günlerinde eve kapanıp, sobada kestane pişirip video kaset kiraladığımız günleri... Zeki Müren’i, Barış Manço’yu, Sadri Alışık’ı, Adile Naşit’i... Özlenecek ne çok şey var artık bugünün Türkiye’sinde... Neyse ki ucundan yakalamışız bazı şeyleri...

21. Stres atmak ya da kafanızı dağıtmak için ne yaparsınız?

Film ya da yabancı dizi izlerim. Son zamanlarda Netflix, BluTv gibi online platformlara fena sardım. Müzik dinlerim, çok kitap okurum ve ailemle vakit geçirmeyi severim.

22. Şu ana kadar geçen hayatınızı özetleyen kelime hangisidir?

Sinema.

23. Allah gecinden versin, hak vaki olursa, geride kalanların sizi nasıl anacağını düşünüyorsunuz?

İz bırakan biri olmak isterim. ‘Güzel yazıları vardı’ desinler mesela. Ardımda okunabilecek kitaplar, yazılar ya da iyi çekilmiş bir film bırakmak isterim.